Çok trajik, ancak başında bulunduğu devrim oğullarının aleyhine çalışacak.Трагічно, Революція обернулась проти його власних синів.
Çok trajik bir figür olmasına rağmen kendisi hafızamızın bizi biz yaptığı gerçeğine açılan bir pencere.Bil je izredno tragičen primer, a dal mi je vpogled, v kolikšni meri nas naš spomin naredi to, kar smo.
Çok trajik bir figür olmasına rağmen kendisi hafızamızın bizi biz yaptığı gerçeğine açılan bir pencere.Jego historia jest niewiarogodnie tragiczna, ale pokazuje, jak bardzo nasze wspomnienia tworzą nas samych.
Çok trajik bir figür olmasına rağmen kendisi hafızamızın bizi biz yaptığı gerçeğine açılan bir pencere.믿기 힘들 정도로 안타까운 사람이지만 이분을 통해서 우린 우리가 누구인지를 알게 해 주는 기억력의 범위를 들여다 볼 수 있습니다.
Çok trajik bir figür olmasına rağmen kendisi hafızamızın bizi biz yaptığı gerçeğine açılan bir pencere.Obwohl es so tragisch war, bot er Einblicke darin, wie viel unser Gedächtnis uns zu dem macht, wer wir sind.
Çok trajik bir figür olmasına rağmen kendisi hafızamızın bizi biz yaptığı gerçeğine açılan bir pencere.והוא היה דמות מאד טרגית אבל הוא גם איפשר לנו לראות באיזו מידה הזכרונות שלנו עושים אותנו למי שאנחנו.
Çok trajik bir figür olmasına rağmen kendisi hafızamızın bizi biz yaptığı gerçeğine açılan bir pencere.وكان شخص مأساوي بشكل لا يصدق ولكنه كان كنافذة إلى المدى الذي تقوم فيه ذاكرتنا بتكوين الأشخاص الذين نحن عليهم
Çok trajik bir figür olmasına rağmen kendisi hafızamızın bizi biz yaptığı gerçeğine açılan bir pencere.どの程度 記憶が 我々を形作っているかを知る 手がかりとなる存在です その対極にいるのが この人
Çok trajik bir yaşama rağman insan, arada sırada ve tek tük varolan anlarda da nutludur.A pesar de una vida trágica, uno es feliz en momentos que son muy escasos y distantes.
Çok trajik bir yaşama rağman insan, arada sırada ve tek tük varolan anlarda da nutludur.아주 비극적인 삶이라도, 사람은 순간순간마다 행복합니다.
Çok trajik bir yaşama rağman insan, arada sırada ve tek tük varolan anlarda da nutludur.Mặc dù cuộc sống tràn đầy bi kịch, con người vẫn hạnh phúc vào những lúc hiếm có như vậy.
Çok trajik bir yaşama rağman insan, arada sırada ve tek tük varolan anlarda da nutludur.Még egy oly tragikus élet során is lehet az ember pillanatokra boldog, ami igen ritkán adatik meg.
Çok trajik bir yaşama rağman insan, arada sırada ve tek tük varolan anlarda da nutludur.Meskipun kehidupan sangat tragis, ada yang sedikit dan jarang sekali bahagia.
Çok trajik bir yaşama rağman insan, arada sırada ve tek tük varolan anlarda da nutludur.Napriek veľmi tragickému životu je človek šťastný vo veľmi zriedkavých chvíľach.
Çok trajik bir yaşama rağman insan, arada sırada ve tek tük varolan anlarda da nutludur.Navzdory velmi utrápenému životu, člověk je šťastný ve chvílích, kterých je pomálu.
Çok trajik bir yaşama rağman insan, arada sırada ve tek tük varolan anlarda da nutludur.Ondanks een tragisch leven kan iemand zich op bepaalde momenten toch gelukkig voelen.
Çok trajik bir yaşama rağman insan, arada sırada ve tek tük varolan anlarda da nutludur.Pomimo bardzo tragicznego życia, można być szczęśliwym w tych rzadkich i odległych od siebie momentach.
Çok trajik bir yaşama rağman insan, arada sırada ve tek tük varolan anlarda da nutludur.Trotz eines sehr tragischen Lebens, ist man in vereinzelten Momenten glücklich.
Çok trajik bir yaşama rağman insan, arada sırada ve tek tük varolan anlarda da nutludur.Παρόλη την τραγικότητα της ζωής του, κάποιος είναι ευτυχισμένος σε στιγμές που είναι λίγες και αραιές.
Çok trajik bir yaşama rağman insan, arada sırada ve tek tük varolan anlarda da nutludur.Въпреки един много трагичен живот, човек е щастлив в моменти, които са много малко и на големи промеждутъци.
Çok trajik bir yaşama rağman insan, arada sırada ve tek tük varolan anlarda da nutludur.Назло жизненным печалям, и нечастым моментам счастья.
Çok trajik bir yaşama rağman insan, arada sırada ve tek tük varolan anlarda da nutludur.Незважаючи на життєві перипетії, ми переживаємо ці рідкісні моменти щастя.
Çok trajik bir yaşama rağman insan, arada sırada ve tek tük varolan anlarda da nutludur.למרות חיים טראגיים, אדם שמח ברגעים מעטים עם מרווח רב בינהם.
Çok trajik bir yaşama rağman insan, arada sırada ve tek tük varolan anlarda da nutludur.بالرغم من الحياة التراجيدية, يكون الانسان سعيد للحظات قليلة ومتباعدة.
Çok trajik bir yaşama rağman insan, arada sırada ve tek tük varolan anlarda da nutludur.ほんの希には幸せになることがあります 幸せである人は
Çok trajik zamanlardı.C'était une époque très dramatique.
Çok trajik zamanlardı. Çok zor zamanlar.Boli to veľmi tragické a ťažké časy.
Çok trajik zamanlardı. Çok zor zamanlar. Bu yüzden bir araya gelip bir yazılım yarattık:A fost o perioadă foarte dificilă, aşa că ne-am unit şi am creat un software numit Ushahidi.
Çok trajik zamanlardı. Çok zor zamanlar. Bu yüzden bir araya gelip bir yazılım yarattık:Daarom kwamen we bijeen en ontwikkelden we een stukje software dat we Ushahidi noemden.
Çok trajik zamanlardı. Çok zor zamanlar.Đó là khoảng thời gian bi thảm và cực kì khó khăn.
Çok trajik zamanlardı. Çok zor zamanlar.Es war eine tragische Zeit, eine schwierige Zeit.
Çok trajik zamanlardı. Çok zor zamanlar.Foi um momento muito trágico, um momento muito difícil.
Çok trajik zamanlardı. Çok zor zamanlar.그것은 재앙 이었어요. 매우 힘든 시간이었습니다.
Çok trajik zamanlardı. Çok zor zamanlar.Masa-masa itu merupakan masa tragis dan sulit.
Çok trajik zamanlardı. Çok zor zamanlar.To były trudne czasy.
Çok trajik zamanlardı. Çok zor zamanlar.Бяха много трудни и трагични времена.
Çok trajik zamanlardı. Çok zor zamanlar.זו הייתה תקופה מאוד טראגית. זו הייתה תקופה קשה.
Çok trajik zamanlardı. Çok zor zamanlar.لقد كان وقتا مأساويا جدا. و صعبا للغاية.
Çok trajik zamanlardı. Çok zor zamanlar.それで私たちは集まり ウシャヒディという
Çok trajik zamanlardı.Era un periodo tragico.
Çok trajik zamanlardı.Fue una época trágica.
Çok trajik zamanlardı.Nagyon tragikus időszak volt.
Çok trajik zamanlardı.Ηταν τραγικές στιγμές.
Çok trajik zamanlardı.Це були трагічні часи.
Çok trajik zamanlardı.Это было трагическое время.
Demek istediğim trajik olan tren istasyonundaki ölümüydü, hayatıyla çok fazla uyumluydu, biliyor musunuz?Aunque fue tan trágica su muerte en una estación de trenes, fue muy consistente con su vida, sabes?
Demek istediğim trajik olan tren istasyonundaki ölümüydü, hayatıyla çok fazla uyumluydu, biliyor musunuz?Ich finde, so tragisch sein Tod auf dem Bahnhof auch war, so typisch war er doch gleichzeitig für sein Leben.
Demek istediğim trajik olan tren istasyonundaki ölümüydü, hayatıyla çok fazla uyumluydu, biliyor musunuz?Ik bedoel: zo tragisch als zijn dood op een treinstation was, het paste bij hem, weet je?
Demek istediğim trajik olan tren istasyonundaki ölümüydü, hayatıyla çok fazla uyumluydu, biliyor musunuz?Jakkolwiek tragiczna była jego śmierć na stacji kolejowej, to to bardzo pasowało do jego życia.
Demek istediğim trajik olan tren istasyonundaki ölümüydü, hayatıyla çok fazla uyumluydu, biliyor musunuz?Jeho smrť na stanici bola tragická, ale zhodovala sa s jeho životom.
Demek istediğim trajik olan tren istasyonundaki ölümüydü, hayatıyla çok fazla uyumluydu, biliyor musunuz?기차역에서 일어난 그의 죽음처럼 비극적이라는 거에요 마치 그의 인생의 연속처럼 말이죠, 알죠?
Demek istediğim trajik olan tren istasyonundaki ölümüydü, hayatıyla çok fazla uyumluydu, biliyor musunuz?Penso a questa sua morte tragica in una stazione ferroviaria, una cosa così coerente con la sua vita, sai?
Demek istediğim trajik olan tren istasyonundaki ölümüydü, hayatıyla çok fazla uyumluydu, biliyor musunuz?Úgy értem, bármilyen tragikus, hogy egy állomáson halt meg, ez annyira illik az egész életéhez, tudod?
Demek istediğim trajik olan tren istasyonundaki ölümüydü, hayatıyla çok fazla uyumluydu, biliyor musunuz?אני מתכוון כפי שהמוות שלו בתחנת רכבת היה טראגי, הוא היה כל כך עקבי עם החיים שלו, אתה יודע?
Demek istediğim trajik olan tren istasyonundaki ölümüydü, hayatıyla çok fazla uyumluydu, biliyor musunuz?و بالرغم من الطريقة المأساوية التي توفي بيها في محطة قطار كانت وفاته متناسقة مع نمط حياته.
Demek istediğim trajik olan tren istasyonundaki ölümüydü, hayatıyla çok fazla uyumluydu, biliyor musunuz?まさに彼の人生を物語っているよ 私は飛行機の中や
Erkek kardeşim Henry trajik bir şekilde öldü, biz daha yeni gençliğe adım atmışken.제 형 헨리는 우리 형제가 10대 때, 비참하게 죽었습니다.
Erkek kardeşim Henry trajik bir şekilde öldü, biz daha yeni gençliğe adım atmışken.A fivérem, Henry, tragikus módom elhunyt, amikor tizenévesek voltunk.
Erkek kardeşim Henry trajik bir şekilde öldü, biz daha yeni gençliğe adım atmışken.Anh/em trai tôi, Henry, chết khi chúng tôi mới chỉ mười mấy tuổi.
Erkek kardeşim Henry trajik bir şekilde öldü, biz daha yeni gençliğe adım atmışken.Fratele meu, Henry, a murit tragic când eram adolescenţi.