Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.Cháu làm cách dại_dột vậy , không để cho cậu hôn con_trai và con_gái cậu .
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.Du förunnade mig icke ens att kyssa mina barnbarn och mina döttrar. Du har handlat dåraktigt.
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.Du lod mig ikke kysse mine Sønner og Døtre - sandelig, det var dårligt gjort af dig!
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.Du lot mig ikke engang få kysse mine sønner og døtre; det var uforstandig gjort av dig.
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.E non mi hai permesso di baciare i miei figli e le mie figlie! Certo hai agito in modo insensato
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.És nem engedted meg, hogy megcsókoljam fiaimat és leányaimat. Ez egyszer bolondul cselekedtél.
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.etkä suonut minun suudella lasteni lapsia ja tyttäriäni. Tyhmästi sinä olet menetellyt.
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.I nie dopuściłeś mi, abym pocałował syny moje, i córki moje? Zaiste głupieś sobie począł.
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.In nisi mi dovolil, da poljubim sine svoje in hčere svoje? Zdaj si ravnal nespametno.
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.나로 내 손자들과 딸들에게 입맞추지 못하게 하였느냐 네 소위가 실로 어리석도다
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.Ni siquiera me has dado la oportunidad de besar a mis hijos y a mis hijas. Ahora pues, has actuado locamente
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.Nu mi-ai îngăduit nici măcar să-mi sărut nepoţii şi fetele! Ca un nebun ai lucrat.
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.Por que não me permitiste beijar meus filhos e minhas filhas? Ora, assim procedeste nesciamente.
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.Tu ne m`as pas permis d`embrasser mes fils et mes filles! C`est en insensé que tu as agi.
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.Und hast mich nicht lassen meine Kinder und Töchter küssen? Nun, du hast töricht getan.
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.και δεν με ηξιωσας μηδε να φιλησω τους υιους μου, και τας θυγατερας μου; τωρα αφρονως επραξας τουτο
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.нито ме остави да целуна синовете и дъщерите си? Ти си сторил това без да мислиш.
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.ты не позволил мне даже поцеловать внуков моих и дочерей моих; безрассудно ты сделал.
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.ולא נטשתני לנשק לבני ולבנתי עתה הסכלת עשו׃
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.ولم تدعني اقبّل بني وبناتي. الآن بغباوة فعلت.
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.又 不 容 我 與 外 孫 和 女 兒 親 嘴 . 你 所 行 的 真 是 愚 昧
Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.又 不 容 我 與外孫 和 女兒親 嘴 . 你 所 行 的 真是 愚昧
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.Bol to šibalský vdovec, ktorého žena a deti boli mŕtve a ktorého vnúčatá žili ďaleko.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.Był psotnym wdowcem, któremu umarła żona i dzieci i którego wnuki mieszkały daleko.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.C'était un veuf espiègle dont la femme et les enfants étaient morts et dont les petits-enfants vivaient loin.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.Egy csintalan özvegyember volt, akinek a felesége és gyerekei meghaltak, unokái pedig messze éltek.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.Era um viúvo brincalhão cuja mulher e filhos tinham morrido e cujos bisnetos viviam bastante longe.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.Era un văduv ghiduş, soţia şi copiii fiind decedaţi, iar nepoţii trăind departe.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.Era un vedovo dall'aria birichina la cui moglie e figli erano morti e i cui nipoti vivevano lontano.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.Era un viudo de carácter vivaz, cuya esposa e hijos habían muerto y cuyos nietos vivían muy lejos.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.Er war ein koboldartiger Witwer, dessen Frau und Kinder tot waren und dessen Enkelkinder weit entfernt lebten.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.그는 장난스러운 홀아비로, 그의 아내와 자식들은 이미 세상을 떠났으며, 그의 손자들은 먼 곳에서 생활하고 있었습다.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.Ông là một người tinh quái với vợ và các con đều đã chết còn cháu chắt thì sống ở xa.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.Он был жизнелюбивым человеком, пережившим жену и детей, а его внуки жили далеко от него.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.Той беше дяволит вдовец, чийто жена и деца бяха загинали и чийто внуци живееха далеч.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.הוא היה אלמן שובבי שאשתו וילדיו מתו ושנכדיו חיו במרחק רב.
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.كان أرمل شيطاني زوجته وابناؤه متوفيين أحفاده يعيشون بعيدا عنه
Torunları uzakta yaşayan, karısı ve çocukları ölmüş, muzip bir duldu.いたずらっ気のある男やもめでした マハトマ・ガンジーから ふんどしを引いて
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.A véneknek ékessége az unokák, és a fiaknak ékessége az atyák.
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.Copiii copiilor sînt cununa bătrînilor, şi părinţii sînt slava copiilor lor. -
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.Coroa dos velhos são os filhos dos filhos; e a glória dos filhos são seus pais.
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.Corona dei vecchi sono i figli dei figli, onore dei figli i loro padri
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.Corona de los ancianos son los hijos de los hijos, y la gloria de los hijos son sus padres
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.De gamlas krona äro barnbarn, och barnens ära äro deras fäder.
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.De gamles krone er barnebarn, og barns pryd er deres fedre.
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.De gamles Krone er Børnebørn, Sønners Stolthed er Fædre.
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.Der Alten Krone sind Kindeskinder, und der Kinder Ehre sind ihre Väter.
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.Het sieraad van oude mensen zijn hun kinderen en het sieraad van de kinderen zijn hun ouders.
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.Kebanggaan orang yang sudah tua adalah anak cucunya; kebanggaan anak-anak adalah orang tuanya
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.손자는 노인의 면류관이요 아비는 자식의 영화니라
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.Korona starców są synowie synów ich, a ozdoba synów są ojcowie ich.
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.Koruna starců jsou vnukové, a ozdoba synů otcové jejich.
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.Korunou starcov sú synovia synov, a ozdobou synov sú ich otcovia.
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.Les enfants des enfants sont la couronne des vieillards, Et les pères sont la gloire de leurs enfants.
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.Mão triều thiên của ông già, ấy là con cháu; Còn vinh hiển của con cái, ấy là ông cha.
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.Mão triều thiên của ông_già , ấy_là con_cháu ; Còn vinh_hiển của con_cái , ấy_là ông_cha .
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.Starčkom venec so otrok otroci in ponos sinom njih očetje.
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.Vanhusten kruunu ovat lastenlapset, ja isät ovat lasten kunnia.
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.Τεκνα τεκνων ειναι ο στεφανος των γεροντων και η δοξα των τεκνων οι πατερες αυτων.
Torunlar yaşlıların tacıdır, Çocukların övüncü anne babalarıdır.Венец стариков – сыновья сыновей, и слава детей – родители их.