torun ile cümle
torun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu Yuan Hanedan'ının haritası. Cengiz Han'ın torunu Kubla Han tarafından yönetilen.Това е карта на династията Юан, водена от Кублай Хан, внукът на Чингис Хан.
Bu Yuan Hanedan'ının haritası. Cengiz Han'ın torunu Kubla Han tarafından yönetilen.Это - карта Юаньськой династии, возглавляемая Кубла-Ханом, внуком Чингиз-Хана.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Amikor a nagymamámra gondoltam, persze, hogy neki minden unokája különleges.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Când mă gândesc la bunica mea, desigur că ea credea că toţi nepoţii ei erau deosebiţi.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Když jsem přemýšlel o babičce, určitě věřila, že má výjimečná vnoučata.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Kiedy myślę o swojej babci, oczywiście uważała, że wszystkie jej wnuki są wyjątkowe.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.제 할머니는 물론 그녀의 모든 손자손녀들이 특별하다고 생각하시죠.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Mỗi khi nghĩ về bà ngoại tất nhiên tôi biết bà cho rằng tất cả những đứa cháu đều đặc biệt.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.När jag tänker på mormor står det klart att hon naturligtvis ansåg att alla hennes barnbarn var speciella.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Natürlich würde meine Großmutter all ihren Enkeln sagen, sie seien etwas Besonderes.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Natuurlijk vond mijn grootmoeder dat al haar kleinkinderen bijzonder waren.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Pienso que mi abuela naturalmente creía que todos sus nietos eran especiales.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Quand j'ai pensé à ma grand-mère, bien sûr, elle pensait que ses petits-enfants étaient tous spéciaux.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Quando penso na minha avó, ela achava que todos os netos eram especiais.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Ripensando a mia nonna, è ovvio che pensasse che tutti i suoi nipoti fossero speciali.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Όταν σκέφτηκα τη γιαγιά μου, φυσικά πίστευε ότι όλα της τα εγγόνια ήταν ξεχωριστά.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Когато си мисля за баба ми, разбира се тя би смятала всичките си внуци за специални.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.Подумав, я понял, конечно, бабушка считала всех своих внуков особенными.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.כשחשבתי על סבתא שלי, כמובן שהיא חושבת שכל הנכדים שלה מיוחדים.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.عندما فكرت بجدتي ، بالطبع كانت تعتقد بأن جميع أحفادها مميزون.
Büyükannemi düşündüğümde, ona göre tabii ki bütün torunları özeldi.孫全員を特別と考えるでしょう 祖父は 禁酒法時代には 刑務所にいました
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.Darum muß ich noch immer mit euch und mit euren Kindeskindern hadern, spricht der HERR.
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.De aceea, Mă voi mai certa cu voi, zice Domnul, şi Mă voi certa cu copiii copiilor voştri.
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.Derfor vil jeg fremdeles gå i rette med eder, sier Herren; ja, med eders barnebarn vil jeg gå i rette.
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.Ðức Giê-hô-va phán: Vì cớ đó ta sẽ còn tranh cạnh cùng các ngươi, cho đến con cháu của con cháu các ngươi nữa.
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.ért még perbe szállok veletek, mondja az Úr, és perelni fogok a ti fiaitok fiaival [is!]
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.그러므로 내가 여전히 너희와 다투고 너희 후손과도 다투리라 여호와의 말이니라
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.Per questo intenterò ancora un processo contro di voi, - oracolo del Signore - e farò causa ai vostri nipoti
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.Portanto ainda contenderei convosco, diz o Senhor; e até com os filhos de vossos filhos contenderei.
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.Por tanto, dice Jehovah, aún contenderé contra vosotros; contra los hijos de vuestros hijos contenderé
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.Preto sa ešte budem pravotiť s vami, hovorí Hospodin, i so synmi vašich synov sa budem pravotiť.
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.Pročež vždy nesnáz mám s vámi, praví Hospodin, i s syny synů vašich nesnáz míti musím.
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.Przeczże się wżdy wadzę z wami, mówi Pan, a z synami synów waszych śpierać się muszę?
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.TUHAN berkata, "Sekarang umat-Ku Kuperkarakan lagi, dan keturunannya Kuadili
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.Zato se bom še pravdal z vami, govori GOSPOD; še z otroki vaših otrok se bom pravdal.
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.Δια τουτο ετι θελω κριθη με εσας, λεγει Κυριος, και με τους υιους των υιων σας θελω κριθη.
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.Затова, Аз още ще се съдя с вас, казва Господ, И с внуците ви ще се съдя.
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.Поэтому Я еще буду судиться с вами, говорит Господь, и с сыновьями сыновей ваших буду судиться.
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.לכן עד אריב אתכם נאם יהוה ואת בני בניכם אריב׃
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.لذلك اخاصمكم بعد يقول الرب وبني بنيكم اخاصم.
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.耶 和 華 說 、 我 因 此 必 與 你 們 爭 辯 、 也 必 與 你 們 的 子 孫 爭 辯
‹‹Bu yüzden sizden yine davacı olacağım›› diyor RAB, ‹‹Torunlarınızdan da davacı olacağım.耶和華 說 、 我 因此 必與 你 們爭辯 、 也 必與 你 們 的 子孫爭辯
Cengiz Han'ın torunu Kubla Han tarafından yönetilen.징기스칸의 손자 쿠블라이칸이 세운 왕조지요.
Cengiz Han'ın torunu Kubla Han tarafından yönetilen.בהנהגתו של קובלא חאן, הנכד של ג'נגיס חאן.
Cengiz Han'ın torunu Kubla Han tarafından yönetilen.التي قادها كوبلا خان , حفيد جينكيز خان .
Cengiz Han'ın torunu Kubla Han tarafından yönetilen.つまり 歴史は必ずしも繰り返すものではなく
Cesur göçebeler ve onların torunları sahil kıyısı boyunca Asya'nın doğu kısmına doğru ilerledi.용감한 이주자들과 그들의 후손들은 해안을 따라서 동쪽에 있는 아시아로 갔고,
Cesur göçebeler ve onların torunları sahil kıyısı boyunca Asya'nın doğu kısmına doğru ilerledi.Nieustraszeni wędrowcy i ich potomkowie podążyli przybrzeżnym szlakiem.
Cesur göçebeler ve onların torunları sahil kıyısı boyunca Asya'nın doğu kısmına doğru ilerledi.הנוודים שנלכדו וצאצאיהם, המשיכו לנוע לאורך החופים מזרחה באסיה.
Cesur göçebeler ve onların torunları sahil kıyısı boyunca Asya'nın doğu kısmına doğru ilerledi.彼らは2、3000年の間に今日のマレーシアへとたどり着きました。
Çünkü torununun büyüdüđüne bile tanýk olamadýnCar tu n'as même pas vu ta petite-fille grandir
Çünkü torununun büyüdüđüne bile tanýk olamadýnProtože ty ani neuvidíš svá vnoučata růst
"Dae Han Grup'un Başkanı Park Dong Jae'nin torunu..." "...Park Hae Young'la ilişkisi olduğu dedikoduları"La rumeur concerne M. Park Hae Young,Npetit-fils du Président Park Jae Dong du Groupe Daehan
Dae Han Grup'un torunu Park Hae Young olarak... ...sesleniyorum.لكنني هنا كحفيد بارك دونغ صاحب مجموعة داي هان
Daha fazla torun yardımcı oldu.Alți nepoți m-au ajutat.
Daha fazla torun yardımcı oldu.Avoir plus de petits-enfants m'a aidé.
Daha fazla torun yardımcı oldu.Các đứa cháu của tôi đã tạo động lực cho tôi làm được điều đó.
Daha fazla torun yardımcı oldu.I nipoti in aumento mi hanno aiutato.
Daha fazla torun yardımcı oldu.더 많아 진 손주녀석들이 저를 도왔습니다.
Daha fazla torun yardımcı oldu.Más nietos me ayudaron.