torun ile cümle
torun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak torunlarımız bu konuda biraz endişelenecekler.Mas os nossos netos poderão ter algumas razões de preocupação.
Ancak torunlarımız bu konuda biraz endişelenecekler.Namun cucu-cucu kami perlu diperhatikan.
Ancak torunlarımız bu konuda biraz endişelenecekler.Nhưng thế hệ sau đó mới là mối quan tâm.
Ancak torunlarımız bu konuda biraz endişelenecekler.Onze kleinkinderen zullen zich waarschijnlijk zorgen maken.
Ancak torunlarımız bu konuda biraz endişelenecekler.Pero nuestros nietos van a estar un poco preocupados.
Ancak torunlarımız bu konuda biraz endişelenecekler.Unsere Enkel jedoch werden wohl davon irgendwie betroffen sein.
Ancak torunlarımız bu konuda biraz endişelenecekler.Αλλά τα εγγόνια μας θα ανησυχούν λιγάκι.
Ancak torunlarımız bu konuda biraz endişelenecekler.А вот наших внуков это может обеспокоить.
Ancak torunlarımız bu konuda biraz endişelenecekler.Але наші внуки можуть дещо занепокоїтись.
Ancak torunlarımız bu konuda biraz endişelenecekler.Но внуците ни, ще бъдат някак загрижени
Ancak torunlarımız bu konuda biraz endişelenecekler.אבל הנכדים שלנו יהיו קצת מודאגים.
Ancak torunlarımız bu konuda biraz endişelenecekler.لكن أحفادنا سيكونوا نوعاً ما قلقين من هذا .
Ancak torunlarımız bu konuda biraz endişelenecekler.それで家族全員のPETスキャンを
Arada bir torunumu görmeye gelirsen, sakıncası olmaz.Hvis det er for at se barnet, - - må du gerne komme.
Arada bir torunumu görmeye gelirsen, sakıncası olmaz.Jak wpadniesz czasem zobaczyć mojego wnuka, będzie w porządku.
Arada bir torunumu görmeye gelirsen, sakıncası olmaz.Jos tulette joskus katsomaan lastenlastani, se kyllä sopii.
Arada bir torunumu görmeye gelirsen, sakıncası olmaz.No me importaría que vinieras de vez en cuando a ver a mi nieto.
Arada bir torunumu görmeye gelirsen, sakıncası olmaz.Om du kommer hit för att titta på barnet- -så går det bra.
Arada bir torunumu görmeye gelirsen, sakıncası olmaz.Se dovessi venire a trovare il mio nipotino, allora va bene.
Arada bir torunumu görmeye gelirsen, sakıncası olmaz.Se viesse de vez em quando para ver o meu neto, não haveria problema.
Arada bir torunumu görmeye gelirsen, sakıncası olmaz.Αν θες να έρχεσαι να βλέπεις και το εγγόνι μου, δεν θα είχα πρόβλημα.
Arada bir torunumu görmeye gelirsen, sakıncası olmaz.Если будешь изредка приходить к моему внуку, тогда можно.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.Abajo, estaba su nieto cultivando el campo de tabaco con una mula.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.Az unokája lent egy öszvérrel szántotta a dohányültetvényt.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.En bas, il y avait son petit fils labourant le champs de tabac avec sa mule.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.Giù, c'era suo nipote che coltivava il campo di tabacco con un mulo.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.Haar kleinzoon ploegde het tabaksveld met een muilezel.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.저 아래쪽엔, 할머니의 손자가 노새를 끌고 담배 밭을 경작하고 있었죠.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.Mai jos, nepotul ei ara câmpul de tutun cu un măgar.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.Phía dưới, người cháu trai đang cày đồng thuốc lá với con lừa.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.Tam w dole, jej wnuk orał mułem pole tytoniu.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.Unten pflügte ihr Enkel die Tabakplantage mit einem Esel.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.Вон внизу её внук, вспахивающий табачное поле на осле.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.Долу беше внукът й, ореше тютюневите полета с едно муле.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.מתחת, היה הנכד שלה, חורש את שדות הטבק עם פרד.
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.وكان أمامنا حفيدها يحرث حقل من التبغ بواسطة بغل
Aşağıda torunu tütün tarlasını bir katırla sürüyor olurdu.便所小屋も見えた
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.Ho messo a posto le cose con sua nipote da solo.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.Ich habe die Sache mit ihrer Enkelin bereits geklärt.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.Ik heb het allemaal met uw kleindochter geregeld.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.JAg har ordnat angelägenheten med ert barnbarn själv.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.J'ai réglé cette histoire avec votre petite-fille moi-même.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.Sam załatwiłem sprawę z pańską wnuczką.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.Κανόνισα το θέμα με την εγγονή σας μόνος μου.
Aslına bakarsanız torununuzla aramızdaki meseleyi hallettim.С вашей внучкой я все решил сам.
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.der hatte vierzig Söhne und dreißig Enkel, die auf siebzig Eselsfüllen ritten; er richtete Israel acht Jahre
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.Ebbe quaranta figli e trenta nipoti, i quali cavalcavano settanta asinelli. Fu giudice d'Israele per otto anni
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.Él tenía cuarenta hijos y treinta nietos que montaban setenta asnos. Juzgó a Israel durante ocho años
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.Han hadde firti sønner og tretti sønnesønner, som red på sytti asenfoler; han dømte Israel i åtte år.
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.그에게 아들 사십과 손자 삼십이 있어서 어린 나귀 칠십 필을 탔었더라 압돈이 이스라엘의 사사가 된지 팔 년이라
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.Ten měl čtyřidceti synů a třidceti vnuků, kteříž jezdili na sedmdesáti mezcích; i soudil Izraele osm let.
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.Tinha este quarenta filhos e trinta netos, que cavalgavam sobre setenta jumentos. E julgou a Israel oito anos.
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.Той имаше четиридесет сина и тридесет внуци, които яздеха на седемдесет ослета; и съди Израиля осем години.
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.ויהי לו ארבעים בנים ושלשים בני בנים רכבים על שבעים עירם וישפט את ישראל שמנה שנים׃
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.وكان له اربعون ابنا وثلاثون حفيدا يركبون على سبعين جحشا قضى لاسرائيل ثماني سنين.
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.他 有 四 十 個 兒 子 、 三 十 個 孫 子 、 騎 著 七 十 匹 驢 駒 . 押 頓 作 以 色 列 的 士 師 八 年
Avdonun kırk oğlu, otuz torunu ve bunların bindiği yetmiş eşeği vardı. İsraili sekiz yıl yönetti.他 有 四十 個 兒子 、 三十 個 孫子 、 騎著 七十 匹 驢駒 . 押頓 作 以色列 的 士師 八年
Babamın çalışma masasında aynından var ve sürekli değişen bir şekilde torunlarını her gün görebiliyor.Ayah saya punya ini di mejanya, dan dia melihat cucunya setiap hari, berganti secara teratur.
Babamın çalışma masasında aynından var ve sürekli değişen bir şekilde torunlarını her gün görebiliyor.Az apámnak van egy ilyen az asztalán, és minden nap látja az unokáit, folyamatosan váltakozva.
Babamın çalışma masasında aynından var ve sürekli değişen bir şekilde torunlarını her gün görebiliyor.Cha tôi có nó trên bàn và ông thấy được cháu nội ông hằng ngày, luôn luôn lớn lên