toprağı ile cümle
toprağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ekmek topraktan çıkar, Toprağın altı ise yanmış, altüst olmuştur.Περι δε της γης, εξ αυτης εξερχεται ο αρτος και υποκατωθεν αυτης ανασκαπτεται ως υπο πυρος
Ekmek topraktan çıkar, Toprağın altı ise yanmış, altüst olmuştur.Земля, на которой вырастает хлеб, внутри изрыта как бы огнем.
Ekmek topraktan çıkar, Toprağın altı ise yanmış, altüst olmuştur.Колкото за земята, от нея произлиза хлябът? И под нея се разравя като че ли с огън.
Ekmek topraktan çıkar, Toprağın altı ise yanmış, altüst olmuştur.ארץ ממנה יצא לחם ותחתיה נהפך כמו אש׃
Ekmek topraktan çıkar, Toprağın altı ise yanmış, altüst olmuştur.ارض يخرج منها الخبز اسفلها ينقلب كما بالنار.
Ekmek topraktan çıkar, Toprağın altı ise yanmış, altüst olmuştur.至 於 地 、 能 出 糧 食 . 地 內 好 像 被 火 翻 起 來
Ekmek topraktan çıkar, Toprağın altı ise yanmış, altüst olmuştur.至於 地 、 能 出 糧食 . 地內 好像 被 火 翻起 來
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Älä siirrä ikivanhaa rajaa äläkä mene orpojen pelloille.
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Chớ dời đi mộc giới cũ , Ðừng vào trong đồng_ruộng của kẻ mồ_côi ;
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Chớ dời đi mộc giới cũ, Ðừng vào trong đồng ruộng của kẻ mồ côi;
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Flyt ej ældgamle Skel, kom ikke på faderløses Mark;
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Flytta icke ett gammalt råmärke, och gör icke intrång på de faderlösas åkrar.
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Flytt ikke det gamle grenseskjell, og kom ikke inn på farløses marker!
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Houd u aan de morele grenzen, die al van oudsher gelden en blijf van de bezittingen van wezen af.
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Jangan sekali-kali memindahkan batas tanah warisan atau mengambil tanah kepunyaan yatim piatu
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.옛 지계석을 옮기지 말며 외로운 자식의 밭을 침범하지 말찌어다
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Não removas os limites antigos; nem entres nos campos dos órfãos,
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Ne déplace pas la borne ancienne, Et n`entre pas dans le champ des orphelins;
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Ne mozdítsd meg a régi határt, és az árváknak mezeibe ne kapj;
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Ne premikaj starega mejnika in ne stopaj na njive sirot!
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Neprenášaj dávnej medze a nevchádzaj na pole sirôt.
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Nepřenášej mezníku starodávního, a na pole sirotků nevcházej.
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Nie przenoś granicy starej, a na rolę sierotek nie wchodź.
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.No cambies de lugar el lindero antiguo, ni entres en los campos de los huérfanos
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Non spostare il confine antico, e non invadere il campo degli orfani
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Nu muta hotarul văduvei, şi nu intra în ogorul orfanilor,
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Verrücke nicht die vorigen Grenzen und gehe nicht auf der Waisen Acker.
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Μη μετακινει ορια αρχαια και μη εισελθης εις τους αγρους των ορφανων
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Не передвигай межи давней и на поля сирот не заходи,
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.Не премествай стари межди, Нито влизай в нивите на сирачетата,
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.אל תסג גבול עולם ובשדי יתומים אל תבא׃
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.لا تنقل التخم القديم ولا تدخل حقول الايتام.
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.不 可 挪 移 古 時 的 地 界 . 也 不 可 侵 入 孤 兒 的 田 地
Eski sınır taşlarının yerini değiştirme, Öksüzlerin toprağına el sürme.不 可 挪移 古 時 的 地界 . 也 不 可 侵入 孤兒 的 田地
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.A cítila, že prichádza, pretože sa jej triasla zem pod nohami.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Cítila, jak přichází, protože se jí třásla země pod nohama.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Czuła jak się zbliża, bo ziemia trzęsła się pod jej nogami.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Ela sentia-o a vir porque a terra tremia sob os seus pés.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Elle le sentait venir aux tremblements de la terre sous ses pieds.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Érezte, amint közelít, érezte, ahogy rázkódik a föld a talpa alatt.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Hon kände jorden skaka under fötterna.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Hun ville føle det komme, fordi jorden ville ryste under hendes fødder.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Il simtea venind, pentru ca i se zgaltaia pamantul sub picioare.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Ja hän tunsi sen tulevan, koska se sai maan keinumaan hänen jalkojensa alla.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.그럴때는 그녀의 발밑에 있는 땅이 울리는것 같았다고 합니다.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Lo sentiva arrivare, poiché faceva tremare la terra sotto i suoi piedi.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Ruth mereasakannya, karena getaran bumi tempat Ruth berpijak.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Sie fühlte, wenn es kam, denn es würde die Erde unter ihren Füßen zum Beben bringen.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Và bà cảm thấy nó đang đến, vì nó sẽ làm rung chuyển mặt đất dưới chân bà.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Y lo sentía venir, porque hacía que la tierra temblara bajo sus pies.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Και το ένιωθε να 'ρχεται, γιατί κουνιόταν η γη κάτ' απ' τα πόδια της.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Вона його відчувала, тому що під її ногами трусилась земля.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.И она чувствовала это приближение, потому что земля тряслась под её ногами.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.Чувствала, че идва, понеже разтърсвал земята под краката й.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.והיא הרגישה שזה מגיע כי זה הרעיד את האדמה מתחת לרגליה.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.وقد شعرت أنه يأتي، لأنه سيهز الأرض تحت أقدامها.
Geldiğini, ayaklarının altındaki toprağın sarsılmasından fark edermiş.なすべきことは ただ一つ
Gıdanın, suyun, toprağın, iklimin hikayeleri aşağı yukarı aynı.A história dos alimentos, água, solo, clima é praticamente igual.
Gıdanın, suyun, toprağın, iklimin hikayeleri aşağı yukarı aynı.Az étellel, a vízzel, a földdel vagy a klímával, szinte ugyanez a helyzet.
Gıdanın, suyun, toprağın, iklimin hikayeleri aşağı yukarı aynı.De situatie voor voedsel, water, bodem en klimaat is min of meer hetzelfde.