Ana içeriğe geç
Sözlük

toplumsal ile cümle

toplumsal kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Toplumsal hareketler, en genel tanımıyla, ortak amaç için bir araya gelen insanların kolektif eylemleridir.Parceria é o trabalho em conjunto que as pessoas fazem para alcançar um objetivo comum.
Devletler mekanı toplumsal kontrol için kullanırlar.Vigilância pode ser utilizada por governos para manter controle social.
İktidar toplumsal alanın bütüne yayılma eğilimi göstermektedir.As relações de poder permeiam toda a sociedade.
Genellikle şarkılarında toplumsal meseleleri işledi.Em vez disso, ele discute a vida cotidiana em suas canções.
Toplumsal bozulmayı anlatmıştır.Denunciou a injustiça social.
Kadınların toplumsal mücadeledeki rolü sık sık vurgulanır.Pouco a pouco vão aparecendo as personagens femininas da luta.
Toplumun radikal bir şekilde dönüştürülmesi arzusu -bu dönüşüm Toplumsal Devrim aracılığı ile olacaktır.Isso exigiria um confronto (final) sob a forma de uma revolução social.
Totalitarizm, toplumsal yaşamın bütün yönlerini içerir.A sociologia, assim, vai debruçar-se sobre todos os aspectos da vida social.
Bu söylemde düşünüldüğünde eğitim kavramı iki genel çatıda tartışılabilir: toplumsal ve kurumsal eğitim.Para isso, o Instituto desenvolve ações em duas frentes de atuação: Educação e Comunicação.
Toplumsal modeli, Emile Durkheim'in teorik temellerini kurduğu "dayanışmacılık" temelinde şekillendi.Na sociologia, ele se opôs ao modelo holístico defendido por Emile Durkheim.
Bu, aynı zamanda toplumsal örgütlemenin temelini oluşturan unsurdu.Também constituía o núcleo da ordem social.
Bu ülke komünist partilerinin kadroları yönetime getirilmiş ve toplumsal bir değişim başlatılmıştır.Certa e seguramente, algumas modificações feitas pelo Congresso Nacional foram feitas pela sociedade.
Repin onların toplumsal değerlerine odaklanmıştı: "Gogol'un onlar hakkında yazdığı her şey doğru!Zelf zei hij daar eens over: "Alles wat Gogol over ze schreef is waar!
İnsan toplumsal bir varlıktır.De mens is een sociaal wezen.
Toplumsal Kanıt – İnsanlar diğer insanların yaptığını gördükleri şeyleri yapar.Sociaal bewijs Men doet datgene waarbij andere hen al voor zijn geweest.
Sonraki yıllarda çeşitli politik ve toplumsal konulara evrildi.De daaropvolgende jaren vindt een sociale en politieke strijd plaats.
Müslüman bir kızın hristiyan bir erkekle evlenmesi ne toplumsal ,ne de yasal olarak mümkündür.Een christelijke of joodse man mag geen moslimvrouw huwen.
Eserlerinde, toplumsal ve sosyal konuları işlemeyi şiâr edinmişti.Via hun theatervoorstellingen wilden ze maatschappelijke en sociale toestanden aan de kaak stellen.
Mevcut toplumsal sistemin korunmasını amaçlar.Het volk beschermt het socialistische systeem.
Hem kişisel hem de toplumsal bir erdemdir.Dat is zowel een menselijke als een economische overweging.
Avrupa’daki yönetim ilkeleri doğası gereği oldukça toplumsal olan destekleyici unsurlara sahiptir.Managementprincipes hebben in heel Europa een onderbouwing die sterk maatschappelijk van aard is.
Liberalizm kavramı siyasal, ekonomik ve toplumsal özgürlükleri savunur.Zij hecht aan ondernemingszin en politieke, sociale en economische vrijheid.
İkna bir toplumsal etkileme biçimidir.Dit is een vorm van sociale invloed.
Romanları ve şiirleri çoğunlukla feminizm, kadın sorunları ve toplumsal meseleler üzerinedir.Haar romans en poëzie focust op sociale en feministische onderwerpen maar in verschillende settings.
Kıyaslar toplumsal ayrım ve şiddeti körükleyen etkenlerdir.Andere stromingen maken een onderscheid tussen individueel geweld en georganiseerd geweld.
Özgül bir toplumsal sistemi oluşturan şey, onun “başlıca içsel farklılaşma tarzı”dır.Het actieve, maar bizarre type: neemt initiatief tot sociaal contact.
Filmleri çoğunlukla ilerici ve toplumsal açıdan eleştirel temalar içermektedir.Veel van deze films bevatten ook futuristische en maatschappijkritische elementen.
Özel bir toplumsal bütün içinde her biri birer çelişkiydi.Voor elk gebied was een apart 'kengetal'.
Sosyal çağ, teknolojik ve toplumsal değişimleri kapsayan çağdır.Deze periode wordt gekenmerkt door technische en sociale veranderingen.
Ailelerin toplumsal organizasyonlara karşı kayıtsız kalması.Die hingen af van de maatschappelijke positie van het gezin.
Zaman zaman ise toplumsal eleştirilerde bulundu.Zij leverden soms ook commentaar op maatschappelijke gebeurtenissen.
2004 yılından toplumsal-siyasi faaliyete başladı.Ze begon in 2004 aan een politieke loopbaan.
Bu duygular kısmen doğuştan gelebilir, ama kuşkusuz çoğu toplumsal olarak koşullanmıştır.Conditie is deels natuurlijk aangeboren, maar is ook deels trainbaar.
Ancak gene de ülke ekonomisi zaman zaman bunalıma düşmekte, bu da toplumsal sorunlara yol açmaktadır.Dit is uit het oogpunt van de maatschappij erg jammer, en leidt tot kapitaalvernietiging.
Gaf, genel olarak kabul görmüş toplumsal kuralların ihlali.Hij formuleerde algemene regels waaraan een universele geldigheid toegekend werd.
Gene toplumsal ve ekonomik reformlara girişti.De sociale en economische organisatie veranderde.
Epikür de toplumsal sözleşmeyi oldukça benimsemiş bir filozoftu.Uiteraard sloot dit naadloos aan bij de filosofie van één samenhangend openbaar vervoernetwerk.
Feminist Teoride Açılımlar: Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları.Met man en macht : sociologische studies over maatschappelijke mobilisatie.
Kişi bu durumda yerine getirmesi gereken toplumsal bir görevle karşı karşıyadır.Elk van deze standen had een specifieke maatschappelijke opdracht die nageleefd moest worden.
Toplumsal yönden kesin bir sınırı yoktur.Van enige maatschappelijke regelmaat was geen sprake.
İnsan toplumsal bir varlıktır.Człowiek – istota społeczna.
Ayrıntılı bir biçimde toplumsal sözleşme kuramını açıklayan ilk modern filozof Thomas Hobbes'tir.Thomas Hobbes był pierwszym nowożytnym filozofem, który sformułował szczegółową teorię kontraktu.
Bununla birlikte bazı ekonomik ve toplumsal reformlar yaptı.Przeprowadził szereg reform gospodarczych i socjalnych.
Halk sağlığı, sağlık toplumbilimi, toplumsal çevre sağlığı ile ilgilenen bir bilim alanıdır.Zdrowie publiczne – nauka zajmująca się zdrowiem na poziomie populacji ludzkiej.
Bu nedenlerle, atasözlerinde evrensel ve toplumsal düzen ile bu düzendeki iyi, kötü bütün özellikler görülür.Do tego, w zabobonnym społeczeństwie powszechna była wiara w dobre i złe wpływy określonych układów planet.
Bu öyküler, toplumsal normları koruma görevini görür.W znanych przypadkach zmiana dotyczy obrony naturalnej funkcji.
Müslüman bir kızın hristiyan bir erkekle evlenmesi ne toplumsal ,ne de yasal olarak mümkündür.Według obowiązującego prawa, muzułmańska kobieta nie może poślubić chrześcijanina.
Yapıtlarında toplumsal sorunlara eğildiler.W swoich utworach poruszała problematykę społeczną.
Aile, akrabalık sistemiyle ilişkili bir toplumsal düzenlemedir.Są społeczeństwem, w którym obowiązuje patrylinearny system pokrewieństwa.
Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı.Historia unii gospodarczej i walutowej.
Gene toplumsal ve ekonomik reformlara girişti.Równie istotny wpływ wywarła reformacja na stosunki gospodarczo-społeczne w Europie.
Bu koşullar da toplumsal değişim taleplerinin olgunlaşmasına yol açmıştır.Konflikt zwiększa zdolności adaptacyjne danego systemu społecznego.
Feminist Teoride Açılımlar: Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları.Złudzenia, które pozwalają żyć: Szkice z psychologii społecznej.
Sosyal psikoloji toplumsal şartların insanlar üzerindeki etkisini araştıran bilim dalıdır.Socialpsykologi kallas vetenskapen om hur sociala förhållanden påverkar människor.
Dominique de Villepin Hükümeti'nde ise toplumsal uyum ve pariteden sorumlu bakan olarak yer almıştır.Chirac kallade Dominique de Villepin att ta över ansvaret för regeringsarbetet.
Toplumsal yapı "lonko" adı verilen bir lider veya şefin idaresindeki geniş ailelerden oluşmuştur.De har en social organisation som bygger på storfamiljer med en lonko (hövding).
Gene toplumsal ve ekonomik reformlara girişti.Därför behövdes det sociala och ekonomiska reformer.
Türkiye Ekonomik ve Toplumsal Tarih Vakfı.Sverige - en social och ekonomisk historia.
Dilsel antropoloji, dilin toplumsal yaşama etkilerini inceleyen disiplinler arası bir bilim dalı.Lingvistisk antropologi behandlar hur språk formar människors sociala liv.
Orta sınıf, sosyal hiyerarşide orta kademede bulunan toplumsal sınıf.Medelklassen är en socioekonomisk samhällsgrupp som utgör ett mellanskikt i samhället.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod