Toplumsal etkinliklerde yer aldı.Принимает участие в общественных мероприятиях.
Vakıf, sadece toplumsal açıdan yararlı bir amac taşır ve kar amacı gütmeyen bir kuruluştur.Фонд преследует исключительно общественно-полезные цели и является некоммерческой организацией.
Yeni toplumsal hareketlerinin çeşitli türleri olmuştur.Его отличает разносторонняя общественная деятельность.
Ekonomik ve toplumsal alanda büyük başarılar elde edildi.Значительный прогресс можно было видеть в социально-экономической жизни страны.
Genellikle şarkılarında toplumsal meseleleri işledi.Часто в своих песнях затрагивает острые социальные проблемы.
Toplumsal Tarih.«Социальная история.
Batıcılık, Ulusçuluk ve Toplumsal Devrimler.«Революции и национальные войны.
Böylece ilçedeki toplumsal yapı değişiklik arz etmiştir.Это привело к изменению политической картины в обществе.
Toplumda makam, toplumsal çevre, söz sahibi, sevgi sahibi ve öğüt sahibi olmaktır.Духом высокий, высокий и родом, в степени равной Он и учёным был друг, и сановитым мужам.
Leyla, toplumsal eşitlik, kadın hakları ve Kürt sorunu üzerinde yoğunlaşıyordu.Абелла читала лекции по лечебному делу, женскому здоровью и о желчи.
Toplumsal sorumlulukta öncü role sahiptir.Главенствующую роль в обществе играет мужчина.
Yeni kabilesel bölünme toplumsal yapıya yeni aileler katılmasına olanak sağladı.Вероятно, именно Бардак собрал местные племена в единое политическое объединение.
Yalnız bu ancak toplumsallaştırılma sürecinde kişinin kazanabileceği bir yetenektir.إن هذه الدنيا ما هي إلا مسرحٌ تعرض عليه الأعمال كما هي، والناس يتلقفون ما يرونه ذا صلة بنفوسهم.
Mısır'daki feminizm, tarih boyunca birtakım toplumsal ve politik olayları içerir.الأنثوية في مصر تشمل عدداً من الفئات الاجتماعية والسياسية طوال تاريخها.
O zaman bir toplumsal devrim çağı başlar.ومن ثم يبدأ عهد ثورة اجتماعية.
Birçok grup ve hareket insan hakları adına 20. yüzyılda çok büyük toplumsal değişimleri gerçekleştirdiler.تمكنت العديد من المجموعات والحركات من إنجاز تغييرات عميقة على مدى القرن العشرين تحت مسمى حقوق الإنسان .
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.فأسلوب إنتاج الحياة المادية هو شرط العملية الاجتماعية والسياسية والعقلية للحياة بوجه عام.
Ayrıca Çin Komünist Partisi'nin elinde tuttuğu siyasal ve toplumsal yetkiler hakkında endişe duyuyorlardı.وكانوا منزعجين من السيطرة الإجتماعية والسياسية للحزب الشيوعي الصيني.
Torino sokaklarında toplumsal kargaşa çıkardığı için etraftaki iki polis onun yanına geldi.حيث لحق به شرطيان بعد اضطراب أحدثه في شوارع تورينو.
Dilsel antropoloji, dilin toplumsal yaşama etkilerini inceleyen disiplinler arası bir bilim dalı.الأنثروبولوجيا اللغوية تدرس كيف تؤثر اللغة على الحياة الاجتماعية.
Romanlarındaki karakterleri toplumsal ve tarihi gelişmelerle iç içe anlattı.وكانت شخصياتها متشابكة مع التطورات الإجتماعية و التاريخية في رواياتها.
Toplumsal ve sosyal gelişmeleri konu alan romanlar yazıldı.وهناك روايات تناولت موضوعات التطور الاجتماعي والسياسي.
Daha sonraki şiirlerinde toplumsal sorunlara yöneldi.وبعد ذلك عالجت في أشعارها المشاكل الاجتماعية.
Onları kuşatan toplumsal bozuklukların giderilmesi için öneriler getirildi.فهم قد أعدو اقتراحات من أجل إزالة الاضطرابات المحيطة بهم.
Toplumsal modeli, Emile Durkheim'in teorik temellerini kurduğu "dayanışmacılık" temelinde şekillendi.تمثل النمط المجتمعى في مبدأ "التعاضد" الذى أسس المبادئ النظرية إميل دوركايم.
Başlarda şiirlerinin konusu doğa, aşk, ayrılık, özlem iken, daha sonraları ise toplumsal sorunlar ağır bastı.وقد كانت أشعارها تعالج في بدايتها الطبيعة، العشق، الفراق، الأشتياق، وفي اخرها كانت تعالج المشاكل الأجتماعية.
Batıcılık, Ulusçuluk ve Toplumsal Devrimler.نعم للمقاومة العربية، والثورات الشعبية.
İktidar toplumsal alanın bütüne yayılma eğilimi göstermektedir.ويهدف الردع العام للمجتمع ككل.
16. yüzyıl ortalarında Osmanlı Devleti'nde ekonomik ve toplumsal bunalım baş gösterdi.دخلت إيطاليا مرحلة من التدهور الاقتصادي والاجتماعي في القرن السادس عشر.
Toplumsal sorumlulukta öncü role sahiptir.اكتساب دور القيادة في المجتمع.
Barabbas'ın hikâyesi, toplumsal olarak özel anlamlar taşımaktadır.حيث يفسرون أفكار بوليفار من منظور اشتراكي.
Küçük konuşma becerisi toplumsal bir beceridir; dolayısıyla, küçük konuşma sosyal iletişimin bir türüdür.القدرة على إجراء محادثة تحتوي على الحشو هي مهارة اجتماعية: وبالتالي, الحشو هو أحد أنواع التواصل الاجتماعي.
Bu toplumsal değişimi de yansıtan bir durumdur.ويطلق على هذا التغير الشخصي في الرأي تحولاً.
Örneğin toplumsal sınıfları oluşturma gibi kontrole ihtiyaç duyar.وفي الوقت نفسه لديها القوة علي وضع المعايير الخاصة بالمجتمع.
Toplumsal hareketler, en genel tanımıyla, ortak amaç için bir araya gelen insanların kolektif eylemleridir.تتكون التعبئة الاجتماعية من إجراءات جماعية متعددة من خلال العمل الجماعي على مدار فترة زمنية لتحقيق هدف مشترك.
Bu filmler toplumsal katılımın ve insan hakları bilincinin yükselmesine katkıda bulundu.كانت الصورة أكبر المساهمين في إحداث الوعي والمسؤولية الاجتماعية في ضمائر الناس.
Ancak 1929 krizine müdahale etmemenin toplumsal maliyeti çok büyük olmuştu.فأضحى الاقتصاد غير قادر على مواجهة الأزمة العالمية سنة 1929.
14 Temmuz 2011'de İsrail tarihinin en büyük toplumsal protestosu yaşandı.14 يوليو - بدء احتجاجات الإسكان الإسرائيلية التي تطورت لتصبح أكبر احتجاجات شعبية في تاريخ إسرائيل.
Küreselleşme karşıtlığı, kurumsal kapitalizmin küreselleşmesine karşı eleştirel bir toplumsal harekettir.إن الحركة المناهضة للعولمة هي حركة نشطاء على مستوى العالم تنتقد عولمة الرأسمالية.
Feminist Teoride Açılımlar: Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları.المقال الأصلي: النظرية النسائية، و عالمات النفس النسائيات.
Dönemin toplumsal koşulları, siyasi çekişmelerin daha da artmasına yol açtı.وخلال الفترة نفسها، أدى نمو التصنيع إلى تكثيف التوترات الإجتماعية.
Savaşçı bir toplumsal yapı bölgeye hakim olmuştur.يتم إغلاق جزيرة مرجانية للجمهور.
Maddi hayatın üretim tarzı, genel olarak toplumsal, siyasal ve entelektüel hayat sürecini koşullandırır.O modo de produção da vida material condiciona o processo da vida social, política e espiritual em geral.
O zaman bir toplumsal devrim çağı başlar.E se abre, assim, uma época de revolução social.
Demek ki, bu toplumsal oluşum ile, insan toplumunun tarih-öncesi sona ermiş olur."Com esta formação social se encerra, portanto, a pré-história da sociedade humana.”
Almanya yasal ve toplumsal olarak eşcinsellere karşı toleranslıdır.A homossexualidade na Alemanha é legal e socialmente aceita.
Bu öz aslında toplumsal ilişkiler bütünüdür demiştir.É, em sua realidade, o conjunto das relações sociais.
Toplumsal stres altında karizmatik bir figürün liderliğinde bu şekilde bir hareket ortaya çıkabilir.Sob condições de estresse social, tal movimento pode se formar sob a liderança de uma figura carismática.
Buna da toplumsal cinsiyet denir.Isso também é chamado de adultismo social.
Toplumsal Tarih.História Social.
Bunlar, toplumsal devrimin ilk işinin otoritenin ortadan kaldırılması olmasını istiyorlar.Pedem que o primeiro ato da revolução social seja a abolição da autoridade.
Bookchin radikal anti-kapitalist ve toplumsal özyönetimin sözünü esirgemez savunucusu idi.Bookchin permaneceu um anti-capitalista radical defensor da descentralização da sociedade.
Düşünceler toplumsal ve tarihi içerikleri dışında, işlev ve kökenlerinden ayrı anlaşılamazlar.As ideias não podem ser entendidas fora do contexto histórico e social, à parte de sua função e origem.
Bununla birlikte bazı ekonomik ve toplumsal reformlar yaptı.Nesse período desenvolveu um conjunto de reformas economicos-sociais.
İnsanların anlaşarak ortaya çıkardığı bu toplumsal sözleşmeye uymaları kendileri için ödev olarak görülür.Certamente apresentar esta prestação de contas a população é sentir o dever cumprido para com a sociedade.
Toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı evliliği savundu.Casamento comunitário de pessoas do mesmo sexo.
Resmi site Toplumsal Saydamlık Hareketi Derneği ^Site oficial do Movimento de Extinção Humana Voluntária.
Toplumsal inşacılık: Bilginin sosyolojik teorisidir.A construção social da realidade: tratado de sociologia do conhecimento.
Toplumsal cinsiyet, bir cinsiyet yapısından daha fazlasıdır.Por exemplo, um gênero politípico tem mais de uma espécie.
Toplumsal Kanıt – İnsanlar diğer insanların yaptığını gördükleri şeyleri yapar.Você deve deixar as pessoas sentirem o que você está fazendo.