Bence bunun genel bir örneğini toplumsal yaşamda yapabiliriz.Και πιστεύω ότι μπορούμε να κάνουμε το ίδιο και στη δημόσια ζωή, γενικότερα.
Bence bunun genel bir örneğini toplumsal yaşamda yapabiliriz.И смятам, че можем да правим това по-общо в обществения живот.
Bence bunun genel bir örneğini toplumsal yaşamda yapabiliriz.ואני חושב שאנחנו יכולים לעשות זאת בחיים הציבוריים בהיקף כללי יותר.
Bence bunun genel bir örneğini toplumsal yaşamda yapabiliriz.وأعتقد أننا يمكن أن نفعل ذلك في الحياة العامة بأكثر عمومية.
Bence bunun genel bir örneğini toplumsal yaşamda yapabiliriz.つまり私の夢は
Bence, toplumsal olarak, erkeklere başarılı olmaları konusunda kadınlardan daha çok baskı uyguluyoruz.Azt hiszem a társadalmunk sokkal nagyobb nyomást gyakorol a fiúkra a siker terén, mint a lányokra.
Bence, toplumsal olarak, erkeklere başarılı olmaları konusunda kadınlardan daha çok baskı uyguluyoruz.Cred că, ca societate, punem mai multă presiune pe băieţii noştri să aibă succes decât punem pe fete.
Bence, toplumsal olarak, erkeklere başarılı olmaları konusunda kadınlardan daha çok baskı uyguluyoruz.Creo que, como sociedad, ejercemos más presión a nuestros hijos para que tengan éxito que a nuestras hijas.
Bence, toplumsal olarak, erkeklere başarılı olmaları konusunda kadınlardan daha çok baskı uyguluyoruz.Ich denke, als Gesellschaft setzen wir Jungen mehr unter Erfolgsdruck, als wir das mit Mädchen tun.
Bence, toplumsal olarak, erkeklere başarılı olmaları konusunda kadınlardan daha çok baskı uyguluyoruz.Ik denk dat we als maatschappij meer druk leggen op onze jongens om te slagen dan op onze meisjes.
Bence, toplumsal olarak, erkeklere başarılı olmaları konusunda kadınlardan daha çok baskı uyguluyoruz.Jag tror att vi som samhälle ställer större krav på pojkar att lyckas än på flickor.
Bence, toplumsal olarak, erkeklere başarılı olmaları konusunda kadınlardan daha çok baskı uyguluyoruz.Jeg tror, at samfundet presser vores unge mænd til succes, mere end kvinder.
Bence, toplumsal olarak, erkeklere başarılı olmaları konusunda kadınlardan daha çok baskı uyguluyoruz.사회적으로, 제가 진단하는 바는 남자아이들에게도 똑같이 성공에 대한 압박을 지워야 한다는 것입니다.
Bence, toplumsal olarak, erkeklere başarılı olmaları konusunda kadınlardan daha çok baskı uyguluyoruz.Myślę, że jako społeczeństwo nakładamy większą presję na chłopców by odnieśli sukces niż na dziewczynki.
Bence, toplumsal olarak, erkeklere başarılı olmaları konusunda kadınlardan daha çok baskı uyguluyoruz.Myslím si, že jako společnost, klademe mnohem větší důraz na úspěch našich chlapců spíše než našich dívek.
Bence, toplumsal olarak, erkeklere başarılı olmaları konusunda kadınlardan daha çok baskı uyguluyoruz.Myslím, že ako spoločnosť vyvíjame viac tlaku na chlapcov, aby uspeli, než vyvíjame na dievčatá.
Bence, toplumsal olarak, erkeklere başarılı olmaları konusunda kadınlardan daha çok baskı uyguluyoruz.Νομίζω, ως κοινωνία, ασκούμε περισσότερη πίεση στα αγόρια μας να επιτύχουν από όση ασκούμε στα κορίτσια μας.
Bence, toplumsal olarak, erkeklere başarılı olmaları konusunda kadınlardan daha çok baskı uyguluyoruz.Я полагаю, что общество, чаще заставляет добиваться успеха мальчиков, чем девочек.
Bence, toplumsal olarak, erkeklere başarılı olmaları konusunda kadınlardan daha çok baskı uyguluyoruz.לדעתי, כחברה, אנחנו לוחצים יותר על הבנים להצליח מאשר על הבנות.
Bence, toplumsal olarak, erkeklere başarılı olmaları konusunda kadınlardan daha çok baskı uyguluyoruz.اعتقد، كمجتمع، نحن نضع المزيد من الضغط على اولادنا الذكور ليحققوا النجاح اكثر من البنات.
Bence, toplumsal olarak, erkeklere başarılı olmaları konusunda kadınlardan daha çok baskı uyguluyoruz.我々は女子よりも男子に 成功するよう求めるのです キャリアを持った女性を
Benim kendime ait tepkilerimin yanı sıra, toplumsal bir rolüm de vardı ve birşeylerin söylenmesi gerekliydi.Aveam răspunsurile proprii, dar am și un rol public și ceva trebuia spus.
Benim kendime ait tepkilerimin yanı sıra, toplumsal bir rolüm de vardı ve birşeylerin söylenmesi gerekliydi.Avevo delle opinioni personali, certo, ma ricopro anche un ruolo pubblico. Qualcosa si doveva dire.
Benim kendime ait tepkilerimin yanı sıra, toplumsal bir rolüm de vardı ve birşeylerin söylenmesi gerekliydi.Ik had mijn eigen persoonlijke antwoorden, maar ik heb ook een publieke rol, en er moest iets gezegd worden.
Benim kendime ait tepkilerimin yanı sıra, toplumsal bir rolüm de vardı ve birşeylerin söylenmesi gerekliydi.제게는 제 자신의 개인적인 반응도 있었지만, 공인으로서의 역할도 있어서 뭔가를 이야기 할 필요가 있었죠.
Benim kendime ait tepkilerimin yanı sıra, toplumsal bir rolüm de vardı ve birşeylerin söylenmesi gerekliydi.Miałem swoje osobiste odpowiedzi, ale pełnie także funkcję publiczną, więc trzeba było coś powiedzieć.
Benim kendime ait tepkilerimin yanı sıra, toplumsal bir rolüm de vardı ve birşeylerin söylenmesi gerekliydi.Tôi có đáp án của riêng mình, nhưng tôi còn có một vai trò chung, và một điều gì đó cần được nói ra.
Benim kendime ait tepkilerimin yanı sıra, toplumsal bir rolüm de vardı ve birşeylerin söylenmesi gerekliydi.Už jsem o tom s některými hovořil osobně, ale měl jsem i veřejnou roli, a něco muselo být řečeno.
Benim kendime ait tepkilerimin yanı sıra, toplumsal bir rolüm de vardı ve birşeylerin söylenmesi gerekliydi.Yo tenía mis propias respuestas personales, pero también tenía un rol público, y algo tenía que ser dicho.
Benim kendime ait tepkilerimin yanı sıra, toplumsal bir rolüm de vardı ve birşeylerin söylenmesi gerekliydi.Είχα προσωπικές απαντήσεις, αλλά έχω και έναν δημόσιο ρόλο, και κάτι έπρεπε να πω.
Benim kendime ait tepkilerimin yanı sıra, toplumsal bir rolüm de vardı ve birşeylerin söylenmesi gerekliydi.Аз имам своите лични отговорности, но също съм и публична личност и някои неща трябва да бъдат казани.
Benim kendime ait tepkilerimin yanı sıra, toplumsal bir rolüm de vardı ve birşeylerin söylenmesi gerekliydi.Помимо своих чувств, я должен был выразить и чувства людей. Необходимо было что-то сказать.
Benim kendime ait tepkilerimin yanı sıra, toplumsal bir rolüm de vardı ve birşeylerin söylenmesi gerekliydi.היו לי תגובות אישיות, אבל יש לי גם תפקיד ציבורי, והיה צריך לומר משהו.
Benim kendime ait tepkilerimin yanı sıra, toplumsal bir rolüm de vardı ve birşeylerin söylenmesi gerekliydi.كانت لدي ردودي الخاصة, لكن كان لدي دور عام أقوم به أيضاً. وكان ينبغي أن أقول شيئاً.
Benim kendime ait tepkilerimin yanı sıra, toplumsal bir rolüm de vardı ve birşeylerin söylenmesi gerekliydi.何かを伝えなくてはなりませんでした 私はこう言いました
Birçok toplumsal konuların desteklenmesi için bu konularda uzmanlaşmış sivil toplum örgütleri bulunmaktadır.I dag finns det många medborgarorganisationer som specialiserat sig på att främja en viss samhällelig fråga.
Birçok toplumsal konuların desteklenmesi için bu konularda uzmanlaşmış sivil toplum örgütleri bulunmaktadır.Monien yhteiskunnallisten asioiden edistämistä varten on jo olemassa siihen erikoistunut kansalaisjärjestö.
Birçok toplumsal konuların desteklenmesi için bu konularda uzmanlaşmış sivil toplum örgütleri bulunmaktadır.Pour la promotion d’un bon nombre de causes sociales, il existe déjà une ONG spécialisée.
Birçok toplumsal konuların desteklenmesi için bu konularda uzmanlaşmış sivil toplum örgütleri bulunmaktadır.توجد هناك العديد من منظمات المجتمع المدني التي تقوم بتطوير العديد من الأمور الاجتماعية.
Bireysel ve toplumsal sağlığın menfaati için,개인과 인류의 건강을 위해 제안하건대
Bireysel ve toplumsal sağlığın menfaati için,Sugerir que por el interés de la salud individual y humana
Bireysel ve toplumsal sağlığın menfaati için,Suggérer que, dans l'intérêt de la santé individuelle et publique,
Bireysel ve toplumsal sağlığın menfaati için,להציע שלטובת הבריאות האישית והאנושית
Bireysel ve toplumsal sağlığın menfaati için,إقتراح للمصلحة الشخصية والعامة والصحة البشرية
Bireysel ve toplumsal sağlığın menfaati için,想為個人、人類嘅健康著想
Bireysel ve toplumsal sağlığın menfaati için,摂取している肉量を半分に減らそうと勧めたら、
Bir gün siyahi bir adamla toplumsal cinsiyet üzerine konuşuyorduk ve dedi kiEstuve una vez hablando con un hombre negro sobre género y me dijo:
Bir gün siyahi bir adamla toplumsal cinsiyet üzerine konuşuyorduk ve dedi kiIch habe einmal mit einem schwarzen Mann über Geschlechterrollen geredet und er sagte mir:
Bir gün siyahi bir adamla toplumsal cinsiyet üzerine konuşuyorduk ve dedi kiJag pratade vid ett tillfälle med en svart man om genus och han sa till mig:
Bir gün siyahi bir adamla toplumsal cinsiyet üzerine konuşuyorduk ve dedi ki저는 어느날 흑인 남성과 성별에 대해 말했습니다. 그리고 그가 말하길
Bir gün siyahi bir adamla toplumsal cinsiyet üzerine konuşuyorduk ve dedi kiVorbeam odată cu un bărbat african despre gen și mi-a zis:
Bir gün siyahi bir adamla toplumsal cinsiyet üzerine konuşuyorduk ve dedi kiОднажды чернокожий в разговоре о гендерных проблемах сказал мне:
Bir gün siyahi bir adamla toplumsal cinsiyet üzerine konuşuyorduk ve dedi kiأحد المرات،تكلمت مع رجل أسود البشرة عن التفرقة بين الجنسين فقال لي
Bir gün siyahi bir adamla toplumsal cinsiyet üzerine konuşuyorduk ve dedi ki彼は言いました 「なぜ『女としての経験から』って言うんだ?
Birinin toplumsal değerini başarıyla sınıflandırıyoruz.Chúng ta đang đánh giá giá trị của một con người đối với cộng đồng một cách hiệu quả.
Birinin toplumsal değerini başarıyla sınıflandırıyoruz.Efektívne triedime niekoho hodnotu pre našu spoločnosť.
Birinin toplumsal değerini başarıyla sınıflandırıyoruz.Estamos efetivamente a classificar o potencial de alguém na nossa comunidade.
Birinin toplumsal değerini başarıyla sınıflandırıyoruz.Estamos poniendo una calificación al valor que alguien tiene para nuestra comunidad.
Birinin toplumsal değerini başarıyla sınıflandırıyoruz.In feite beoordelen we iemands toegevoegde waarde voor onze maatschappij.
Birinin toplumsal değerini başarıyla sınıflandırıyoruz.Kita memilah-milah orang dalam masyarakat