Ana içeriğe geç
Sözlük

toplum ile cümle

toplum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
"Türkiye'de toplumda sigara içme sıklığı nasıl değişiyor?".Работает ли на самом деле государственный запрет на курение? (рус.).
Bu sebeple bazı toplumlarda "Aziz Valentin Günü" (İngilizce: St. Valentine's Day) olarak bilinir.В Африке наступает «День Святого Валентина».
Üçüncü Dalga sanayi sonrası toplumdur.Агропромышленный комплекс — второе после промышленности структурное подразделение хозяйства области.
Toplum hayatındaki canlılık, hareketten ve göçten kaynaklanır.В нём источник их жизни и движения.
Oysa bu toplumda yiyecek hırsızlığının cezası ölümdür.За предательство в банде — смерть.
Ancak gene de ülke ekonomisi zaman zaman bunalıma düşmekte, bu da toplumsal sorunlara yol açmaktadır.Однако когда он начинает поднимать острые социальные проблемы, это приводит к его политическому краху.
Toplumsal etkinliklerde yer aldı.Принимает участие в общественных мероприятиях.
Vakıf, sadece toplumsal açıdan yararlı bir amac taşır ve kar amacı gütmeyen bir kuruluştur.Фонд преследует исключительно общественно-полезные цели и является некоммерческой организацией.
Yeni toplumsal hareketlerinin çeşitli türleri olmuştur.Его отличает разносторонняя общественная деятельность.
Devlet bir fon oluşturmakla beraber bütün icraatları sivil toplum örgütleri yürütmektedir.Так, из совокупности единичных представлений индивидов все общество формирует социальную лестницу.
Küreselleşme Toplum Kuramı ve Küresel Kültür (Ü.H. Yolsal çev.)Социальный функционализм и культура (о книге Дж.
Ekonomik ve toplumsal alanda büyük başarılar elde edildi.Значительный прогресс можно было видеть в социально-экономической жизни страны.
Herkes, yetenek ve becerileri ölçüsünde iş görmeli, topluma ve ülkesine bu bağlamda hizmet etmelidir.Где бы вы ни были, умом и сердцем вы обязаны служить народу.
Daha sonra bu toplumların yerlerini harita üzerinde işaretledi.Так племена обозначали карту их местности.
Bazı içsel değişiklikler nedeniyle, 2003 yılında bağımsız bir sivil toplum kuruluşu olarak yeniden kuruldu.Блоке была восстановлена в качестве независимой общины в 1998 году.
Ancak kapalı bir toplumda ve eşcinselliğin hiç kabul görmediği bir dönemde yaşamaktadırlar.В жизни она всегда оставалась человеком закрытым и одиноким, несмотря на признание коллег.
Kara Athena, akademik toplumda öfkeli bir münakaşayı ateşledi.Отставка Квартаэрта вызвала скандал в академической среде.
İnsanların şahsiyet olarak geliştirilmesini toplumun kalkınması için yararlı bir yol olarak kabul eder.Клянёмся стать настоящей личностью, внести вклад в развитие общества!
Hukuk, birey-toplum-devlet ilişkilerinde ortak iyilik ve ortak menfaati gözetir.10) Сочетание интересов общества и законных интересов граждан.
Bu devrim tüm geri kalmış toplumlarda büyük heyecan uyandırır.Этот эпизод создал ему большую известность в революционных кругах.
Genellikle şarkılarında toplumsal meseleleri işledi.Часто в своих песнях затрагивает острые социальные проблемы.
Toplumsal Tarih.«Социальная история.
Ekonomik değişimlerin toplum üzerindeki etkilerini ele alır.Как изменения в ценовом уровне влияют на состояние экономики?
Henrietta Szold aynı yıl Kudüs’e taşındı ve toplum sağlık ve önleyici bakım programları geliştirdi.Генриетта Сольд в это время переехала в Иерусалим, чтобы работать над организацией системы здравоохранения.
Çingenelerin göçebe yaşam tarzı yerleşik toplumlarınkinden çok farklıdır.Образ жизни селитьбенцев резко отличался от жизни окружающего населения.
Açık toplum Sosyoloji Siyaset Evrim Devrim Sosyalizm KomünizmОбщество Социализация Ресоциализация Политическая социализация
Yardım alan insanlar ise topluma daha yapıcı bir biçimde hizmet etmeye heves duyarlar."Я думаю, эти деньги смогут реально помочь людям».
Batıcılık, Ulusçuluk ve Toplumsal Devrimler.«Революции и национальные войны.
Adil ve modern toplum.Город промышленности и модерна.
Saat geldi, ayağa kalktın, Ve cesurca özgür toplumun arasına katıldın.За это время работники привыкли к друг другу, сдружились и сложили крепкий и дружный коллектив.
Böylece ilçedeki toplumsal yapı değişiklik arz etmiştir.Это привело к изменению политической картины в обществе.
Bu aile tipi çağdaş toplumlarda görülür.Подобные примеры имеются в семьях современных известных людей.
Toplumda makam, toplumsal çevre, söz sahibi, sevgi sahibi ve öğüt sahibi olmaktır.Духом высокий, высокий и родом, в степени равной Он и учёным был друг, и сановитым мужам.
Lefkoşa'daki ilk sivil toplum örgütü.Почëтный гражданин города Лейпцига.
Bu ödemeler kuşkusuz ki söz konusun toplumların geçim durumunu ciddi biçimde etkileyecektir.И удивляется той свирепой неблагодарности, которой отплатил ему народ.
Leyla, toplumsal eşitlik, kadın hakları ve Kürt sorunu üzerinde yoğunlaşıyordu.Абелла читала лекции по лечебному делу, женскому здоровью и о желчи.
Ancak bu yıllarda Osmanlı toplum yapısındaki değişiklikler kendilerini oldukça aktif kılmıştır.Но негативное мнение об этих людях изменилось очень быстро.
Ancak İslam toplumlarındaki uygulamalar her zaman bu esaslara uygun olarak şekillenmemiştir.Реальная практика земских школ далеко не всегда соответствовала заявленным идеалам.
Toplumsal sorumlulukta öncü role sahiptir.Главенствующую роль в обществе играет мужчина.
Bugünkü Evanjelizm Amerika'daki Hristiyan toplumunun tutucu kanadını temsil etmektedir.Эта конфессия имеет свой аналог в христианской реформатской церкви в Северной Америке.
Bankacı Stanley Ipkiss, toplumun itip kaktığı, itibar görmeyen biridir.Стэнли Ипкисс не тот человек, что был раньше.
Müzeler, toplumun hizmetinde sürekli ve kalıcı olan, kâr amacı gütmeyen kurumlardır.Музей производит сбор старых, ненужных людям вещей для их сохранения.
Yeni kabilesel bölünme toplumsal yapıya yeni aileler katılmasına olanak sağladı.Вероятно, именно Бардак собрал местные племена в единое политическое объединение.
Yeni göçler, toplumda Protestanlık kökenli mezheplerin de görülmesine yol açar.Остальных больше беспокоит возможность появления в городе новых воплощений ведьм.
Adele ise toplum örgütlerinde aktifti.Уэрта был достаточно расположен к организованному рабочему движению.
Toplumun hastanelerde çalışacak insanlara ihtiyacı vardır.يحتاج المجتمع إلى افراد يعملون في المستشفيات.
Toplumu sadece veriler ve bilgisayarlarla yürütemezsiniz."لا تستطيع إعمال المجتمع بالأوراق والكمبيوتر وحدهما".
Bir yıl sonra, toplumdaki gerginlikler azalmıştır.بعد مرور سنة، يَخف التوتر في المجتمع.
İnsan, insanın dünyası, devlet, toplum anlamına geliyor.الإنسان هو عالم الإنسان، الدولة، المجتمع.
Yalnız bu ancak toplumsallaştırılma sürecinde kişinin kazanabileceği bir yetenektir.إن هذه الدنيا ما هي إلا مسرحٌ تعرض عليه الأعمال كما هي، والناس يتلقفون ما يرونه ذا صلة بنفوسهم.
Henrietta Szold aynı yıl Kudüs’e taşındı ve toplum sağlık ve önleyici bakım programları geliştirdi.وقد انتقلت هنريتا زولد إلى القدس في هذا العام من أجل تطوير برامج الرعاية الصحية والرعاية الوقائية.
Bu nedenle tedavi çoğunlukla toplumda influenzanın varlığına veya hızlı influenza testine dayanır.وبالتالي، كثيرًا ما يستند العلاج إلى وجود الإنفلوانزا في المجتمع أو إلى اختبار الإنفلونزا السريع.
Bazı toplumlar ise kadınların savaşmasını kesinlikle yasaklamıştır.أما بعض المجتمعات، تمنع قطعاً خروج النساء الي الحرب.
Arap toplumunun ekonomik gelişimi çeşitli dönemlerle ayrı ayrı tanımlanmıştır.ويشار إلى أن التنمية الإقتصادية للمجتمع العربي تميزت في مراحل متميزة.
Artık otomobiller üst sınıfın değil toplumun tamamının kullanımına girmeye başlamıştır..والآن بدأ المجتمع بأكمله في استخدام السيارات وليس الطبقات العليا فقط.
Antik Roma'da kölelik toplum ve ekonomide önemli bir rol oynardı.لعبت العبودية في روما القديمة دورًا هامًا في المجتمع والاقتصاد.
Hepatit C’nin hem bireylere hem de topluma olan ekonomik maliyeti önemli ölçüdedir.التكاليف الاقتصادية لالتهاب الكبد C باهظة لكلٍ من الفرد و المجتمع.
Bu toplumların, özellikle Balkan toplumların mutfakları, Filistin mutfağının karakterine katkı sağlamışlardır.وقد تأثر المطبخ من هذه المجتمعات، ولا سيما من منطقة البلقان، ساهمت في إبراز الطابع الفلسطيني بالمطبخ.
Toplum, dünyaları için senden korktu; sense dininden dolayı onlardan korktun.إن القوم خافوك على دنياهم، وخفتهم على دينك.
Mısır'daki feminizm, tarih boyunca birtakım toplumsal ve politik olayları içerir.الأنثوية في مصر تشمل عدداً من الفئات الاجتماعية والسياسية طوال تاريخها.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod