Bilgi Toplumu ve Üniversiteler.Università e società.
Bu koşullar da toplumsal değişim taleplerinin olgunlaşmasına yol açmıştır.Tutto ciò avviene anche per l'influenza delle mutate condizioni sociali dell'Europa.
Hedonizmin keşfi, toplumsal düzenin artık fakirleri istemediği anlamına geliyor.Deng pose in risalto l'idea che socialismo non significa povertà condivisa.
Sınıf yararına hizmet etmek bir bütün olarak insanlara, topluma hizmet etmektir."Serve meglio i propri interessi quando serve al meglio il proprio pubblico."
Karakterler'inin ilgi çekici yanı, tam bir değişme halinde bulunan toplumun başarılı bir tasvirini yapmasıdır.Il romanzo prova a rispondere alla domanda: qual è il ruolo dell'uomo in una società in rapida evoluzione?
Toplum artık anarşik bir durumda değildi.La Germania non era più isolata.
Martılar bütün faaliyetlerinde toplumcudur.Il Serpente si trova a suo agio in qualsiasi situazione sociale.
Böylece o, kadının toplumsal konumunu toplumsal bir düzlemde tartışmaya açmıştır.A questo punto la donna lo convince ad affrontarla in un dibattito pubblico.
Teknoloji alanındaki gelişmeler toplumsal yaşamda önemli değişikliklere yol açmıştır.Le nuove tecnologie dell'informazione stanno provocando dei cambiamenti nell'organizzazione sociale.
İnsan toplumsal bir varlıktır.È un patrimonio dell'umanità.
Uluslararası toplum ise hiçbir şey olmamış gibi davrandı.I genitori nel frattempo si comportano come se nulla fosse accaduto.
Toplumda görülme sıklığı %1 ile %4 arasındadır.Il protestantesimo è diminuito dal 4% all'1%.
1957 yılında Fizik Toplumu'nun başkanlığını yürüttü.È stato presidente dell'American Physical Society nel 1955.
Bu bakımdan çevirmenın aslında toplumsal bir rolü vardır.L'uso della lingua è quindi un'azione socialmente rilevante.
Toplumcu Demokrasi Partisi destekli.La legge sul finanziamento pubblico dei partiti.
Antik Sümerler gibi bazı toplumlarda tanrının temsilcisi olarak görülürlerdi.Si suppone che in tempi antichi fosse considerato il signore dei cieli.
Toplumsal gerginlikler yalnızca demokratik süreçlerle çözülmelidir.Perciò, i rapporti politici possono essere espressi esclusivamente per delega democratica.
Ancak bu aşıdan toplumun sadece çok küçük bir kısmı faydalanabilmektedir.Solo una piccolissima parte delle donne riesce a eseguire questa pratica sessuale.
Söz konusu bu tür kavramlar, avcı-toplayıcı toplumlarda gündelik hayatın bir parçası olurdu.Tale termine è divenuto col tempo una sorta di sinonimo di società di cacciatori-raccoglitori.
Müslüman bir kızın hristiyan bir erkekle evlenmesi ne toplumsal ,ne de yasal olarak mümkündür.Alla donna musulmana è vietato sposare un uomo non musulmano.
Bu ülkelerin siyasi, ekonomik, toplumsal denetimine egemen olunur.Tali obblighi sono di natura politica, economica e sociale.
Başlangıçta Anaerkil bir toplum yapısına sahiptiler.Inizialmente le comunità cristiane avevano una struttura molto semplice.
Kökeni, toplumsal cinsiyet rollerindeki farklılıklardır.Gli stereotipi sono quindi il lato oscuro dei nostri processi di categorizzazione sociale.
"Dâsitân-ı Ceng-i Aheng-i Efrâsiyâb-ı Türk”, Türk toplumuna ait bir destan olarak kaleme almıştır.Il nome viene completato dal suffisso -idae, che designa l'appartenenza ad una famiglia.
Bu dönemde Floransa halkının toplumsal saygınlığı artmaya başlamıştır.Da quel momento i libri da colorare hanno iniziato a guadagnare popolarità.
Baysal, J. (1990). Yaratıcı toplum yolunda çağdaş eğitim.SUPPRESSA, A., 1990, Itinerari di architettura moderna.
Toplum içinde dışlanmışlardır.Fu ignorato dalla società.
Toplumsal konuları işleyerek insan kardeşliğini dile getirir.Crede nella fratellanza umana.
1. Sivil Toplumun Anlamı Nedir?Cos'è la Società Conviviale?
Yeni Toplum kavramı da Pompidou'ya değil Chaban'a atfedilmiştir.Il concetto di "contro natura", per esempio, viene da Platone, non dalla Bibbia.
Bu topluluklar yüzyıllarca bölge toplumları üzerinde aristokratik bir sınıf olarak hüküm sürmüşlerdir.Per secoli vi furono continue dispute territoriali fra le comunità.
Toplum artık anarşik bir durumda değildi.Таким образом, общество больше не находилось в состоянии анархии.
Yahut ihtilâl toplumsal bir kader ve bütün toplumlar için mukadder midir?И разве можно выжимание соков из народа назвать заботой о его благоденствии?!..
İnsanlar, ancak bir çıkar durumu ortaya çıkınca, bir toplum halinde bir araya gelirler.Если человек худеет, то они лишь уменьшаются в размерах.
Semud (toplumuna da) kardeşleri Salih'i (gönderdik.Своего брата — Сяои (孝義) он отправил в Чанань.
Üretim araçları tüm toplumun ortak malıdır.Средства производства принадлежат всему обществу.
Devletsiz toplum, devlet tarafından yönetilmeyen toplumdur.Безгосударственное общество — общество, не управляемое государством.
Sınıf yararına hizmet etmek bir bütün olarak insanlara, topluma hizmet etmektir."Классовым интересам нужно служить так, чтобы это отвечало интересам народа, общества в целом».
Afro-Asya Bilgi Toplumu Konseyi, Mısır (2009).Афро-азиатский Совет по обществознанию, Египет (2009).
Kongre, yeni Parti'nin statüsünün, Sovyet toplumunun sınıf yapısındaki değişimleri yansıttığını tasdik etti.Съезд принял новый Устав партии, отражавший изменения в классовой структуре советского общества.
Komün, kapalı toplum demektir.Основа общества — замкнутая община.
Farkındalık yaratmak ve toplum hizmetinde sosyal görevi yerine getirmek için Yönetişim Merkezi.Центр управления для повышения уровня осведомленности и осуществления социальной роли в служении обществу.
Toplum içi eşitsizliği en asgari seviyeye indirmek için gayret harcadı.Социальная политика направлена на максимальное смягчение неравенства среди слоев населения.
Şarkılar buradan yola çıkarak küresel toplumun yükseliş ve düşüşünü anlatan bir hikâye şeklindedir.Песня постепенно подготавливает слушателя, чтобы рассказать историю возвышения и падения глобального общества.
Talal Abu-Ghazaleh Cambridge IT Becerileri Merkezi: bilgi toplumu inşasına katkı.Талал Абу-Газале Кембриджский Центр ИТ навыков: вклад в строительство общества знаний.
Modernizasyon teorisi toplumlardaki modernizasyon sürecini açıklamak için kullanılan bir teoridir.Теория модернизации — теория, призванная объяснить процесс модернизации в обществах.
Yapıtlarında toplumsal eleştiri ağır basar.В его произведениях общественная критика очень резкой.
Madde 5 Yasa sadece topluma zarar verebilecek eylemleri yasaklar.В её статье 5 говорилось, что закон имеет право запрещать лишь действия, вредные для общества.
Ordunun siyasi gücü anayasa, kanunlar ve toplum tarafından desteklenir.Политическая власть военных поддерживается законом и обществом.
Yalnız bu ancak toplumsallaştırılma sürecinde kişinin kazanabileceği bir yetenektir.Выйти имеет право только тот игрок, у которого (или у его напарника) есть в выкладке канаста.
Heradot Mısırlıların, hayvanlarını kendi evlerinde tutan biricik toplum olduğunu gözlemlemiştir.Геродот писал, что египтяне были единственными людьми, которые держали своих животных дома.
Kuzey Avrupa toplumlarındaki kadar aşırı olmasa da Fransa'nın kuzeyinde ve İtalya'da da bira tüketiliyordu.Хоть и меньше, чем на севере, пиво также употреблялось на севере Франции и на материковой Италии.
Bunlardan ilki kadınların toplumsal var oluşa olan katkılarını ele almıştır.Прежде между ними были любовные отношения, которые распались.
O zaman bir toplumsal devrim çağı başlar.Тогда наступает эпоха социальной революции.
İlk Rus toplumsal romanı sayılır.И, кажется, прежде всего, русская история.
Birçok toplumun yasal düzenlemelerinde cinsel davranışları sınırlayan uygulamalar bulunur.В большинстве обществ существуют законы, которые предписывают определённые ограничения сексуального поведения.
Açık Toplum Enstitüsü.Институт «Открытое общество».
Toplumcu Gerçekçiliğin Kaynakları.Познание социальной реальности.
Fakat toplumsal sözleşmeden ortaya çıkan devlet hala anarşikti.Государства, возникшие не на основах общественного договора, были анархичными.
Toplumsal hareketlerin ruhu da budur.Тип - общественное движение.