Ana içeriğe geç
Sözlük

toplum ile cümle

toplum kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hem Stalinist politikalar hem de Nazist politikalar kitlesel şiddet yoluyla toplumu inşa etmeye çalışmıştır.Sowohl Revolutionäre als auch lettische Nationalisten agitierten bei seiner Gemeinde gegen Scheinpflug.
Toplumdan kopma noktasına geldim.Ein Fehdebrief an die Gesellschaft.
"Burjuva Toplumunu Dava Konuşması", Moabiter Olağanüstü Mahkemesi önünde yaptığı konuşma, 22 Haziran 1921.Gehalten vor dem Moabiter Sondergericht am 22. Juni 1921 in Berlin.
Türklerde eski dönemlerde hanlar aynı zamanda toplumun başındaki kam olarak da yer alırlar.In einigen Gemeinden ist es auch üblich, schon während des Vaterunsers zu knien.
Badibanga Demokrasi ve Toplumsal Gelişme Birliğine üyedir.Tatsächlich aber dominiert die Baath-Partei Politik und Gesellschaft des Landes.
Orwell bunun yalnızca totaliter rejimlerde değil demokratik toplumlarda da olabileceğini düşünüyordu.Es gab sie nicht nur in totalitären Diktaturen, sondern auch in demokratischen Ländern.
Yeni soyluluksa toplumun sayesinde ayaktaydı.Die neue Länge konnte sich in allen Gesellschaftsschichten durchsetzen.
Hıristiyan toplumunun kültürüne sahiptir.Unsere Stellung zur Christengemeinschaft.
Kara Athena, akademik toplumda öfkeli bir münakaşayı ateşledi.Die Leipziger Disputation sprengte die Form einer akademischen Veranstaltung.
Tarih ve Toplum.Geschichte und Gesellschaft.
Ivan Illich, (1926-2002) Avusturyalı filozof ve toplum eleştirmeni.Wolfgang Palaver: Ivan Illich (1926–2002): Kritiker der Moderne und apokalyptischer Christ.
Kampanya özellikle Azerbaycan'da toplumun her kesiminden büyük bir tepki görmüştür.Homosexualität ist in Aserbaidschan in großen Teilen der Gesellschaft tabuisiert.
Bu davranışları da zaten çerkes toplumunda görmeniz mümkün değildir.Auch diese Methode ist in Sammlerkreisen nicht angesehen.
Dolayısıyla cezalıların çoğunun ölümle cezalandırıldığı bir toplumda hapishaneler gereksizdi.Aber selbst als zeitlich beschränkte Strafe kam sie für viele einem verzögerten Todesurteil gleich.
Sınıf yararına hizmet etmek bir bütün olarak insanlara, topluma hizmet etmektir."«Für einen vernünftigen Vaterschaftsurlaub – zum Nutzen der ganzen Familie».
Hastaların topluma yeniden adapte olmaları için çalışıldı.Die Patienten sollten so stufenweise ins gesellschaftliche Leben zurückgeführt werden.
Alexander Mitscherlich : Toplum tanı ve psikanaliz Hitler.Tobias Freimüller: Alexander Mitscherlich: Gesellschaftsdiagnosen und Psychoanalyse nach Hitler.
Bu tür tutum sergileyen insanlar toplum tarafından da hoş karşılanmamaktadır.Die goldene Ehrung wird auch an Personen vergeben, die nicht der Gesellschaft angehören.
Birçok toplumca şans getirdiğine inanılır.Es verhalf vielen Unternehmen zum Erfolg.
Nevroz hastaları diğer normal insanlar gibi toplum içinde yaşamlarını sürdürürler.In der verbleibenden Zeit leben die Patienten wie gewohnt in ihrem normalen Umfeld.
Deyişlerinde toplumsal konulara da kayıtsız kalmaz.Aber auch soziale Angelegenheiten wurden nicht aus den Augen gelassen.
Çingenelerin göçebe yaşam tarzı yerleşik toplumlarınkinden çok farklıdır.Die Kultur der Eroberer unterschied sich grundlegend von der städtischen Lebensweise der Römer.
Birçok sivil toplum kuruluşunda yönetici olarak görev üstlendi.Für die Leitung war ein ziviler Verwalter eingestellt.
ABD ve Kanada'da birçok Rus toplumu, örneğin Estonya'da, Letonya'da, Litvanya'da umumi toplantılar düzenler.Viele kanadische und US-amerikanische Reitsportler leben – zumindest über die Wintermonate – in Wellington.
İletişim ve Toplum.Kommunikation und Öffentlichkeit.
(Ka Kitap, 2015) "Bir Toplum Nasıl İntihar Eder?"1990: Wie killt man eine Millionärin?
Engüzek toplumu oldukça heterojendir.Ansonsten ist die Gruppe recht heterogen.
Komün, kapalı toplum demektir.Gemeinschaft eine freikirchliche Gemeinde.
Mayıs 2012'den itibarıyla Şili'nin her yerine yayılan, toplumsal miting ve gösterilerdir.Geburtstag am 1. Mai 2012 durch Ansprachen und Szenen aus seinem Leben an Schall erinnert.
Bir toplumda yaşıyoruz.Nous vivons en société.
Diğer öykülerinde bütün bir toplum barbarlık tehdidi altındadır.Dans d'autres récits, c'est toute la société qui est menacée par une entité barbare.
O zaman bir toplumsal devrim çağı başlar.Alors commence une ère de révolution sociale.
Afro-Asya Bilgi Toplumu Konseyi, Mısır (2009).Conseil de la Connaissance Afro-Asiatique, Égypte (2009).
(Al-i İmran Suresi, 144) "...Buna rağmen daha önceki toplumlara da nice peygamberler göndermiştik."Et parmi les prophètes, Nous avons donné à certains plus de faveurs qu’à d’autres.
Erdemli insanlardan oluşan bir toplumda bunlara ihtiyaç olmayacağını belirtir.Il ne croit pas non plus que les gens vertueux iront au paradis.
Devletsiz toplum, devlet tarafından yönetilmeyen toplumdur.Une société sans État est une société qui n'est pas gouvernée par un État.
Toplumsal Ekoloji ve Komünalizm (Eirik Eiglad'ın editörlüğüyle, AK Press, 2007).Social Ecology and Communalism (avec Eirik Eiglad), AK Press, 2007.
Roma toplumunda kölelerin yasal konumu ve hakları da değişmeye başlar.Le statut légal et les droits des esclaves romains commencèrent également à changer.
Ordunun siyasi gücü anayasa, kanunlar ve toplum tarafından desteklenir.Le pouvoir politique de l'armée est pris en charge par la loi, la constitution et la société.
İstanbul:Kültür Bakanlığı ve Türkiye Ekonomik Ve Toplumsal Tarih Vakfı ortak yayınları.Beşiktaş, İstanbul: Kültür Bakanlığı Ile Türkiye Ekonomik Ve Toplumsal Tarih Vakfı'nın Ortak Yayınıdır, 1890.
Mali toplumunda, geleneksel olarak müziği sadece Griot sınıfı yapabilirdi ve Keita’lar bir prens ailesiydi.Traditionnellement, la musique est réservée à la caste des griots, et les Keïta sont une famille de princes.
Argnach devlerin toplumuna gidip Evavy-Unaroa'yı kurtarmayı karar verir.Argnach décide d'aller dans la horde des Ogres et délivrer Evavy-Unaroa.
Bunlar, toplumsal devrimin ilk işinin otoritenin ortadan kaldırılması olmasını istiyorlar.Ils réclament que le premier acte de la révolution sociale soit l'abolition de l'autorité.
Birey/toplum değişir mi?On veut changer la société?
Eski Mısır toplumunun varlıklı sınıfları, ayrıca tekne gezileri ve avcılıktan hoşlanırlardı.Les membres les plus riches de la société égyptienne antique aimaient la chasse et la navigation de plaisance.
1961'de toplum psikoloji öğrettiği Leicester Üniversitesi'nde çalışmaya başladı.Dès 1961, il avait commencé à travailler à l'Université de Leicester, où il enseignait la psychologie sociale.
Oligarşiler ayrıca toplumun dörde ayrılan yapısını ortadan kaldırmak için çaba göstermiştir.Le nouveau gouvernement s'est également efforcé de supprimer les quatre divisions de la société.
Müslüman bir kızın hristiyan bir erkekle evlenmesi ne toplumsal ,ne de yasal olarak mümkündür.Une femme musulmane ne peut pas épouser un chrétien.
Otomobil 20. yüzyılın sonunda toplumun ayrılmaz bir parçası olmuştur.À la fin du XXe siècle, l'automobile fait désormais pleinement partie de la société.
Bir keresinde topluma yaptığı hizmet nedeniyle kendisine verilen hediyeleri geri çevirdi.En une occasion il renvoya les cadeaux offerts par les indigènes pour son aide à la communauté.
Bu konuda toplum bilimcileri iki gruba ayrılır.Les savants se partagent en deux groupes.
Bunda ailesinin yaşadığı çevre, içinde bulunduğu toplum etkili olmuştur.C'est lui qui propose à ses habitants de recueillir Atalante parmi eux.
İsa, mensubu olduğu Yahudi toplumunda Yusuf'un oğlu İsa olarak anılırdı.Jésus est le fils de Joseph et de Marie « par une génération semblable à celle de tous les autres hommes ».
Onların toplumcu idealleri fantastik gelebilir.Son succès public sera phénoménal.
Toplum içinde dışlanmışlardır.Ils sont intégrés dans la société.
Texas’ın ve Texas toplumunun renkli betimlemesidir.Cet article est une ébauche concernant le Texas et la géographie.
Tarım toplumunda toprak yetiştiriciliği refahın başlıca kaynağıdır.Dans une société agraire, la cultivation de la terre est la principale source de richesse.
Bu öz aslında toplumsal ilişkiler bütünüdür demiştir.Dans sa réalité, elle est l’ensemble des rapports sociaux.
Yeni soyluluksa toplumun sayesinde ayaktaydı.Elle est issue de la noblesse et côtoyait la haute société.
Birçok toplumca şans getirdiğine inanılır.Il a apporté du bonheur à beaucoup de gens.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod