Bize bir topluluk bugüne kadar diğer tüm topluluklardan daha çok yardım etti.لقد ساعدنا مجتمعنا في العموم أكثر من أي مجتمع آخر
Bize bir topluluk bugüne kadar diğer tüm topluluklardan daha çok yardım etti.コミュニティーがあります ノースカロライナ州沿岸の漁業者です
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.Chúng cho ta nhận dạng và cảm giác cộng đồng.
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.Ci offrono un'identità e un senso di comunità.
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.Dão-nos a nossa identidade e um sentimento de comunidade.
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.Dávají nám naši identitu a smysl pro společnost.
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.Ele ne dau identitatea și simțul comunității.
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.Elles nous donnent une identité et un sens de communauté.
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.Ezek adják az azonosságunkat és a közösségi érzést.
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.어떤 주민사회에 속한다는 느낌을 주지요.
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.Mereka memberi kita identitas kita dan rasa komunitas.
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.Nadają nam tożsamość i poczucie przynależności.
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.Nos dan identidad y sentido de comunidad.
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.Sie geben uns unsere Identität und Sinn für Gemeinschaft.
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.Ze geven ons onze identiteit en een gevoel van gemeenschap.
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.Μας δίνουν την ταυτότητα μας και την αίσθηση της κοινωνικότητας.
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.Вони наділяють нас індивідуальністю й почуттям спільності.
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.Они наделяют нас индивидуальностью и чувством общности.
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.Те ни дават нашата идентичност и чувство за общност.
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.ותחושה של קהילה.
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.و شعوراً بالإنتماء الى المجتمع.
Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir.そしてストーリーが良いものであるなら
Biz izole olarak yaşamıyoruz, bir topluluk içinde yaşıyoruz.우리는 완전히 고립된 삶을 살지 않습니다. 우리는 사회의 일원이며 국민을 위한 그리고 국민에 의한 정부를 가지고 있습니다.
Biz izole olarak yaşamıyoruz, bir topluluk içinde yaşıyoruz.Vivimos en una sociedad, un gobierno para y hecho por los ciudadanos.
Biz izole olarak yaşamıyoruz, bir topluluk içinde yaşıyoruz.我々はお互いに責任を負っています
Bizler diplomatlar olarak toplulukların sosyal çıkarlarını bilmeliyiz.Chúng ta những nhà ngoại giao cần phải biết nguồn vốn xã hội của các cộng đồng.
Bizler diplomatlar olarak toplulukların sosyal çıkarlarını bilmeliyiz.외교관으로서 우리는 공동체의 사회적 자본을 알 필요가 있습니다.
Bizler diplomatlar olarak toplulukların sosyal çıkarlarını bilmeliyiz.My, jako dyplomaci powinniśmy poznań kapitał społeczności. powinniśmy poznań kapitał społeczności.
Bizler diplomatlar olarak toplulukların sosyal çıkarlarını bilmeliyiz.Nekünk, diplomatáknak ismernünk kell a közösségek társadalmi tőkéjét.
Bizler diplomatlar olarak toplulukların sosyal çıkarlarını bilmeliyiz.Noi ca diplomaţi trebuie să cunoaştem capitalul social al comunităţilor.
Bizler diplomatlar olarak toplulukların sosyal çıkarlarını bilmeliyiz.Noi in quanto diplomatici dobbiamo conoscere il capitale sociale delle comunità.
Bizler diplomatlar olarak toplulukların sosyal çıkarlarını bilmeliyiz.Nós como diplomatas precisamos de conhecer o capital social das comunidades.
Bizler diplomatlar olarak toplulukların sosyal çıkarlarını bilmeliyiz.Nous en tant que diplomates avons besoin de comprendre le capital social des communautés.
Bizler diplomatlar olarak toplulukların sosyal çıkarlarını bilmeliyiz.Wij als diplomaten moeten het sociale kapitaal kennen van gemeenschappen.
Bizler diplomatlar olarak toplulukların sosyal çıkarlarını bilmeliyiz.Wir als Diplomaten müssen das Sozialkapital von Gemeinden kennen.
Bizler diplomatlar olarak toplulukların sosyal çıkarlarını bilmeliyiz.Εμείς ως διπλωμάτες πρέπει να ξέρουμε το κοινωνικό κεφάλαιο των κοινοτήτων.
Bizler diplomatlar olarak toplulukların sosyal çıkarlarını bilmeliyiz.За нас като дипломати, е необходимо да знаем за социалния капитал на общностите.
Bizler diplomatlar olarak toplulukların sosyal çıkarlarını bilmeliyiz.Нам, как дипломатам, необходимо знать, каким является социальный капитал этих обществ.
Bizler diplomatlar olarak toplulukların sosyal çıkarlarını bilmeliyiz.אנחנו כדיפלומטים צריכים להכיר את ההון החברתי של קהילות.
Bizler diplomatlar olarak toplulukların sosyal çıkarlarını bilmeliyiz.نحن كدبلوماسيين نحتاج ان نعرف رأس المال المجتمعي للمجموعات
Bizler diplomatlar olarak toplulukların sosyal çıkarlarını bilmeliyiz.コミュニティの社会資本を 知っておく必要があります 国家間においてだけでなく国内においても
Bizlerin soyu çok uzak gezegenlerdeki insan topluluklarına dayanıyor.Beaucoup de gens disent que nous allons vers la fin du monde.
Bizlerin soyu çok uzak gezegenlerdeki insan topluluklarına dayanıyor.Do you? - Inna Lobanova-Heasley (Russian) I know my galactic family is here.
Bizlerin soyu çok uzak gezegenlerdeki insan topluluklarına dayanıyor.Wir stammen von der menschlichen Bevölkerung der weit entfernten Planeten.
Bizlerin soyu çok uzak gezegenlerdeki insan topluluklarına dayanıyor.Мы произошли от человеческих видов из далеких планет.
Boroshbayev uygulamanın yerel topluluk ve din adamları tarafından karşılandığını söyledi.Boroshbayev elmondása szerint az esemény árát a helyi közösség vezetői és a papok állták.
Böylece bu topluluklar evrimleşmeye başladılar.그래서 이런 공동체가 진화하게 되었는데요.
Böylece bu topluluklar evrimleşmeye başladılar.כך שמושבות אלו החלו להתפתח
Böylece bu topluluklar evrimleşmeye başladılar.لذا بدأت هذه المجتمعات في التطور
Böylece bu topluluklar evrimleşmeye başladılar.個々の細胞のレベルではなく
Böylece topluluk adamı ordugahın dışına çıkardı. RABbin Musaya buyurduğu gibi, onu taşlayarak öldürdüler.A protož vyvedli jej všecko množství ven za stany, a uházeli ho kamením, až umřel, jakož rozkázal Hospodin.
Böylece topluluk adamı ordugahın dışına çıkardı. RABbin Musaya buyurduğu gibi, onu taşlayarak öldürdüler.Då förde hela menigheten ut honom utanför lägret och stenade honom till döds, såsom HERREN hade bjudit Mose.
Böylece topluluk adamı ordugahın dışına çıkardı. RABbin Musaya buyurduğu gibi, onu taşlayarak öldürdüler.Hele Menigheden førte ham da uden for Lejren og stenede ham til Døde, som HERREN havde pålagt Moses.
Böylece topluluk adamı ordugahın dışına çıkardı. RABbin Musaya buyurduğu gibi, onu taşlayarak öldürdüler.I wywiedli go wszystko zgromadzenie za obóz, i ciskali nań kamieniem, aż umarł, jako rozkazał Pan Mojżeszowi.
Böylece topluluk adamı ordugahın dışına çıkardı. RABbin Musaya buyurduğu gibi, onu taşlayarak öldürdüler.온 회중이 곧 그를 진 밖으로 끌어내고 돌로 그를 쳐죽여서 여호와께서 모세에게 명하신 대로 하니라
Böylece topluluk adamı ordugahın dışına çıkardı. RABbin Musaya buyurduğu gibi, onu taşlayarak öldürdüler.Så førte hele menigheten ham utenfor leiren og stenet ham, så han døde, således som Herren hadde befalt Moses.
Böylece topluluk adamı ordugahın dışına çıkardı. RABbin Musaya buyurduğu gibi, onu taşlayarak öldürdüler.Toată adunarea l -a scos afară din tabără şi l -a ucis cu pietre; şi a murit, cum poruncise lui Moise Domnul.
Böylece topluluk adamı ordugahın dışına çıkardı. RABbin Musaya buyurduğu gibi, onu taşlayarak öldürdüler.Toute l`assemblée le fit sortir du camp et le lapida, et il mourut, comme l`Éternel l`avait ordonné à Moïse.
Böylece topluluk adamı ordugahın dışına çıkardı. RABbin Musaya buyurduğu gibi, onu taşlayarak öldürdüler.Vtedy ho vyviedli, celá obec, von za tábor a ukameňovali ho, aj zomrel, tak ako prikázal Hospodin Mojžišovi.
Böylece topluluk adamı ordugahın dışına çıkardı. RABbin Musaya buyurduğu gibi, onu taşlayarak öldürdüler.Zij brachten hem buiten het kamp en doodden hem, zoals de HERE had opgedragen.