Gmina Almanca toplum, topluluk anlamına gelen Gemeinde kelimesinden türemiştir.اسم غمينا هو مأخوذ من Gemeinde ويعني المجتمع في اللغة الألمانية.
Kurduğu bu topluluk ile Pisagor, aynı zamanda siyasî bir rol de üstlenmiştir.الدين الذي يطغى عليهم هي الشامانية، والتي لعبت دوراً مهماً في السياسة أيضاً.
Bu topluluklardan biri de Aibgalar idi.كانت أحد هذه المناطق هي طرابزون .
Başkent Erivan da topluluk statüsüne sahiptir ancak şehir/il değildir.مُهاجرُ رسول الله : لقوله : (المدينة مهاجري ومضجعي في الأرض)(97).
Ulusal Yalıtım Derneği (NIA), şu anda en büyük yalıtkan toplayan topluluktur.المجموعة الجنوبية: وتعتبر حاليا أكبر تجمع لمتحدثين بالسريانية.
İnternet ve sosyal medyanın ortaya çıkışından bu yana çeşitli aseksüel topluluklar oluşmaya başlamıştır.بدأت مجتمعات اللاجنسية بالتشكُّل منذ ظهور الإنترنت و وسائل التواصل الاجتماعي.
Topluluk eğitim tesisleriمنشآت التدريب الأهلية
Az parası vardı, bu yüzden Dunkin' Donuts'ta modern dans toplulukları ile bir garson olarak çalıştı.Ela tinha pouco dinheiro e trabalhou como garçonete no Dunkin' Donuts e com grupos de dança moderna.
Devlet ve dinsel topluluklar arasındaki ilişki bir ortaklık olarak tanımlanmıştır.A relação entre o estado e comunidades religiosas é definida como uma parceria.
Üç ana topluluk: Flaman topluluğu; Fransız topluluğu; Alman topluluğu.3 comunidades: Comunidade flamenga, Comunidade francófona, Comunidade germanófona.
Yaprakları kalındır, küremsi meyve topluluklarının iki-yedi tanesi bir arada bulunur.Eles vivem em grupos de dois a sete (às vezes até onze) animais.
Bu tarihi toplantıda yeni bir topluluk kurdular ve adını Güneyli Baptist Toplumu olarak belirlediler.Nessa reunião histórica eles formaram uma nova convenção, chamando-a de Convenção Batista do Sul.
Baptist mezhebi içinde kalmakla birlikte Afroamerikanlar kendi ayrı topluluklarını oluşturdular.Dentro da denominação Batista, Afro-Americanos estabeleceram associações separadas.
2007 yılı itibarıyla, Ermenistan'da 49 şehir, 866 kırsal olmak üzere toplam 915 topluluk mevcuttur.Em 2007, a Armênia possuía 915 comunidades, das quais 49 eram consideradas urbanas e 866 consideradas rurais.
1923 yılında Berndorf, St. Veit, Ödlitz ve Veitsau topluluklarını birleştirerek Berndorf şehrini kurdu.Em 1923, os comunistas de Berndorf, St. Veit, Ödlitz e Veitsau uniram-se e formaram a cidade de Berndorf.
Ayrıca, toplulukta hiç kadın yok.Não há mulheres, obviamente, na organização.
Topluluk bir süre sonra adını Mad Season olarak değiştirdi.Semanas depois, mudaram o nome para Mad Season.
Bu iki türün farklılıkları bilimsel topluluk tarafından kabul görmüştür.A existência das duas espécies foi, então, largamente reconhecida pela comunidade científica.
Meksika'da Bask toplulukları genellikle Monterrey ve Durango eyaletlerine yerleşmişlerdir.No México a maioria dos grupos estão concentrados em Monterrey e Durango.
Topluluk doğanın bir parçasıdır.Seres humanos são, portanto, parte integrante da natureza.
Hareket hâlindeki bu topluluklar genelde ortak hareket yöneyleri ve yaşları aracılığı ile saptanırlar.Provas disso era o fato de que seus moradores dificilmente viajavam e geralmente casavam entre si.
Topluluk 1776'da Prens Pyotr Urusov ve Michael Maddox tarafından kuruldu.A companhia foi fundada em 1776 pelo príncipe Peter Urussov e Michael Maddox.
Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah'ın varlığını gösteren) ibretler vardır.”Porém, outras ainda as mantém em suas confissões de fé.
Bu insanların önceki toplulukla hiçbir bağlantısı yoktur.Não havia relação com divisões anteriores.
Çeşitli tiyatro topluluklarıyla çalıştı.Passa por diversas Companhias Teatrais.
Kamboçya ve Vietnam'daki Müslüman toplulukların çekirdeğini oluşturmaktadırlar.Eles formaram comunidades islâmicas tanto no Camboja, como no Vietnã.
Köy ahalisine verilen topluluk ismi ise Manav'dır.Se a cidade pertence ao Verbandsgemeinde, ela também é chamada verbandsangehörige Stadt (singular).
Mamheğler (мамхэгъхэр, мамхыгъ): Diğer topluluklara karışmışlardır..Nydia Gonzalez: Vocês ligaram para outras pessoas?
Bu, dünyanın her yerindeki Yahudi topluluklarında tutarlılık gösteren bir sonuçtur.Esse resultado é consistente para todas as populações judias ao redor do mundo.
Bunu, diğer topluluklarla yapılan savaşlar izler.Tal norma é decorrência das guerras travadas contra outros povos.
Altay Türklerini oluşturuan topluluklar arasında geçer.Rodeia as ilhas que compõem o Bahrein.
Önemli topluluklar ülkenin kuzeyinde Pekin ve Tianjin'de, güneydeyse Şanghay'da bulunmaktadır.A maioria das companhias se localiza em Pequim e Tianjin no norte, e Xangai no sul.
Facebook topluluk sayfasıPágina da família no FaceBook.
Hicret toplulukları çok gizli bir hayat yaşıyor.Mas os membros da Sociedade Secreta têm um objetivo misterioso.
Aynı zamanda, birçok bölgesel toplulukların içinde yer alır.Além de algumas comunidades no interior.
Fakat bu topluluk hedeflerini gerçekleştiremeden dağılmıştır.No entanto, o casal separou-se antes que o seu plano fosse colocado em ação.
Bir diğer topluluk; Yahudiler ise eşcinselliğe karşı yürüttükleri mücadeleyle tanınırlar.Entre os Yawanawá, contudo, há conhecimento de quais famílias pertencem a determinado povo (ou clã).
Bu eserde Toplulukları Cemaat ve Cemiyet olmak üzere ikiye ayırmıştır.Ambos fatores são quebrados (particionados) em suas centenas, dezenas e unidades.
"TRT Sanatçı ve Toplulukları"."Artes e Artistas".
Topluluk her sene 140 kadar toplantı düzenler.A orquestra apresenta aproximadamente 140 concertos anualmente.
Bununla birlikte, LGBT toplulukta sıkça kullanılan bir LGBT argosudur.O grupo de consumidores LGBT está sendo descoberto.
Bu stoklar topluluk tarafından en alt fiyat sınırından toptan satın alındı.Qualquer coisa acima desse valor deve ser comprados através do comércio local.
Bu topluluk Louvre Sarayı yakınlarındaki "Petit Bourbon Tiyatrosu"'nda merkezlendi.O casamento teve lugar no Palais du Petit Bourbon, perto do Louvre, em Paris.
Konservatuvarı bitiremeden bazı özel topluluklarda çalışmaya başladı.Teve várias ocupações antes de se dedicar ao ramo imobiliário.
Tüm bu süreç tek bir toplulukta zaman içinde birbirini izleyen evreler olarak gelişmiş değildir.Uma classe especial de ensemble trata daqueles que não evoluem ao longo do tempo.
Champlain kısa süre içinde Algonquin ve Montagnais topluluklarının dostluğunu kazandı.Champlain rapidamente aliou-se com as tribos indígenas algonquinos e os montagnais.
Topluluk ilk olarak "Tempiute Köyü", daha sonra "Kum Yaylası" olarak bilinmekteydi.Inicialmente foi chamada Plaza Mayor, mais tarde Plaza de Armas.
Çok küçük bir topluluk da İran'ın Horasan bölgesinde yaşamaktadır.Outra pequena população vive em uma região da Rússia e continua sob ameaça extrema.
Hukuk açısından bir işlemle veya zorunluluk sonucu ortaya çıkan insan toplulukları.Civis - Originados de uma relação jurídica ou econômica.
Pelennor Çayırları Savaşı'nda Sauron'un orduları içinde en şiddetli topluluk Doğululardı.A cidade dos mortos possuía a maior força de combate de Sauron.
Eliza'nın annesi Elizabeth, topluluk Kuzey Karolina'da turnedeyken öldü.Elizabeth morreu em algum momento em que a companhia estava a viajar por Carolina do Norte.
Bu topluluk ayrıca sivil toplum kuruluşlarında da faaldirler.Também são problemas perceptíveis dentro das instituições policiais civis.
Günümüzde Rusya'nın kültür mirası sayılan saygın bir topluluktur.É hoje registrado como uma Propriedade Cultural Importante do Japão.
Şehirde ayrıca Hıristiyanlar ve küçük bir topluluk halinde de Samaritler yaşamaktadır.O cristianismo está presente, embora em minoria.
Zirvede "Topluluktan veya başka herhangi birisinden para istemiyoruz.O Corpo Sacerdotal não tem obrigação nenhuma para com a "comunidade" pagã ou outra qualquer.
Büyük Müslüman toplulukları ayrıca Çin'de, Balkanlarda ve Rusya'da bulunmaktadır.Comunidades islâmicas significativas também são encontradas na China, na Rússia e em partes da Europa.
3) Topluluklar, yarışma süresi içinde en az 4 oyun oynarlar.No mínimo quatro pontos são disputados no game.
Bu topluluk elflere hürmetini devam ettirdi ve Quenya'yı üstün dil olarak kullanmaya devam ettiler.Tendo deixado de ser utilizado diariamente, o Quenya tornou-se uma língua cerimonial.
Bu topluluk, tarihte ilk kez Dünya'nın kendi ekseni etrafında döndüğüne tanık olmuştur.Após esse dia, a opinião pública mundial focou sua atenção pela primeira vez na questão do apartheid.
Bu topluluklar önce kasabalara daha sonra ise şehirlere dönüşmeye başladı.Alguns deles vieram mais tarde a se transformar em cidades.