Ayrıca, kâfirler ile cihâda girmeyi de lüzümsuz olarak addeden bir topluluk oluşturmaktaydılar.Некоторые богословы «правоверных» суфии даже обвиняли его в неверии (куфр).
10. Topluluk adları: -Tümen harekete geçti.; -Güruhtan o ses yükseldi.; -Millet ona sahip çıktı. gibi.Меня тут же осенило, это было подобно удару молнии: вот оно, название группы!
19 yüzyıla kadar burada bağımsız topluluk olarak yaşamışlardır.В IX веке уже составляли самостоятельную этническую группу.
Müzisyen olup olmadıklarını bile bilmediğim bir topluluk arıyordum.Я искала его, я даже не знаю ни одного музыканта.
Topluluk bu adaylıklardan yedisinde ödüle layık görüldü.Премия вручалась по 27 номинациям.
İnsan toplulukları ile olan bu paralellikler, birçok bilimsel araştırmaya konu olmuştur.Такие параллели с человеческим обществом давно являются предметом исследований учёных.
Önemli topluluklar ülkenin kuzeyinde Pekin ve Tianjin'de, güneydeyse Şanghay'da bulunmaktadır.Основные труппы находятся в Пекине и Тяньцзине на севере и в Шанхае на юге страны.
Buna inanmayan o topluluktan değildir." sözleriyle aktarır.Если же впадающий в запретное не узнал о запрещении этого, то он в действительности неверующий».
Topluluk bu adaylıklardan beşinde ödüle layık görüldü.Награды были вручены в пяти номинациях.
Yarışma Valve tarafından düzenlenir ve kazananlar topluluk oylamasıyla seçilir.Здесь путём открытого опроса и определяются победители.
Baptist mezhebi içinde kalmakla birlikte Afroamerikanlar kendi ayrı topluluklarını oluşturdular.Афро-американские баптистские общины объединены в ряд самостоятельных союзов.
Batı Beyrut'un bazı bölümlerinde küçük Dürzi toplulukları da yaşar.На территории Нубии и в дальнейшем оставались небольшие племенные союзы.
Bir süre sonra soruşturmaya uğrayan topluluk, iki yüz yıl sonra ABD'de yeniden ortaya çıkar.На следующий вопрос Бог обещает ответить спустя ещё две тысячи лет.
Bu insanların önceki toplulukla hiçbir bağlantısı yoktur.Они ничем не были связаны со старой республикой.
Lakin topluluk olmadan bir özgürlük, bir gelecek olamaz.Без личной свободы для людей не будет мира и счастья .
2007 yılı itibarıyla, Ermenistan'da 49 şehir, 866 kırsal olmak üzere toplam 915 topluluk mevcuttur.По состоянию на 2007 год в республике насчитывалось 915 сёл, 49 городов и 932 общины, из которых 866 сельских.
Beyaz bir toplulukta yaşadılar.Жил в городе Белый.
Topluluk başlangıçta 20 üyeden oluşur.Поначалу в её входило всего лишь 20 семей.
Bunun üzerine Jaures, topluluktan ayrıldı.Он уклонялся от мирской суеты.
Ülkede ayrıca Arap, Hint, Pakistanlı, Avrupalı, Çinli topluluklar da yer almaktadır.Помимо них в стране существуют индийские, пакистанские и китайские общины.
Topluluk, her yıl 1980'den fazla konser vermekte, ayrıca televizyon, radyo ve cd kayıtları yapmaktadır.Сотни концертов в год, записи на радио и телевидении.
Kendisinin çağdaşları ile karşıtlık içinde bulunduğunu görmüş ve topluluk içinde yaşamaktan uzaklaşmıştır.С большим трудом ему удаётся выбраться оттуда, и он воссоединяется с группой.
Topluluk için köklere dönüşü ifade etmektedir.Обеспокоен возвращением Крысы в Город.
Kazananlar Steam'de topluluk tarafından oylanarak belirlenir.Игра была неоднозначно принята сообществом Steam.
Oysa "uygar" topluluklarda üretimin temeli köle emeğine dayanmaktadır.По его мнению, античное общество несомненно было основано на рабском труде.
İkinci topluluk ise Portekizliler'den oluşuyor.Первыми из них были португальцы.
Ancak her ikisi de kendi toplulukları tarafından desteklenmektedir.На помощь приходит её бывший муж, оба они оказываются вовлечёнными в различные приключения.
Ankara Meydan Sahnesi ve Nisa Serezli topluluklarında da görev yaptı.Не преуспел Эд и в деле с Гийомом Благочестивым.
Xiang Çincesi konuşan topluluklar, komşu Siçuan ve Jiangxi eyaletlerinde de mevcuttur.Сян-говорящие также находятся в соседних провинциях Сычуань и Цзянси.
Bunun üzerine halk, kalabalık topluluklar halinde kiliselerde toplanmaya başladı.Все жители Славянки стекались тогда к ним на народные гулянья.
Bu eserde Toplulukları Cemaat ve Cemiyet olmak üzere ikiye ayırmıştır.Он разделился на две части: мир покойников и людей.
Patojen topluluk konak içine girdikten sonra evrimleşir.Фармакокинетика Быстро всасывается после приёма внутрь.
Bu durum, alanda kalabalık kuş topluluklarının beslenmesine imkân sağlamaktadır.Можно сказать, что и сейчас многие жители выращивают этих птиц.
Pelennor Çayırları Savaşı'nda Sauron'un orduları içinde en şiddetli topluluk Doğululardı.В самой же этой войне они были среди самых яростных воинов, посланных на Битву на Пеленнорских полях Сауроном.
Böylelikle topluluk destekli Fedora dağıtımı ortaya çıkmıştır.Все последующие версии базировались на дистрибутиве Fedora.
Ana madde: Yedi Meşaleciler Cumhuriyet döneminin başlarında bir araya gelen tek topluluktur.المقال الرئيسي: ذوي المشاعل السبع هي الجماعة الوحيدة التي ظهرت في بداية فترة الجمهورية.
Yemenli gençlere güvenle bilgi aşılayarak topluluklarında olumlu değişim meydana getirmek.غرس الثقة في الشباب اليمني لإحداث تغيير إيجابي في مجتمعهم.
2007 yılı itibarıyla, Ermenistan'da 49 şehir, 866 kırsal olmak üzere toplam 915 topluluk mevcuttur.اعتبارا من عام 2007، ضمت أرمينيا 915 مجتمعاً محلياً، 49 منها في المناطق الحضرية و866 تعتبر ريفية.
Son buzul çağında iklim değişiklikleri hem bitki hem de hayvan topluluklarında değişikliklere neden oldu.وفي أواخر العصر الجليدي تسببت التغيرات المناخية في تغيّر المجتمعات النباتية والحيوانية.
Bu kişi veya topluluklar çoğu zaman nüfusun az olduğu yerlere göç ettirilmişlerdir.وكان معظمًا للفقراء، متكبرًا على الأغنياء مما يُرسى في القلوب الزهد في الدنيا من غير موعظة ولا كلام طويل..
Az parası vardı, bu yüzden Dunkin' Donuts'ta modern dans toplulukları ile bir garson olarak çalıştı.ولم تكن تمتلك إلا القليل من المال، ولهذا السبب عملت كخادمه في أماكن مثل دانكن دونتس، والرقص الحديث.
Türk resim tarihinde D Grubu ve Yeniler Grubu adlarıyla anılan sanat topluluklarının öncülerinden oldu.فكان من رواد المجموعات الفنيه المسماه بأسماءالمجموعه دى ومجموعة المجددين.
Benzer şekilde topluluklar arasında da karşıtlıklar olmayacaktır....وبالمثل (على حد سواء) لن يكون هناك تباين بين المجتمعات.
Almanya'daki diğer tüm dini topluluklar 50.000'den az sayıda (veya %0,05'ten) taraftara sahiptir.لدى جميع الطوائف الدينية الأخرى في ألمانيا أقل من 50000 من الأتباع.
Fakat bu topluluk hedeflerini gerçekleştiremeden dağılmıştır.ومع ذلك ، فقد قطعت شخصيتها قبل بث هذه الحلقات.
Diğer Hristiyan topluluklardan farklılık göstermektedir.الأمر المرفوض تمامًا لدى سائر الطوائف المسيحية.
Ekklesia, topluluk demektir.من الزَّمزمة وتعني جمع.
Asya kökenli nüfusun çoğunluğu Hindistan'dan gelen topluluklar oluşturmaktadır.المجتمعات ا لأفرو آسيوية يشكلون غالبية السكان.
Akadlar Sami kökenli bir topluluktur.ومع ذلك، فإن دلمون لا تزال حضارة سامية.
İslam Yahudileri: İslam ülkelerinde doğup yetişen Yahudi toplulukları bazen bu isimle anılırlar.في أيام "الصكوت" الثمانية يبنى اليهود كوخًا صغيرًا بجانب البيت، ومن الممكن أن يأكلوا ويشربوا ويناموا فيه.
Topluluk birçok salonda 200'ün üzerinde temsil vermiştir.تم بيع المسلسل لأكثر من 200 منطقة.
Bu türevleri kullanan kullanıcılar ilgili gönüllü topluluklardan destek alabilirler.ربط راغبي العمل التطوعي بالجهات المستفيدة .
Bu topluluk da daha sonra dağıldı ve oyuncu, Ayfer Feray Tiyatrosunu kurdu.وقد إنحلت هذه الفرقة فيما بعد و أسست أيفر فيري مسرحها الخاص بها.
Azerbaycan'da eğitimin tüm diğer Türk devlet ve topluluklarına göre çok ileri düzeyde olduğu görülür.حيث يميل المسيحيين أن يكونوا أكثر تعليماً وثراءاً بالمقارنة مع باقي الطوائف في سوريا.
Bu kişiye başka devletler ve topluluklarla ilişkilerin düzenlenmesi görevi de verilmiştir.كما ينص على العقوبات المفروضة على الانتماء إلى هذه المنظمات أو الأجهزة.
Bu dönemde bölgede yaşayan topluluklar genel olarak küçük topluluklar olarak yaşamaktaydı.في يومنا هذا، يعيش معظمنا في مجتمعات أكثر تعقيدا من تلك المجتمعات البسيطة.
Topluluk direkt olarak eyaletin valisine bağlıdır.ويعتمد خصوصاً على الجمهور.
Bu bölgeler hem kentsel hem de kırsal halklar barındıran farklı kültürel topluluklara aitti.تتساوى هذه المجتمعات اليوم مع المجتمعات الريفية والحضرية على التوالي.
Topluluk her sene 140 kadar toplantı düzenler.تعقد الانتخابات مرة كل أربع سنوات على 140 مقعدا احاديا في مجلس الشعب.
Biseksüellik tarih boyunca çeşitli insan topluluklarında ve hayvanlar aleminde de gözlenmiştir.لوحظت ازدواجية الميول الجنسية في عدة مجتمعات، وفي عالم الحيوان أيضا.