Ana içeriğe geç
Sözlük

topluluk ile cümle

topluluk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu iki tür topluluk da birbiriyle eşittir ve her biri kitle psikolojisinin ilkelerine tabi olabilir .Desse modo dois embriões serão gerados e cada um deles terá a a formação de uma linha primitiva.
Kaşmir’de tarımcı topluluklar bundan7 bin yıl öncesinde yaygın duruma gelmişti.A região de Koblach já era povoada há 7000 anos..
Diğer bir mezhep olan Saddukiler, Farisilerin baş muhalifi olan bir topluluktur.É um conjunto de casas que pertenceu à grande fazenda el principal.
Yoruba ('Yorùbá'), bir Afrika ülkesi olan Nijerya'daki en büyük etnik topluluktur.A população de Osogbo pertence ao grupo étnico Yoruba, o mais importante grupo étnico na Nigéria.
Hizmetleri, Avrupa ve Amerika'daki başlıca bilim toplulukları tarafından tanındı.Zijn diensten werden erkend door vooraanstaande wetenschappelijke genootschappen in Europa en Amerika.
Bu topluluklar en az iki, en çok on çalgı ile oluşturulur.De onderste twee kaaktasters zijn kleiner (niet afgebeeld).
Jane klibinde oynadığı Drowning Pool'un en sevdiği müzik topluluklarından biri olduğunu söyledi.Jane zei dat Drowning Pool een van haar favoriete bands is.
Turne için başka kentlere giden topluluklar, asıl bulundukları kent için değerlendirilir.Een gedeelte van de inwoners van de stad vluchtte naar het kasteel, waar zij een veilig onderkomen vonden.
Topluluk, Abel sempozyumu gibi yıllık organizasyonlar ve matematik yarışmaları düzenlemektedir.Het genootschap organiseert ook wiskundige wedstrijden en het jaarlijkse Abel-symposium.
Topluluk Kumkapı'ya kadar yürüdü.Het volk was te hoop gelopen voor het Pintohuis.
Böylelikle bir askeri topluluk haline gelmişlerdir.Zo was er een militaire samenleving ontstaan.
Diğer Hristiyan topluluklardan farklılık göstermektedir.De gemeenschap met andere christenen is van levensbelang.
Ancak, homojen bir topluluk değildir.Het was echter geen homogene groep.
Kimi dil toplulukların kimileri çok küçüktür ve konuşanların sayıları azalmaktadır.Het aantal sprekers is relatief groot, in vergelijking met dat van andere talen.
Edebiyatımızda ilk edebi bildiriyi (beyannameyi) yayımlayan topluluktur.Hij wordt bestempeld als een van de eersten die verhalen over de zee schreef.
Gmina Almanca toplum, topluluk anlamına gelen Gemeinde kelimesinden türemiştir.Gmina is afgeleid van het Duitse woord Gemeinde (gemeente).
Hollanda'da da onun adına bir topluluk kuruldu.Alsmede het door Holland is gesticht.
Bu insanların önceki toplulukla hiçbir bağlantısı yoktur.De attractie heeft geen verband met voorgaande type.
Topluluk, disko tarzında performanslar sergilemekteydi.De was van invloed op disco.
Bu topluluklar buralarda, kendi şeflerinin idaresinde yarı bağımsız olarak varlıklarını sürdürmektedir.De Torgut vormden vrijwel autonome gemeenschappen onder hun eigen leiders in het gebied.
Topluluk, kendi kendini yöneten bir kooperatif olarak işlemektedir.Deze maatschappij opereerde als een zelfstandig bedrijf met een eigen management.
Topluluk ve ateş anlamları içerir.De mens bewerkte de stam met water en vuur.
Şehre Ait Bir Topluluk Sitesi.Het lijk van een stad.
Yani aynı boydan gelen akraba topluluklardır.Het is vreemd dat ze uit hetzelfde gezin komen.
Zaman içinde etkinlikler düzenleyen ve sosyal sorumluluk projeleri yürüten bir topluluk haline gelmiştir.Gaandeweg ontwikkelden zich een taakverdeling en daarmee verbonden sociale structuren.
Amerika Birleşik Devletleri'nde de toplulukları bulunmaktadır.Er bestaan ook subgroepen in dit volk.
Ayrıca Banda etnik grubu da %27'lik nüfus içerisindeki oranı ile en büyük ikinci topluluktur.De op een na grootste groep zijn de niet-gelovigen met 27%.
Savaştan sonra, Junge, akademik ve istihbarat toplulukları dışında bilinen birisi değildi.Ze was na de oorlog niet erkend als inlichtings- en actieagent.
Bu gelişmeler toplulukların yapısında çok önemli değişikliklere yol açmıştır.Dit leidde tot grote veranderingen in de netwerken van mensen.
Bunun da çeşitli topluluklarda adı değişmiş ve çeşitli nitelikler kazanmıştır.Daarin benoemde hij verschillende geslachten en soorten.
Şehirde ayrıca Hıristiyanlar ve küçük bir topluluk halinde de Samaritler yaşamaktadır.Verder wonen er ook kleine aantallen christenen en sikhs in de stad.
Topluluk soyut fikirden pek az anlar.Er is weinig bekend over de populatiegrootte.
Colossal Order oyunları aktif modlama toplulukları ile tanınır.Ankeveen staat bekend om het actieve verenigingsleven.
Türkmen nüfus ise göçebe - sürücü topluluklardır.Zij moeten — Zweden heeft een staatskerk — ook protestanten zijn.
1908 yılından sonra oldukça tanınarak, artan tiyatro toplulukları arasında büyük talep gördü.Vanaf 1908 was hij een veel geziene gast in artistieke kringen.
Dağların üzeri çıplak olup ağaç toplulukları gelişmemiştir.Na stokach góry nie poprowadzono żadnej trasy narciarstwa zjazdowego.
"Biz topluluk olarak kimiz?About Us, Who We Are (ang.).
Tiyatroda şu anki yerleşik topluluk Great Jones Repertory Company'dir.Na scenach La MaMa przedstawienia wystawia również The Great Jones Repertory Company.
Topluluk bir süre sonra adını Mad Season olarak değiştirdi.Niedługo potem, grupa zmieniła nazwę na Mad Season.
Kimi dil toplulukların kimileri çok küçüktür ve konuşanların sayıları azalmaktadır.Niektóre z tych społeczności językowych są bardzo małe, a ich liczba maleje.
Bu topluluklar en az iki, en çok on çalgı ile oluşturulur.Znajdują się w nich dwa niewielkie jary okresowych potoków.
Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah'ın varlığını gösteren) ibretler vardır.”On jest tarczą dla tych, którzy mu ufają”.
Topluluk bu adaylıklardan yedisinde ödüle layık görüldü.Serial otrzymał siedem nagród spośród 27 nominacji.
Ölümünden sonra topluluk dağıldı.Po ich śmierci kolekcja uległa rozproszeniu.
Topluluk başlangıçta 20 üyeden oluşur.Organizacja początkowo liczyła 20 osób.
Topluluk doğanın bir parçasıdır.Ludzie są w ten sposób integralną częścią natury.
1919’da yeni müziğin icrası için bir topluluk kurdu.W 1938 założył Society for Forgotten Music.
Topluluktaki her birey, kendi alanıyla ilgili konulardan sorumludur.Każdy w wiosce żyje swoimi sprawami.
E-Dergi'nin her sayısının editörlüğünü topluluktan seçilen farklı bir topluluk üyesi yürütmektedir.Tak zwany "Community Content" może być edytowany przez każdego członka społeczności.
Bir süre sonra soruşturmaya uğrayan topluluk, iki yüz yıl sonra ABD'de yeniden ortaya çıkar.Mimo protestów uczonych całego świata, dwa lata później ponownie przeprowadzono próbę.
Topluluk Kumkapı'ya kadar yürüdü.Dalej grupa maszerowała na Toruń.
Beyaz bir toplulukta yaşadılar.Mieszkał w Białej.
Bu topluluklardan biri de Aibgalar idi.Jedną z takich grup byli Akarnanowie.
Bu dönemde bölgede yaşayan topluluklar genel olarak küçük topluluklar olarak yaşamaktaydı.W dalekiej przyszłości społeczeństwo takie miało być komunistyczne.
Bu insanların önceki toplulukla hiçbir bağlantısı yoktur.Firma ta nie była w żaden sposób powiązana z poprzednią.
Bu iki türün farklılıkları bilimsel topluluk tarafından kabul görmüştür.Oba wyżej wymienione podziały mają wartość naukową.
Topluluk 1776'da Prens Pyotr Urusov ve Michael Maddox tarafından kuruldu.Założony w 1776 przez księcia Piotra Urussowa oraz Michaiła Jegorowicza Maddoxa.
Bu kişiye başka devletler ve topluluklarla ilişkilerin düzenlenmesi görevi de verilmiştir.Organizacja odpowiada również za kontakt z innymi podmiotami i instytucjami międzynarodowymi.
Aynı dönemde gezici kumpanyalar ve topluluklar da Samsun'da temsil vermekteydi.W tamtych latach głosiciele wyjeżdżali na kongresy na Samoa.
Bu toplulukların çoğu 1948'den sonra yaşadıkları ülkelerden kovulmuşlardır.Wiele tutejszych domów została zburzona bezpośrednio po 1948.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
topluluk ile cümle - Sayfa 20 - topluluk kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App