Hepimizin böyle beraber toplanması ne kadar güzel değil mi?Видишь, как здорово для нас вот так всем собираться?
Hepimizin böyle beraber toplanması ne kadar güzel değil mi?انظر كيف هو لطيف تجمعنا هكذا ؟
Hepimizin böyle beraber toplanması ne kadar güzel değil mi?スンジョ、あなたも良いでしょ? 1人暮らしをしてると食べ物がどれだけ恋しいか
Her ağaç meyvesinden tanınır. Dikenli bitkilerden incir toplanmaz, çalılardan üzüm devşirilmez.Kajti vsako drevo se spozna po svojem sadu. S trnja namreč ne bero smokev in z robidovja ne trgajo grozdja.
Her ağaç meyvesinden tanınır. Dikenli bitkilerden incir toplanmaz, çalılardan üzüm devşirilmez."나무는 각각 그 열매로 아나니 가시나무에서 무화과를, 또는 찔레에서 포도를 따지 못하느니라"
Her ağaç meyvesinden tanınır. Dikenli bitkilerden incir toplanmaz, çalılardan üzüm devşirilmez.lebo každý strom sa pozná po vlastnom ovocí. Lebo veď z tŕnia neoberajú fíkov, ani z hložia neoberajú hrozna.
Her ağaç meyvesinden tanınır. Dikenli bitkilerden incir toplanmaz, çalılardan üzüm devşirilmez.vì hễ xem trái thì biết cây. Người ta không hái được trái vả nơi bụi gai, hay là trái nho nơi chòm kinh cước.
Her ağaç meyvesinden tanınır. Dikenli bitkilerden incir toplanmaz, çalılardan üzüm devşirilmez.Кожне бо дерево по свому овощу пізнаєть ся; не збирають бо з тернини смокви, анї збирають з ожини винограду.
Her ağaç meyvesinden tanınır. Dikenli bitkilerden incir toplanmaz, çalılardan üzüm devşirilmez.Понеже всяко дърво от своя плод се познава; защото не берат смокини от тръни, нито късат грозде от къпина.
Her ağaç meyvesinden tanınır. Dikenli bitkilerden incir toplanmaz, çalılardan üzüm devşirilmez.כי כל עץ נכר בפריו כי אין אספים תאנים מן הקצים אף אין בצרים ענב מן הסנה׃
Her ağaç meyvesinden tanınır. Dikenli bitkilerden incir toplanmaz, çalılardan üzüm devşirilmez.لان كل شجرة تعرف من ثمرها. فانهم لا يجتنون من الشوك تينا ولا يقطفون من العليق عنبا.
Her ağaç meyvesinden tanınır. Dikenli bitkilerden incir toplanmaz, çalılardan üzüm devşirilmez.凡 樹 木 看 果 子 、 就 可 以 認 出 他 來 。 人 不 是 從 荊 棘 上 摘 無 花 果 、 也 不 是 從 蒺 蔾 裡 摘 葡 萄
Her ağaç meyvesinden tanınır. Dikenli bitkilerden incir toplanmaz, çalılardan üzüm devşirilmez.凡 樹木 看 果子 、 就 可以 認出 他 來 。 人 不 是 從荊棘 上 摘 無花果 、 也 不 是 從蒺蔾裡 摘葡萄
Her seferinde, yüksek hassasiyet ve çözünürlükte milyonlarca veri toplanmaktadır.Adună milioane de puncte deodată cu o precizie ridicată și la o rezoluție mare.
Her seferinde, yüksek hassasiyet ve çözünürlükte milyonlarca veri toplanmaktadır.Chúng thu thập hàng ngàn điểm cùng một lúc với độ chính xác rất cao và độ phân giải rất cao.
Her seferinde, yüksek hassasiyet ve çözünürlükte milyonlarca veri toplanmaktadır.Eles recolhem milhões de pontos de cada vez com uma precisão muito grande e uma resolução muito elevada.
Her seferinde, yüksek hassasiyet ve çözünürlükte milyonlarca veri toplanmaktadır.이 시스템은 한번에 수백만개의 좌표를 고도의 정확도와 해상도로 포착합니다.
Her seferinde, yüksek hassasiyet ve çözünürlükte milyonlarca veri toplanmaktadır.Pemindai ini mengumpulkan jutaan titik sekaligus dengan tingkat ketepatan tinggi dan resolusi yang tinggi.
Her seferinde, yüksek hassasiyet ve çözünürlükte milyonlarca veri toplanmaktadır.Pontok millióit gyűjti egyszerre, igen nagy pontossággal és nagyon nagy felbontásban.
Her seferinde, yüksek hassasiyet ve çözünürlükte milyonlarca veri toplanmaktadır.Registrano migliaia di punti alla volta con un'altissima precisione e con un'altissima risoluzione.
Her seferinde, yüksek hassasiyet ve çözünürlükte milyonlarca veri toplanmaktadır.Sbírají najednou miliony bodů s velmi vysokou přesností a velmi vysokým rozlišením.
Her seferinde, yüksek hassasiyet ve çözünürlükte milyonlarca veri toplanmaktadır.Sie sammeln Millionen von Messpunkten mit sehr grosser Exaktheit und sehr hoher Auflösung.
Her seferinde, yüksek hassasiyet ve çözünürlükte milyonlarca veri toplanmaktadır.Toman millones de puntos a la vez con una altísima precisión y una altísima resolución.
Her seferinde, yüksek hassasiyet ve çözünürlükte milyonlarca veri toplanmaktadır.Zapisują równocześnie miliony punktów z bardzo dużą dokładnością i w wysokiej rozdzielczości.
Her seferinde, yüksek hassasiyet ve çözünürlükte milyonlarca veri toplanmaktadır.Ze verzamelen tegelijkertijd miljoenen punten met zeer hoge nauwkeurigheid en zeer hoge resolutie.
Her seferinde, yüksek hassasiyet ve çözünürlükte milyonlarca veri toplanmaktadır.Συλλέγουν εκατομμύρια σημεία τη φορά με πολύ υψηλή ακρίβεια και πολύ υψηλή ανάλυση.
Her seferinde, yüksek hassasiyet ve çözünürlükte milyonlarca veri toplanmaktadır.Одновременно она измеряет миллионы точек с очень высокой точностью и очень высоким разрешением.
Her seferinde, yüksek hassasiyet ve çözünürlükte milyonlarca veri toplanmaktadır.Те събират милиони точки в даден момент, с много голяма точност и много висока резолюция.
Her seferinde, yüksek hassasiyet ve çözünürlükte milyonlarca veri toplanmaktadır.הן אוספות מיליוני נקודת כל רגע עם דיוק מאוד גבוה ורזולוציה מאוד גבוהה.
Her seferinde, yüksek hassasiyet ve çözünürlükte milyonlarca veri toplanmaktadır.هي تجمع ملايين النقاط في كل مرة بدقة عالية للغاية وبوضوح عالي الشدة
Her seferinde, yüksek hassasiyet ve çözünürlükte milyonlarca veri toplanmaktadır.非常に高い精度と解像度で 収集できます 従来の測量器具を使うと
Hiçbir ek bilgi toplanmadı.לא נאסף מידע נוסף.
Hiçbir ek bilgi toplanmadı.لم تُجمع معلومات إضافية.
İngilizce konuşulan Al-Anon grubu Helsinki’de toplanmaktadır.Al-Anon为酗酒者的亲属提供援助。赫尔辛基还设有英语Al-Anon援助小组。
İngilizce konuşulan Al-Anon grubu Helsinki’de toplanmaktadır.El grupo en lengua inglesa de Al-Anon se reúne en Helsinki.
İngilizce konuşulan Al-Anon grubu Helsinki’de toplanmaktadır.Englanninkielinen Al-Anon-ryhmä kokoontuu Helsingissä.
İngilizce konuşulan Al-Anon grubu Helsinki’de toplanmaktadır.I Helsingfors finns en engelskspråkig Al-Anon-grupp.
İngilizce konuşulan Al-Anon grubu Helsinki’de toplanmaktadır.Le groupe anglophone Al-Anon se réunit à Helsinki.
İngilizce konuşulan Al-Anon grubu Helsinki’de toplanmaktadır.Англоязычная группа Al-Anon собирается в Хельсинки.
İngilizce konuşulan Al-Anon grubu Helsinki’de toplanmaktadır.تجتمع مجموعة الأنون (Al-Anon) التي باللغة الإنجليزية في هلسنكي.
İnsanlar burada, Mars Alanı'nda toplanmaya başladılar ve işler biraz kötüye gitti.Așadar oamenii au început să se adune la Champ de Mars și situația s-a înrăutățit.
İnsanlar burada, Mars Alanı'nda toplanmaya başladılar ve işler biraz kötüye gitti.A tak se lidé začali shromažďovat tady na Champ-de-Mars a začalo to být trochu ošklivé.
İnsanlar burada, Mars Alanı'nda toplanmaya başladılar ve işler biraz kötüye gitti.Dus mensen begonnen zich te verzamelen, hier, in de Champ-de-Mars en het liep uit de hand.
İnsanlar burada, Mars Alanı'nda toplanmaya başladılar ve işler biraz kötüye gitti.E as pessoas começaram a se juntar aqui no "Champ-de-Mars"e e as coisas ficaram meio feias.
İnsanlar burada, Mars Alanı'nda toplanmaya başladılar ve işler biraz kötüye gitti.그래서 사람들이 이 쪽 마르스 광장으로 모이기 시작했습니다 그리고 일이 약간 험악하게 돌아갑니다
İnsanlar burada, Mars Alanı'nda toplanmaya başladılar ve işler biraz kötüye gitti.Les gens se sont mis à se rassembler ici au Champ-de-Mars et les choses ont mal tourné.
İnsanlar burada, Mars Alanı'nda toplanmaya başladılar ve işler biraz kötüye gitti.Und so begannen die Menschen sich hier im Champ-de-Mars zu treffen und die Sache wurde ein wenig hässlich.
İnsanlar burada, Mars Alanı'nda toplanmaya başladılar ve işler biraz kötüye gitti.І люди почали збиратися ось тут на Марсовому Полі і почалося щось огидне.
İnsanlar burada, Mars Alanı'nda toplanmaya başladılar ve işler biraz kötüye gitti.لذا بيدأ العامه يتجمعون هنا واصبحت الامور تخرج عن السيطره في الشامب دي مارس
İnsanlar burada, Mars Alanı'nda toplanmaya başladılar ve işler biraz kötüye gitti.結集して、ちょっとみっともないことをしたんだ。 そして、軍がこの運動をしずめるために
İpek çözeltisini alıyorsunuz, boşaltıyorsunuz ve... ...proteinin toplanmasını bekliyorsunuz.Anda ambil larutan sutra itu, Anda tuang, dan Anda tunggu dia menyusun dirinya sendiri.
İpek, tekrar toplanma sürecinde... bir biyolojik madde kozası gibi hareket eder.A seda, durante o seu processo de formação atua como um casulo para a matéria orgânica.
İpek, tekrar toplanma sürecinde... bir biyolojik madde kozası gibi hareket eder.A selyem, az alatt amíg összeáll, úgy viselkedik, mint egy gubó a biológiai anyagok számára.
İpek, tekrar toplanma sürecinde... bir biyolojik madde kozası gibi hareket eder.Hedvábí se během svého samo-shromažďovacího procesu chová z biologického hlediska jako závitek.
İpek, tekrar toplanma sürecinde... bir biyolojik madde kozası gibi hareket eder.Hodváb, počas samousporiadania, sa správa ako ochranný obal v biologických záležitostiach.
İpek, tekrar toplanma sürecinde... bir biyolojik madde kozası gibi hareket eder.직접 조립하는 동안, 실크는 생물학적 상태로 누에고치처럼 작용합니다.
İpek, tekrar toplanma sürecinde... bir biyolojik madde kozası gibi hareket eder.La seda, durante su proceso de autoagrupación, actúa como un capullo para material biológico.
İpek, tekrar toplanma sürecinde... bir biyolojik madde kozası gibi hareket eder.La seta, durante il processo di autoassemblamento, agisce come un bozzolo per il materiale biologico.
İpek, tekrar toplanma sürecinde... bir biyolojik madde kozası gibi hareket eder.La soie, durant le processus d'auto-assemblage, agit comme un cocon pour le matériau biologique.
İpek, tekrar toplanma sürecinde... bir biyolojik madde kozası gibi hareket eder.Mătasea, în timpul procesului de auto-asamblare, se comportă ca un cocon pentru materia biologică.