Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat."Cuando acabes de leer este libro, le atarás una piedra y lo arrojarás al Éufrates
Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat.E acabando tu de ler este livro, atar-lhe-ás uma pedra e o lançarás no meio do Eufrates;
Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat.És mikor e könyv olvasását elvégzed, köss reá követ, és hajítsd be az Eufrátes közepébe.
Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat.Ja kun olet lukenut tämän kirjan loppuun, sido siihen kivi ja viskaa se keskelle Eufratia,
Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat.Když pak do konce přečteš knihu tuto, přivaž k ní kámen, a hoď ji do prostřed Eufrates,
Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat.Khi ngươi đã đọc sách nầy xong , thì khá cột vào sách một cục đá , mà ném xuống giữa sông Ơ - phơ-rát ,
Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat.Khi ngươi đã đọc sách nầy xong, thì khá cột vào sách một cục đá, mà ném xuống giữa sông Ơ-phơ-rát,
Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat.너는 이 책 읽기를 다한 후에 책에 돌을 매어 유브라데 하수속에 던지며
Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat.Och när du har läst upp boken till slut, så bind en sten vid den och kasta den ut i Frat,
Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat.Og når du er ferdig med å lese op denne bok, da skal du binde en sten til den og kaste den ut i Eufrat,
Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat.Og når du er til Ende med at oplæse denne Bog, skal du binde en Sten til den, kaste den i Eufrat
Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat.Ora, quando avrai finito di leggere questo rotolo, vi legherai una pietra e lo getterai in mezzo all'Eufrat
Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat.Şi cînd vei isprăvi citirea cărţii acesteia, să legi de ea o piatră, şi s'o arunci în Eufrat,
Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat.Und wenn du das Buch hast ausgelesen, so binde einen Stein daran und wirf es in den Euphrat
Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat.И като изчетеш тая книга, вържи на нея камък и хвърли я всред Евфрат, и кажи:
Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat.И когда окончишь чтение сей книги, привяжи к ней камень и брось ее в средину Евфрата,
Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat.והיה ככלתך לקרא את הספר הזה תקשר עליו אבן והשלכתו אל תוך פרת׃
Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat.ويكون اذا فرغت من قراءة هذا السفر انك تربط فيه حجرا وتطرحه الى وسط الفرات
Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat.你 念 完 了 這 書 、 就 把 一 塊 石 頭 拴 在 書 上 、 扔 在 伯 拉 河 中
Okumayı bitirince tomarı bir taşa bağlayıp Fırata fırlat.你 念 完 了 這書 、 就 把 一 塊 石 頭拴 在 書上 、 扔在 伯拉 河中
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.A ony mu riekly: Nože si sadni a čítaj to pred nami! A Báruch čítal v ich uši.
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.Då sade de till honom: »Sätt dig ned och läs den inför oss.» Och Baruk läste inför dem.
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.De sagde til ham: "Sæt dig og læs den for os!" Og Baruk læste for dem.
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.De sa til ham: Sett dig ned og les den for oss! Og Baruk leste den for dem.
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.Ed essi gli dissero: «Siedi e leggi davanti a noi». Baruc lesse davanti a loro
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.E disseram-lhe: Assenta-te agora, e lê-o aos nossos ouvidos. E Baruque o leu aos ouvidos deles.
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.Ei i-au zis: ,,Şezi şi citeşte -o în auzul nostru.`` Astfel Baruc a citit -o în auzul lor.
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.Entonces le dijeron: --Siéntate, y léelo a nuestros oídos. Baruc lo leyó a sus oídos
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.És mondának néki: Ülj le csak és olvasd azt a mi fülünk hallatára, és elolvasá Báruk fülök hallatára.
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.Họ bảo người rằng : Hãy ngồi và đọc đi cho chúng_ta nghe . Ba-rúc đọc sách cho họ .
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.Họ bảo người rằng: Hãy ngồi và đọc đi cho chúng ta nghe. Ba-rúc đọc sách cho họ.
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.Ils lui dirent: Assieds-toi, et lis-le à nos oreilles. Et Baruc lut à leurs oreilles.
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.I rzekli do niego: Siądź proszę, a czytaj to przed uszyma naszemi. I czytał Baruch przed uszyma ich.
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.Ja he sanoivat hänelle: "Istu ja lue meidän kuultemme", ja Baaruk luki heidän kuultensa.
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.그들이 바룩에게 이르되 앉아서 이를 귀에 낭독하라 바룩이 그들귀에 낭독하매
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.Kteříž řekli jemu: Seď medle a čti ji před námi. I četl Báruch před nimi.
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.Pa mu reko: Sedi zdaj in beri tisto, mi bomo pa poslušali; in Baruh je bral, oni so pa poslušali.
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu."Silakan duduk," kata mereka, "bacakanlah buku gulungan itu kepada kami." Barukh pun menurut
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.Und sie sprachen zu ihm: Setze dich und lies, daß wir es hören! Und Baruch las ihnen vor ihren Ohren.
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.Και ειπον προς αυτον, Καθησον τωρα και αναγνωσον τωρα εις τα ωτα ημων και ανεγνωσεν ο Βαρουχ εις τα ωτα αυτων.
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.И рекоха му: Я седни та го прочети в ушите ни. И Варух го прочете в ушите им.
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.Они сказали ему: сядь, и прочитай нам вслух. И прочитал Варух вслух им.
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.ויאמרו אליו שב נא וקראנה באזנינו ויקרא ברוך באזניהם׃
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.فقالوا له اجلس واقرأه في آذاننا. فقرأ باروخ في آذانهم.
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.他 們 對 他 說 、 請 你 坐 下 、 念 給 我 們 聽 . 巴 錄 就 念 給 他 們 聽
Önderler, ‹‹Lütfen otur, bize de oku›› dediler. Baruk da tomarı onlara okudu.他 們對 他 說 、 請 你 坐下 、 念給 我 們聽 . 巴錄 就 念給 他 們聽
Örneğin 14 yaşında bir çocuğa elinde tutması için bir tomar banknot verebiliyorlardı.예를 들면 14살짜리 아이에게 돈뭉치를 쥐어주죠.
Örneğin 14 yaşında bir çocuğa elinde tutması için bir tomar banknot verebiliyorlardı.Ainsi, ils donnaient à un gamin de 14 ans ils lui donnaient une liasse de billets qu'il pouvait garder.
Örneğin 14 yaşında bir çocuğa elinde tutması için bir tomar banknot verebiliyorlardı.De exemplu, îi dădeau unui puşti de 14 ani -- îi dădeau să țină un întreg fişic de bani.
Örneğin 14 yaşında bir çocuğa elinde tutması için bir tomar banknot verebiliyorlardı.Například nechali 14-leté dítě, aby drželi v ruce roli bankovek.
Örneğin 14 yaşında bir çocuğa elinde tutması için bir tomar banknot verebiliyorlardı.Például egy 14 éves gyerek kezébe adnak egy nagy guriga pénzt.
Örneğin 14 yaşında bir çocuğa elinde tutması için bir tomar banknot verebiliyorlardı.Per esempio, davano ad un ragazzino di 14 anni un intero rotolo di banconote.
Örneğin 14 yaşında bir çocuğa elinde tutması için bir tomar banknot verebiliyorlardı.Por ejemplo, a un chico de 14 años le daban un fajo de billetes para que lo guardara.
Örneğin 14 yaşında bir çocuğa elinde tutması için bir tomar banknot verebiliyorlardı.Por exemplo, davam a um miúdo de 14 anos um grande maço de notas.
Örneğin 14 yaşında bir çocuğa elinde tutması için bir tomar banknot verebiliyorlardı.Sie drückten beispielsweise einem 14-Jährigen eine ganze Geldrolle in die Hand.
Örneğin 14 yaşında bir çocuğa elinde tutması için bir tomar banknot verebiliyorlardı.Zo gaven ze bijvoorbeeld een jongen van 14 een stapel biljetten om vast te houden.
Örneğin 14 yaşında bir çocuğa elinde tutması için bir tomar banknot verebiliyorlardı.Για παράδειγμα, έδιναν σε ένα 14χρονο παιδί, ένα μάτσο χαρτονομίσματα.
Örneğin 14 yaşında bir çocuğa elinde tutması için bir tomar banknot verebiliyorlardı.За пример те ще дадат на 14-годишно дете, те ще му дадат цяла пачка с банкноти в ръцете.
Örneğin 14 yaşında bir çocuğa elinde tutması için bir tomar banknot verebiliyorlardı.Например, они давали 14-летним пацанам, давали им пачку денег, на время.
Örneğin 14 yaşında bir çocuğa elinde tutması için bir tomar banknot verebiliyorlardı.לדוגמה, היו נותנים לילד בן ארבע-עשרה לשמור על חבילת שטרות,