Yeni merkezimiz Tokyo'dadır.Our new headquarters are in Tokyo.
Toki pona öğrenmek istiyorum.I want to learn toki pona.
Toki Pona basit bir iletişim sistemidir.Toki Pona is a simple communication system.
Toki Pona düşüncelerimi kolaylaştırıyor.Toki Pona simplifies my thoughts.
Ben Toki Pona'yı seviyorum.I love Toki Pona.
Ne yapmam gerektiği hakkında hiçbir fikrim tok.I have no idea what I'm supposed to do.
Tayfun bizim Tokyo'ya geri dönmemizi engelledi.The typhoon prevented us from returning to Tokyo.
Ne zamandan beri Tokyo'da yaşıyorsun?Since when have you lived in Tokyo?
Tom Mary'ye herhangi bir sebepten dolayı tokat atabilirdi.Tom would slap Mary for just any reason.
Benim şehirden Tokyo'ya trene bindim ve gezi birkaç saat sürdü.I took the train from my city to Tokyo and the ride lasted several hours.
Tokyo'da hayat çok pahalı.Life in Tokyo is very expensive.
Ben Osaka'da doğdum ama Tokyo'da büyüdüm.I was born in Osaka, but I grew up in Tokyo.
Gelecek ay Tokyo'yu ziyaret edeceğine memnunum.I'm glad you will visit Tokyo next month.
Birsürü insan Tokyo'da yaşıyor.A lot of people live in Tokyo.
Antrenörler maçtan sonra tokalaştı.The coaches shook hands after the game.
Tokalaşabilir miyiz?May I shake your hand?
O, Toki Pona öğrenmek ister.He wants to learn Toki Pona.
O, Toki Pona öğrenmek istiyor.She wants to learn Toki Pona.
Bana seni tokatlatma.Don't make me slap you.
Seni tokatlamak istedim.I wanted to smack you.
Tokyo'daki hava kirliliği New York'takinden daha kötüdür.The air pollution is worse in Tokyo than in New York.
Bir Yunan ile tokalaştığın zaman, parmaklarını say.When you shake hands with a Greek, count your fingers.
Bu şehre "Küçük Tokyo" deriz.We call this city "Little Tokyo."
Hakkında seninle konuştuğum kız Tokyo'da yaşıyor.The girl I spoke to you about lives in Tokyo.
Onlar Tokyo'da ne kadar kalacak?How long will they remain in Tokyo?
Neyse ki bunlara karnım tok benim.Fortunately, I don't buy it.
Neyse ki bu laflara karnım tok.Fortunately, I'm not buying into it.
Ne zaman Tokyo için yola çıkacaksın?When will you leave for Tokyo?
Tokyo Japonya'da yer almaktadır.Tokyo is in Japan.
Sekiz gün Tokyo'da kalacağım.I'll stay in Tokyo for eight days.
Neredeyse Tom'u tokatladım.I almost slapped Tom.
Sen Tokyolu musun?Do you come from Tokyo?
Tokyolu musun?Are you from Tokyo?
Tom tokmağıyla vibrafona vurdu.Tom hit the vibraphone with his mallet.
Sen beni tokatladın.You slapped me.
Avrupa'da Tokyo kadar büyük şehir yoktur.There is no city in Europe as big as Tokyo.
Tokmağı saat yönünün tersine çevirin.Turn the knob counterclockwise.
Toki Pona'nın iyi olduğunu düşünüyorum.I think that Toki Pona is good.
Tom beni tokatladı.Tom slapped me.
Ben hep Toki Pona öğrenmek istedim.I always wanted to learn toki pona.
Tom Mary ile tokalaşmayı reddetti.Tom refused to shake hands with Mary.
Biz tokalaştık ve vedalaştık.We shook hands and said goodbye.
Tom'la tokalaş.Shake hands with Tom.
Az önce bir tabak dolusu kruvasan yedim. Şimdi tokum.I have just eaten a plate full of croissants. Now I am full.
Bardaklarını tokuşturup içtiler.They clinked their glasses and drank.
Kapı tokmağı yavaşça çevrildi.The doorknob slowly turned.
Kurşun toksik bir metaldir.Lead is a toxic metal.
Onu aptalca tokatladı.She slapped him silly.
Tom ve Mary numaraları değiş tokuş etti.Tom and Mary exchanged numbers.
Tom, Tokyo'ya dönmek için trene bindi.Tom took the train back to Tokyo.
Fadıl kapı tokmağını sessizce çevirdi ve eve girdi.Fadil quietly turned the doorknob and entered the house.
Tamponlar toksik şok sendromuna neden olabilir.Tampons can cause toxic shock syndrome.
Polis, Leyla'nın parmak izlerini kapı tokmağının üzerinde buldu.The police found Layla's fingerprints on the doorknob.
Polis, Sami'nin parmak izlerini kapı tokmağının üzerinde buldu.The police found Sami's fingerprints on the doorknob.
Tatoeba'ya Toki Pona olarak iki bin cümlelik bir külliyat ekledim.I added a corpus of two thousand sentences in Toki Pona to Tatoeba.
Tom çok sert tokalaşıyor.Tom has a very strong handshake.
İki ay önce Tokyo'ya geldim.I came to Tokyo two months ago.
Ve sonra onu tokatladı.And then she slapped him.
Leyla çok toksik bir ortamda yetiştirildi.Layla was raised in a very toxic environment.
Tom boğaz tokluğuna çalışıyor.Tom is living from hand to mouth.