Yarın Tokyo'ya gidiyorum.I am going to Tokyo tomorrow.
İki palyaço birbirini tokatladı.The two clowns slapped each other.
Tokyo'ya giden bir sonraki tren saat kaçta kalkar?What time does the next train bound for Tokyo leave?
Tom tokalaştı.Tom shook my hand.
O beni öptü ve sonra onu tokatladım.He kissed me and then I slapped him.
Tom Mary'yi öptü ve sonra o onu tokatladı.Tom kissed Mary and then she slapped him.
Ben bile onunla tokalaşmak istedim ama sonra bir adam öldürdüğümü hatırladım.I even wanted to shake his hand, but then I remembered that I had killed a man.
Tom herkesle tokalaştı.Tom shook everybody's hands.
Tom şarap bardağını Mary'ninkine tokuşturdu.Tom clinked his wine glass against Mary's.
Kyoto Tokyo'nun bir anagramıdır."Kyoto" is an anagram of "Tokyo."
Tokyo'da yaşayan bir arkadaşım var.I have a friend who lives in Tokyo.
Tokaido hattının son durağı Tokyo'dur.The final stop of Tokaido line is Tokyo.
Bunu bir daha yaparsan sana tokat atarım.If you do that again, I'll sock you.
Tom tokmağı yavaşça çevirdi ve kapıyı açtı.Tom slowly turned the knob and opened the door.
Tom Mary'yi öptü ve o onu tokatladı.Tom kissed Mary and she slapped him.
Bilgi değiş tokuş ediyordu.He was bartering information.
Kızları Tokyo'ya gitti.His daughters have gone to Tokyo.
Onun kızları Tokyo'ya gitti.Her daughters have gone to Tokyo.
Tokatlanmak ister misin?Would you like to get slapped?
Kyoto ve Tokyo'nun anagram olduklarını fark ettiniz mi?Have you noticed that Kyoto and Tokyo are anagrams?
Tom Mary'nin bunlara karnı tok olduğunu söyleyebilir.Tom can tell Mary isn't buying it.
Kulübümüzün gizli bir tokalaşması var.Our club has a secret handshake.
Yavaş yavaş yemek kendinizi daha tok hissetmenize yardımcı olacaktır.Eating slowly will help you feel more full.
Tokyo'ya geldiğinde, her zaman beni ziyaret eder.He visits me every time he comes to Tokyo.
Tokyo'nun çevirisi "Doğu başkenti"dir.The translation of Tokyo is "the Eastern capital".
Seninle tokalaşabilir miyim?Can I shake your hand?
Tokyo Kulesine gittin mi?Did you go to Tokyo Tower?
Tom benimle tokalaştı.Tom shook hands with me.
Tom Mary'yi öpmeye çalıştığında o onu tokatladı.When Tom tried to kiss Mary, she slapped him.
Emily asla yüzüme tokat atmaz.Emily would never slap me in the face.
Ben bir gün Paris, New York ve Tokyo'yu ziyaret etmek istiyorum.I wanna visit Paris, New York and Tokyo someday.
Tom ve Mary şarap kadehlerini tokuşturdular.Tom and Mary clinked their wine glasses.
Araçla her gün Tokyo'ya giderim.I drive to Tokyo every day.
Seninle tokalaşmak istiyorum.I'd like to shake your hand.
Gelecek hafta iş için Tokyo'ya gidiyorum.Next week I'm going to Tokyo on business.
Bayanlar ve Baylar, şu anda Tokyo Uluslararası Havaalanı'na inmiş bulunmaktayız.Ladies and Gentlemen, we have now landed at Tokyo International Airport.
Tom benimle tokalaşmayı reddetti.Tom refused to shake hands with me.
Toki Pona öğrenin!Learn Toki Pona!
Bu, öğle yemeğine kadar beni tok tutacak.This will hold me until lunch.
Tom Mary'nin neden John'u tokatladığını biliyordu.Tom knew why Mary slapped John.
Tom Mary'nin John'a neden tokat attığını biliyordu.Tom knew why Mary slapped John.
Tok sık sık Boston'a giderdi.Tom used to often go to Boston.
O, abartılı bir inleme çıkardı ve elini kapı tokmağına koydu.He let out an exaggerated groan and put his hand on the doorknob.
Burası Tokyo'dan daha küçüktür.This is smaller than Tokyo.
Tom'la tokalaştım.I shook hands with Tom.
Tom o onu öpmeye çalışırsa Mary'nin ona tokat atıp atmayacağını merak ediyordu.Tom wondered if Mary would slap him if he tried to kiss her.
Onlarla tokalaştım.I shook hands with them.
Tokyo'da yaklaşık 460.000 milyoner vardır.There are about 460,000 millionaires in Tokyo.
O benimle tokalaşmayı reddetti.He refused to shake my hand.
Dan bile Linda'yı tokatlamadı.Dan didn't even slap Linda.
White ailesi Tokyo'ya on otuzda varacak.The White family will arrive in Tokyo at ten thirty.
Adliye yeni tokmaklar sipariş etti.The courthouse ordered new gavels.
Yargıçlar sık sık tokmak kullanır.Judges often use gavels.
Ben Tokyo'ya geldiğimde iki ay önceydi.It was two months ago that I arrived in Tokyo.
Biz sık sık Tokyo'ya seyahat ettik.We have often traveled to Tokyo.
Biz sık sık Tokya'ya seyahat ederiz.We often have traveled to Tokyo.
Sık sık Tokyo'da bulundum.We have often been to Tokyo.
Seni tatlıların cezbediyor ama biz tokuz.Your desserts are tempting, but we are full.
Sana tokat atsam bütün şehir makyaj pudrasından boğulacak.If I slap you, the whole city will suffocate from face powder.
Ben tokum; artık istemiyorum.I am full; I do not want any more.