Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Но... като поглеждам далеч, когато бях дете... разбирате ли, израснах в една фабрика за тофу в Сиатъл.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.אבל - כשהייתי ילד - גדלתי בבית חרושת לטופו בסיאטל.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.أنا أتذكر الآن حين كنت طفلا لقد نشأت في مصنع "توفو" في سياتل.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.私はシアトルの豆腐屋さんで育ちました。 多くの皆さんは、おいしい豆腐を食べた事がない為か、豆腐を好きでないと思いますが、
Ama yine de, benim için tofu benim bir tür doğuşumdu, temel olarak.Aber wie auch immer, Tofu war im Grunde mein Ursprung.
Ama yine de, benim için tofu benim bir tür doğuşumdu, temel olarak.Dar oricum, tofu pentru mine era ca un fel de origine, simplu pus.
Ama yine de, benim için tofu benim bir tür doğuşumdu, temel olarak.두부는 제 삶의 기원 같은 것이었습니다.
Ama yine de, benim için tofu benim bir tür doğuşumdu, temel olarak.Ma ad ogni modo, il tofu per me rappresenta le mie origini, in sostanza.
Ama yine de, benim için tofu benim bir tür doğuşumdu, temel olarak.Maar goed, de tofu was voor mij mijn oorsprong.
Ama yine de, benim için tofu benim bir tür doğuşumdu, temel olarak.Mais de toute façon, le tofu était pour moi un peu comme mon origine, en fait.
Ama yine de, benim için tofu benim bir tür doğuşumdu, temel olarak.Nhưng, dù sao thì, đậu phụ, về cơ bản, như là xuất xứ của tôi.
Ama yine de, benim için tofu benim bir tür doğuşumdu, temel olarak.Pero de todos modos, el tofu para mi fue básicametne el origen.
Ama yine de, benim için tofu benim bir tür doğuşumdu, temel olarak.Tofu definiowało mój byt, że tak powiem.
Ama yine de, benim için tofu benim bir tür doğuşumdu, temel olarak.Как бы там ни было, творог для меня по сути был началом.
Ama yine de, benim için tofu benim bir tür doğuşumdu, temel olarak.Но както и да е, тофуто за мен всъщност беше един вид произходът ми.
Ama yine de, benim için tofu benim bir tür doğuşumdu, temel olarak.הטופו היה המוצא שלי, בעיקרון.
Ama yine de, benim için tofu benim bir tür doğuşumdu, temel olarak.التوفو كان أصلي
Ama yine de, benim için tofu benim bir tür doğuşumdu, temel olarak.お店で働くのはとてもきつかったので
Birçoğunuz tofuyu sevmiyor olabilirsiniz çünkü iyi tofu yemediniz, ama tofu iyi bir yemektir.Mange af jer kan måske ikke lide tofu, fordi I ikke har fået god tofu, men tofu er god mad.
Birçoğunuz tofuyu sevmiyor olabilirsiniz çünkü iyi tofu yemediniz, ama tofu iyi bir yemektir.Misschien hou je niet van tofu omdat je nooit goede tofu at, maar het is goed eten.
Birçoğunuz tofuyu sevmiyor olabilirsiniz çünkü iyi tofu yemediniz, ama tofu iyi bir yemektir.Multora s-ar putea să nu vă placă tofu fiindcă n-aţi mâncat tofu bun, dar tofu e o mâncare bună.
Birçoğunuz tofuyu sevmiyor olabilirsiniz çünkü iyi tofu yemediniz, ama tofu iyi bir yemektir.Sokan maguk közül talán nem kedvelik a tofut, mert még nem ettek jó tofut, de a tofu egy jó étel.
Birçoğunuz tofuyu sevmiyor olabilirsiniz çünkü iyi tofu yemediniz, ama tofu iyi bir yemektir.Viele von Ihnen mögen vielleicht keinen Tofu, weil sie keinen guten probiert haben, aber Tofu ist gutes Essen.
Birçoğunuz tofuyu sevmiyor olabilirsiniz çünkü iyi tofu yemediniz, ama tofu iyi bir yemektir.Wielu z was może nie lubi tofu, bo nie jedliście dobrego tofu, ale jest to dobre jedzenie.
Birçoğunuz tofuyu sevmiyor olabilirsiniz çünkü iyi tofu yemediniz, ama tofu iyi bir yemektir.Много от вас може да не обичат тофу, защото не са яли добро тофу, но тофу е добра храна.
Birçoğunuz tofuyu sevmiyor olabilirsiniz çünkü iyi tofu yemediniz, ama tofu iyi bir yemektir.רבים מכם ודאי לא אוהבים טופו כי לא טעמתם טופו טוב, אך טופו הוא מזון טוב. זהו מזון פשוט מאד.
Birçoğunuz tofuyu sevmiyor olabilirsiniz çünkü iyi tofu yemediniz, ama tofu iyi bir yemektir.豆腐はとてもおいしいです。とてもシンプルな食べ物です。 豆腐を作るのは大変な労力が必要です。
Çünkü, görüyorsunuz, babamı büyük bir tofu bloğunu alıp kestiğini izlemiştik, yani bıçakla tak tak tak.왜냐면 우리는 아버지가 큰 두부 덩어리를 자를 때
Çünkü, görüyorsunuz, babamı büyük bir tofu bloğunu alıp kestiğini izlemiştik, yani bıçakla tak tak tak.Vì, bạn thấy đó, chúng tôi nhìn bố cầm những khối đậu phụ và cắt chúng gọn như dao, zap zap zap.
Çünkü, görüyorsunuz, babamı büyük bir tofu bloğunu alıp kestiğini izlemiştik, yani bıçakla tak tak tak.Want we hadden gezien hoe mijn vader dat grote blok tofu sneed,
Çünkü, görüyorsunuz, babamı büyük bir tofu bloğunu alıp kestiğini izlemiştik, yani bıçakla tak tak tak.כי היינו רואים את אבא שלי לוקח בלוק גדול של טופו וחותך אותו,
Çünkü, görüyorsunuz, babamı büyük bir tofu bloğunu alıp kestiğini izlemiştik, yani bıçakla tak tak tak.لأنه ، كما ترون،كنا نرى والدنا يأخذ قطع كبيرة من التوفو و يقطعها
Çünkü, görüyorsunuz, babamı büyük bir tofu bloğunu alıp kestiğini izlemiştik, yani bıçakla tak tak tak.豆腐に重石をのせ 切る姿を見ていました 鮮やかな包丁裁きでスッスッスッと
Ertesi gün, babam tofu (soya loru) dükkanımızda bir müşteriyle konuşuyordu ve şöyle dedi:A doua zi l-am văzut vorbind cu un client în magazinul nostru de tofu.
Ertesi gün, babam tofu (soya loru) dükkanımızda bir müşteriyle konuşuyordu ve şöyle dedi:Am nächsten Tag hörte ich ihn mit einem Kunden in unserem Tofuladen sprechen:
Ertesi gün, babam tofu (soya loru) dükkanımızda bir müşteriyle konuşuyordu ve şöyle dedi:De volgende dag zag ik hem praten tegen een klant Hij zei:
Ertesi gün, babam tofu (soya loru) dükkanımızda bir müşteriyle konuşuyordu ve şöyle dedi:다음날, 저희 두부가게에서 아버지가 손님에게 하시는 말씀을
Ertesi gün, babam tofu (soya loru) dükkanımızda bir müşteriyle konuşuyordu ve şöyle dedi:Наступного дня я спостерігав, як він розмовляв з клієнтом в нашій крамничці тофу, і сказав йому:
Ertesi gün, babam tofu (soya loru) dükkanımızda bir müşteriyle konuşuyordu ve şöyle dedi:למחרת ראיתי אותו מדבר עם לקוח
Ertesi gün, babam tofu (soya loru) dükkanımızda bir müşteriyle konuşuyordu ve şöyle dedi:في اليوم التالي رأيته يتحدث لأحد زبائننا في متجر
Ertesi gün, babam tofu (soya loru) dükkanımızda bir müşteriyle konuşuyordu ve şöyle dedi:父が話すのを耳にしました 「うちのジョンはね 数学がよくできるんですよ」
İşkence iyiydi. Ve, böylece hayatımda, tofu işindeydim; bir aile işiydi.그 고통은 좋은 것이었어요. 그렇지 않나요?
İşkence iyiydi. Ve, böylece hayatımda, tofu işindeydim; bir aile işiydi.La tortura è stata una cosa buona, no?
İşkence iyiydi. Ve, böylece hayatımda, tofu işindeydim; bir aile işiydi.Мучения были хороши, не правда ли?
İşkence iyiydi. Ve, böylece hayatımda, tofu işindeydim; bir aile işiydi.העינוי היה טוב. זה לא היה עינוי טוב?
İşkence iyiydi. Ve, böylece hayatımda, tofu işindeydim; bir aile işiydi.و لكن العذاب كان جيدا، ألم يكن تعذيبا جيدا؟
İşkence iyiydi. Ve, böylece hayatımda, tofu işindeydim; bir aile işiydi.家業の豆腐屋が私の人生を
Organik etler mi tüketmelisiniz yoksa tofu mu yemelisiniz?Apakah Anda harus makan daging organik atau makan tahu?
Organik etler mi tüketmelisiniz yoksa tofu mu yemelisiniz?Ar trebui sa mancati carne organica sau ar trebui sa mancati tofu?
Organik etler mi tüketmelisiniz yoksa tofu mu yemelisiniz?Bạn nên ăn thịt hữu cơ hay đậu phụ?
Organik etler mi tüketmelisiniz yoksa tofu mu yemelisiniz?Borde man äta ekologiskt kött eller borde man äta tofu?
Organik etler mi tüketmelisiniz yoksa tofu mu yemelisiniz?Bør man spise økologisk kød eller bør man spise tofu?
Organik etler mi tüketmelisiniz yoksa tofu mu yemelisiniz?Deberíamos comer carne orgánica o deberíamos comer tofu?
Organik etler mi tüketmelisiniz yoksa tofu mu yemelisiniz?Devez-vous manger de la viande bio, ou du tofu ?
Organik etler mi tüketmelisiniz yoksa tofu mu yemelisiniz?Dovremmo mangiare carni organiche o dovremmo mangiare tofu?
Organik etler mi tüketmelisiniz yoksa tofu mu yemelisiniz?Együnk biohúst vagy inkább tofut?
Organik etler mi tüketmelisiniz yoksa tofu mu yemelisiniz?Jeść ekologiczne mięso czy raczej tofu ?
Organik etler mi tüketmelisiniz yoksa tofu mu yemelisiniz?유기농 식품을 먹을까요? 아니면 두부를 먹을까요?
Organik etler mi tüketmelisiniz yoksa tofu mu yemelisiniz?Měli byste jíst bio maso nebo raději tofu?
Organik etler mi tüketmelisiniz yoksa tofu mu yemelisiniz?Moeten we biologisch vlees eten of tofu?