Tom sağlıklı olduğunu duyduğu için oldukça sık tofu yer.Tom eats tofu quite often because he heard that it was healthy.
Ben tofu yiyorum.I eat tofu.
Tofu'yu tadamıyorum. Bunun içinde gerçekten tofu var mı?I can't taste the tofu. Is there really tofu in this?
Tofu, et için bir yedek olarak kullanılabilir.Tofu can be used as a substitute for meat.
Tofu sever misin?Do you like tofu?
Bu, tofu.This is tofu.
O, tofu.That is tofu.
Bu tofu mu?Is this tofu?
Ah, tofu almayı unuttum.Ah, I forgot to buy tofu.
Tom tofuyu beğenir.Tom likes tofu.
Orijinal şekli, tofu üretiminin doğal bir yan ürünüdür.Its original form is a natural by-product of the manufacture of tofu.
Tofu derisinin kullanımı ilk olarak 16. yüzyılda Çin ve Japonya'da yazılı kayıtlarda belgelendi.Tofu skin's use was first documented in written records in China and Japan in the sixteenth century.
Tofu ve soya sütü gibi fasulye esaslı ürünler günümüzde yine popüler protein kaynaklarıdır.And the bean products, such as tofu and soy milk, remain as a popular source of protein.
Bir vejetaryen'dır ve turşu, burrito, tofu, yemeği sever.He loves alcohol, cigars and beer.
O da Tofuları sevmez ama bazen onlara katlanır.He also likes to invent, but sometimes messes up.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.But looking way back, when I was a child -- you see, I grew up in a tofu factory in Seattle.
Birçoğunuz tofuyu sevmiyor olabilirsiniz çünkü iyi tofu yemediniz, ama tofu iyi bir yemektir.Many of you may not like tofu because you haven't had good tofu, but tofu's a good food.
Tofu yapmak zor iştir.It's very hard work to make tofu.
Tofu parçası gibi görünüyor.He looks like a lump of tofu.
Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.I grew up in a tofu factory in Seattle.
Ve, böylece hayatımda, tofu işindeydim; bir aile işiydi.Wasn't it good torture?
Tofu büyük parçalar halinde gelir ve babam onları kendi elleriyle keserdi.Tofu comes out in these big batches, and my father would sort of cut them by hand.
Ama yine de, benim için tofu benim bir tür doğuşumdu, temel olarak.But anyways, the tofu to me was kind of my origin, basically.
Organik etler mi tüketmelisiniz yoksa tofu mu yemelisiniz?Should you eat organic meats or should you be eating tofu?
Ve Amerikalılara oranla 8 kat daha fazla tofu yiyorlar.And they eat about eight times as much tofu as Americans do.
Burma tofu Jöle Jidou liangfen Konjac Laping Liangfen Liang pi TangpyeongchaeBurmese tofu Jelly Jidou liangfen Konjac Laping Liangfen Liang pi Tangpyeongchae
Tofu (đậu phụ) Vietnam mutfağında yaygın olarak kullanılmaktadır.Tofu (đậu phụ) is widely used in Vietnamese cuisine.
Tofu et yerine kullanılabilir.Le tofu peut être utilisé pour remplacer la viande.
Tofulardan nefret eder.Il déteste les poivrons.
Kokmuş tofu (Çince: 臭豆腐; pinyin: chòudòufu), güçlü bir kokuya sahip Çin fermente tofusudur.Tofu fedido (chinês: 臭豆腐, pinyin: chòudòufu), é um tipo de tofu fermentado com odor forte.
Yuba (Japonca: ゆば) veya tofu derisi, soya fasulyesinden yapılan bir gıda ürünüdür.Yuba ou casca de tofu é um produto alimentício feito de soja.
Kıvırcık (Curly): Tofuların koyunu.Flash (Wally West): O engraçadinho da turma.
Lily gibi Tofuları pek sevmez.Hij is niet zo gek op Lip.
Tofulardan nefret eder.Hij houdt van donuts.
Tofulardan nefret eder.Nienawidzi Tofusów.
Bu, tofu.Це тофу.
Tofulardan nefret eder.Nenávidějí kouř.
Anne Tofu'ya yardım eder.Anke marně usiluje o Tobiho.
Suzi: Tofuların keçisi.Hnědka : příběh koně.
Tofulardan nefret eder.Îi urăște pe pitici.
O da Tofuları sevmez ama bazen onlara katlanır.Eleinte ő sem kedveli annyira Nilséket, de idővel megszereti őket.
Orijinal şekli, tofu üretiminin doğal bir yan ürünüdür.Aito jalokivi on luonnon valmistama tuote.
Anne Tofu'ya yardım eder.Suomentanut Tommi Hannula.
Tofu ve soya sütü gibi fasulye esaslı ürünler günümüzde yine popüler protein kaynaklarıdır.Sojaprodukter som tofu og tempeh er normale proteinkilder.
Lily gibi Tofuları pek sevmez.Ia tidak menyukai Lyle.
Lily gibi Tofuları pek sevmez.リンと同じくカレーがあまり好きではない。
April: Tofuların kendisini evlat edinmelerini isteyen bir kız.瀬戸富由子…自殺をした人物。
Tofu (tahu) ve tempe gibi soyalı yemekler de bölgede çok popülerdir.מאכלי סויה כמו טופו וטמפה (סוג של עוגה מטופו) פופולרים מאד גם הם.
Bir vejetaryen'dır ve turşu, burrito, tofu, yemeği sever.V obľube má jablká a banány, paradajku.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Aber wenn ich an meine Kindheit zurückdenke - sehen Sie, ich bin in einer Tofufabrik in Seattle aufgewachsen.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Ale -- když se dívám zpět na své dětství -- víte, já jsem vyrůstal v továrně na tofu v Seattlu.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Dar, privind în urmă, când eram copil, am crescut într-o fabrică de tofu în Seattle.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.De visszatekintve a gyermekkoromra -- tudják, egy tofu-gyárban nőttem fel Seattle-ben.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.하지만 제가 어렸던 때를 떠 올려보면 전 시애틀의 두부 공장에서 자랐습니다. 하지만 제가 어렸던 때를 떠 올려보면 전 시애틀의 두부 공장에서 자랐습니다.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Mais retournons en arrière, quand j'étais enfant -- j'ai grandi dans une usine de tofu à Seattle.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Men når jeg ser langt tilbage, da jeg var barn -- ser I, voksede jeg på i en tofu fabrik i Seattle.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Pero -- mirando hacia atrás cuando yo era un niño -- ven, yo creci en una fábrica de tofu en Seattle.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Terug in de tijd naar toen ik kind was -- ik groeide op in een tofufabriek in Seattle.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Wracając do czasów dzieciństwa - dorastałem w fabryce tofu w Seattle.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Но если оглянуться назад в прошлое, в то время, когда я был ребёнком, я же вырос на фабрике тофу в Сиэтле.