Çalışmaları meslektaşları tarafından titizlikle incelendi ve birçoğu aynı fikirdeydi.[1]His studies were rigorously scrutinized by his peers, and many of them agreed.[1]
Ancak, bu çalışmalardan elde edilen verilerin çok büyük bir titizlikle değerlendirilmesi gerekir.Diese Angaben sind aber wie gesagt nur mit größter Vorsicht zu behandeln.
Gibonlar kendi bölgelerine çok titizce sahip çıkar.Stajo war sehr regionsabhängig in seinen Werten
İlk titiz kayıtlara Yunan matematiğinde rastlanır.Anfänge der griechischen Mathematik.
Sonra bulduklarının,büyük bir titizlikle hangi tarihten,hangi devirden kaldıklarını tespite çalışır.Erstellen Sie regelmäßig eine Übersicht, aus der hervorgeht, wo Ihre Zeit geblieben ist.
Yerine göre üç kez titizce değerlendirilen kâğıtlara son notları verilir.Zusätzlich vergaben drei Wertungsrichter Stilnoten.
Markham'ın yaşamı ve işinin daha titiz değerlendirmeleri takip etmek içindi.Des évaluations plus critiques de la vie et de l'œuvre de Markham suivront.
James, kayıt, mastering ve baskılama sürecinde titizlikle davrandı.James est particulièrement méticuleux au cours du processus d'enregistrement, du mastering et du pressage.
Son derece düzenli bir hayat sürer. titiz ve dakik yaşayan biridir.C'est une personne très organisée et à cheval sur la ponctualité.
İlk titiz kayıtlara Yunan matematiğinde rastlanır.Les premières distinctions publiques qu’il reçoit sont en mathématiques.
Bütün bu titiz çalışmalar uluslararası dev kadrolu bu epik üstünyapımı zarar etmekten kurtaramadı.Le poids formidable de ces épidémies a cesser de peser sur nous.
Fakat bu iş hem çok zordu, hem de büyük titizlik istiyordu.C'était hallucinant ! ce rôle était tellement intense et chargé !
Tarihçilerin çalışmalarının özgünlüğü titiz bir meseledir.La originalidad del trabajo de los historiadores es un asunto delicado.
1864 olarak, Maxwell denklemleri titizlikle bu birleşik etkileşimi miktarı almıştı.En 1864, las ecuaciones de Maxwell había unificado rigurosamente ambos fenómenos.
Bu albüm, aşındırıcı, hızlı, titizlikle programlanmış şarkılardan oluşmaktaydı.También se incluían canciones abrasivas, rápidas y meticulosamente programadas por ordenador.
Dirac arkadaşları arasında sakin ve titiz kişiliği ile tanınırdı.Dirac era conocido entre sus colegas por su naturaleza precisa, al mismo tiempo que taciturna.
Titiz araştırmaları ve nazik üslûbu sebebiyle Hayâlî mahlasının verildiği kaydedilmektedir.Le es otorgado por sus trabajos de investigación y amor a Úbeda.
Beethoven çok titiz çalışan bir müzisyendi.Brett es un músico autodidacta.
Kendilerine ait bölgelerini titizlikle savunan hayvanlardır; bölgelerinin sınırlarını koku ile işaretlerler.Son famosos sus palomares, que inundan la Tierra de Campos, así como sus castillos.
Söz konusu titizlik ve özen her satırda görülür.Lo que se nota es el silencio y la suavidad en cada maniobra.
Sinirli, titiz ama rahatına da düşkün.Lei sembra innervosita ma forse anche attratta.
Fakat bu iş hem çok zordu, hem de büyük titizlik istiyordu.Anche questa mossa è difficile e necessita di molta precisione.
Beethoven çok titiz çalışan bir müzisyendi.Tenedle è un musicista pressoché autodidatta.
Yüksekkaldırım'daki pansiyonda odabaşı olan Vafi Bey oldukça titiz bir insandır.L'opposizione di centrodestra al sindaco è piuttosto blanda.
Gençliğinin titiz doğallığı şeklin soyutlanmasında artışa sebep oluyordu.Come conseguenza la sua naturale crescita si interruppe in giovane età.
Çalışmada tamamıyla 30 tane cinin resmi derlenmiş olup, her bir resmin titizlikle çizildiği göze çarpar.In particolare compone un'opera di 330 fotografie della sua faccia, ognuna con un'espressione diversa.
Yapacağı konuşmayı titizlikle hazırladı.Он тщательно подготовил свою речь.
18. yüzyılın son yıllarında, Sir George Cayley uçuşun fiziki üzerindeki ilk titiz çalışmaları başlatmıştır.В последние годы XVIII века сэр Джордж Кэйли провёл первое серьёзное изучение физики полёта.
Bu albüm 2 yıl süren titiz bir çalışmanın ürünüdür.Данная запись — плод нашей двухлетней работы.
(Artık uygun olarak seçilen aksiyom ve tanımlardan titiz bir şekilde tümdengelim yapılmaktadır.)(Наша Истинная Природа хорошо спрятана благодаря своей очевидности!)
Annesi onun yetişmesi için çok titiz davrandı.Большую роль в его воспитании сыграла сестра.
Suçlar ve Cezalar Hakkında adlı kitabını çok büyük bir titizlik göstererek 26 ayda yazmıştır.Свои действия и поступки он рассчитывал буквально до минуты.
Bu yüzden üstünde uğraşılarak, titiz bir şekilde hazırlanma şansı bulunmuştur.Она ставилась и с некоторой степенью вероятности решалась.
Dinsel ritüelleri takip eden titiz bir Katolik olarak tanındı.Был известен как последовательный критик католицизма.
Bu bakımdan soy bilimci, araştırmasını titizlikle yürütmeli ve rastlantıları göz ardı etmemelidir.Так что ученому не осталось ничего кроме как свернуть свои исследования и бежать.
Pek sevmediği bir iş olsa da, orada titizlikle çalıştığı söylenir.حين لم يعجبه عمل ما، فضل أن يظل صامتا.
Söz konusu titizlik ve özen her satırda görülür.يظهر وسواسها بالنظافة والنظام في كل لحظة وفي أي مكان.
1864 olarak, Maxwell denklemleri titizlikle bu birleşik etkileşimi miktarı almıştı.Em 1864, através das equações de Maxwell pôde-se quantificar e unificar rigorosamente o fenômeno.
Ortağı Nazlı ise titiz, soylu bir aileden gelen, mütevazı bir polis komiseridir.Já o irmão é um puxa saco, que tem vergonha da família humilde.
Bu albüm, aşındırıcı, hızlı, titizlikle programlanmış şarkılardan oluşmaktaydı.Esse álbum possui canções bonitas e bem estruturadas.
Fakat bu iş hem çok zordu, hem de büyük titizlik istiyordu.Soava tão firme e comprometida, e foi tão grande o esforço em fazê-la.
Bu titizlikte Adnan Ataman'ın uyarı niteliğindeki ricası da etkili olmuştu.O sucesso de Digimon Adventure, porém, já era garantido.
Tınaz Titiz'in Web SayfasıPágina da Federação Cearense de Tênis
James, kayıt, mastering ve baskılama sürecinde titizlikle davrandı.James was erg secuur wat betreft het proces van opnemen, masteren en drukken.
Bu albüm 2 yıl süren titiz bir çalışmanın ürünüdür.Het album is het resultaat van drie jaar werk.
Dirac arkadaşları arasında sakin ve titiz kişiliği ile tanınırdı.Dirac stond er bij zijn collega's om bekend zeer precies en stilzwijgend te zijn.
Neuilly Antlaşması'nın koşullarına titizlikle uyarak savaş tazminatlarının azaltılmasını sağladı.Ook Bulgarije werd in het Verdrag van Neuilly verplicht tot het doen van herstelbetalingen.
Annesi onun yetişmesi için çok titiz davrandı.Na jego wychowanie duży wywarła miała matka.
Söz konusu titizlik ve özen her satırda görülür.Szata i umaszczenie Umaszczenie dowolne.
Söz konusu titizlik ve özen her satırda görülür.Почуття близькості і ніжності залишається протягом всієї частини.
Gibonlar kendi bölgelerine çok titizce sahip çıkar.Гайдуки були визначними постатями у своїх країнах.
Titiz Tarık: Kiralık katil.Vražda na objednávku (nájemná vražda).
Tarihçilerin çalışmalarının özgünlüğü titiz bir meseledir.Chlazení samotných procesorů je také náročná úloha.
Şarkılar jüriler tarafından titizlikle takip edilecektir.Artiștii sunt apoi notați de către juriu.
Uzmanlık alanlarında sayısız çalışmalar yapmış, araştırmalarını titizlikle gerçekleştirmiştir.Funcția sa i-a oferit numeroase ocazii pentru a realiza observații atente și cercetări minuțioase.
Beethoven çok titiz çalışan bir müzisyendi.Totenberg a fost un copil cu un imens talent muzical.
Tınaz Titiz'in Web SayfasıUltima privire pe site-ul editurii Tritonic
Sinirli, titiz ama rahatına da düşkün.Kicsit ügyetlen, de szeretik.
Bu teorem tamdı ve titiz kanıtı teoremiyle de güçlendirildi.A hosszú, de lehajló fej, megerősíti ezt az elméletet.
Gibonlar kendi bölgelerine çok titizce sahip çıkar.A kolobuszok nagyon ragaszkodnak a területükhöz.