İlk başlarda Avrupalılar ile yerel Maori halkı arasındaki ilişki ticaretten ibaretti.I starten var kontakten mellem de indfødte maorier og europæerne begrænset til udveksling af varer.
1780-1784 yılları arasındaki Dördüncü İngiltere-Hollanda Savaşı Hollanda'nın ticaretine büyük bir zarar verdi.Den fjerde engelsk-nederlandske krig varede til 1784 og var katastrofal for den nederlandske økonomi.
Hiçbir şekilde ticareti yapılamaz.Den kan ikke kommercialiseres.
Sovyet ticaret filosu dünyanın en büyüklerinden biriydi.Handelsskibsflåden er en af de største i verden.
Bu güvenlik elektronik ticaret için önemlidir.E-handel er en delmængde af e-business.
Şehirlerde yaşayan halk, ticaretle uğraşmaktaydı.Efterhånden overtog byborgere i de samme byer handelen.
Korelilerin tek amacı, Wokou korsanlarına karşı deniz ticaretini emniyete almaktı.Den eneste begrundelse for Korea at have sin egen marine var at sikre søværts handel mod wokoupirater.
Hull aynı zamanda önemli bir ticaret limanıdır.Ålesund er også en vigtig fiskerihavn.
Nampho, 1897 yılında dış ticaret için bir liman haline gelene kadar küçük bir balıkçı köyü idi.Wuzhou blev først åbnet som havn for handel med udlandet i 1897.
Uzun yıllar ticaret ile uğraştı.Den havde i mange år egen købmandsforretning.
Emtia ticaretinde koruma seviyesi tarımsal ürünler haricinde düşüktür.Niveauet af handelsbeskyttelse har været relativt lille med undtagelse af landbrugsprodukter.
Ticaretle meşgul oldu.Han var handelsuddannet.
Savaş, dünya ticaretini de etkilemişti.Det vil også igen få del i verdenshandelen.
İsviçre'nin en büyük ticaret ortağı Almanya'dır.Esprits største enkelte marked er Tyskland.
Uluslararası finans, ülkeler arasındaki para ve sermaye ticaretini inceler.International monetær økonomi undersøger penge- og makroøkonomiske bevægelser mellem lande.
İşgal ile birlikte Mısır'da ticaret gelişti.Også handlen med vin blomstrede i Ægypten.
Şehir büyük bir ticaret merkezi oldu.Det styrkede byen som handelscenter.
2001 - Tofaş Fabrika ve Tofaş Oto Ticaret birleşti.2001 De Danske Brødfabrikker og Schulstad Brød A/S fusionerer.
Ortaçağ'dan beri bir ticaret yolu olan İdil, bugün hala önemli bir ulaşım yoludur.Susåen har siden middelalderen haft betydning som transportvej.
Dış ticaretten de önemli miktarda gelir sağlanmaktadır.Til gengæld er udenrigshandelen betydelig.
Perry, Kasım 2010'da ilk parfümü Purr'u tanıtarak ticarete atıldı.Perry udgav derefter parfumen "Purr" i november.
Şehir askeri üs, yönetim ve ticaret merkezi olarak kullanılmıştır.Byen fungerer som forvaltnings-, uddannelses- og handelscentrum.
Buna en doğrudan örnek Minoru Yamasaki'nin Dünya Ticaret Merkezi binalarıydı.World Trade Center blev designet af Minoru Yamasaki.
İnsan ticareti, uluslararası sözleşmeler tarafından insan hakları ihlali olarak nitelendirilmektedir.Retten til kollektive forhandlinger er anerkendt via internationale menneskerettighedskonventioner.
Görevleri Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesine gösterilmiştir.Den blev specificeret i Christian 5.'s Danske Lov kap.
Göktürk tüccarları ise genellikle hayvan sürülerinin ticareti ile ilgilenmekteydi.Man kan købe frosne mus i de fleste dyrehandlere.
19 Mayıs 1950'de Mısır Süveyş Kanalı'nı İsrail gemilerine ve ticaretine kapattı.I 1956 blokerede Egypten Akababugten og lukkede Suezkanalen for israelsk skibsfart.
Bankacılık, sigortacılık, turizm ve ticaret ekonominin en önemli kalemleridir.Turisme og handel, bankvirksomhed og ejendomsudvikling har været de vigtigste sektorer i økonomien.
Bunlar çoğunlukla at ticareti ve ticaret gemilerine adam toplamakla uğraşıyorlardı.Hun malede især heste og fiskerbåde.
Çiftçidir ve serbest ticaret ile uğraşmaktadır.Hun er veganer og går ind for fri sex.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı yapmıştır.Økonomi- og Erhvervsministeriet.
Ayrıca bavul ticareti olarak da adlandırılmaktadır.Det kaldes også for et trade.
Ziyaret, iki ülke arasındaki ikili ticareti artırmaya odaklandı.En anden overvejelse var den voksende trafik mellem de to øer.
Ekonomisi eskiden beri kürk ticaretine dayanmaktadır.Mange stammer var blevet økonomisk afhængige af pelshandel.
Sayıları ticaret ve endüstri de büyük atılım göstermişti.De har efterfølgende sat sig på en stor del af handelen og industrien.
Böylece ticaret bağlantısı kesintiye uğramıştır.Grænserne delte transportforbindelserne.
1850'den 1862'de ölümüne kadar Tielt bölgesinden Ticaret Odası üyesiydi.Fra 1850 til sin død i 1862 var han medlem af parlamentet for Tielt-kredsen.
Uluslararası ticaret Zaman BankacılığıMund-til-mund-markedsføring
Romanya yalnızca 5 adet büyük çaplı ticaret filosuna sahiptir.EP'en har solgt særdeles godt, for en kun fem-numre lang EP.
Bu eserlerin ticareti de kuyumculuk olarak adlandırılır.Friaktier kaldes også fondsaktier.
Eski ticaret yolu üzerinde olduğundan rağbet gören bir bölgeydi.Byen var tidligere et stort handelssted på Silkevejen.
Bu yollar, bölgenin ana ticaret hatlarını oluşturmaktadır.De gamle veje danner hovedfærdselsårerne i byen.
Jacobsen ailesi nesillerdir Glyvrar köyünde ticaret yapıyordu.Familien Jacobsen havde i mange generationer haft handelen i bygden Glyvrar.
Reine, 1743 yılından bu yana bir ticaret merkezi olmuştur.Reine har vært handelssted siden 1743.
John Hay Çin ile ticareti arttırmak için Açık Kapı Politikasını ilan etti.2. januar – John Hay kunngjør den åpne dørs politikk for å fremme handel med Kina.
19. yüzyılın başlarında dünya dış ticaretinin %40'ı Liverpool limanından geçmekteydi.På begynnelsen av det 19. århundre gikk omkring 40 % av verdens handel over havnen i Liverpool.
Arap ve Osmanlı idaresi altında Ramla, Filistin'de önemli bir ticaret merkezi olmuştur.Under det arabiske og det osmanske styret ble byen et viktig handelssenter i Palestina.
Singapur ekonomisinin büyük bir kısmı ticarete dayanır.Mesteparten av Singapores økonomi baserer seg på internasjonal handel.
Uluslararası ticaret Zaman BankacılığıForbudstiden Menneskesmugling Menneskehandel
1925-1926 yılında Prusya Ticaret Bakanlığı bünyesinde çalıştı ve 1926 yılında Adalet Bakanlığı'na geri döndü.Årene 1925–26 arbeidet han i det prøyssiske hendelsministerium, men kom tilbake til justisministeriet i 1926.
Bu arada da bir Portekiz ticaret gemisini de ele geçirdi.Her var han med å erobre et engelsk fartøy og et portugisisk handelsskip.
İsviçre'nin en büyük ticaret ortağı Almanya'dır.Landets viktigste handelspartner er New Zealand.
Üstelik birçok Kızılderili kabilesiyle iyi ilişkiler kurmuş, yeni ticaret yolları açmışlardı.De knyttet kontakter til indianerstammer og åpnet opp handelsveier.
Amerika'daki kölelerin toplam nüfusunun üçte biri Atlas Okyanusu'ndaki köle ticaretinin parçasıydı.Det utgjorde kun noe mer enn 3 prosent av hele den atlantiske slavehandelen.
Savaş, dünya ticaretini de etkilemişti.Krigen rammet også handelen med utlandet.
Şehir bölgesel bir ticaret merkezi olup tekstil endüstrisi bulunmaktadır.Byen er handelssentrum og har mye tekstilindustri.
Antik Yunan ticaretinde iş yapan başlıca kişiler empori (ἕμποροι) adı verilen tüccarlar sınıfıydı.De viktigste deltagerne i gresk handel var handelsklassen kjent som emporoi (ἕμποροι).
Bir ünlü Guernsey'li, William Le Lacheur, Avrupa'yla Kosta Rica kahve ticaretini kurulmuş.William Le Lacheur fra Guernsey etablerte kaffehandel fra Costa Rica til Europa.
Ancak daha sonra köle ticareti yaptığını fark eder.De startet senere slavehandel.
Serbest Ticaret ile uğraşmıştır.Han skrev Fri Handel.