Korelilerin tek amacı, Wokou korsanlarına karşı deniz ticaretini emniyete almaktı.Den eneste begrunnelsen for Korea å ha sin egen marine var å sikre sjøverts handel mot wokoupirater.
Ayrıca doğu ve batıdaki ticaret yolları, madenler ve vahaları kontrol ediyordu.Det kontrollerte også handelsrutene, minene og oasene lengre øst og vest.
Bir süre ticaret yaptı.Slik gikk handelen en stund.
Bu yollar, bölgenin ana ticaret hatlarını oluşturmaktadır.Disse representerer landets hovedtrafikkårer.
Bağımsız ticaret birliği aktivistlerince düzenlenen ralli güvenlik güçleri tarafından durduruldu.Demonstrasjonen, som ble organisert av uavhengige fagforeninger, ble stoppet av sikkerhetsstyrker.
1991 yılında devlet başkanı Cesar Gaviria idaresi sırasında Dış Ticaret Bakanı oldu.Under regjeringen César Gaviria var han i 1991 minister for utenrikshandel.
Uluslararası ticaret, uluslararası sınırlar ve bölgeler arasında yapılan mal ve hizmet ticaretidir.Internasjonal handel er bytte av varer og tjenester på tvers av nasjonale grenser.
Kentin stratejik konumu Nübye ile Nil Vadisi arasındaki ticaret yollarını kontrol etme imkânı verdi.Kom Ombo-tempelet – Kontrollerte handelsruten mellom Nubia og Nildalen.
1859'da "pilsner bier" bir marka olarak Plzeň'deki Ticaret Odası tarafından tescillenmiştir.I 1859 ble Pilsner Bier registrert som merkenavn.
İşçileri çalışmaz, yerel işadamları onunla ticaret yapmaz hatta postacı bile postalarını getirmez olmuştu.Lokale forretningsmenn sluttet å handle med ham, og den lokale postmannen nektet å avlevere post.
British Phonographic Industry (BPI), Büyük Britanya müzik sanayisinin ticaret birliğidir.British Phonographic Industry (BPI) er den britiske plateindustriens bransjeforening.
Dilleri Arapçaydı ve Bağdat ile Hindistan arasında asırlar boyunca ticaret yaptı.Aksum hadde handlet med India og Egypt i flere århundrer.
Daikokuten (Daikoku): Servet ve ticaret tanrısı.Zenithar, guden for rikdom og handel.
Evlendiklerinden sonra, çift Whitechapel’daki ticaret caddesinde bir tüccar dükkanında yaşamaya gittiler.Etter deres bryllup, dro paret for å leve i en pantelåner-butikk ved 1.
Nampho, 1897 yılında dış ticaret için bir liman haline gelene kadar küçük bir balıkçı köyü idi.Wuzhou ble først åpnet som havn for handel med utlandet i 1897.
Ayrıca Çin ve diğer Doğu Asya kültürleri ile ticaret görülür.Det er også opptatt av kinesisk interaksjon mellom andre sør- og østasiatiske folk.
Bahreyn Dünya Ticaret Merkezi, Bahreyn'in başkenti Manama'da bulunan bir ikiz gökdelendir.Bahrain World Trade Center er en bygning i Bahrains hovedstad, Manama.
Bankacılık, sigortacılık, turizm ve ticaret ekonominin en önemli kalemleridir.Turisme og handel, bankvirksomhet og eiendomsutvikling har vært de viktigste sektorene i økonomien.
Bu sıralarda Samiler, bölgede ticaret yapmaya başladı.Dette var med på å sette fart på handelen i området.
Çin-Türkiye Ticaret Odası (CTTO)Tyrkvisjonens sangkonkurranse (ru)
İki ülke arasında 1940'ta bir ticaret anlaşması imzalandı.I 2000 ble det dannet en frihandelsavtale mellom landene.
Uçak Dünya Ticaret Merkezinin Kuzey Kulesine çarptı.Kaprerne fløy flyet inn i nordtårnet i Verdens handelssenter i New York.
4 Nisan - Dünya Ticaret Merkezi'nin resmi açılışı yapıldı.4. april – World Trade Center blir åpnet i New York.
Örneğin, bir alışveriş merkezi, perakende ticareti domine ettiği bir bölgeyi etki alanına alabilir.Men de kan ha et boligbyggelag som forretningsfører på vanlig kommersiell basis.
Günümüzde Dunhuang şehir merkezi önemli bir turist odağı ve ticaret merkezidir.I dag er Holbæk en moderne by og et viktig handelssentrum på Sjælland.
Vergilerle, ticaretle ve krallık gücü arttırılarak kazanılır.Ved hjelp av toll og skatter økte kongens formue.
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı yapmıştır.Han er minister for handel og industri.
Daha çok uluslararası ticarette önem taşımaktadır.Større selvstendighet hva gjelder internasjonal handelsvirksomhet.
Şehirlerde yaşayan halk, ticaretle uğraşmaktaydı.Etterhvert tok byborgere i de samme byene over handelen.
Bir diğer sorun ise dış ticaretti.Tredje del handlet om handel.
Bu askerler İsrail Deniz Ticareti Okulu teknesine rastladı.Skipene ble bordet at den israelske marine.
Daha sonra daha geniş kapsamli sanayi ve ticaret gelişmiştir.Samtidig vokste det ulike typer håndverk og handel.
Yine de fildişi ticareti devam etmektedir.Den finske handelen fortsatte imidlertid.
Bu teoriler özellikle dış ticaret açısından ekonomik ilişkiler konusunda temel dayanak noktasını oluşturur.Innenfor denne teorien finner man blant annet økonomiske forklaringer og økonomisk vekst mellom handel.
Daha sonra önemli bir ticaret merkezi olarak büyüdü ve 1796 yılında şehir statüsü almıştır.Byen vokste frem som en viktig regional handelsstad, og ble hovedstad i 1967.
Asur şehri stratejik konumuyla önemli bir ticaret merkezi haline gelmiştir.London Road ble et viktig kommersielt senter for den voksende befolkningen.
Şehir büyük bir ticaret merkezi oldu.Byen er et viktig handelssentrum.
Ticaret, bütün Yunanistan'da özgürdü.Handelen i antikkens Hellas var fri.
Şehir askeri üs, yönetim ve ticaret merkezi olarak kullanılmıştır.Byen fungerer som forvaltnings-, utdannings- og handelssentrum.
Uzun mesafeli ticarete konu olan ilk mal, obsidyendir.Dem som befinner seg lengst fra arbeidsmarkedet skal prioriteres.
Dünyanın her yerinde rastlanabilen sofra tuzu tarih boyunca önemli bir ihtiyaç ve ticaret maddesi olmuştur.Kommunikasjon har til alle tider vært en sentral og nødvendig del av tilværelsen.
En fazla ticaret hacmine sahip ülkeler Rusya, Türkiye ve Yunanistan’dır.De viktigste handelspartnerne for eksportvarer er Russland, Mongolia og Pakistan.
Yani artık aynı ticaret için Afrika kıtasının etrafından dolaşılması mecburiydi.Handelsfortene hadde til oppgave å drive handel med afrikanere.
Bu durum, halkın ticarete olan ilgisine bağlanabilir.Det skal være åpenbart for publikum hva som er kommersielt innhold.
Gunvor ayrıca Singapur, Bahama adaları, Dubai'de ticaret ofisleri ve tüm dünyadaki acentalar açmıştır.Firmaet har også kontorer i Singapore, på Bahamas og Dubai og har agenter i en rekke andre land.
Hatta Hazar Kağanlığı, İsveç'le bile ticaret yapmıştır.I tillegg smuglet han brev jevnlig til Sverige.
Ekonomisi eskiden beri kürk ticaretine dayanmaktadır.Økonomien har tradisjonelt vært basert på skogbruk.
1971'de, Romanya Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT) üyesi oldu.Pada tahun 1971, Rumania menjadi anggota Perjanjian Umum Tarif dan Perdagangan (GATT).
Limanı küçük ve ticareti azdır.Pelabuhan kota ini kecil dan terdapat sedikit perdagangan.
Sovyet ticaret filosu dünyanın en büyüklerinden biriydi.Armada kapal dagang Soviet merupakan salah satu yang terbesar di dunia.
Yanloudong (羊楼洞), eski çay üretim ve ticaret merkezidir.Yangloudong (羊楼洞), sebuah pusat tua dari produksi dan perdagangan teh.
Rusya, 2008 yılı itibarıyla 1448 deniz ticaret gemisine sahiptir.Tahun 2008 negara ini memiliki 1.448 kapal armada niaga.
Hikâye biterken Alice ticaret gemisine gitmek için hazırlanır.Saat cerita menutup, Alice mempersiapkan untuk berangkat dengan kapal perdagangan.
Avrupa Birliği, toplam ticaretin yüzde 60'ını temsil etmektedir.Uni Eropa menyumbang 60% total perdagangan.
Yeni 7 Dünya Ticaret Merkezi'nin inşasına 2002 yılında başlandı ve 2006 yılında bitirildi.World Trade Center 7 yang baru dibangun pada tahun 2002 dan selesai pada tahun 2006.
1995 - Dünya Ticaret Örgütü kuruldu.1995 - Organisasi Perdagangan Dunia (WTO) didirikan.
Dubai, 1970 ve 1980'lerde bir ticaret merkezi olarak önemini sürdürdü.Dubai menyeimbangkan kepentingannya sebagai sebuah rute perdagangan pada 1970 dan 1980.
Smith, sınıf ayrımı ile serbest ticaret sistemini savunan merkantilizm’i eleştirdi.Smith mengkritik merkantilisme, menganjurkan suatu sistem perdagangan bebas dengan pembagian kerja.
Bu anayasayla savunma, ticaret ve yasal konularda federal sorumluluk da düzenlenmişti.Konstitusi itu juga menentukan tanggung jawab federal untuk pertahanan, perdagangan, dan masalah hukum.
İngiltere'de, Lord Ascot Alice'i, Çin'e okyanus ticareti yolu kurmak fikriyle yardımcısı olarak alır.Terkesan, Lord Ascot membawanya sebagai muridnya dengan ide mendirikan jalur perdagangan laut ke China.