Yeni ticaret yollarının keşfedilmesiyle önemini yitirmiştir.Straciła znaczenie ze względu na upowszechnienie nowoczesnych systemów nawigacji.
Mahallenin gençleri ticaret veya turizm sektöründe çalışmaktadır.Jednakże są to głównie małe przedsiębiorstwa, zajmujące się handlem lub obsługujące ruch turystyczny.
Braunschweig kenti ortaçağda önemli bir ticaret merkeziydi.W średniowieczu Shaftesbury było miastem handlowym.
Bankanın ana hedefi Türkiye'nin dış ticaretini desteklemek olarak belirlenmişti.Prowadził politykę wspierania rosyjskiego handlu zagranicznego.
Bu yollar, bölgenin ana ticaret hatlarını oluşturmaktadır.To one nakreśliły główne kierunki działań ruchu związkowego.
Ziyaret, iki ülke arasındaki ikili ticareti artırmaya odaklandı.Wydatnie przyczynił się do wzrostu obrotów handlowych między obu krajami.
Nehirler ve denizler, ticaret ve ulaşım için elverişli yollar sunmuştur.Budowane były drogi i linie kolejowe, rozkwit przeżywała flota i handel morski.
Bu durumda merkez bankalarının ticaret bankalarına borç vermesi söz konusudur.Jest to powszechny sposób udzielania przez banki centralne krótkoterminowych pożyczek dla banków komercyjnych.
Ayrıca ticaret ile uğraşanlarda bulunmaktadır.Zawarte są w nim także wydarzenia biznesowe.
Somali'nin zengin deniz ticareti geleneğinin bir ürünüdür.Det är en produkt av Somalias rika tradition av handel.
Bu nedenle, artan sayıda uluslararası şirket Freeport'u ticaretleri için bir merkez olarak kullanmaktadırlar.Följaktligen, ett växande antal internationella företag använder Freeport som sin plats för verksamheten.
19. yüzyılda Kızıl Nehir, Çin'e giden kazançlı bir ticaret yolu olarak görülüyordu.På 1800-talet sågs Röda floden som en möjlig väg till den lukrativa marknaden i Kina.
12 Nisan 2006 tarihinde Peru ABD ile serbest ticaret sözleşmesi imzalar.Den 12 april 2006 undertecknade Peru ett bilateralt frihandelsavtal med USA.
Yiyecek ithalindeki giderleri düşürmek için, ticaret gemilerinin vergiden muaf olduğu ilan edildi.För att sänka kostnaden för import av mat förklarades handelsfartyg fråntagna beskattning.
Uluslararası Uluslararası gıda ticareti Codex Alimentarius ile standartlaştırılmıştır.Medlemsländerna i FN har utarbetat standarder för livsmedel och livsmedeltillverkning, Codex Alimentarius.
1850’lerde Tiflis, yeniden ticaret ve kültür merkezi haline geldi.Vid mitten av 1850-talet var Tbilisi återigen ett viktigt center för handel och kultur.
Ayrıca doğu ve batıdaki ticaret yolları, madenler ve vahaları kontrol ediyordu.Staten kontrollerade också handelsvägar, gruvor, och oaser i öst och väst.
1998'de Walser, Alman Kitap Ticaretinin Barış Ödülü'nü aldı.År 1998 skapade Walser rubriker i samband med att han tilldelades den tyska bokhandelns fredspris.
Japonya'nın mevcut şirketler hukuku, 30 Aralık 2005 tarihli Ticaret Kanunu'na dayanmaktadır.Roamingavgifterna inom Europeiska unionen är reglerade enligt europeisk lag sedan den 30 juni 2007.
Tofana'nın ticareti sonunda müşteri kılığına girmiş bir Papalık Devleti yetkilisi tarafından açığa çıkarıldı.Tofanas verksamhet avslöjades för de påvliga myndigheterna genom en kund.
ABD dünyanın en büyük ticaret ülkelerinden biridir ve dünyanın ikinci büyük imalatçısıdır.USA handlar med länder från hela världen och är den största importören av varor.
Litvanya, Avrupa Birliği ülkeleriyle önemli bir ticaret endeksine sahiptir.Färöarna har ett begränsat frihandelsavtal med EU.
Babası Wang Yung, Çin'le yaptığı ticaretten çok büyük kazançlar sağladı.Wang Geons, far Wang Yung, blev en förmögen man genom handel med Kina.
Kuruluş amacı üye devletler arasında serbest ticaret bölgesi oluşturmaktır.Bör unionen skapa ett frihandelsområde med USA?
Bahreyn Dünya Ticaret Merkezi, Bahreyn'in başkenti Manama'da bulunan bir ikiz gökdelendir.Bahrain World Trade Center är en byggnad i Bahrains huvudstad, Manama.
Yeongdeungpo, Seul'de önemli bir ofis, ticaret ve konut bölgesidir.Yeongdeungpo Distrikt har utvecklats kraftigt som ett kontors- och bostadsområde.
Reine, 1743 yılından bu yana bir ticaret merkezi olmuştur.Reine passeras av Europaväg E10 och har varit en handelsplats sedan 1743.
Stuttgart Ticaret Akademisini bitirdi.Vujadin avslutade handels akademi.
Ticaret o vakitlerde kadınların büyük çoğunluğunun mesleğiydi.Fabriken var under sin tid en stor kvinnoarbetsplats.
Washington'da köle ticareti yasaklanacak.Kastrering av slavar förbjuds i Rom.
O zamanlarda Şapsığların meskeni vardı ve burada köle ticareti yapılıyordu.Arbetsbrist rådde, och man började därför föra en slavhandel.
Ayrıca ticaretten de nefret ederlerdi.Han kom att hata denna handel med människor.
Bu durum geri dönerek üretimi ve ticareti teşvik etmiştir.Han återgick då till att arbeta med tillverkning och handel.
Bugünlerde Poznań Almanya ile ticarette önemli şehirlerden biridir.Idag är Poznań ett av de största centren för handel med Tyskland.
Her iki şirket kendi kolonileri ile ticaret tekelliliklerini sürdürdü.Båda regionerna kommer fortfarande att använda sina egna varumärken ut till kunderna.
Sasaniler böylece ticaret üzerinde monopolistik bir kontrole yöneldiler.Efter Köppen tog andra över handelsmonopolet.
İsterlerse ticaret enstitüsüne de devam ediyorlardı.Även affärs-centrumets butiker medverkade.
Deniz ticareti hukuku, deniz üzerinde yürütülen ticari ilişkileri düzenleyen hukuk dalıdır.Sjörätt är ett samlingsnamn på de rättsregler som reglerar sjöfarten.
Liberaller serbest ticareti savunuyorlardı.Koalitionspartnern liberalerna var för.
İki ülke arasında geniş bir ticaret ilişkisi mevcuttur.De bägge länderna har betydande handelsrelationer med varandra.
Akşamları ticaret eğitimi aldı.På kvällarna gick han på navigationskurser.
2008 yılında ülke Dünya Ticaret Örgütü'ne katılmıştır.2008 utsågs företaget till Årets e-handel av InternetWorld.
İlişkili olduğu Bakanlık, Ticaret Bakanlığı'dır.Chef för departementet var handelsministern.
Konstantinopolis, önemli doğu-batı ve kuzey-güney ticaret yollarının üzerindeydi.Nürnberg låg vid korsningen av en öst-västlig och en nord-sydlig handelsväg.
Ticaretle de uğraşılmaktadır.Även sheriffen kommer till affären.
Şehir büyük bir ticaret merkezi oldu.Staden var ett betydande handelscentrum.
Anadolulu kadın tüccarların genellikle köle ticareti yaptıkları belgelerden anlaşılmaktadır.Ibland beskrivs hur gifta kvinnor insisterade på försäljning.
Böylece Almanya ile ticaret yapabilecekti.Mest betydande var handeln med Tyskland.
Yakın tarihin en önemli olaylarından biridir Dünya Ticaret Merkezine yapılan saldırı.Berättelsen utspelar sig efter attacken mot World Trade Center.
Ziyaret, iki ülke arasındaki ikili ticareti artırmaya odaklandı.Bron är avsedd att underlätta trafik mellan två europeiska länder.
Adana Ticaret Borsası ArşiviApteans produktportfölj ^ Aptean
Çin 2001'den beri Dünya Ticaret Örgütü üyesidir.Kina blev medlem av Världshandelsorganisationen (WTO) 2001.
Gerçek elmasla ya da elmas ticaretiyle bir ilgisi yoktur.Namnet har ingenting med växtens eller kryddans äkthet att göra.
Tahta kullanımı ticaretin gelimesinden sonra olmuştur.Sedan dess har metoden varit den grundläggande behandlingen av affärstransaktioner.
4 Haziran 1913 tarihinde Ticaret ve Ziraat Nazırlığına atandı.Den 4 april 1963 öppnades Tempo och Köpcentrum sina butiker.
80'lerin başına gelindiğinde çete uyuşturucu ticaretiyle ilgileniyordu.Tidigt på 80-talet var gänget starkt involverade i narkotikahandeln.
Şirket asıl amacın yanı sıra mal ve köle ticaretiyle de uğraştı.Det var kompaniet som bedrev handeln med slavar och andra varor.
Bir diğer sorun ise dış ticaretti.Ett annat genomgående tema är smuggling.
Bu sıralarda Samiler, bölgede ticaret yapmaya başladı.Snart tror folk att han kommit dit för att starta fiskerinäring.
Üniversite tahsilini Beyrut Arap Üniversitesi'nde ticaret bölümünde okudu.Därefter studerade han företagsekonomi vid Beirut Arab University.