1947'de Norveç'e dönmüş ve 1947-48'de Norveç Ticaret Bakanlığı'nda daire başkanı olarak görev yapmıştır.Tussen 1947 en 1948 was hij sectiechef bij het Noorse Ministerie van Handel.
Şirket asıl amacın yanı sıra mal ve köle ticaretiyle de uğraştı.Hij hield zich bovendien bezig met zaken als slavenhandel en smokkelen.
Trabzon doğu ticaretinde önemli bir limandı.Trabzon is een belangrijke havenstad.
Türkiye'de gaz ticareti hacmi en yüksek olan enerji şirketidir.Paz (פז - goud) is het grootste energiebedrijf in Israël.
Buradan çıktıktan sonra, 3 yıl ticaretle uğraştı.Nadat hij afgestuurd was werkte hij drie jaar voor de staat.
Silah ve uyuşturucu ticareti yapmaktadır.Ze kwamen in het bezit van wapens en handelsgoederen.
Bu nedenlerden dolayı insan ticareti ile insan kaçakçılığı birbirlerinden farklıdırlar.Wel werd erkend dat migrantenhandel en mensenhandel ten dele niet hetzelfde waren.
1568-1648'de ortaya cikan uzun "Seksen-Yillik Savas" bu ticaretin gelişmesine engel olmuştur.De Tachtigjarige Oorlog (1568–1648) maakte een einde aan de vooruitgang.
Ayrıca kâr ve ticaret konusunda da en büyük güç onundur.Hij is de god van de ambachten en de handel.
Ticaret hukuku ve fikri haklar konusunda çok sayıda eseri ve makalesi bulunmaktadır.Hij behandelt voornamelijk advies- en geschillenwerk in aansprakelijkheids- en verzekeringsrecht.
CITES listesinde de EK-I altında listelenerek ticareti yasaklanmıştır.De handel is volgens de CITES overeenkomt formeel verboden.
Anadolu beyliklerinde ticarete de gelişmişti.Een handel in sandelhout ontwikkelde zich.
Şehir tarihsel olarak dünyanın ipek ticaretinin merkezidir.De stad is historisch gezien het centrum van de champagneproductie.
İlerleyen yıllarda ticarete atıldı.In de jaren erna daalden haar plaatverkopen.
Ülkenin dış ticaret açığı çok yüksek seviyelerde bulunmaktadır.Het economische systeem van het land wordt getypeerd door een grote openheid naar buiten toe.
Ticaret hayatı fazla gelişmiş değildir.De vakbeweging was nauwelijks ontwikkeld.
2004 ile Kasım 2007 tarihlerinde, Ticaret Bakanı olarak görev yaptı.Van 2004 tot november 2007 was hij minister van Handel.
Ticaret uygarlığı olan Kartaca ise geniş bir donanmaya sahipti.De uitdrukking het vrije Westen had een politieke lading.
19. yüzyılda, baharat ticareti önemini büyük ölçüde yetirmişti.In de negentiende eeuw nam het belang van de wierhandel toe.
İki ülke arasında geniş bir ticaret ilişkisi mevcuttur.Ten tweede is er veel woon-werk verkeer tussen beide landen.
1908 yılında Yadigar-ı Terakki ve Ticaret Mektebi'ni bitirdi.1908 werd het tijdschrift Handel en Nijverheid uitgegeven.
Uluslarası düzeyde keten ve yün ticareti yaptı.De Verenigde Naties verlengden hun sancties inzake de handel in diamanten en hout.
Sri Lanka'da fildişi ticareti iki bin yıldan fazladır devam etmektedir.De leeftijd van de venijnboom van Fortingall in Schotland wordt geschat op meer dan 2000 jaar.
Kent uzun yıllar boyunca balıkçılığın yanında, ticaret alanında da gelişti.Zijn familie zit al generaties lang in de vishandel.
Bristol ve İzlanda arasında bu dönemde yoğun bir ticaret olduğu da bilinmektedir.In deze periode werd nog levendig handel gevoerd tussen Lesbos en İzmir (Turkije).
Ocak 2013'te EU Business School Cenevre Ticaret, Sanayi ve Hizmetler Odası sponsor oldu.W styczniu 2013 roku, UE Business School została sponsorem Izby Handlu, Przemysłu i Usług w Genewie.
15 yaşında iken, Norveç ve İsveç'te ticaret filolarına katıldı.Kiedy miał 15 lat dołączył do floty handlowej Norwegii i Szwecji.
New York şehri 20. yüzyılın ilk yarısında dünyanın ticaret, sanayi ve iletişim merkezi haline geldi.W pierwszej połowie XX wieku miasto stało się światowym centrum przemysłu, handlu i komunikacji.
1994 - NAFTA (Kuzey Amerika Ülkeleri Serbest Ticaret Anlaşması) yürürlüğe girdi.1994: Wszedł w życie Północnoamerykański Układ Wolnego Handlu (NAFTA).
Ticaret üzerinde egemenlik için hem Portekiz ile hem de birbirleriyle yarışmaktaydılar.Na tych obszarach walczyły one z Portugalią i ze sobą nawzajem.
Aralarında ABD Ticaret Sekreteri Ron Brown'ın da olduğu uçaktaki 35 kişi öldü.W katastrofie zginęło 35 osób, wśród nich Sekretarz Handlu Ron Brown.
İlk başlarda Avrupalılar ile yerel Maori halkı arasındaki ilişki ticaretten ibaretti.Początkowo kontakty pomiędzy Europejczykami a Maorysami ograniczały się do wymiany handlowej.
İlk defa ticaret başlamıştır.Po raz pierwszy zaczęto używać ich w handlu.
1947'de bu amaçla Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT) imzalandı.1947 – W Genewie podpisano Układ w Sprawie Taryf Celnych i Handlu (GATT).
Lance kardeşi Victor ile birlikte uyuşturucu ticareti yapmaktadır.W 1986 roku Lance handlował narkotykami ze swoim bratem, Victorem.
Şarkıda, uyuşturucu ticaretinin üzerinde durulmaktadır.Piosenka zajmuje się tematem zażywania narkotyków.
Karaçi Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı oldu.Był przewodniczącym Izby Handlu i Przemysłu w Karaczi.
Avrupa Birliği ülkenin en önemli ticaret ortağıdır.Najważniejszym partnerem handlowym Izraela pozostają Stany Zjednoczone.
4 Nisan - Dünya Ticaret Merkezi'nin resmi açılışı yapıldı.4 kwietnia – oficjalne otwarcie kompleksu World Trade Center w Nowym Jorku.
1971'de, Romanya Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT) üyesi oldu.W 1971 roku kraj dołączył do GATT (Układ Ogólny w sprawie Taryf Celnych i Handlu).
Berlin’de küçük bir dükkân açarak tütün ticareti ile uğraştı.W Dublinie otworzył sklep z tytoniem.
Babası tahıl ticareti yapıyodu.Jego ojciec trudnił się handlem zbożem.
Bölüm 3 – Ticaret Bölgesi Geralt Vizima'nın zengin bölgesinde Triss Merigold'un şahsi odasında uyanır.Geralt budzi się w osobistej komnacie Triss Merigold, w zamożnej dzielnicy Wyzimy.
Ticaretin ortaya çıkış nedeni, insanın ihtiyaçlarını karşılama arzusudur.Głównym założeniem marketingu jest zaspokojenie ludzkich potrzeb.
Babası ticaret filosunda görevli bir denizciydi.Jego ojciec był kapitanem we flocie handlowej.
Şehir büyük bir ticaret merkezi oldu.Miasto było ważnym ośrodkiem handlowym.
Dubai, 1970 ve 1980'lerde bir ticaret merkezi olarak önemini sürdürdü.Dubaj budował swoją pozycję jako ważnego punktu na trasach transportowych w latach 70. i 80.
1137'de Katalonya ve Aragon'un birleşmesiyle kentte ticaretle uğraşan varlıklı sınıfların siyasi gücü arttı.W 1137 r. zawarta została unia personalna ze wzrastającą w siłę Aragonią.
Büyük bir ticaret merkeziydi.Był on ważnym centrum handlowym.
Politikaya girmeden önce ticaret ile iştigal etti.Przed zaangażowaniem się w politykę prowadził działalność biznesową.
Ancak daha sonra köle ticareti yaptığını fark eder.W późniejszych czasach było liczącym się miejscem handlu niewolnikami.
Kendi şirketini kurarak ticaret işiyle uğraştı.W wyniku kłopotów zakłada własną firmę.
1960 - 7 ülke, Latin Amerika Serbest Ticaret Birliğini (LAFTA) kurdu.1960: 7 krajów Ameryki Łacińskiej utworzyło w Montevideo stowarzyszenie wolnego handlu LAFTA.
Lee burs alarak Pohang'da Dongji Ticaret Lisesi gece okuluna gitti.Jednakże jego nauczyciel zaoferował Lee pobieranie wieczornych lekcji w Szkole Handlowej Dongji.
Uluslararası ticaret teröilerine daha da katkısı bulunmaktadır.Pomaga rozwijać międzynarodowy handel hurtowy.
1807'de Cezayir'de üslenen Türk korsanları ABD ticaret gemilerine tekrar saldırmaya başlamışlardır.W roku 1807 piraci z Algieru ponownie zaczęli zagarniać amerykańskie statki i ich załogi.
Edegör ormanından çıkarılan ağaçlar, ticaret gemisi yapımında kullanılmıştır.Drewno z tego drzewa jest wykorzystywane w budownictwie okrętowym.
Ticaret ve siyasetle ilgilendi.Zajmował się handlem i lokalną polityką.
Bu dönemde 1853 yılında Amerikalı Komodor Matthew C. Perry Japonya'yı dış ticarete açılmaya zorladı.W tym to roku okręty amerykańskiego komodora Matthew C. Perry’ego zmusiły Japonię do otwarcia się na świat.
İki ülke arasında 1940'ta bir ticaret anlaşması imzalandı.Umowa między obu państwami została podpisana w 1964.