Ana içeriğe geç
Sözlük

ticaret ile cümle

ticaret kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Ticaret, ikisini de daha zengin yapacaktır.Ce faisant, il enrichit les deux.
Burada köle, altın, bıçak, boncuk, ayna, rom ve silah ticareti yaptılar.De là, ils réalisent du commerce d'esclaves, d'or, de couteaux, de perles, de miroirs, de rhum et de fusils.
Güneydeki liman ise ticaret amaçlı kullanılmıştır.Le port Ouest est utilisé pour le transport commercial.
Uluslararası Uluslararası gıda ticareti Codex Alimentarius ile standartlaştırılmıştır.Certains types de sucre sont normalisés au niveau mondial par le Codex Alimentarius.
Ayrıca kereste ticareti de yüksek oradan gerçekleştirilmektedir.Les produits qui viennent de loin également.
Milas Ticaret ve Sanayi Odası.Chambre de commerce et d'industrie d'Arras.
Uluslararası ticaret Zaman BankacılığıTraité de libre-échange
Ortak mal ve cemaat halinde bulunma anlayışından dolayı, ticaretle de uğraşmazlardı.Distinction entre les choses qui sont en commerce et celles qui n'y entrent point.
Moskova Ticaret Lisesine devam eder.Moscou impose un blocus.
Her türlü ticaret yapılmaktadır.Tous les types de commerces sont concernés.
Ticaret oldukça gelişmiştir.Le commerce est très développé.
Öyle herkes zevk için ve ticaret için balık avlayamaz.Ils ne font l'objet d'aucune pêche, ni sportive ni commerciale.
Bunun nedeni olarak ise, daha iyi ticaret yollarının bulunması olarak gösterilmektedir.Cette option est choisie car cela permettrait d'atteindre une meilleure circulation.
2003-2005 arasında Endüstri ve Ticaret Bakanlığı yapmıştır.Il est ministre du Commerce et de l'Industrie de 2004 à 2009.
Bu nedenlerden dolayı insan ticareti ile insan kaçakçılığı birbirlerinden farklıdırlar.Il en va tout autrement la traite des êtres humains.
Simpsonlar'ın popüler oluşu, diziyi bir milyon dolarlık ticaret endüstrisi hâline getirdi.La popularité des Simpson en a fait une industrie de produits dérivés se chiffrant en milliards de dollars.
Ayrıca Paris Sanayi ve Ticaret Odası'ndan mezun olmuştur.Elle est diplômée de la Chambre de commerce et d'industrie de Paris.
Her iki ülke de Dünya Ticaret Örgütü'nün bir üyesidir.Les deux pays sont des membres de l'Organisation mondiale du commerce.
1 Ocak NAFTA (Kuzey Amerika Ülkeleri Serbest Ticaret Anlaşması) yürürlüğe girdi.1er janvier : Entrée en vigueur de l'ALENA (NAFTA), accord de libre-échange nord-américain.
Zaman içinde her türlü ticareti yasaklanmıştır.Toute circulation y est alors définitivement interdite.
Sonrasında Berlin Ticaret Odası'na üye oldu.Il est membre de la Chambre de commerce de Paris.
Kongre, Ocak 1937'de geçirdiği bir yasayla İspanya ile yapılan silah ticaretini yasakladı.En janvier 1937, le Congrès adopta une résolution commune interdisant le commerce des armes avec l'Espagne.
19. yüzyılın başlarında dünya dış ticaretinin %40'ı Liverpool limanından geçmekteydi.Au début du XIXe siècle, environ 40 % du commerce maritime de l'Empire britannique passe par Liverpool.
İstanbul'daki en büyük uluslararası ticaret merkezidir.Il s'agit du plus important quartier commercial d'Istanbul.
İşgal ile birlikte Mısır'da ticaret gelişti.Cependant, l'Égypte continue de commercer indirectement avec l'Inde.
Liberaller serbest ticareti savunuyorlardı.Les nouveaux libéraux se sont prononcés en faveur du libre-échange.
Burada karar teorisi, maliyet yarar analizi ve ticaret hukuku üzerine öğrenim gördü.Il étudie la théorie du choix rationnel, l'analyse coût avantage et le droit commercial international.
Çin 2001'den beri Dünya Ticaret Örgütü üyesidir.La république populaire de Chine est depuis 2001 membre de l'Organisation mondiale du commerce (OMC).
Hiçbir şekilde ticareti yapılamaz.Il ne peut en aucun cas être commercialisé.
1929-1932 yılları arasında İstanbul Ticaret Mahkemesi yargıçlığında bulundu.Il fut notamment juge au Tribunal de commerce d'Istanbul de 1929 à 1932.
Dış Ticaret Müsteşarlığı.Conseiller du commerce extérieur.
Bu durumda, ülkenin dış ticaret fazlası vardır.De ce fait, les échanges commerciaux se firent plus nombreux.
Uluslararası ticaret, ülkeler arasındaki mal ve hizmet ticaretini inceler.Le commerce international est l'échange de biens, de services et capitaux entre pays.
İlk başlarda Avrupalılar ile yerel Maori halkı arasındaki ilişki ticaretten ibaretti.Initialement, les interaction entre les indigènes maoris et les Européens se limitèrent à l'échange de biens.
Ziyaret, iki ülke arasındaki ikili ticareti artırmaya odaklandı.Les deux hommes parlent d'augmenter les échanges commerciaux entre les deux États.
Naantali Limanı, mal ticareti bakımından Finlandiya'nın üçüncü büyük limanıdır.Le port de Naantali est le 3e port de Finlande.
Music Week, Birleşik Krallık'taki müzik endüstrisine ait bir ticaret raporudur.Music Week est une revue professionnelle pour l'industrie du disque du Royaume-Uni.
Savaş, dünya ticaretini de etkilemişti.La guerre a laissé place au commerce.
Hull aynı zamanda önemli bir ticaret limanıdır.Le port de Calais est aussi un port de commerce important.
Bu antlaşma 1871'deki Çin-Japon Dostluk ve Ticaret Anlaşması'nı yerini almıştır.Il sera suivi par le traité d'amitié et de commerce anglo-japonais de 1858.
Cizan, bölgenin en önemli ticaret limanıdır.Shuni devient le port commercial le plus important de la région.
İşleri: Haraç, uyuşturucu kaçakçılığı, insan ticareti.Leurs activités sont le trafic de stupéfiants, la prostitution, la traite d'êtres humains.
1994 - NAFTA (Kuzey Amerika Ülkeleri Serbest Ticaret Anlaşması) yürürlüğe girdi.1993 - L'Accord de libre-échange nord-américain (ALENA) entre en vigueur.
Ticaretin ortaya çıkış nedeni, insanın ihtiyaçlarını karşılama arzusudur.Le commerce a pour moteur la satisfaction des multiples besoins de l'homme.
Ekonomisi eskiden beri kürk ticaretine dayanmaktadır.Au début, l'économie autour du lac était basée sur le commerce des fourrures.
Döneminde Çin, Dünya Ticaret örgütü'ne üye olmuş, Uzaya kendi imkânlarıyla uydu gönderen üçüncü ülke olmuştur.En 2003, la Chine devient la troisième nation à envoyer un homme dans l'espace par ses propres moyens.
Kale daha sonraları Atlantik köle ticaretinde önemli bir durak olacaktır.La région côtière est une source majeure durant la traite d'esclaves transatlantique.
Bu büyük ölçüde ticaretle ilişkili eksikliklerdi.Ça manquait complètement de clients sérieux.
Yüksek iktisat ve Ticaret Okulu mezunudur.Le secteur du collège et lycée est Cognac.
Ticaretle uğraşan ve çalışan sayısı son yıllarda hızla artmaktadır.La population (en particulier ouvrière) augmente très rapidement en quelques années.
Dış ticaretinde açık olmamaktadır.Il est ouvert au commerce extérieur.
Kariyerinin ardından uzun bir süre ticaretle uğraştı.A vraisemblablement une longue carrière derrière lui.
2001 yılında Çin resmi olarak Dünya Ticaret Örgütü'ne katıldı.2001 : la Chine adhère officiellement à l'OMC.
2008 yılında ülke Dünya Ticaret Örgütü'ne katılmıştır.En 1998, elle rejoint le monde des affaires.
Paris Yüksek Ticaret Okulu'nda (ESCP Europe) profesörlük yapmaktadır.Il intègre l’École Supérieure de Commerce de Paris (ESCP).
Kaffa bilinen ve önemli ticaret limanlarından ve köle pazarlarından biriydi.Caffa était un des marchés d'esclaves les plus importants et les plus connus.
Özellikle köle ticaretinin sağladığı zengin ve parlak bir dönem yaşandı.Il devint riche et puissant notamment dans le commerce des esclaves.
Sanayi ve Ticaret Bakanı olarak da görev almıştır.Il a aussi occupé les fonctions de ministre de l'Industrie et du commerce extérieur.
Birçok otel ve ufak ticarethane vardır.On y trouve de nombreux restaurants et de petits commerces.
Ticaret hayatına atılmış ve tekne satmaktadır.Les compagnies de pêche désarment et vendent leurs navires.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod