tez ile cümle

tez kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Güneş ilahı olarak, Ahau ya da Kakmó Kinich olarak da tezahür eder.Boven de kruisbalk ziet men Sol en Luna die hoornen (of gedoofde fakkels) vasthouden.
Doktora tezinin konusu "Beiträge zur Potentialtheorie" ("potensiyel teorinin katkıları") 'dır.De titel van zijn proefschrift was "Beiträge zur Potentialtheorie" (Bijdragen aan de potentiaatheorie).
Çoğunlukla ornitoloji üzerine olan 40 tezin yazarıdır.Tevens was hij de schrijver van 40 papers, waarvan de meeste over ornithologie.
Başka bir örnek tezgah.Nog een voorbeeld.
1955 yılında Clemens Brentano'nun şiirleri üzerine doktora tezini verdi.In 1955 doctoreerde hij op een thesis over de poëzie van Clemens Brentano.
Tezat olarak, Batıda, böylesine bir taktik olasılığı hiçbir zaman düşünülmeyecekti.In het Westen werd dat gezien als tactisch niet handig.
Namazı, vakti geçmeden kılın, tez olun.»Onderhoudt het gebed, betaalt de zakat en houdt u aan Allah vast.
Riemann'ın fonksiyonlar teorisi üzerine olan doktora tezinin tarihi ise 1851'dir.Riemanns proefschrift over de theorie van functies verscheen in 1851.
1908'de, radyasyon basıncı üzerine hazırlamış olduğu tez ile doktorasını aldı.In 1908 promoveerde hij met een proefschrift over stralingsdruk.
Bu indirgemeci tez, bilinç ve yönelmişlikle (niyet) birlikte değerlendirilmiştir.Dit is de versnelling corresponderend met het ervaren (en door een weegschaal aangegeven) gewicht.
Bu eser Anadolu'da yazılan ilk tezkiredir.Op het moment is dit de eerste brief in het Afaka.
1929 yılında, Gödel 23 yaşındayken, doktora tez ini Hans Hahn'ın danışmanlığı altında tamamladı.In 1929, toen hij 23 was, voltooide hij zijn dissertatie onder supervisie van Hans Hahn.
Bu sırada eylemciler de kendisine tezahüratta bulunuyordu.De toenmalig hedendaagse componisten droegen werken aan hem op.
Bazılarının çekingenlikle karşıladığı tezler kabul edildi.Iedereen met enige artistieke pretentie was er welkom.
Bu duruma tezat olabilecek bir durum ateşten set paradoksunda karşılaşılmıştır.Zo kon een zekere pariteit aan vuurkracht bereikt worden.
Erişim tarihi: 3 Temmuz 2009. ^ "Tezkeresini aldı şehit oldu".Retraiteboek (oktober 2009) Want van u is het koninkrijk.
Daha sonra köz haline gelen tezek tandırdan bir kürekle dışarı çıkartılır.Wat later brengt hij de woekeraarster met een mes om het leven.
1988 yılında yer aldığı Tezaab filmi onun oyunculuk kariyerinde önemli bir dönüm noktasıydı.De hit The Way to Your Heart uit 1988 was de grote doorbraak voor The Soul Sisters.
Tezini yurda döndükten sonra genişletti.Bij hun terugkomst is die echter vernield.
(Uzman Yeterlilik Tezi) ^ ^(Een echte politieman.)
(Basılmamış Yüksek Lisans Tezi)İst.Vrij Te Laten Bedrag).
Dawkins, kuvvetli tezlerini tüm gücüyle kükreyerek geliyor."Galactus’ moet te allen tijde zijn harnas dragen om zijn enorme kracht in toom te houden.
Ayrıca bu çalışması tüm zamanların en iyi tezi olarak da anılmaktadır.Hij beweert ook dat dit altaarstuk het invloedrijkste kunstwerk aller tijden is.
Bayrakta bulunan renkler Sun Yat-sen'in Üç Halk İlkesi tezinden yola çıkarak belirlenmiştir.De vereniging werkt vanuit de Drie principes van het volk van Sun Yat-Sen.
Tezgâh maliyeti çok yüksektir.Onderhoudskosten zijn zeer hoog.
Değirmentaşı tıpkı göğün altın kazığın etrafında döndüğü gibi bir eksen etrafında tezginir (döner).Hij stelt daarbij de mythe aan de kaak als zou de Aarde een onuitputtelijke voorraadschuur zijn.
Bu figürler göçmen bir kavim oldukları yönündeki tezleri bir hayli güçlendirmektedir.Deze cijfers komen vrij goed overeen met de plaatsen waar nieuwe Congolese immigranten zich vestigen.
Johnson bu olayı bir senatörle tezgahlamış ve suçu Bob'un üstüne atmak için silahını dahi çalmışlardır.Hij ontkent de moord maar geeft toe dat hij Bob zo’n pistool had verkocht.
Oysa doktora tezi neredeyse hiç dikkate alınmamıştı.Theodahad was echter weinig dankbaar.
Her iki tez de kısmen doğru olabilir.Dat is maar zeer ten dele waar.
Gördüğünüz gibi burada bir tezatlık var.Al is hier een zekere overlap in.
Halk tezlerine olan ilgisini kaybetmeye başlamıştı.Hij begint zijn grip op de bevolking te verliezen.
Ayrıca seyirciler alkışlamak ya da tezahürat yapmak yerine; dalgalanırlar.Het publiek kan ook de tevredenheid laten blijken door te applaudisseren of door Olé te roepen.
Sen o zaman yanlış yere tezgâh açtın.Dan ben je aan het verkeerde adres.
Kara haber tez yayılır.Slecht nieuws doet de snelle ronde.
Kara haber tez duyulur.Slecht nieuws doet de snelle ronde.
Bunun yanında 2 hafta süren yaz akademisinin sonunda tüm katılımcılar, kısa bir tez yazarlar.Dodatkowo, podczas dwóch tygodni trwania tej akademii, każdy uczestnik pisze krótką pracę.
Bu sembolik tezat, Alman ve İngiliz romantizmi arasındaki zıtlığı vurgular.Te symboliczne zestawienie sugeruje kontrast między niemieckim i angielskim romantyzmem.
Çoğunlukla ornitoloji üzerine olan 40 tezin yazarıdır.Był autorem 40 publikacji, głównie ornitologicznych.
1955 yılında Clemens Brentano'nun şiirleri üzerine doktora tezini verdi.W 1955 debiutował pracą na temat poetyki Clemensa Brentano.
Üniversite tezi The Life of Larry isimli filmdi.W czasach college’u stworzył film krótkometrażowy nazwany The Life of Larry.
Mirşan'ın tezleri genel olarak bilim dünyasında kabul edilmemektedir.Hipoteza solutrejska nie jest powszechnie akceptowana w środowisku naukowym.
Vámbéry'nin bu tezi günümüzde artık kabul görmemektedir.Takiej Warszawy już nie pamiętacie.
Tezkereye 129 ret oyu çıktı.Startowało 129 zawodników.
Her iki tez kısmen doğru olabilir.Najprawdopodobniej obie wersje są częściowo prawdziwe.
Devletler Hususi Hukukunda Nafaka (Doçentlik tezi).Smardzewo) w ziemi zakroczymskiej (w diecezji płockiej).
Mu‘tezile ise kendini "ehlü'l-adl ve'ttevhîd" ("adalet ve tevhid ehli") diye adlandırır.Uważa, że jest najwspanialszy i nazywa siebie „Zagilbistym” (od imienia).
Uzmanlık tezi.Stąd teza.
Hemen hemen her evde bulunan tezgâhlarda hasır dokunmaktaydı.Niemal przed każdym domem były sadzawki.
Bu da Jakobenlerin halkçı yönünü vurgulamak isteyenler için bir birer tez konusu oldu.Mając złoczyńcę, postanowili posłać go wraz z Hlawą do Juranda, by ten uczynił z nim, co zechce.
1803’te ünlü tezi “Das Recht des Besitze“i (“zilyetlik hukuku”) yayınladı.W 1803 opublikował traktat Das Recht des Besitzes ("Prawo posiadania").
Başka bir örnek tezgah.Kolejny przykład.
Wächtershäuser erken dönem bir metabolizma biçiminin genlerden önce oluştuğu tezini savunmaktadır.Wächtershäuser zaproponował wczesną formę metabolizmu wyprzedzającą genetykę.
Riemann'ın fonksiyonlar teorisi üzerine olan doktora tezinin tarihi ise 1851'dir.Rozprawa Riemanna o teorii funkcji pojawiła się w 1851 roku.
Ertesi yıl tezini yayımladı.Wyniki ogłosił w roku następnym.
Ancak bu tezi savunacak hiçbir arkeolojik kanıt yoktur.Brakuje na to jednak dowodów archeologicznych.
1909: Michio Suzuki tarafından Hamamatsu, Shizuoka'da dokuma tezgâhı fabrikası kuruldu.1909 – Michio Suzuki zakłada przedsiębiorstwo Suzuki Loom Works w Hamamatsu, Prefektura Shizuoka.
Strabo da her iki tezi dile getirmektedir.Sokrates wygłasza dwie mowy.
Jetlerin; ışınların görünür tezahürü (emaresi) olduğuna inanılır.Powiedziano mu tylko: „Tam wzdłuż żywopłotu widać strzały.
İçlerinde Yeast (Maya) (1849) gibi tezli romanlara, Hypatia (1853).Znajdują się na nim mniejsze osiedla, takie jak: Os.

İlgili Sayfalar