Ürik asidi çökelten tetikleyiciler iyi anlaşılmamıştır.Растерявшиеся сиделки от страха не знали, что делать.
Silah çift tetik eliyle de kullanıma uygundur.Это позволяет с удобством использовать его на пару с соответствующим пистолетом.
Çocuklar ve genç yetişkinlerde en yaygın tetikleyici gıdalardır.Является самой распространённой фобией среди взрослых и детей.
Bir başka kişi, çantayı açarak bombayı tetikleyerek patlattı ve Recai, Bahonar ve diğer üçünü öldürdü.شخص آخر فتح هذه القضية، مما اثار القنبلة التي بإضرام النار في غرفة وقتل رجائي، باهنر، وثلاثة آخرين.
Tetikleyici diğer nedenler fiziksel travma ve ameliyattır.وتتضمن الأسباب المحفزة الأخرى الرضوض الجسدية والخضوع للعمليات الجراحية.
Bu uygulamalar, ikinci endüstri devrimini tetikledi.وساعد بتلك الاختراعات على بداية الثورة الصناعية الثانية.
Bizler, genellikle tetiklerin rastgele zamanlarda tetiklendiği durumlarda neler olabileceği ile ilgileniriz.دعونا نقرّ في خصوصية بأن هذه الأشياء تحدث أحيانًا في مجتمعنا.
Bir ısırık ayrıca potansiyel olarak ölümcül olan anaflaktik reaksiyonu tetikleyebilir.النكزة قد تؤدي أيضا إلى رد فعل تحسسي، والتي يحتمل ان تكون قاتلة.
Böylece oldukça karmaşık olan bir zincir sistemi tetiklenir.وبالتالي، فإن أي سلسلة متقاربة سوف تعمل.
Proto - Atik, tetik, çevik Proto, her zaman, her yerde, her işte.كل مبدأ لأي شيء أردنا وضعه — صوتي، ثقيل، ناعم، بطيء، سريع، — فهو موجود.
Bir geçiş, sadece ve sadece etkinleştirilmiş ise, tetiklenebilir.وكأنه، وبوجوده هناك فقط، يمكنه التنفس.
Robin bu sırada internetten Spike'ı tetikleyen şarkıyı araştırmaktadır.وخلال هذا الوقت، قابل سوزان روس التي تعمل في الشبكة.
Tetikleyici, semptomlar başlamadan önceki 24 saat içinde oluşabilir.قد يوجد العامل المطلق خلال فترة تصل إلى 24 ساعة قبل ظهور الأعراض.
Wall Street'e yapılan saldırılar ise radikal ve terörist öbek korkusunu tetiklemiştir.Ataques terroristas em Wall Street produziram temores de radicais e terroristas.
Jüpiter’in radyo yayımını tetikleyen fizik kuralları, pulsarların radyo yayımında uygulanana benzerdir.As leis da física que governam as emissões de rádio em Júpiter são similares àquelas em pulsares de rádio.
Tetikleyici diğer nedenler fiziksel travma ve ameliyattır.Outras causas incluem trauma físico e cirurgia.
Gevşek davranırsak hududun öbür tarafında tetikte bekleyenleri yüreklendiririz" derler.Se sobre ele vertermos algo sólido (arroz, por exemplo), será desviado rumo a direita.
Bu hücresel yanıtların bir kısmı yangısal mediyatörler kemotaktik etmenler nedeniyle tetiklenir.Parte desta resposta celular é provocada por mediadores inflamatórios, como os fatores quimiotáticos.
Bu patlamalar gaz bölgesinde yıldız oluşumunu sağlayan zincirleme reaksiyonları tetikler.Essas explosões provocam uma reação em cadeia de criação de estrelas que se espalha por toda a região gasosa.
Hücresel immunitenin tetikleyicisidir.São responsáveis pela imunidade celular.
HCV, hastaların 50–80%’inde kronik enfeksiyonu tetikler.O VHC induz infecção crónica em 50% a 80% dos indivíduos infectados.
Her zaman tetiktedirler ve bazen çok havlarlar.É um pouco gordinho e ás vezes tem um grande apetite.
Bu tanıma sinyali bir hızlı öldürme yanıtını tetikler.Este sinal de reconhecimento desencadeia uma resposta de eliminação rápida.
Birkaç molekül türü, glial tümör formasyonunu tetiklemek ve oluşturmak için serbest bırakılır.Várias famílias de moléculas são liberadas que promovem e conduzem a formação de cicatrizes gliais.
Tetikleme atomiktir.Abacaxi Atômico.
Bu ortam, Somali'nin laik güçlerin elinde bulunmasını isteyen Etiyopya'nın da savaşa girmesini tetiklemiştir.Isso também causou a intervenção da Etiópia, que apoiava as forças seculares da Somália.
Oligarşilerin harekete geçmesini tetikleyen de bu durum olabilir.Dit kan ervoor zorgen dat de oligarchen door kunnen blijven groeien.
Çocuklar ve genç yetişkinlerde en yaygın tetikleyici gıdalardır.Voedsel is de meest voorkomende oorzaak bij kinderen en jonge volwassenen.
İlaçlar, böcek ısırmaları ve sokmaları yaşı daha büyük yetişkinlerde daha yaygın tetikleyicilerdir.Medicatie en insectenbeten- of steken zijn vaker voorkomende oorzaken bij oudere volwassenen.
Birçok gıda ilk defa yenildiği zaman bile anafilaksiyi tetikleyebilir.Vele soorten voedsel kunnen anafylaxie veroorzaken, zelfs wanneer het voor de eerste keer wordt gegeten.
Suriye Ordusu’nun parmakları tetiktedir.Militairen van het Syrische leger.
Bazı emniyet tetikleri ise geriye kilitlendiklerinde dururlar.Zijn ze in de sluitpositie aangekomen, dan worden ze afgezonken.
Otto (Kevin Kline) ise eski bir CIA tetikçisidir.Frank Moses is een voormalig CIA-agent.
Soru Tetikleyici nasıl bir performans artışı sağlıyor?Hoe Ouder hoe Gekker Presentatie: ?
Bu endişe, 1954 yılındaki ABD başkanı Eisenhower'in domino teorisinden tetiklenmiş oluyordu.De dominotheorie is de theorie gelanceerd door de Amerikaanse president Eisenhower op 7 april 1954.
Her zaman tetiktedirler ve bazen çok havlarlar.Soms staan ze en soms liggen ze.
Bu yüzden iş mantığının tetiklerin içinde gerçeklenmesi, istenmeyen bir durumdur.De sfeer van het werk is, conform zijn wens, ongekunsteld.
Buzullaşmanın eridiği dönem boyunca faylar hızlandırılmış bir deprem tetikleme kayması yaşar.Het hele proces versnelt als er plotselinge, seismische activiteit plaatsvindt.
Polis'in yaptığı araştırmalara göre suikastta tetikçi olarak kullanılmıştı.Volgens een politieonderzoek zou de agent juist hebben gehandeld.
Bunlar insert tetikleyicisi, delete tetikleyicisi şeklindedir.Het is een toegelaten vorm van eigenrichting, verwant aan noodtoestand.
Öykü, Prag'a I. Dünya Savaşı'nı tetikleyen Saraybosna Suikasti haberinin gelişiyle başlar.Het verhaal begint met het nieuws van de moord op Franz Ferdinand, het begin van de Eerste Wereldoorlog.
Gevşek davranırsak hududun öbür tarafında tetikte bekleyenleri yüreklendiririz" derler.Jeśli oni to zrobili to oznacza, że my będziemy następni!”.
Tetikleyici diğer nedenler fiziksel travma ve ameliyattır.Innymi czynnikami wywołującymi dnę są urazy fizyczne i operacje chirurgiczne.
İlaçlar, böcek ısırmaları ve sokmaları yaşı daha büyük yetişkinlerde daha yaygın tetikleyicilerdir.Leki i ukąszenia oraz użądlenia owadów są częstszą przyczyną wśród dorosłych.
Yağmur suları kapanı tetiklemez.Niestety, deszcze nie ustawały.
Tetiklenmedilerse 15 dakika (18,000 tick) sonra kaybolurlar.Die Before They Wake – Jeszcze zdążysz umrzeć 15.
Daha sonra şarkıyı açar ve Spike'ın tetikleyicisi devreye girer.W końcu udaje się odeprzeć atak i drużyna Spike przybywa z odsieczą.
HCV, hastaların 50–80%’inde kronik enfeksiyonu tetikler.HCV jest przyczyną przewlekłego zakażenia u 50–80% zakażonych.
Oligarşilerin harekete geçmesini tetikleyen de bu durum olabilir.Są obawy, że dojdzie przez to do powstania oligopolu.
Bu uygulamalar, ikinci endüstri devrimini tetikledi.Ich powstanie wiąże się z trzecią rewolucją przemysłową.
Çift, aslında, birbirine rakip iki organizasyona tetikçi olarak çalışmaktadır.W rzeczywistości oboje są płatnymi mordercami, którzy pracują dla dwóch konkurencyjnych agencji.
Ancak ihtiyaçların moleküler evrimi tetiklemesi tezi Darwin´in Doğal Seçilim teziyle çürütülmüştür.Według Darwina mechanizmy naturalnej selekcji są udaremniane przez ludzką cywilizację.
Bu etkileşim sonucunda NGC 2936'nın yapısı bozulmuş ve bu durum yıldız oluşumlarını tetiklemiştir.Oddziałuje grawitacyjnie z sąsiednią NGC 2936, jej przyciąganie zniszczyło spiralną strukturę tej galaktyki.
Eleştiriler, Şaron’un, ziyaretinin şiddeti tetikleyeceğini bildiğini ve ziyaretinin politik olduğunu belirtti.Kritiker menar att Sharon visste att besöket skulle leda till våld och att målet med hans besök var politiskt.
HCV, hastaların 50–80%’inde kronik enfeksiyonu tetikler.HCV ger upphov till kronisk infektion hos 50–80 % av de som infekterats.
Tetikleyici, semptomlar başlamadan önceki 24 saat içinde oluşabilir.En utlösande faktor kan förekomma upp till 24 timmar innan symtomen börjar uppträda.
İlaçlar, böcek ısırmaları ve sokmaları yaşı daha büyük yetişkinlerde daha yaygın tetikleyicilerdir.Läkemedel och insektsbett är vanligare utlösare hos äldre vuxna.
Birçok gıda ilk defa yenildiği zaman bile anafilaksiyi tetikleyebilir.Många olika former av födoämnen kan utlösa anafylaxi, även då de äts för första gången.
Bu genellikle bir elektrik tetikleyiciye bağlanır.Det spelas normalt av en elgitarr.
Böylece oldukça karmaşık olan bir zincir sistemi tetiklenir.Ett särskilt komplicerat system finns i kedang.