Toplam nüfus 1991 yılındaki nüfus sayımında 293 milyon olarak tespit edilmiştir.Населення за даними перепису 2011 року становило 293 осіб.
Unna'nın nüfusu 66.502 olarak tespit edilmiştir.Громада налічує 6502 мешканців.
Bir tespiti, durumu veya olguyu bildirmek için kullanılır.Дискусійним є їх віднесення до дій чи подій.
Aracın yapısının büyük olmasında ötürü araç kolaylıkla tespit edilip vurulabiliyordu.Завдяки своєрідному дизайну, автомобіль легко впізнати.
M3 M3, Ay'ın yüzeyinde 2,8-3,0 mikrometre civarında soğurma özellikleri tespit etti.M3 виявив здатність поглинання поверхні Місяця близько 2.8-3.0 µm.
Polikistik over sendromu meydana getiren neden tam anlamıyla tespit edilmiş değildir.Причина що викликає синдром BIID незрозуміла.
Bugüne dek gölde yaşayan birçok tür tespit edilmiştir.В околицях озера було багато лісів, які сьогодні вирубані.
Daha sonra Edirne Müzesince 5 tane daha dolmen tespit edilmiştir.Згодом він виявив ще 15 пам'яток культури Майя.
Lagün çevresinde 302 kuş türü tespit edilmiştir.В Молдові зареєстровано 303 види птахів.
Mahallenin bilinen ilk ismi Başviran olup, eskiden bir rum yerleşkesi olduğu tespit edilmiştir.Сама ж назва поселення засвідчує: тут колись плавили чи варили скло.
Tahrip olmuş dekoratif parçalar, tespit edilen örneklerine göre tamamlandı.Щільно закомпоновані елементи декору розміщено у точно знайдених пропорціях.
Şu anda kadar bu cinse ait 15 tür balık tespit edilmiştir.До тепер відомо близько 15 видів цих тварин.
Kaza kameralar tarafından tespit edilmiş ve 36 kişi hayatını kaybetmiştir.Вони вирішують звільнити одну камеру, але розуміють, що всі загинули.
Saldırının yabancı istihbarat servisleri tarafından organize edildiği tespit edilir.Сердар є висококласним спеціалістом, а також командиром сформованого загону.
Bu timin amacı, saldırının arkasındaki güçleri tespit etmek ve ortadan kaldırmaktır.Незабаром було ухвалено рішення призначити Сердара командиром секретної групи.
Aynı çalışmayı güney yarımkürede tekrarlayan oğlu John Herschel de aynı yöndeki artışı tespit etmiştir.Jeho syn, John Herschel tuto studii opakoval na Jižní polokouli a našel totožný nárůst ve stejném směru.
Sensör, kullanıcının parmak izini tespit etmek için kapasitif dokunuş kullanır.Snímač používá kapacitní dotyk k rozpoznání otisku prstu uživatele.
Toplam nüfus 1991 yılındaki nüfus sayımında 293 milyon olarak tespit edilmiştir.Celkový počet obyvatel byl v roce 1991 odhadován na 293 milionů.
Bir yanığın derinliği genellikle muayene ile tespit edilebilir, ancak biyopsi yöntemi de kullanılabilir.Hloubka popáleniny se obvykle určuje prostřednictvím vyšetření, ačkoli lze využít i biopsii.
Proxima Centauri b yaşanabilirliği tespit edilmemiştir.Obyvatelnost planety Proxima Centauri b nebyla stanovena.
Haziran 2006’da tespit edilen Gpcode.AG, 660-bit RSA açık anahtarı ile şifrelenmiştir.Gpcode.AG, který byl zaznamenán v červnu 2006, byl zašifrován 660bitovým RSA veřejným klíčem.
Bölgede 700'den fazla arkeolojik varlık tespit edilmiştir. ^Na lokalitě je identifikováno více než sto archeologických areálů.
Bu durum tartışma konusudur; kimileri ise pek çok deneğe penisilin verildiğini tespit etmiştir.O tomto kroku se dodnes vedou spory; později bylo zjištěno, že mnoha subjektům byl penicilin podán.
Bu törenin tarihi 6 Eylül olarak tespit edilmişti.Toto zjevení se připomíná 6. září.
Bu açığın CVE(Ortak güvenlik açıkları ve tespitler) numarası CVE-2014-3566.Chybě byl přiřazen CVE identifikátor CVE-2014-6271.
SLIP üst katman protokollerine dayanan hatalar için tespit hizmeti vermez.SLIP neposkytuje detekci chyb, kterou musí zajistit protokol protokol vyšší vrstvy.
Bu zemin tabanlı dedektörlerin 10 yıl sonra ilk tespitlerini yapmaları umuluyor.Sedlák čertovi slíbil, že za deset let dostane jeho duši.
Nüfusu, 30 Haziran 2006 itibarıyla yaklaşık 836 olarak tespit edilmiştir.Podle této zprávy bylo k 28. červnu 2014 uneseno nejméně 812 lidí.
1915’te Wilson Dağı Gözlemevi’nde astronomlar Sirius B’nin beyaz cüce olduğunu tespit ettiler.Studoval spektra hvězd, při té příležitosti roku 1915 dokázal, že hvězda Sirius B je bílý trpaslík.
Tam bileşim, spektroskopik çalışmalarla tespit edilebilecektir.Přesné složení lze zjistit spektroskopickými studiemi.
Nüfusu, 31 Mart 2010 itibarıyla 48.536 olarak tespit edilmiştir.Mezitím byla k 8. březnu 2012 řada 363.5 schválena jako typ.
Selahaddin, sulh şarlarını bizzat kendi tespit etti.Nový děkan dal zřejmě hlas sám sobě.
Sıkça kullanılan Telnet programlarının yıllar içinde birçok zayıf noktası tespit edildi.Většina běžně užívaných klientů telnetu měla několik zranitelných míst zjištěných v průběhu let.
Bu onların tespitini zorlaştırır.To usnadňuje jeho vázání.
Farkı Tespit Etme: Bir ekranda resimler verme.Konkrétní problémy: Neodkazovat na obrázky dle čísla.
Bu tür sinyallerin milyonlarca ışık yılı öteden bile tespit edilmesi mümkündür.Může být od vzájemného dotyku až po miliardy světelných let.
Nüfusu, 30 Eylül 2006 itibarıyla yaklaşık 140 olarak tespit edilmiştir.Deska byla za přítomnosti asi stovky lidí odhalena 9. října 1988.
Sığınların yaş tespitinde boynuz sayısı ölçü alınmaz.Ve štěněcím věku se jeho klouby nesmějí namáhat.
Bu tespitin ardından saatler 1 saniye geri alındı.Po setmění pak hodiny odbíjely opět od 1 hodiny.
Grubun, toplam olarak altmıştan fazla üyesi tespit edilmiştir.Do ústředního výboru bylo kooptováno deset převážně mladších členů.
Nadir bulunan bir tür olan Mısır Maularından 2007 yılında 200'den az sayıda kedi yavrusu tespit edilmiştir.Až do roku 2001 byl považován za velký rod s téměř 200 druhy.
Saldırı girişimlerinin tespit edilmesi ve gerekli önlemlerin alınması.Prozkoumání příčiny a zavedení preventivních opatření.
İlk önce arabaların yer tespiti yapılır ve ardından hırsızlık başlar.V počátcích je často řeší půjčkami od známých, později už se dopouští i podvodů a krádeží.
M3 M3, Ay'ın yüzeyinde 2,8-3,0 mikrometre civarında soğurma özellikleri tespit etti.Moon Mineralogy Mapper detekoval absorpční vlastnosti v blízkosti 2,8 až 3 mikrometrů na povrchu Měsíce.
Alişar Yüzey Araştırması Ekibi tarafından 1993 yılında tespit edilmiştir.Potvrdil ji až archeologický průzkum roku 1993.
Nüfusu, 30 Haziran 2005 itibarıyla yaklaşık 155 olarak tespit edilmiştir.Bylo zaznamenáno přibližně 150 000 stažení během 5 dnů k 13. listopadu 2009.
Rastgele bir hastalık için test edilen bir sığırda tespit edilirse hayvanın hemen itlafı gerekir.Dokázat, že je stádo prosté konkrétní nemoci, vyžaduje pravidelné testování.
Sonra mekan ve poz tespiti ile çekimler gerçekleştirilmekte.Později pak přibývají stavení i obyvatelstvo.
Alvarez reaktörün üretti, xenon 133, radyoaktif gazları tespit edecek sistem taşıyan uçak teklifini sundu.Alvarez navrhl využití detekčního letounu, který by hledal stopy radioaktivních prvků, zejména xenonu 133.
Şehrin nüfusu 26 Kasım 2009 tarihinde toplam nüfusun 7,152, olduğu tespit edilmiştir.Podle Lidových novin, které seznamy přetiskly 24. ledna 2002, bylo podepsaných celkem 7 250.
Şehrin nüfusu 26 Kasım 2009 tarihinde toplam nüfusu 342 olduğu tespit edilmiştir.Tento rekord byl ustanoven na městských slavnostech 24. května 2008 a jeho hodnota je 362 osob.
Alman avcılarını tespit etmek için kullanılan bu sistem tam bir hayal kırıklığıydı.Jejich výkonnost proti moderním německým stíhačkám však byla předvídatelná.
Nüfusu, 31 Aralık 2005 itibarıyla yaklaşık 98 olarak tespit edilmiştir.V tabulce jsou seřazeny podle počtu obyvatel k 31. prosinci 2005.
1981 yılında on iki ek tür tespit edilmiştir.Douăsprezece alte specii au fost găsite în 1981.
Oburluk, şehvet ve öfke resmin tümünde tespit edilebilir.Lăcomia, desfrânarea și mânia pot fi identificate în imagine.
Bir yanığın derinliği genellikle muayene ile tespit edilebilir, ancak biyopsi yöntemi de kullanılabilir.Adâncimea unei arsuri este de obicei constată prin examinare, totuși se poate folosi și biopsia.
Bir göğüs röntgeni zatürreyi tespit etmek için yararlı olabilir.O radiografie toracică poate fi utilă pentru detectarea pneumoniei.
Toplam nüfus 1991 yılındaki nüfus sayımında 293 milyon olarak tespit edilmiştir.Populația totală era estimată la 293 milioane în 1991.
Greeley ise tanrıya inanmayanların nüfusa oranını % 27 olarak tespit etmiştir.Greeley (2003) a constatat că 27% din populație nu crede într-un Dumnezeu.
Apollo 17 görevi kapsamında aydan dünyaya getirilen kayaçlarda 12.1% oranında TiO2 tespit edildi.Rocile aduse înapoi de pe lună în timpul misiunii Apollo 17 sunt compuse în procent de 12,1% din TiO2.