Son gömü 21 Şubat 1946'da Magdeburg'daki SMERSH tesisinde gerçekleşti.O último enterro foi nas instalações do SMERSH, em Magdeburgo, em 21 de Fevereiro de 1946.
Bundan önce kadınların bu tür tesislere girme hakkı yoktu.Antes disso, as mulheres não eram autorizadas a acessar essas instalações.
Ben ve Gwen onu ilk olarak cahil biliyorlardı, onun sade tesisatçı olduğuna inanıyorlardı.Ben e Gwen não sabia de esta em primeiro lugar, acreditando que ele tenha sido um literal de encanador.
Eğer siz bir tesisatçı iseniz, bu sizi Hıristiyan bir tesisatçı yapmaz mı?'Se não é um homem, porque procurar fazê-lo cristão?
84 turistik tesisi ile 2000 yılında 467,154 turisti ağırlamıştır.Com 86 centros turísticos em operação, no ano 2000 foram recepcionados 467.174 turistas estrangeiros.
Hatta bazen bütün gününü tesislerde geçirirdi.”Você estava em casa o tempo todo."
Ruslar, Rus eğitim sistemini buraya tesis etti ve Rus gazete ve günlükleri bastı.Os russos estabeleceram escolas no sistema russo e passaram a publicar jornais em russo.
Microsoft tesisleri.O Caso Microsoft.
Bombalama baskınları, İngiliz hava tesisatlarına ve şehirlerini ve sanayi merkezlerine başladı.De seguida, começaram os bombardeamentos às instalações aeronáuticas, às cidades e aos centros industriais.
Max birkez orduda astronot olmuştu, ve bir tesisatçıydı (diğerlerinin arasında en iyi tesisatçı gibi görünür).Max era uma vez no Exército dos Estados Unidos, um astronauta do programa, e era um encanador.
En büyük isteği babası gibi tesisatçı olmaktır.Seu sonho é se tornar policial como seu pai.
Ermenistan'ın en büyük spor tesisi olan Hrazdan çoğunlukla futbol maçları için kullanılır.Sendo o maior local de esportes na Armênia, Hrazdan é frequentemente utilizado para partidas de futebol.
1927 yılında, Zamboni ve Lawrence bir buz üretim tesisi açarak kalıp buz işine girdi.Em 1927, ele e Lawrence acrescentaram uma fábrica de gelo e entraram no negócio de blocos de gelo.
Pek çok locanın kendi tesislerini kurmaya gücü yetmezdi.Muitas famílias não podiam se dar ao luxo de o mesmo.
Oyun, Black Mesa'da çalışan güvenlik görevlisi Barney Calhoun'un gözünden tesiste yaşananları konu almaktadır.Nele, o jogador assume o controle de um segurança da Black Mesa, Barney Calhoun.
Tesis içerisinde 2 çim, 1 toprak saha bulunmaktadır.A revista tem 2 histórias, em uma delas, Tijolinho não aparece.
Tesis, 1946 yılında yenilen Almanya'dan alınan teknoloji, malzeme ve bilimsel destek ile inşa edilmiştir.No seu início utilizava tecnologia, material e apoio científico obtido da Alemanha.
Bu tesiste bir şeylerin ters gittiği ortaya çıkmıştır.Parecia que essa gente sabia que algo lhes faltava.
Muhtesip,merkeze bağlı eyaletlerde halk ile hükümdar arasındaki münasebeti tesis eden insandı.Era, o coronel, o elo entre a população e o poder estatal.
Golovinka termal tesisleri ve plajlarıyla gözde bir turizm merkezidir.Bohol é um destino turístico popular com as suas praias e igrejas.
İnşaat işleri, bankacılık tesisleri ve tüccar birlikleri ile birlikte gelişti.O comércio de construção floresceu, ao lado do negócio bancário e das associações mercantes.
Ensenada'da liman tesisleri bulunur.Perto está o Aeroporto de Ensenada.
Çin, küresel üretim tesisleri için tercih edilen bir yer haline gelmiştir.A China tem se tornado um grande destino para a instalação de multinacionais.
Önemli spor tesisleri: Konya BŞB.Direito Intenacional Público: curso elementar.
Tesiste bir adet lüks restaurant bulunmaktadır.No lugar de uma tabela de hash.
27 Aralık 2011 tarihinde ikinci devre çalışmalarını Özlüce Tesisleri'nde yapmıştır.No dia 7 de dezembro de 2013, ele fez sua segunda luta no evento.
Son olarak bir çimento tesisine yönetici olarak tayin edildi.Por fim enterraram-no como um cão, por ordem do administrador de Torres Novas.
Bu tesisler Göztepe'nin hakkıydı.Nesses bens estava incluída a Honra de Sobrosa.
Konaklama hizmeti ve günübirlik ziyaretçilerin ihtiyaçlarına yönelik tesisler bulunur.São necessários cuidados especiais e orientação aos visitantes.
Köy muhtarı istihdam sağlamak için yeni bir mandıra tesisi yaptırmaktadır.Um camponês miserável resolve instalar mais um alarme.
Ayrıca mermer üretim tesisleri de bulunmaktadır.Também existem indústrias de elaboração de alimentos.
Bu tesisde 10 kişi çalışmaktadır.Em cada uma delas, participaram dez pessoas.
Park, mevcut tesisin 1 mil doğusundadır.O Apple Park está localizado a 1,6 quilômetro leste da instalação existente.
Huzur ve adalet tesis edilmelidir." dedi.“Eles terão que provar na justiça que isso é verdade”.
Birçok üretim tesisleri ve projeler yapıldı.Grandes núcleos habitacionais foram projetados e alguns realizados.
İlçenin en önemli turistik tesisi Urganlı Kaplıcaları'dır.O Oklahoma tem a maior taxa de grandes tornados super destruidores.
Ancak bu tesis de yol güzergahının değişmesiyle bakımsızlıktan yıkılma noktasına gelmiştir.A intensidade das tempestades parece estar também ligada à gradual mudança de estação.
Kış sporları tesisleri Ilgaz Milli Parkı içinde yer almaktadır.Muitos eventos de esporte de inverno ocorrem no parque.
Mahallede entegre hayvancılık tesisi bulunmamaktadır.Não é permitida a entrada de animais no Parque.
Nükleer güç tesisleri herkesin ilgisini çekmiyor.As usinas nucleares não agradam a todo mundo.
Cockatoo Island, Stryker'ın tesisi olarak kullanıldı.Cockatoo Island werd gebruikt voor de scènes in Strykers basis.
Tesislerde toplam 180 işçi çalışmaktadır.Er werkten in totaal 180 personen.
Vestel‘in üretim tesisleri Manisa şehrinde yer almaktadır.De fabrieken van Vestel liggen in Manisa.
Bir diğer büyük tesis ise Huntsville, Alabama'daki Marshall Uzay Uçuş Merkezi'dir.De missie staat onder leiding van NASA's Marshall Space Flight Center in Huntsville, Alabama.
Tesisin yeri ulaşım açısından elverişlidir.De weg is ingericht als gebiedsontsluitingsweg.
1926'da Oakland'da Ulusal Dondurma için yeni ve büyük bir tesis işletmek üzere işe alındı.In 1926 werd hij aangesteld als baas van een grote nieuwe fabriek van consumptie-ijs in Oakland.
Helikopterler temel olarak Sikorsky'nin Stratford, Connecticut'da bulunan tesislerinde üretilir.Sikorsky's hoofdkantoor staat in Stratford, Connecticut.
Tesislerin 300 kadarı Ortadoğu ülkelerinde kurulmuştur.400 stuks, rijden in het Midden-Oosten.
NASA’nın Sıfır Yerçekimi Araştırma Tesisi, Glenn Araştırma Merkezinde Cleveland Ohio’da bulunmaktadır.Het wordt ontwikkeld in het Glenn Research Center van de NASA in Cleveland, Ohio.
Semtte Kalespor Tesisleri bulunmaktadır.De Verenigingsoorlogen vinden plaats.
Havalimanı ayrıca bagaj depolama tesisine sahiptir.Daarnaast is onderin ruimte voor bagage.
1946'da şehirde büyük bir elektrik motor tesisi kuruldu.In 1946 werd een elektromotor geplaatst.
Konaklama tesisi olarak restore edilmiş konaklar tarih öncesinin ihtişamını taşımaktadır.Met het juiste voorkeursbeleid zetten we de fouten van vroeger weer recht.
Ancak terim genellikle ılıca ve çevresindeki tesisleri (kaplıcayı) anlatmak için kullanılır.De term wordt daarom voornamelijk gebruikt om de leefbaarheid in buurten en wijken te omschrijven.
Dış mekan çekimleri için Buckinghamshire'daki Wooburn Grange Country Club tesisleri kullanılmıştır.De buitenopnamen voor het hotel werden gefilmd in de Wooburn Grange Country Club in Buckinghamshire.
Köyün içme suyu şebekesine bağlı olarak her evde su tesisatı bulunmaktadır.Iedere woning is aangesloten op het drinkwatersysteem.
1986'dan beri bu tesiste yaşamaktaydı.Deze talentenjacht bestaat al sinds 1986.
2.150 m yükseklikte, Kayseri'den ulaşılabilen kış spor tesisleri bulunmaktadır.Er zijn wintersportfaciliteiten op de berg die bereikbaar zijn vanuit Kayseri.
Akiferler büyük tesisler için onlarca yılın üzerindeki sürelerde depolama kapasitesi sunabileceklerdir.Integendeel, de Vlamingen moesten tienjaarlijkse talentellingen dulden.
Bundan önce kadınların bu tür tesislere girme hakkı yoktu.Zwangere vrouwen hadden daar geen recht op.