Ana içeriğe geç
Sözlük

tesadüfen ile cümle

tesadüfen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
1943'te satrançla tesadüfen tanıştı.He started playing cricket in 1943.
Ölümü de aynı şekilde tesadüfen olmuştur.His death, however, remained the same.
Burt, tesadüfen hakaretleri duyar ve Finn'i duyarsızlığından ötürü öfkeyle azarlar.Instead, Uncle Joe shows up and inadvertently embarrasses Finn with his crudeness.
İkili tesadüfen çarpışır ve ilişkileri başlar.Something happens and the couple begins to fight.
Bu tesadüfen olmadı.It didn't happen accidentally.
Tabii şunu söyleyebilirsiniz: "o zaman sadece, tesadüfen, 500 gr böcek yiyoruz."Now you may say, "Okay, so we're eating 500 grams just by accident."
Sense tesadüfen buradasın.You got here by accident.
Eğer tesadüfen burada, part-time çalışabilirsem...If I do part-time here, I can very very casually...
Bu başlık altındaki kayıplara (felaketlere) nasıl tesadüfen müdahele ediyoruz.How casually we treat casualties in the context of this topic.
Kapıya vurduğunuzu tesadüfen duydum.It was only by chance that I heard you knock.
Tesadüfen karşılaştık.We met by coincidence.
Pekala, Faron Young ile başlayalım, tesadüfen 1932 yılında doğan kişiden.Well, let's start with Faron Young -- who was born incidentally in 1932.
Ve aslında Phil Kaye ve benim soyadlarımız tesadüfen aynı.And actually, Phil Kaye and I coincidentally also share the same last name.
Tamamen tesadüfen, bu şey akciğerimde yer almakta.Totally by coincidence, there's that thing in my lung.
İşte size bir web sitesi, tesadüfen bulduğum bir site, VisibleBody.com.Here's a website, VisibleBody.com, that I stumbled across.
"Ben İngiltere'ye gitmeden önce onun lütfu uşağı karşılamak için tesadüfen."I chanced to meet his grace's butler before we left England.
Normalde tesadüfen oluşabilecekten fazla kümelenme var mı?Is there more clustering than would be due to chance alone?
Tesadüfen o gece Times Meydanı'nda bir komedi şovum vardı.Now, I happened to be in Times Square that night doing a comedy show.
Tesadüfen onları bulan ilk kişi oldu.He had accidentally been the first person to tune in to them.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA accumulates information through random errors, some of which just happen to work.
Eğer etkinse, İspanyolca ve yabancı mastarlar tesadüfen kullanılacaktır.If true, the Spanish and foreign infinitives will be used arbitrarily.
Mezar bir inşaat firması tarafından tesadüfen ortaya çıkarıldı.It was discovered accidentally by a construction firm.
İkili tesadüfen çarpışır ve ilişkileri başlar.The two incidentally run into each other start a relationship.
Ayrıca suç mahalinde tesadüfen bulunan Alyona'nın üvey kız kardeşi Lizaveta'yı da öldürür.He also kills her half-sister, Lizaveta, who happens to stumble upon the scene of the crime.
1965 yılında işçiler burada çalışırken tesadüfen ünlü İnandık vazolarının parçalarını buldular.In 1965 workers found there potsherds of the famous İnandık-vase.
1978 ödülü, tesadüfen " Kozmik mikrodalga arka plan radyasyonunun tespiti" için verildi.The 1978 prize was awarded for the chanced "detection of Cosmic microwave background radiation".
Tesadüfen, Edelman ve Kudisch 2002'de aday gösterildi ve Shuler Hensley'e yenildi.Coincidentally, Edelman and Kudisch were nominated and lost to Shuler Hensley in 2002.
Çatallar tesadüfen veya bilinçli olarak olarak sınıflandırılabilir.Forks can be classified as accidental or intentional.
Ek olarak, görünen eş kökenli sözcükler tesadüfen veya alıntı kelimelerden ortaya çıkabilir.Additionally, apparent cognates can arise by chance or from loan words.
Lavrov, "Bunun tesadüfen olmadığını varsaymak için nedenler var.Lavrov said, "There are grounds to presume that this is not occurring by chance.
Nabothi kistleri ayrıca MRG görüntüleme sırasında tesadüfen bulunur.Nabothian cysts are also incidentally found during MRI imaging.
Onunla tesadüfen yolda karşılaştım.Ich habe sie zufällig auf der Straße getroffen.
Dün tesadüfen bir lokantada Bernhard ile karşılaştım.Ich habe Bernhard gestern zufällig in einer Gaststätte getroffen.
Ona tesadüfen mi rastladın?Hast du ihn zufällig getroffen?
Ruhlar asla tesadüfen karşılaşmazlar.Seelen begegnen sich einander nie zufällig.
Tesadüfen bulundu.Er war zufällig.
Günün birinde tesadüfen şirketteki dosya dolabının arkasında esrarengiz bir tünel bulur.Gemeinsam entdecken sie in einem weiteren Hinterzimmer einen mysteriösen Schrank.
Tesadüfen, Cattell’in babası bu mesleklerin her ikisine de mensuptu.Schellings Vater traute die beiden.
Şan eğitimi için gittiği Viyana'da tesadüfen tiyatro çalışmalarına başladı.Nach seiner Ausbildung begann er seine Schauspielkarriere in Wien am Theater.
Bu savaş tesadüfen patlak vermez.Cette guerre n'éclate pas par hasard.
Onu tesadüfen mi biliyorsun?Le connais-tu, par hasard ?
Tesadüfen bulundu.Je suis venu par hasard.
Bu kadarlık farkın tesadüfen ortaya çıkmış olması olasılığı çok küçüktür.La probabilité d’obtenir une telle différence, du seul fait du hasard, est très faible,.
Cesedi 1 hafta sonra Darwendale köyünde tesadüfen bulundu.Il meurt un mois plus tard dans la ville de Wakefield.
Sonuçta Suat Yalaz, tesadüfen Kartal Tibet'i bulur.Galère prend ensuite Nisibe puis franchit le Tigre.
1943'te satrançla tesadüfen tanıştı.Il découvre la Bretagne par hasard, en 1964.
Ancak bu yazının katil tarafından mı yazıldığı ya da tesadüfen mi orada bulunduğu anlaşılamamıştır.Cependant l'auteur n'indique pas en note si, après guerre, ces documents ont été retrouvés ou même recherchés.
Ama tesadüfen bir adam gelmiş ve kızı gördüğünde onu mahvetmiş.Mais un homme arrive par hasard et, quand il la voit, par désœuvrement la fait périr.
Dün gece tesadüfen restoranda öğretmenimle karşılaştık.Me encontré con mi profesor en el restaurante por casualidad ayer por la noche.
Tom'la tesadüfen anlaşıyorum.Por cierto, estoy de acuerdo con Tom.
Dün onunla dükkanda tesadüfen karşılaştım.Me encontré con ella de casualidad ayer en la tienda.
Alan Hale ve Thomas Bopp tesadüfen kuyrukluyıldız ve kütlerisini yaklaşık olarak aynı anda keşfettiler.Hale y Bopp descubrieron el cometa por casualidad aproximadamente al mismo tiempo.
1971'de Rus yer bilimi uzmanları doğal gaz araması yaparken tesadüfen buldukları uzun bir kuyudur.En 1971, un grupo de geólogos soviéticos​ halló en un sondeo una caverna llena de gas natural.
Tesadüfen, Jerry West bu sezon kariyerindeki tek NBA şampiyonluğunu kazandı.West ganó el único campeonato de la NBA durante esta temporada.
Tesadüfen bulundu.Fue casualidad.
Tesadüfen bu geziye Raj ve arkadaşları’da katılır ve Simran’la karşılaşırlar.En el viaje, Raj y Simran se conocen.
Fakat bir gün tesadüfen diğer Power Rangerslarla karşılaşırlar ve onlara katılırlar.En la Tierra pasó un tiempo antes de conocer a los otros Rangers y unirse a ellos.
1943'te satrançla tesadüfen tanıştı.Fue descubierta accidentalmente en 1941.
Böyle bir şeyin olasılığı nedir? 747 gibi karmaşık bir uçak tesadüfen oluşabilir mi?"¿Cuál es la probabilidad de que después encontremos un 747 totalmente ensamblado y listo para volar?
Burt, tesadüfen hakaretleri duyar ve Finn'i duyarsızlığından ötürü öfkeyle azarlar.Burt escucha las palabras de Finn, enojado reprende a Finn, y lo echa fuera.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod