Ana içeriğe geç
Sözlük

tesadüf ile cümle

tesadüf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Eskrime başlaması tamamen tesadüf eseri olmuştur.A descoberta deste pergaminho deveu-se ao acaso.
Roma ordusunun baş komutanı Ardaburius tesadüfen İranlı Alan kabilesinden geliyordu.O comandante-em-chefe do exército bizantino foi Ardabúrio, que, aliás, veio da tribo iraniana dos alanos.
Sadece bir tesadüf olabilir.Pode ser apenas uma coincidência.
Bu yüzden polimer tesadüfi rastgele hareket ve ideal zincir ile tarif edilebilir.Het polymeer kan daarom beschreven worden door een eenvoudige toevalsbeweging en de ideale keten.
Raetialılardan ilk bahseden (sadece tesadüf olarak) Polybius'tur (Histories xxxiv.De Raetiërs worden (per toeval) voor het eerst vermeld door Polybius (xxxiv.
İşte bu döneme kabilelerin oluşumu, ilk sanat ve inançlarındaki (tapınma, ibadet) oluşması tesadüf ediyor.De bewoners geloven wat hij zegt en beginnen te vasten.
Daha sonra ise Ne Tesadüf'te oynamıştırlardır.Zij zouden later weer samen spelen in Doe Maar.
Tesadüfen Polonyalı piyanist Jan Paderewski de aynı gemideydi.Hij had daar als pianist concurrentie van de Pool Ignacy Jan Paderewski.
Cesedi 1 hafta sonra Darwendale köyünde tesadüfen bulundu.Een week daarna vond de Slag bij Pevelenberg plaats.
Aşk Tesadüfleri Sever, Ömer Faruk Sorak filmi.We like to be frightened gaat over de liefde voor horrorfilms.
Galata Köprüsü'nü satmak üzereyken tesadüfen yakalandı.Het legioen van Macer werd kort daarna door Galba ontbonden.
Bu sonuç ile İstanbul'daki ikinciliğinin tesadüf olmadığını kanıtlamıştır.Erg verwonderlijk is deze tweedeling in Finland niet.
Ve o şirket için tesadüfi bir şeydi.Dit was in eerste instantie een ramp voor het genootschap.
İkili tesadüfen çarpışır ve ilişkileri başlar.De twee hebben een klik en beginnen een relatie.
1971'de Rus yer bilimi uzmanları doğal gaz araması yaparken tesadüfen buldukları uzun bir kuyudur.Tijdens het boren in 1971 vonden geologen per ongeluk een ondergrondse grot gevuld met aardgas.
Sonny Ne Tesadüf!Vincent noemt het echter toeval.
Bu dizem türlerinin ortaya çıkışı tesadüfî değildir.Dat het werk ginds getoond wordt is geen toeval.
Dün havaalanında ona tesadüfen rastladım.Ik heb hem gisteren bij toeval ontmoet in de luchthaven.
Ona tesadüfen parkta rastladık.We hebben hem toevallig in het park ontmoet.
Tesadüfen bulundu.Otóż przez przypadek.
1943'te satrançla tesadüfen tanıştı.Do harcerstwa wstąpił w 1943 roku.
Bu tesadüf değildi.To nie jest przypadek.
İsimleri arasındaki benzerlik de pek tesadüf sayılmaz aslında.Być może nawet zbieżność ich nazwisk była przypadkowa.
Sonny Ne Tesadüf!Sonny Clark, właśc.
Lahit, 1971 yılında tesadüfen ortaya çıkmış.Grobowiec został odkryty przypadkowo w 1971 roku.
Muhammed tesadüfen Ali'nin yanına oturur.Jego miejsce przy Aliyah zajmuje Sid.
Daha sonra ise Ne Tesadüf'te oynamıştırlardır.W późniejszych powieściach pojawia się incydentalnie.
Bu tesadüf değildi.Detta var inte någon tillfällighet.
Bu durum bir tesadüf değildir.Detta är ingen slump.
Adadaki ilk solucan, 1993 yılında incelenmek üzere alınmış bir toprak örneği içinde tesadüfen bulunmuştur.Långskägg hittades i området vid en inventering som genomfördes 1993.
Aşk Tesadüfleri Sever şu anlamlara gelebilir.Konstanze älskar, och kärleken betyder livet för henne.
1943'te satrançla tesadüfen tanıştı.Han blev Sverigemästare i schack 1921.
Burada da yirmiden fazla öğretmen ile görüşüldü ve tesadüfen Emre Aydın ile karşılaştılar.Lärarantalet var då åtta stycken, och föreståndare erhöll samtidigt professors namn.
Bu tesadüf değildi.Це було не випадково.
Bu değişikliklerin tesadüf eseri olma olasılığı neredeyse sıfırdır.Імовірність того, що ці зміни сталися випадково практично дорівнює нулю.
Uyuyacak yer arayan Charlie de tesadüfen aynı otele gidecektir.Чарлі, як виявляється, живе в тому ж готелі.
Bu durum bir tesadüf değildir.І це не просто збіг.
Budizmin diğer temel ilkesi hiçbir şeyin tesadüfen meydana gelmediğini ileri süren sebep kanunudur.Перший закон Скотта: Неважливо, що щось іде неправильно.
Eskrime başlaması tamamen tesadüf eseri olmuştur.Знімальний процес був запущений завдяки випадковості.
Daha sonra ise Ne Tesadüf'te oynamıştırlardır.Згодом з ним можна гратися.
Köylülerden birisi tesadüfen bu konuşmaya kulak misafiri olur.Прийшовши на збори, селяни могли почути розпорядження властей.
Filmin çekiminde ilginç bir tesadüf de yaşanmıştı.У сюжеті фільму була одна досить цікава помилка.
Aşk Tesadüfleri Sever şu anlamlara gelebilir.«Кохання полюбляє випадковості» (тур.
Tesadüfen bulundu.Випадкова зустріч.
Hakkında bu tartışmaların yaşanması tesadüfi değildir.Вони не менш зацікавлені у вирішенні цих спорів.
Bu tesadüf değildi.Nešlo o náhodu.
En basit polimer zincir modeli tesadüfi harekete denk gelen ideal zincir şeklinde sunulmaktadır.Nejjednodušší model polymeru reprezentuje ideální řetězec odpovídající jednoduché náhodné procházce.
Eskrime başlaması tamamen tesadüf eseri olmuştur.Originální nápad přišel zcela náhodně.
Seneler sonra Şükran kızı ayşe'i tesadüf eseri bulur.Po pár letech Mihrimah porodí dceru Ayşe Hümaşah.
Bu durum bir tesadüf değildir.Jistě se nejedná o náhodu.
İşte bu döneme kabilelerin oluşumu, ilk sanat ve inançlarındaki (tapınma, ibadet) oluşması tesadüf ediyor.První příklad hned na počátku církve, že knihy špatné ničeny, věřícím zapovídány."
Biraz da tesadüf oldu."Byla to jen náhoda.
Zeliş hizmetçisi ile Kudreti tesadüfen yatakta basmıştır onu o gece evden kapı dışarı eder.Tajně si vytvoří duplikát klíče od jejího bytu a večer se do obydlí vydává šmejdit.
Muhammed tesadüfen Ali'nin yanına oturur.Mohameda a Alího klade na stejnou úroveň s Alláhem.
Bobby ve diğer giantsların takıldığı restorana gelir, tesadüfen olayları dinler.Bobby a Brenda jsou dále od skupiny, když jde Bobby na toaletu, ze které pak vidí, jak ho někdo sleduje.
Ayrıca suç mahalinde tesadüfen bulunan Alyona'nın üvey kız kardeşi Lizaveta'yı da öldürür.Při činu je však vyrušen její sestrou Lizavetou, kterou také zabije sekyrou.
Bu sahne bir tesadüf değildir.Národy nejsou dílem náhody.
Tesadüfi keşfinden sonra, Reinitzer sıvı kristaller üzerindeki çalışmalarını daha ileriye götürmemiştir.După descoperirea accidentală, Reinitzer nu a mai urmărit studierea cristalelor lichide.
Bu tesadüf değildi.N-a fost o simplă coincidență.
Mekânın gecekondu olarak seçilmesi de tesadüf değildir.Se pare că locul nu a fost ales la întâmplare.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
tesadüf ile cümle - Sayfa 9 - tesadüf kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App