Tesadüfen bu geziye Raj ve arkadaşları’da katılır ve Simran’la karşılaşırlar.En el viaje, Raj y Simran se conocen.
İşte bu döneme kabilelerin oluşumu, ilk sanat ve inançlarındaki (tapınma, ibadet) oluşması tesadüf ediyor.El semblante tiene triste, - pensando está en Antequera.
Bu değişikliklerin tesadüf eseri olma olasılığı neredeyse sıfırdır.El verdadero cambio les llegó casi por casualidad.
Daha sonra ise Ne Tesadüf'te oynamıştırlardır.Después entrará en la historia del juego.
Fakat bir gün tesadüfen diğer Power Rangerslarla karşılaşırlar ve onlara katılırlar.En la Tierra pasó un tiempo antes de conocer a los otros Rangers y unirse a ellos.
1943'te satrançla tesadüfen tanıştı.Fue descubierta accidentalmente en 1941.
Belki de kozmik tesadüfleri açıklayabilir.Es muy útil para identificar problemas de coespasticidad.
Böyle bir şeyin olasılığı nedir? 747 gibi karmaşık bir uçak tesadüfen oluşabilir mi?"¿Cuál es la probabilidad de que después encontremos un 747 totalmente ensamblado y listo para volar?
Bebekliğinde doğaüstü bir olaya tesadüf edildi.Un hecho trascendental se produjo durante su niñez.
Burt, tesadüfen hakaretleri duyar ve Finn'i duyarsızlığından ötürü öfkeyle azarlar.Burt escucha las palabras de Finn, enojado reprende a Finn, y lo echa fuera.
Tom bunun bir tesadüf olduğunu sanmıyor.Tom non crede che questa sia una coincidenza.
Tesadüflere inanmam.Non credo nelle coincidenze.
Bunun sadece bir tesadüf olduğundan şüpheliyim.Dubito che sia soltanto una coincidenza.
Tesadüfi olarak ikilin babaları da çocuklarını bulmuştur: onlar da deyişlerinden çocuklarını tanırlar.In entrambi i casi i genitori rimarranno delusi (anche se comprensivi) nel conoscere la verità.
Film, “Yaşayan ya da ölü insanlara her benzerlik yalnızca tesadüfidir.Il film si apre con un avvertimento: «Any resemblance to people living or dead is purely accidental...
Ama tesadüfen bir adam gelmiş ve kızı gördüğünde onu mahvetmiş.Ma per caso arriva un uomo, e quando la vede la distrugge, per pura noia.
Dikkat edin bulduğumz son sonuç mekanda tesadüfi harekette bulduğumuzla aynı.Da notare che quest'ultimo risultato è lo stesso trovato per i cammini casuali nel tempo.
Eskrime başlaması tamamen tesadüf eseri olmuştur.Il loro debutto fu del tutto casuale.
Sonny Ne Tesadüf!Sonny Rantatalo.
Mahmut Kemal İnal'a göre bütün bunlar su-i tesadüf değil su-i idareydi ki cinayet addine layıktı.Il capitano Anceschi crede che non si tratti di incidente ma di omicidio premeditato.
Ölümü de aynı şekilde tesadüfen olmuştur.La data di morte è stata scoperta allo stesso modo.
Bir çoban tarafından tesadüf eseri bulunuştur.Lì viene consolata da un cowboy.
Böylece tesadüfen ayran ortaya çıkmış oldu.Contemporaneamente apparve lo zecchino.
Aşk Tesadüfleri Sever, soundtrack albümü.(EN) Passione d'amore, su Soundtrack Collector.
Mekânın gecekondu olarak seçilmesi de tesadüf değildir.La scelta del lager non è stata casuale.
Cesedi 1 hafta sonra Darwendale köyünde tesadüfen bulundu.La notizia della sua morte fu resa nota una settimana dopo nel Caledonian Mercury di Edimburgo.
Tesadüfi bir şey yok.Нет ничего случайного.
Charlie etrafta dolaşırken tesadüfen ona rastlar.К нему на приём случайно и попадает Сьюзан.
Tesadüfen bulundu.Попал туда случайно.
Tarihte yer alan Karahan Devletinin ismi tesadüfi değildir.Появление народа Израиля на исторической арене не случайно.
Ancak bu tesadüf Charlie için güzel değildir.Но это было не для Чарли.
Mekânın gecekondu olarak seçilmesi de tesadüf değildir.Место для памятника выбрано не случайно.
İkili tesadüfen çarpışır ve ilişkileri başlar.Пара резко обнимается и начинает физические отношения.
İşte bu döneme kabilelerin oluşumu, ilk sanat ve inançlarındaki (tapınma, ibadet) oluşması tesadüf ediyor.Слушает он первого же, кто с доносом к нему является, и доносу верит .
Bu değişikliklerin tesadüf eseri olma olasılığı neredeyse sıfırdır.Вероятность случайного совпадения таких событий практически равна нулю.
Türkçe -iş ile benzerlik tesadüftür.Обычаи были сходны с тюркскими.
Bu tesadüf değildi.Не случайное.
Antakya Lahdi 1993 yılında yapılan bir temel kazısı sırasında tesadüfen bulunmuş bir lahittir.Поддержал Ельцина во время его государственного переворота в 1993 году.
Eskrime başlaması tamamen tesadüf eseri olmuştur.Открытие наскальных рисунков было совершенно случайным.
Sonny Ne Tesadüf!Несмиту не повезло.
Bu anlatıda tesadüf motifi görülmektedir.Есть основания считать это случайное событие необходимостью.
Tesadüf devreleri yaygın olarak radyasyon dedektörlerinde ve diğer bilim ve teknoloji alanlarında kullanılır.Задача обнаружения часто встречается в радиолокации и других областях радиотехники.
Bebekliğinde doğaüstü bir olaya tesadüf edildi.В детстве пережил нервное потрясение.
Fakat Sovyetler geminin gelişinin tesadüfi olmadığını iddia ettiler.Администрация США дала ответ, что американский флот не захватывал советского корабля.
İsimleri arasındaki benzerlik de pek tesadüf sayılmaz aslında.Впрочем, это сходство, скорее всего, случайно.
Tesadüfen bulundu.صدفة التقينا.
Eskrime başlaması tamamen tesadüf eseri olmuştur.وكانت البداية عن طريق الصدفة.
Bu durum bir tesadüf değildir.هذه ليست مجرد مصادفة.
Türkçe -iş ile benzerlik tesadüftür.لذا أي تشابه مع العرب أو الأتراك هو محض صدفة.
Bütün bunlar gösterir ki: "Kâinatta tesâdüf, hakîkî olarak yoktur."يقول تأبط شرا: وفي الحديث:«لا عَدْوى ولا هامَة ولا صَفَرَ ولا غُولَ.»
Ölümü de aynı şekilde tesadüfen olmuştur.ويموت علي نفس الحال.
Aşk Tesadüfleri Sever, Ömer Faruk Sorak filmi.حصد الفيلم الهندي حب مستحيل!
Zeliş hizmetçisi ile Kudreti tesadüfen yatakta basmıştır onu o gece evden kapı dışarı eder.فرفضت النوم مع هذا الشخص المحتال مقفلةُ باب غرفتها ليلاً.
Fakat sen mutlaka nutkunu söyleyeceksin ve tesadüf edeceğin herhangi bir engeli bana bildireceksin.Colocarei as Minhas Palavras em Sua Boca e ELE lhes comunicará tudo o que Eu lhes ordenar.
Biraz da tesadüf oldu.Foi um acaso.
Bu arada, Napolyona karşı savaşta ağır yaralanmış Andrey tesadüfen Rostovların evine getirilir.Enquanto isso, André, ferido durante a invasão de Napoleão, é recolhido pelos Rostovs.
Albert Hofmann “Lysergic Acid Diethylamide"yi ilk defa 16 Kasım 1938 tarihinde tesadüfen sentezler.16 de Novembro - O químico suíço Albert Hofmann sintetiza o LSD pela primeira vez na história.
Bu durum bir tesadüf değildir.De qualquer forma, A não é o Acaso.
Bu tesadüf değildi.Não são coincidências.
Ne Tesadüf! veya orijinal adıyla So Random!O nome é bem antigo, assim como a história do nome.