Ana içeriğe geç
Sözlük

tesadüf ile cümle

tesadüf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ek olarak, görünen eş kökenli sözcükler tesadüfen veya alıntı kelimelerden ortaya çıkabilir.Additionally, apparent cognates can arise by chance or from loan words.
Lavrov, "Bunun tesadüfen olmadığını varsaymak için nedenler var.Lavrov said, "There are grounds to presume that this is not occurring by chance.
Tesadüfi bakış açısıAccidental viewpoints
Tesadüfi bakış açısı, belirsiz bir görüntü oluşturan tek bir görsel konumdur.An accidental viewpoint is a single visual position that produces an ambiguous image.
Lange anne ve çocuklarını tesadüfi bir şekilde buldu.Lange found the mother and her children somewhat by accident.
Nabothi kistleri ayrıca MRG görüntüleme sırasında tesadüfen bulunur.Nabothian cysts are also incidentally found during MRI imaging.
Yirmi yıl kadar sonra tesadüfi bir karşılaşma onu Aleksandr Puşkin ile tanıştırdı.A chance meeting introduced her to Aleksandr Pushkin some twenty years later.
Onunla tesadüfen yolda karşılaştım.Ich habe sie zufällig auf der Straße getroffen.
Ne tesadüf!Was für ein Zufall!
Sanırım o sadece bir tesadüf.Ich glaube, es ist lediglich ein Zufall.
Dün tesadüfen bir lokantada Bernhard ile karşılaştım.Ich habe Bernhard gestern zufällig in einer Gaststätte getroffen.
Ona tesadüfen mi rastladın?Hast du ihn zufällig getroffen?
Bu bir tesadüf mü?Ist das ein Zufall?
Bu bir tesadüf olabilir.Das könnte ein Zufall sein.
Ruhlar asla tesadüfen karşılaşmazlar.Seelen begegnen sich einander nie zufällig.
Bazen tesadüf öyle yollar gider ki, oraya niyet ulaşamaz.Manchmal geht der Zufall Wege, da kommt die Absicht gar nicht hin.
Tesadüfen bulundu.Er war zufällig.
Daha sonra ise Ne Tesadüf'te oynamıştırlardır.Später kann man eine Episode mit ihm spielen.
İşte bu döneme kabilelerin oluşumu, ilk sanat ve inançlarındaki (tapınma, ibadet) oluşması tesadüf ediyor.Ureinwohner der Gegend waren First Nations vom Volk der Cree und der Dene.
Günün birinde tesadüfen şirketteki dosya dolabının arkasında esrarengiz bir tünel bulur.Gemeinsam entdecken sie in einem weiteren Hinterzimmer einen mysteriösen Schrank.
Tesadüfen, Cattell’in babası bu mesleklerin her ikisine de mensuptu.Schellings Vater traute die beiden.
İsimleri arasındaki benzerlik de pek tesadüf sayılmaz aslında.Die Ähnlichkeit der beiden Namen ist rein zufällig.
Bu durum bir tesadüf değildir.Das ist keineswegs ein Zufall.
En basit polimer zincir modeli tesadüfi harekete denk gelen ideal zincir şeklinde sunulmaktadır.Das Polymer verhält dann genau so, wie es durch das ideale Kettenmodell vorhergesagt wird.
Bulgular içerisinde koyu kırmızı doğal boyalar da tesadüf edilir.Farblich abgesetzt sind die roten Natursteineinfassungen.
Şan eğitimi için gittiği Viyana'da tesadüfen tiyatro çalışmalarına başladı.Nach seiner Ausbildung begann er seine Schauspielkarriere in Wien am Theater.
Sonny Ne Tesadüf!Sonia ist entsetzt.
Manolya, birbirleri ile uzaktan veya yakından ilişkili bir grup insanın tesadüflere dayalı öyküsünü anlatır.Dickens erzählt hierbei die Geschichte vieler Menschen, die direkt und indirekt mit dem Fall verbunden sind.
Sanırım o sadece bir tesadüf.Je pense que ce n'est qu'un hasard.
Bu savaş tesadüfen patlak vermez.Cette guerre n'éclate pas par hasard.
Bu sadece bir tesadüftü.C'était juste une coïncidence.
Ne kötü tesadüf!Quelle regrettable coïncidence !
Tesadüfler gerçeğin en büyük düşmanlarıdır.Les coïncidences sont les pires ennemies de la vérité.
Onu tesadüfen mi biliyorsun?Le connais-tu, par hasard ?
Bunun sadece bir tesadüf olduğunu mu düşünüyorsun?Penses-tu que c'est juste une coïncidence ?
A, tesadüfe bak, Tom'un parmak izleri benimle aynı!Tiens, quelle coïncidence, Tom a les mêmes empreintes digitales que moi !
Dünyada oluşan en ufak şey daima muhteşem bir tesadüfün sonucudur.La moindre chose qui se forme au monde est toujours le produit d'une formidable coïncidence.
Tesadüfen bulundu.Je suis venu par hasard.
Bu kadarlık farkın tesadüfen ortaya çıkmış olması olasılığı çok küçüktür.La probabilité d’obtenir une telle différence, du seul fait du hasard, est très faible,.
Cesedi 1 hafta sonra Darwendale köyünde tesadüfen bulundu.Il meurt un mois plus tard dans la ville de Wakefield.
Sonuçta Suat Yalaz, tesadüfen Kartal Tibet'i bulur.Galère prend ensuite Nisibe puis franchit le Tigre.
Ne Tesadüf! veya orijinal adıyla So Random!Someone Like You, titre original de Bizarre !
1943'te satrançla tesadüfen tanıştı.Il découvre la Bretagne par hasard, en 1964.
Ancak bu yazının katil tarafından mı yazıldığı ya da tesadüfen mi orada bulunduğu anlaşılamamıştır.Cependant l'auteur n'indique pas en note si, après guerre, ces documents ont été retrouvés ou même recherchés.
Fakat sen mutlaka nutkunu söyleyeceksin ve tesadüf edeceğin herhangi bir engeli bana bildireceksin.Vous me direz tout le mal que vous voyez en moi et tout le bien que vous pourriez me dissimuler en vous.
Ama tesadüfen bir adam gelmiş ve kızı gördüğünde onu mahvetmiş.Mais un homme arrive par hasard et, quand il la voit, par désœuvrement la fait périr.
Bruno Rossi tesadüf devresini rastlantı yöntemi buldu.Vincent Rossell arrive dans la photographie par hasard.
Eskrime başlaması tamamen tesadüf eseri olmuştur.Sa participation est initialement épisodique.
Bu anlatıda tesadüf motifi görülmektedir.On peut se demander si cette orientation une simple coïncidence.
Biraz da tesadüf oldu.Un coup du hasard.
Dün gece tesadüfen restoranda öğretmenimle karşılaştık.Me encontré con mi profesor en el restaurante por casualidad ayer por la noche.
Tom'la tesadüfen anlaşıyorum.Por cierto, estoy de acuerdo con Tom.
Dün onunla dükkanda tesadüfen karşılaştım.Me encontré con ella de casualidad ayer en la tienda.
Alan Hale ve Thomas Bopp tesadüfen kuyrukluyıldız ve kütlerisini yaklaşık olarak aynı anda keşfettiler.Hale y Bopp descubrieron el cometa por casualidad aproximadamente al mismo tiempo.
1971'de Rus yer bilimi uzmanları doğal gaz araması yaparken tesadüfen buldukları uzun bir kuyudur.En 1971, un grupo de geólogos soviéticos​ halló en un sondeo una caverna llena de gas natural.
Âsâr-ı atîka ve mebânî-i kadîme-i mu’tebereye tesadüf edilemiyor.Para órbitas no inclinadas (con inclinación igual a cero), Ω no está definido.
Tesadüfen, Jerry West bu sezon kariyerindeki tek NBA şampiyonluğunu kazandı.West ganó el único campeonato de la NBA durante esta temporada.
Yıldızın keşfedilme tarihi tesadüf eseri Shinhwa'nın çıkış tarihi olan 24 mart 1998'di.Curiosamente, coincidía con la fecha de debut de Shinhwa, que es el 24 de marzo de 1998.
Biraz da tesadüf oldu.Yo creo que eso ocurrió un poco por casualidad.
Tesadüfen bulundu.Fue casualidad.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod