DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA accumuleert informatie door middel van toevallige fouten, waarvan sommige toevallig werken.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA akkumuliert Information durch zufällige Fehler, von denen manche einfach funktionierten.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA akumuluje informace náhodnými chybami, z nichž jen některé fungují.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA gromadzi informacje poprzez przypadkowe błędy, część z nich po prostu się sprawdza.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA hromadí informácie náhodnými chybami, z ktorých niektoré jednoducho náhodou fungujú.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA는 어쩌다 동작하는 몇가지 불규칙한 에러를 통해 정보를 축적합니다.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA kokoaa informaatiota satunnaisten virheiden kautta, joista jotkut vain sattuvat toimimaan.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA mengumpulkan informasi melalui kesalahan acak, beberapa di antaranya kebetulan berhasil.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA opsamler information gennem tilfældige fejl, hvoraf nogle tilfældigvis fungerer.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA samlar information genom slumpmässiga fel där en del bara råkar funka.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA tích lũy thông tin thông qua những sai sót ngẫu nhiên một trong số đó chỉ xảy ra để tiến hành công việc
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.DNA צובר מידע באמצעות טעויות אקראיות, שבמקרה חלקן עובדות טוב.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.Il DNA accumula informazioni attraverso errori casuali, alcuni dei quali finiscono per funzionare.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.L'ADN accumule de l'information par le biais des erreurs aléatoires, dont certaines par chance fonctionnent.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.O ADN acumula informações através de erros aleatórios, alguns dos quais realmente funcionam.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.Pero es demasiado lento.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.Το DNA συγκεντρώνει πληροφορίες από τυχαία λάθη, μερικά από τα οποία απλά τυγχάνει να πετύχουν.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.ДНК накапливает информацию посредством случайных ошибок, некоторые из которых просто случайно срабатывают.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.ДНК натрупва информация чрез случайни грешки, някои от които просто се случва да сработят.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.يراكم الحمض النّوويّ المعلومات عبر أخطاءٍ عشوائيةٍ قد يحصل أنّ بعضها تعمل.
DNA, tesadüfen işe yarayabilen rastgele hatalar aracılığı ile bilgi topluyor.不規則なエラーによってで たまたま幾つかが機能したものです しかしDNAはより速く学習する方法を生み出しました
"Doğar doğmaz ayrılan Mallifert ikizleri tesadüfen karşılaşırlar.""A születésükkor elválasztott Mallifert ikrek véletlen találkozása."
"Doğar doğmaz ayrılan Mallifert ikizleri tesadüfen karşılaşırlar.""Được tách nhau ngay lúc sinh, cặp song sinh Mallifert vô tình gặp nhau."
"Doğar doğmaz ayrılan Mallifert ikizleri tesadüfen karşılaşırlar.""Los gemelos Mallifert, separados al nacer, se encuentran accidentalmente."
"Doğar doğmaz ayrılan Mallifert ikizleri tesadüfen karşılaşırlar."'태어났을 때 헤어진 Mallifert 쌍둥이, 우연히 만나다.'
"Doğar doğmaz ayrılan Mallifert ikizleri tesadüfen karşılaşırlar.""Oddelení pri narodení, dvojčatá Mallifertovci sa úplnou náhodou stretnú."
"Doğar doğmaz ayrılan Mallifert ikizleri tesadüfen karşılaşırlar.""Przypadkowe spotkanie rozdzielonych przy narodzinach braci Mallifert."
"Doğar doğmaz ayrılan Mallifert ikizleri tesadüfen karşılaşırlar.""Seit ihrer Geburt getrennt, führt der Zufall die Mallifert-Zwillinge zusammen."
"Doğar doğmaz ayrılan Mallifert ikizleri tesadüfen karşılaşırlar.""Separados à nascença, os gémeos Mallifert encontraram-se acidentalmente."
"Doğar doğmaz ayrılan Mallifert ikizleri tesadüfen karşılaşırlar.""Separati alla nascita, i gemelli Mallifert si incontrano accidentalmente."
"Doğar doğmaz ayrılan Mallifert ikizleri tesadüfen karşılaşırlar.""Separaţi la naştere, gemenii Mallifert se întâlnesc din greşeală."
"Doğar doğmaz ayrılan Mallifert ikizleri tesadüfen karşılaşırlar.""Van elkaar gescheiden bij hun geboorte, ontmoet de Mallifert tweeling elkaar toevallig."
"Doğar doğmaz ayrılan Mallifert ikizleri tesadüfen karşılaşırlar.""Χωρισμένα κατά τη γέννηση, τα δίδυμα Μάλιφερτ συναντιούνται τυχαία".
"Doğar doğmaz ayrılan Mallifert ikizleri tesadüfen karşılaşırlar.""Разделени при раждането, близнаците Малифърт се срещат случайно".
"Doğar doğmaz ayrılan Mallifert ikizleri tesadüfen karşılaşırlar.""Разделённые при рождении близнецы Маллиферт случайно встречаются."
"Doğar doğmaz ayrılan Mallifert ikizleri tesadüfen karşılaşırlar.""לאחר שהופרדו בלידה, התאומים מאליפרט נפגשים במקרה."
"Doğar doğmaz ayrılan Mallifert ikizleri tesadüfen karşılaşırlar."" بعد فصلهم عند الولادة , يلتقي التوأم ماليفرت بالصدفة"
"Doğar doğmaz ayrılan Mallifert ikizleri tesadüfen karşılaşırlar."御覧のようにまったく同じ発明品を
Doğrusu onlara benzemeleri tesadüf değil.A vskutku, není to náhodou, že jsou jako oni.
Doğrusu onlara benzemeleri tesadüf değil.E la somiglianza non è casuale.
Doğrusu onlara benzemeleri tesadüf değil.És nem véletlenül hasonlóak.
Doğrusu onlara benzemeleri tesadüf değil.Et même, ce n'est pas un hasard s'ils se ressemblent tant.
Doğrusu onlara benzemeleri tesadüf değil.Het is niet toevallig dat zij op elkaar lijken.
Doğrusu onlara benzemeleri tesadüf değil.실제로 이들 두 그룹이 비슷한 건 우연이 아닙니다.
Doğrusu onlara benzemeleri tesadüf değil.Na verdade, não é por acaso que são parecidos.
Doğrusu onlara benzemeleri tesadüf değil.Şi într-adevăr, nu întâmplător sunt ca ei.
Doğrusu onlara benzemeleri tesadüf değil.Te podobieństwa to nie przypadek.
Doğrusu onlara benzemeleri tesadüf değil.Und das ist kein Zufall.
Doğrusu onlara benzemeleri tesadüf değil.И в самом деле, это не просто совпадение, что они похожи.
Doğrusu onlara benzemeleri tesadüf değil.И не случайно са като тях.
Doğrusu onlara benzemeleri tesadüf değil.ולא במקרה הם דומים להם.
Doğrusu onlara benzemeleri tesadüf değil.وهم ليسوا فقط نفس الأشخاص لضرب هذا المثال.
Doğrusu onlara benzemeleri tesadüf değil.この界隈では 同一人物なのです
Doktoru tesadüfen klinik genetik eğitimi almış biri çıkıyor ve Nick'in durumuna bir anlam veremiyor.Jeho detský lekár má náhodou vzdelanie v klinickej genetike a vôbec netuší, čo sa deje, ale povie:
Doktoru tesadüfen klinik genetik eğitimi almış biri çıkıyor ve Nick'in durumuna bir anlam veremiyor.Jeho pediatr, který měl znalosti z klinické genetiky, neměl tušení, co s tím klukem je, ale řekl:
Doktoru tesadüfen klinik genetik eğitimi almış biri çıkıyor ve Nick'in durumuna bir anlam veremiyor.담당 소아과 의사가 우연히도 임상유전학 경력이 있었는데 도저히 어찌된 일인지 알 수가 없었습니다,
Doktoru tesadüfen klinik genetik eğitimi almış biri çıkıyor ve Nick'in durumuna bir anlam veremiyor.Pediatrul lui era calificat în genetică medicală şi nu avea idee ce se întâmplă, dar a spus:
Doktoru tesadüfen klinik genetik eğitimi almış biri çıkıyor ve Nick'in durumuna bir anlam veremiyor.У его педиатра оказались знания клинической генетики, и он не понимает, что происходит, но предлагает:
Doktoru tesadüfen klinik genetik eğitimi almış biri çıkıyor ve Nick'in durumuna bir anlam veremiyor.ולרופא הילדים שלו יש במקרה רקע בגנטיקה קלינית ואין לו מושג מה קורה איתו,
Doktoru tesadüfen klinik genetik eğitimi almış biri çıkıyor ve Nick'in durumuna bir anlam veremiyor.تصادف أن طبيبه لديه خلفية في علم الوراثة السريري وليست لديه أي فكرة عما يحصل،