ters ile cümle

ters kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Hatta Alucard da Dracula'nın tersten okunuşudur.Alucard neve visszafelé olvasva Dracula.
Annesi ise tam tersine sevecen ve anlayışlıydı ve oğlunun resim konusundaki çabalarına destek veriyordu.Édesanyja, ezzel szemben, csendes és félénk volt, és jelentős hatást gyakorolt fia műveire.
Sıkıştırmanın tersi gerilmedir.A szorzás megfordítása.
(Aynı durumun tersi sağ kroşe için geçerlidir).(A bal oldali vonásnak vastagabbnak kell lennie, mint a jobb oldalinak.)
Tersten okuyun.Bővebben lásd ott.
Genellikle, buna şöyle bir ekleme de yapılır: bunun tersi doğru değildir.Gyakran kiegészítik a következő megállapítással: De fordítva már nem igaz.
Tersine Dr. Hegner'in dostluğumuzun anısına onları saklayacağını düşünüyorum."Bragg ezredesnek azt a megvetést lelke mélyén elraktározva kell kezelnie őket.”
Bu işte bir terslik var.Valami nem stimmel itt.
Burada ise tersine bir durum vardır.Más esetekben a dolog fordítva van.
(Kaydırmanın ve içeriğin ters yönde hareketi ile).(Calling-ra utal a cím.)
Ancak bu ifadenin tersi her zaman doğru değildir.Tehát a kijelentés mindig igaz.
Ülke toprağını sattır Diyenin de tam tersine!Hasonlatos ahhoz, mintha az állam szubvencionálná a kuplerájokat.
Her biri yaratıldığı tanrının tam tersidir.Ami a világban található, minden Isten alkotása.
Bundan sonra her şey ters gitmeye başlar.Innentől valahogy minden rosszra fordul.
Kuzey Amerika'da Geç Jura Dönemi, Orta Jura döneminin tam tersi vasıflara sahiptir.Azonban a késő jura kori Észak-Amerika éppen a középső jura ellentéte.
İstinye Tersanesi'nde üç havuz vardı.Három gólpassza volt a tornán.
Kadınların işgücüne katılımı ile ev hanımlığı arasında ters bir ilişki söz konusudur.Az úrnő és szolgálólány ábrázolása között éles kontraszt figyelhető meg.
Fakat bazı şeyler ters gider.De valami mégis hibádzik.
Murphy Kanunları ise olaya tersinden yaklaşır: Bir olay mümkünse, gerçekleşir.Murphy törvénye az az elv, hogy ha valami egyáltalán elromolhat, az el is romlik.
Örneğin kendisine uygulanan kuvvetin ters yönünde ivmelenebilir.Ezek segítségével például legyőzhető a gyakorló negatív hozzáállása.
Bunun tersi de doğrudur.Ez fordítva is igaz.
Aşağıdaki liste üstel fonksiyonların integrallerini (ters türev lerini) içermektedir.Az alábbi lista az exponenciális függvények integráljait tartalmazza.
Şiirde durum tam tersidir."A legjobb fajta költészet.”
Birebir örten fonksiyonlar terslenebilir özelliktedir ve bu tip fonksiyonlara permütasyon ismi verilir.E típusú vallást funkcionálisnak nevezzük, mivel a numenek bizonyos funkciók védnökei.
Ancak, sicim esaslı güçlü kuvvetin tanımı deneysel bulgulara ters düşen çok fazla öngörüde bulunmuştur.A központi hatalom gyengülése szinte azonnal elszakadási kísérletekhez vezetett.
Bu durum 23 Eylül-21 Mart arasında tersine döner.Március 19. és 21. közé esik.
7 Eylül 1915 tarihinde, dört adet Monitor tipi savaş gemisi, tersaneyi topa tuttu.1915 decemberére az osztály másik három csatahajóját is felszerelték ilyen irányító központtal.
Bu tesiste bir şeylerin ters gittiği ortaya çıkmıştır.Úgy tűnt, mintha valami pusztító dolog elől menekülne.
Tersane gemilerin inşa ve tamir edildiği tesise verilen addır.Ez volt az utolsó hely, ahol hadihajókat építettek és javítottak.
Bu, tam tersi durumlar için de geçerlidir.Igaz, ez betudható a rendkívüli viszonyoknak is.
Tersine söylersek bir watt 1 J/s'ye eşittir.1 watt az a teljesítmény, amelyet 1 J munka 1 s alatt létrehoz.
UEFA'nın kuralları ve aldığı kararlar Avrupa Komisyonu ile ters düşmemelidir.Az EFDI nyilatkozatai és tevékenységei nem sértik a tagok szuverenitását.
Bu işlem buharlaşma sürecinin tersidir.Ez utóbbi a menekülés módszere.
Newton'un 3. Yasası uyarınca yüksek hızda gazları geriye iterken, kendisi ters yönde bir kuvvet oluşturur.Newton harmadik törvénye értelmében a kilépő nagysebességű gázsugár reakcióereje hat a sugárhajtóműre.
Yüzey akıntısı ise ters yönde ve daha az tuzlu sudur.A rostély vízszintes kivitelű és valamivel kisebb felületű lett.
Kübü n olan bir sayı bulmak için küp kök ters işlemi uygulanır.A rejtett rétegek hibájának meghatározásához alkalmaznunk kell a hiba-visszaterjesztést.
Bunun tersi ise, sürekli permafrost (continuous permafrost) olarak isimlendirilmektedir.A talaj állandóan fagyott állapotban van (permafroszt).
Ayrıca 780,000 yıl önceki Dünya’nın manyetik alanının ters olduğunun kanıtını buldu.A geológiai bizonyítékok szerint a Földön utoljára 780 ezer évvel ezelőtt következett be.
Bunun tam tersini söylemek de mümkündür.Asia saattaa olla jopa täysin päinvastoin.
Burada ise tersine bir durum vardır.Tosiasiassa tilanne on päinvastoin.
Rüzgarların çoğu Neptün'ün dönüş yönünün tersine esmektedir.Useimmat Neptunuksen tuulista liikkuvat planeetan pyörimissuuntaa päinvastaisesti.
Her biri yaratıldığı tanrının tam tersidir.Kaikki ihmiset on luotu Jumalan kuviksi.
Bunun tersi de doğrudur.Käänteinen on myös totta.
Kısa süre sonra serbest piyasa politikasından yana olan Finans Bakanı René Pleven ile ters düştü.Hän oli pian vaikeuksissa finanssiministeri René Plevenin kanssa.
1943'ten sonra durum tersine dönmeye başladı.Vuoden 1963 jälkeen tilanne kääntyi taas laskuun.
Tersi ise maksimuma çıkarmadır, bu da, çoğu veya bütün alternatiflerin en iyisini bulmak için aramaktır.Optimointi tarkoittaa optimiarvon tai -määrän, tai yleisemmin parhaan vaihtoehdon etsimistä.
Michael yine planları tersine çevirir.Michaelin on taas alettava suunnitella pakoa.
Yalnızca Çin ve Hint kültürlerinde durum terstir ve beyaz, ölümün, yasın ve kötülüğün simgesidir.Kiinalaisessa ja intialaisessa perinteessä valkoinen on surun, kuoleman ja kummitusten väri.
Zaten Ned'in ortağı, bir şey kendisine ters geldi mi mutlaka belirten türde bir karakterdir.Nestori Kaasalaisen veli oli Väinö Kaasalainen.
Ama basit bir görevin ters gitmesi sonucuyla kendilerini birden düşmanla savaşırken bulurlar.Kun teet jotain tuollaista, hankit itsellesi ainoastaan vihollisia...
Kelimeleri tersten söylüyor.Jäljen jättävät sanat.
Bunun tam tersi de geçerlidir.Myös päinvastainen suunta tulee kyseeseen.
Ancak olaylar tam tersi şekilde gerçekleşmişti.Kävi kuitenkin juuri päinvastoin.
"Bir şeyin ters gitme olasılığı varsa, ters gidecektir."Jos hylkään hänet nyt, jotain kauheaa voi tapahtua”.
Tersine Julio-Claudian hanedanının diğer imparatorları gibi Claudiusu da kötülenmeye başladılar.Se nautti myös muiden Juliusten-Claudiusten hallitsijasuvun keisarien suosiosta.
Ancak, yolculuk daha başından ters gitti.Asiat lähtivät kuitenkin heti alusta väärille raiteille.
Fakat Büyücü Tanrıça tam tersine onları içeri alır.Jumalallinen ihme estikin häneltä pääsyn sinne.
Devreye ters polarize edilir.Valolähteen pitää olla polaroitua.
Oyun yönü : saatin ters yönündedir.Pelaamisjärjestys kulkee kellon suuntaisesti.
Bu yüzden, bulunduğu bölgeye en yakın tersanedeki donanmayı alması gerekliydi.Hän halusi suurimman laivaston, minkä maa päällään on kantanut.

İlgili Sayfalar