O günkü şartlar içinde fazla bir varlık gösteremedi ve Antakya'yı terk etmek zorunda kaldı.Tuttavia subì varie sconfitte e dovette rinunciare all'anacronistica impresa.
Karısı Maggie onu kendinden daha genç, Milo Tindle (Jude Law) adında işsiz bir oyuncu için terketmiştir.La moglie, arredatrice d'interni, vive invece nella capitale col giovane amante Milo Tindle (Jude Law).
Haziran 1793 tarihinde Paris'i terkedip, zamanla siyasi hayattan çekilmiştir.Nel giugno 1793, un tempo imprigionato come monarchico, si allontana da Parigi e della vita politica.
Sonra yalnızlığa terk edilir.Poi si chiuse definitivamente nella solitudine.
Geri rezerv ordusunun komutanı olarak imparatorun öldüğünü ilan edip, muharebe alanını terk etmiştir.Recatosi dall'imperatore come ambasciatore, morì nel viaggio di ritorno.
Süreç içinde yaklaşık 200,000 kişi İspanya'yı terketti.A quel tempo, circa 2.000 persone vivevano a Fier.
Yavrular yuvayı bir ay sonra terk eder.Il piccolo lascia il nido dopo circa un mese.
Mayfield beş yaşındayken babası onları terk etti.Suo padre lasciò la famiglia quando Kevin aveva cinque anni.
Koç başı saldırının (Latince: rostrum, Yunanca: ἔμβολος) terk edilmesinin kesin sebepleri belirsizdir.Le ragioni esatte dell'abbandono del rostro (rostrum in latino, ἔμβολος in greco) non sono chiare.
Önceki tüm ibadetlerin ve dinsel inançların terk edilmesi.Via via i restanti apostoli e profeti.
Anne, kocasını öz çocuklarını terk etmeye ikna eder.Decide quindi di andarsene di casa con i suoi figli.
Son noktayı ise Anna koyar ve her ikisi de terk eder.Daxter riesce infine a liberare Jak ed entrambi evadono.
Şu dünyayı sefil halde terk etmek istemiyorum.Pensa di allontanarsi così dalle cose di questo triste mondo.
Bir dönem Sheldon'ın anneannesinin erkek arkadaşı olmuştur, ancak daha sonra terk edilmiştir.Ha avuto una relazione per sei mesi con la figlia di Walt, poi interrotta.
Bu sefer de yıllar önce onu terk eden babası para için dönmüştür.La sua vendetta verso il padre che anni prima l'ha abbandonata è compiuta.
Ancak burası uzun zamandır terk edildiğinden, mezarlık olmuştu.Per lungo tempo questo luogo fu abbandonato.
Bu maçlarda güreşçinin konumunu terk edip ringin dışındaki güreşçilere saldırmasına izin verilir.I giocatori possono colpire l'avversario con le sedie in acciaio al di fuori del ring.
Orta Çağ'da bölgenin terk edilmiş vaziyette olduğu düşünülmektedir.È possibile che nel Medioevo il paese fosse circondato dall'acqua.
Sonuç olarak elektrikli telgraflardan oluşan rekabetten son ticari hat 1880 yılında terk edildi.Di conseguenza l'ultima linea commerciale venne abbandonata nel 1880.
III. Aleksios, V. Aleksios'u kör ettirdi ve onu idam edecek olan haçlılara terk etti.Tuttavia Alessio III accecò e abbandonò ai Crociati Alessio V, che fu da questi ucciso.
Savaş sonrasında Priştine’de bu döneme dek yaşayan Sırpların çok büyük kısmı şehri terk etti.Prima della guerra civile erano molti gli schiavi che vivevano nella città.
Yehuda Krallığı yerle bir oldu ve toprakları neredeyse tamamen terkedildi.Il Regno di Ungheria fu devastato quasi totalmente e intere regioni vennero spopolate.
"Müziği asla terk etmem.La musica non smette mai.”
Kemeri çalar ve ringi terk eder.Suonano la campana e io vengo fuori e combatto.
7. yüzyıl - İslam Akınları sonucu Belkıs/Zeugma terk edilir.Parte 2.a Giorno di Pasqua — Gelosia — Catastrofe.
Bunun üzerine Dört Yüz kişi hariç, diğerleri onu savaş alanında terk ettiler.Di questi, oltre 250 rimasero uccisi ed i restanti si rifugiarono nella giungla.
Liseyi bitirmeden terk etmiştir.Rimase nella scuola fino a quando non ebbe finito il liceo.
"Terk ettim çünkü..."E non so perché...".
John geçmişteki kendisini terk eder ve bir süre sonra Jane hamile olduğunu anlar.Anne rimane ferita dall' esplosione poco dopo aver rivelato a Tom di essere nuovamente incinta.
Daha çok terk edilmiş evlerde rastlanır.Si rifugia probabilmente negli edifici abbandonati.
Bir sonraki sabah Bob ve Sasha, rayların yanında terk edilmiş bir kasabaya ulaşır.Bob e Charlie Chan arrivano al paese vicino alla villa in treno.
Çirkin görünüşüne rağmen aslında iyi kalpli olmasına rağmen yalnızlığa itilmiş ve terk edilmiştir.Nonostante possa sembrare fredda, ha in realtà un'enorme paura di perdere i suoi compagni e restare sola.
Aşağı şehir muhtemelen terk edilmiştir.Ma è probabile che la capitale fosse già stata spostata.
Seth çıkışa doğru yönelir ancak arenayı terk etmez.Wolfe risolverà il caso senza lasciare lo stadio.
Khvolis'in yaptırdığı sinagog bugün ıssız bir sokakta terkedilmiş olarak bulunmaktadır.La sinagoga di Castel Goffredo, oggi smantellata, sorgeva in vicolo Remoto.
Aynı dönemde uzun zamandır birlikte olduğu erkek arkadaşı tarafından terk edildi.Anna è stata appena lasciata dal compagno con il quale convive da alcuni anni.
Fakat proje stratejik öneminden dolayı tamamen terk edilmedi.Persa l'importanza strategica vennero in seguito abbandonati.
Bunun üzerine arenayı terk eden Triple H, sonraki hafta Raw'da ringe geri döndü.La RB13 è tornata in pista nel pomeriggio.
Bu görüş zihinsel nedensellik çerçevesini terketmemektedir.Non le rimane che lasciarsi rapire da insani pensieri.
Köyde, ilköğretim okulu vardır fakat öğrencileri taşımalı olarak terke ilköğretim okuluna gitmektedir.Credono che sia una festa, ma il liceo che frequenteranno loro si rivela severissimo.
Muhacirlerin terk ettikleri gibi Ulu çukurlular da adeta geri dönmemek üzere gitmişlerdir.Terminato però il racconto, anche i topi si allontanano senza più ritornare.
1939 yılında Danimarka’yı terk etti.Nel 1939 emigrò in Danimarca, dove morì.
6 hafta sonra yavrular yuvayı terk eder.Più tardi, le quattro ragazze si svegliano di fuori della casetta.
Ailesi Macaristan'ı 1956 Macar Devrimi sonrası terk etti.I suoi genitori emigrarono in Germania dopo la dolorosa repressione ungherese del 1956.
Bütün hastaneler tahrip olmuş veya kötü bir şekilde hasarlı ve terkedilmiş durumda.Tutti gli ospedali della città furono distrutti o risultarono talmente danneggiati da dover essere evacuati.
Bir zaman sonra 7. yüzyılda terk edildi.Fu abbandonata nel III secolo.
Kesilme esnasında tezekler kenarları üzerine birbirlerine destekle güneşte kurumaya terk edilir.Quando a riposo, appoggiano i gomiti al terreno.
Napolyon Mısır'ı terk etmek zorunda kaldı.Aleksandar dovette lasciare la Serbia.
1979'da İran İslam Devriminden sonra ülkesini terk etmek zorunda kaldı.Dopo la Rivoluzione Islamica del 1979 la sua famiglia dovette fuggire dall'Iran.
Onlar birlikte ölmüş insanları bu dünyayı terk ederken uğurlarlar.Saluta i morti, in Questo terribile intricato mondo.
Tom karısını ve ailesini terk etti.Том бросил свою жену и семью.
Tom biraz daha uzun kalması gerektiğini mi ya da hemen terk etmesi gerektiğini mi bilmiyordu.Том не знал, остаться ли ему ещё ненадолго или уйти.
O görevini terk etti.Он забросил свои обязанности.
Aniden, kaptan gemiyi terk etti.Внезапно капитан покинул корабль.
Sadece terk edeceğim.Я просто уйду.
Onlar Tom'u terk ettiler.Они покинули Тома.
Tom karısını ve çocuklarını terk etti.Том бросил свою жену и детей.
Tom ve diğerleri erken terk etti.Фома и остальные ушли рано.
Ona ihtiyacımız olduğu sırada bizi terketti.Он покинул нас именно тогда, когда мы в нём нуждались.
Onlar ölüp gittiler, beni terk ettiler.Они скончались и оставили меня.