Ana içeriğe geç
Sözlük

terk ile cümle

terk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
III. Napolyon, Maximilian’a Meksika’yı terk etmesini önerir.Napoleone III esortò vivamente Massimiliano ad abbandonare il Messico.
Yalnız kalan anne evi terk eder.Ma la povera mamma rimasta così sola?
110/728) dersini terk eden Vâsıl bin Atâ (ö.28024); resti di una barca (cat.
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Kebir Camii terk edilmiş vaziyette kalmıştır.Dopo la seconda guerra mondiale, Kebir-Jami è rimasta in uno stato di abbandono.
Ve onu terk eder.Poi lo lascia andare.
Südet Almanları 13 Eylül'de müzakereleri terk ettiler ve şiddet olayları artmaya başladı.I tedeschi dei Sudeti ruppero i negoziati il 13 settembre, e da lì partirono le violenze e le distruzioni.
Çınar, Dilek'i terk etmiştir.Allora essi, stupiti per l'esosa richiesta, se ne andarono.
Sawyer, adayı onunla birlikte terk etmeye karar verir.Sawyer accetta di partire con lui.
Bu terk edilmişliğin sebebi bilinmemektedir.I motivi di quest'abbandono non sono noti.
Bu sırada davetliler de salonu terk etmektedir.Poi, la donna lascia il salone.
Fakat aralık ayının başından itibaren plan tamamen terk edildi.Alla fine ai primi di maggio il piano fu abbandonato.
Daha sonra Malta'da terk edildi.In seguito fu trasferito a Malta.
Ancak Jimmy heyecandan tıkanır ve sahneyi terkeder.Jimmy cammina con passo pesante per continuare il suo scherzo fuori dalla scena.
O zaman Şiî görüşünü terk etti."Allora ha smesso di fare domande".
1992 yılında Taliban tarafından ülkesi işgal edilince ülkesini terk etmek zorunda kaldı.Ha dovuto lasciare il proprio Paese quando sono subentrati i Talebani nel 1992.
Hasar gören birçok Ferdinands mürettebatı tarafından terk edildi.Tre furono gli equipaggi persi da Harris.
Tel Be'er'in son sakinleri Bizanslılar, 7. yüzyılda şehri terk etmişlerdir.Gli ultimi abitanti del Tel Be'er-Sheva furono i bizantini, che l'abbandonarono nel VII secolo.
Erişim tarihi: 23 Nisan 2017. ^ "TERKOS GÖLÜ, İSTANBUL". atlasdergisi.com.URL consultato il 23 aprile 2017. ^ (TR) TERKOS GÖLÜ, İSTANBUL, atlasdergisi.com.
Tam anlamıyla dinî mezhepleri terk etme hakkı, 1951'deki Din Özgürlüğü yasası ile gerçekleşti.La legge che sancisce la libertà di culto risale al 1951.
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Fra novembre e dicembre migliaia di persone furono costrette ad abbandonare le proprie case.
A : Abbandono durante la tappa(Etap içinde terk).3/A (retrocessa in div.
Akhanlı 1991 yılında terk etmek zorunda kaldığı Türkiye’ye ilk kez dönüyordu.Alessandro tornò per la prima volta in Jugoslavia nel 1991.
Maraş Lisesi 9. sınıf terktir.Graduazione alcolica 9 ´vol.
Yalnız Dağ, bir daha asla terkedilmedi.Solo le montagne non si incontrano mai.
Yerleşim yeri tamamen terk edilmiş durumdadır.Il sito è in completo stato di abbandono.
Esir alınanlar toplama kamplarında çalışarak ölüme terk edildi.I prigionieri, in tutti i campi di concentramento, lavoravano fino alla morte.
Geriye dönüş sahnesinde havaalanında Sun'ın Jin'i terk etmek üzere olduğu görülür.Un flashback mostra Sun all'aeroporto intenta ad andarsene via e lasciare Jin per sempre.
Fernando adamla dövüşmek için sarayı terk etmek ister, Rosario ona kalması için yalvarır.Fernando rende pronti a partire, e Rosario si aggrappa a lui, pregandolo di rimanere.
Bazı bedensiz başlar da terk edilmiş konutlarda bulunmuştur.C'è qualcosa di strano in quel posto abbandonato.
Fakat bu güzel gelenek bugün terk edilmiştir.Da allora questa bella tradizione è stata mantenuta.
Bu bölgede çıkan bir olay yüzünden aşiret burayı terk etmiştir.A causa di un incidente, però, ha dimenticato questo fatto.
(Sıvı halde karışmazlık) Kristalleşen minerallerin eriyiği terk etmesi.È proprio qui che sbloccano i pezzi dei Minikit.
Neredeyse hepsi yok edildi veya terk edildi.Molti altri sono dispersi o distrutti.
1354 yılında Gelibolu, bir depremle vuruldu ve yaşayanların onu terketmesine sebeb oldu.Nel 1354 Gallipoli fu colpita da un forte terremoto, che costrinse gli abitanti della città ad evacuare.
Sonunda, 12 Kasım gecesi, Taliban güçleri gecenin karanlığında gizlenerek Kabil şehrini terk ettiler.Nella notte del 12 novembre 2001 le forze talebane, col favore dell'oscurità, abbandonarono Kabul.
Barry Farber (Mitchell Whitfield): Rachel'in düğünde terk ettiği nişanlısı.Barry Farber (Mitchell Whitfield): è l'uomo che Rachel lascia sull'altare.
Videonun devamı boyunca grup, terkedilmiş sahnede şarkıyı çalar.Il video mostra la band suonare in una casa abbandonata.
Pɑrɑsızdır, eşi onu çocuğunu dɑ ɑlıp terk etmiştir.Lo cresce da sola, dato che il suo compagno l'ha abbandonata.
Müzikal anlamda yaşanan tartışmaların ardından Wright, Pink Floyd'u 1979'da terketti.Emerse sulle scena musicale per aver coprodotto nel 1979 The Wall dei Pink Floyd.
En sonunda çıkmaya başlarlar fakat Rachel onu kız kardeşiyle çok samimi bulduğu için onu terk eder.Rachel ha una cotta per lui, ma lo lascia perché ha un rapporto molto strano con la sorella.
Oslo'ya geri dönen Vigeland burada terk edilmiş bir atölyeye yerleşmiştir.Alla fine, il guatemalteco viene trovato in un palazzo abbandonato.
Millenium Falcon gezegeni terk etmek üzeredir.Il suo design è ispirato al Millennium Falcon.
Thrór buranın da ele geçirildiğini anladığında ve terk etmeye kalkıştığında artık çok geç kalmıştı.Quando si rende conto di essersi spinto troppo oltre, è ormai tardi.
Şeytanların onu terk etmeyeceğini söyler.Il demone gli promette di farla sparire.
Diğerleri savaş alanını terk ettiler.Gli austriaci lasciarono il campo di battaglia.
Doğumundan kısa bir süre sonra babası ailesini terketti.Il giorno prima della sua nascita suo padre se ne andò di casa.
Terk edilmiş ağaçkakan yuvalarında yaşarlar.Vive in fattorie abbandonate.
Nitekim kralın ölümünden bir süre sonra ihtişamlı görünümü olan kent terkedildi.Dopo di loro il titolo di re sembra essere stato abbandonato.
Suç mahallini terk ederken, gizli bir görevli tarafından gözlendi.Quando terminò il suo esperimento, fu sorpreso da una guardia di sicurezza.
Konstantin Trigorin'in yaklaştığını görünce, kıskançlıkla orayı terkeder.Treplev vede Trigorin che si avvicina, e se ne va colto da una fitta di gelosia.
Bundan sonra da ülkeyi terkederek İsviçre'de yaşamaya ve bir daha asla Amerika'ya dönmemeye yemin etmişti.Alla fine decide di non tornare in America e di rimanere a vivere in Asia.
1940'ta altın sistemi terk edilmiş ve savaş yılları sırasında markka yüksek enflasyondan kayıplar vermiştir.Il gold standard venne abolito nel 1940, e il marco soffrì una pesante inflazione durante la guerra d'inverno.
Bu haliyle ilçe merkezi ve köyleri uzun bir süre kendi kaderine terk edilmiştir.La regione ed i suoi abitanti furono lasciati in uno stato di semi-abbandono per lungo tempo.
Yapılan RC savaşlarında Berkley yenilir ve San Fierro'yu terk eder.Zip, tale negozio verrà sbloccato solo dopo essere arrivati a San Fierro.
Sünni olanlar köyü terk etmiştir.Lo sposo dalla vergogna lasciò il paese.
Bir hayvanı terk etmek acımasız bir davranıştır.L'uomo è un animale che esita.
Birçok insan güvenli yere ulaşmak için evlerini terk etti ve dağlara ve tepelere doğru kaçtı.Molti uomini dovettero lasciare le loro terre e rifugiarsi sulle montagne.
Bu 8 fiilden ilk 5'i yapılması; son 3'ü ise yapılmaması, yani terki istenen vazifelerdir.A John rimane soltanto un ultimo comandamento: il 5o, NON UCCIDERE.
Sıkı demokrat ve antifaşist görüşleri nedeniyle, 1930'larda İtalya'yı terk etmek zorunda kaldı.A causa degli ormai insanabili contrasti con il regime fascista, è costretta ad abbandonare l'Italia nel 1934.
Kahramanlar onu terkederek adadan gidebilirler.Gli eroi, però, non potranno mai fare a meno di lasciare l'isola.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod