Adadaki taş ocağı terk edilmiştir.Se abandonó el ganado en la isla.
Hristiyanlar Kuzey Afrika'yı büyük bir göçle terk etmişlerdir.Los romanos se instalaron al Norte de África.
Mera yola terkler ve imar mevzuatına uygunluğu oluşmasına özellikle önem verilmektedir.El objetivo es burlarse de las modas y del concepto de progreso.
Haziran 1793 tarihinde Paris'i terkedip, zamanla siyasi hayattan çekilmiştir.Se marcharon de Francia en febrero de 1791, refugiándose cada vez más lejos.
Bölge 1450 yıllarında terk edildi.Ya estaba despoblado en 1450.
Kral ülkesini terk etmek zorunda kaldı.Tuvo que renunciar de la Gobernación.
Budizm geleneğinin amacı bu döngüyü terk etmektir.La futura llegada del AVE quiere poner fin a este problema.
Töre denilen kötü ve çirkin âdet terk edilecek.".Se ha ido el malvado e insolente padreterno, querido».
Bu göçten sonra Resullar halkı köyü terketmiştir.Ante el sermón las autoridades abandonaron el recinto.
Altının bir kısmı yolda terkedilmek zorunda kalmıştı.Hasta tuvimos que abandonar muchos vehículos al borde de la carretera.
Manastır 18. yüzyılda terk edildi.El castillo fue abandonado en el siglo XVII.
Ertesi gün geldiklerinde evler boşalmıştır ve ortalıkta kimse yoktur.Yerleşke terkedilmiştir.El lugar estaba desierto y no había nadie, pero a lo lejos se encontraba una casa.
Ortaokul III. sınıf terktir.Escuela Preparatoria No. 3.
Szálasi hükümeti üyeleri ise ülkeyi mart sonunda terkettiler.Horas después, el presidente abandona Túnez.
Drogo'nun savaşçıları uzun zaman geçmeden onu terkeder.Pero la víctima de Peric no sobrevivió por mucho tiempo.
"Okulu terk etme yaşı yükseltiliyor"."Volver al colegio me hace muy feliz.
Bu durmdan hoşlanmayan Donizetti Napoli'yi terk edip Paris'e yerleşti.Se sabe realmente que la madre de Napoleón no había querido desplazarse en París para la ceremonia.
Ve onu terk eder.Y lo dejó estar.
Mercan, kabuğun içinde belli bir miktarda büzülebilir, ancak kabuğu terk edemez.El ángel puede saltar sobre casillas bloqueadas, pero no puede terminar su turno en ellas.
Bölgeden geçen Strabon, kentin terk edildiğinden bahseder.En el puerto, Rex presiente que algo está pasando en la estación.
Ilımlı vatandaşların çoğu şehri terketti.Muchos de los habitantes de la ciudad han huido.
Bir dönem Sheldon'ın anneannesinin erkek arkadaşı olmuştur, ancak daha sonra terk edilmiştir.Se hace Novio de Lionel pero posteriormente terminan.
2. sezonun başında diziye girmiş ve sezon sonunda da mahalleyi terk ederek diziden ayrılmıştır.Comienzan a salir al principio de la segunda temporada y se casan al final de la temporada.
Daha sonra kendisi Kütahya'yı terkederek Karahisar'a çekildi.Posteriormente laboró en la desaparecida Voz del Oriente de Caracol.
Zarbalı Hulusi Bey ( Hulusi Zarplı)Tıbbiye 3.Sınıf Terktir.Hear Gotou(ハート強盗 ) Ladrón de corazón 3.
Ordu, şehri terketmiştir.Su ejército se retiró de la región.
Ancak şehir yeniden terk edilmek zorunda kalacak ve düşmana herhangi bir kaynak bırakmamak için yakılacaktır.El campamento era entonces incendiado y destruido para evitar que fuera ocupado por el enemigo.
Daha sonra da bütünüyle terkedilmiştir bu inanç.Posteriormente quedó totalmente abandonada.
1933 yılında Almanyayı terk ederek Stanford Üniversitesine geçmiştir.En 1933, dejó Alemania, y marchó a la Universidad de Stanford en 1934.
Diğer Yahudiler ise ülkeyi hep birlikte terk etmiştir.Los otros miembros del jurado solo quieren volver a casa.
Klipte terkedilen bir gelini canlandırmaktadır.Queda una viuda en el más absoluto desamparo.
Seni asla terketmeyeceğime sana söz veriyorum.Ti prometto che non ti lascerò mai.
Terketmiş olurdum.Io me ne sarei andato.
Tom'un karısı onu terk etti.La moglie di Tom lo ha lasciato.
Mary onu terk ettiğinden beri Tom aynı değil.Tom non è più lo stesso da quando Mary lo ha lasciato.
Beni terk etmeni istemedim.Non volevo che mi lasciassi.
12 Ağustos, 2006'da son dört F-15 uçağı İzlanda hava sahasını terk etti.Il 12 agosto 2006, gli ultimi quattro F-15 lasciarono lo spazio aereo islandese.
Bunu takip eden hesaplaşma Gunnar ile Kolskeggur'ün İzlanda'yı üç yıllığına terk etmelerini gerektirir.L'accordo che ne deriva stabilisce che Gunnarr e Kolskeggur debbano lasciare l'Islanda per tre anni.
Ve Kral asla terk etmeyecektir" demiştir.E il re non se ne andrà mai".
Vücudunu terk edebilirsin ama onurunu korumalısın."Si può abbandonare il proprio corpo, ma è necessario preservare l'onore".
Bunun üzerine vatanlarını terk eden alimler ve Kuşeyri tekrar memleketlerine döndüler.Ma alcuni di coloro che erano ritornati in patria ed erano stati rinsediati nei loro domini si ribellarono.
Mahkeme homofobik tavrını terk etmeli.Il tribunale deve cambiare il suo atteggiamento omofobo.
1590 yılında geri dönebildiğinde koloniyi terkedilmiş durumda buldu.Quando finalmente riuscì a rientrare in America nel 1590, egli trovò la colonia abbandonata.
İki taraf da hiç anlaşmaya varamadan müzakereleri terk ettiler.Le due parti si lasciarono senza trovare un accordo.
Arment, Instapaper'a odaklanmak için şirketi Eylül 2010'da terk etti.Arment ha lasciato la compagnia nel settembre 2010 per concentrarsi su Instapaper.
Ailesini terkeden Dilber yanındadır.La sua famiglia gestisce una pasticceria (un panificio nell'anime).
Courlandliler Tobago'yu 1666'da, muhtemelen o yıl gerçekleşen bir korsan saldırısı sonucunda terketmişlerdir.Tuttavia, i curlandesi abbandonarono di nuovo Tobago nel 1666, forse in seguito a un attacco dei pirati.
1840 yılında Shusaku Edo'yu terkederek bir yıldan daha uzun bir süre için yeniden evine döndü.Nel 1840, Shusaku lasciò Edo e tornò a casa per un periodo di un anno.
Neden terkediyim?" demiştir.Perché mi hai abbandonato?
Bunun üzerine Haccâc ve kabilesi Taif'i terk ederek Suriye'ye yerleşti.Si alleò con gli Uomini mercenari dell'Est (Rhûn) e del Sud (Harad).
Turgon'un halkı Nevrast'ı gizlice terkeder.Il popolo di Turgon vi migra, segretamente, dal Nevrast.
1946'da diktatör Rafael Trujillo'nun yaptığı zulüm yüzünden ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.Nel 1946 fu però costretta a lasciare il paese per via della dittatura di Rafael Trujillo.
1.Dünya Savaşı başladıktan sonra, Cravan askeri hizmete alınmaktan kurtulmak için Paris’i terketti.Dopo lo scoppio della prima guerra mondiale Cravan lasciò Parigi per evitare l'arruolamento.
Terkedilmiş bir şehirdir.Una città ritrovata.
Ash Williams ve kız arkadaşı Linda, ormanda terk edilmiş bir kulübeye tatil yapmak üzere giderler.Ash Williams e la sua fidanzata Linda vanno in vacanza nei boschi, per soggiornare in una baita molto isolata.
Üzerinde yerleşim bulunmayan adada terk edilmiş bir kilise mevcuttur.Ritorno all'Isola che non c'è, su INDUCKS.
Günahları bir daha işlememek üzere terk etmektir.Non lasciò alcuna discendenza che le sopravvisse.
Pontus Krallarının tarihi yerleşimidir fakat Strabon zamanında terkedildi.Fu un'antica residenza dei re del Ponto, ma ai tempi di Strabone era ormai abbandonata.
Birçok mitolojik kahraman gibi doğumlarında terk edilmişlerdir.Sono presenti numerose sculture di animali in veste di guardiani mitologici.
Onları terk etmedin.Non vi furono infatti rinunce.