Çocuklarını terk ediyorlar.Abandonan a sus hijos.
Sami beni neden terk etti?¿Por qué me abandonó Sami?
Sami, Leyla onu terk etti sanıyor.Sami cree que Layla lo abandonó.
Çocuklarımı asla terk etmezdim.Jamás abandonaría a mis hijos.
Sami Leyla'ya tecavüz etti ve onu terk etti.Sami violó a Layla y la abandonó.
Sami Leyla'yı ormanda terk etti.Sami abandonó a Layla en la selva.
Tom ve Mary terk edilmiş tüneli keşfettiler.Tom y Mary exploraron el túnel abandonado.
Bizi en utanç verici şekilde terk ettin.Nos abandonaste de la manera más vergonzosa.
Bizi en utanç verici şekilde terk ettiler.Nos abandonaron de la manera más vergonzosa.
Sami arabasını terkedilmiş bir arazide bıraktı.Sami abandonó el auto en un terreno abandonado.
Şüpheli, terkedilmiş bir fabrikada saklanıyordu.El sospechoso estaba escondido en una fábrica abandonada.
Tom terkedilmiş evin etrafında dolaşan bir hayalet gördüğünü söylüyor.Tom dice que vio a un fantasma pasearse por la casa abandonada.
Ben arkadaşımı terk edemem.No puedo abandonar a mi amiga.
Burayı terk etmemizin vakti geldi.Ha llegado el momento de irnos de aquí.
Beni terk etseydin ölmüştüm.Si me hubieras dejado habría muerto.
Sen beni değil, ben seni terk ettim.Tú no me dejaste, fui yo.
Yusra ve kız kardeşi Sarah, Ağustos 2015 tarihinde Suriye'yi terk etmeye karar verdi.Yusra y su hermana Sara decidieron huir de Siria en agosto de 2015.
(Beni terk edin!) dedi.Al contestar no: «¡Ejejem!
Binlerce kişi ise evlerini terk etmek zorunda kaldı.Además, miles de personas tuvieron que abandonar sus casas.
Vücudunu terk edebilirsin ama onurunu korumalısın.Puedes abandonar tu cuerpo pero debes perseverar en el honor.
Tarawa ve Makin'deki garnizonlar kendi kaderlerine terk edilmiştir.Las guarniciones de Tarawa y Makin fueron dejadas a su suerte.
Daryl (Norman Reedus) ve Beth (Emily Kinney), yolun kenarında terk edilmiş bir araba bulurlar.Daryl (Norman Reedus) y Beth (Emily Kinney) encuentran un automóvil abandonado en el medio de una carretera.
Ardından, Tanrı İbrahim'e Mezopotamya'yı terk edip Vadedilmiş Topraklar'a dönmesini söyledi.Más tarde, Dios instruyó a Abraham a salir de Mesopotamia y volver a la Tierra Prometida.
Neden terkediyim?" demiştir.¿POR QUÉ DESAPARECIÓ?».
Yuri Günü'nde Derebeyini Terkeden Bir Köylü.Un campesino dejando a su terrateniente el día de Yuri.
Daha sonra Danimarka siyasetini Birleşmiş Milletler'de çalışmak üzere terk etti.Hartling entonces dejó la política danesa para trabajar en la ONU.
Eşi Sarah onu 1909 yılında terk etti.Sarah lo abandonó en 1909.
Arment, Instapaper'a odaklanmak için şirketi Eylül 2010'da terk etti.Arment dejó la compañía en septiembre de 2010 para centrarse en Instapaper.
Roma Valileri, eyaletlerini lejyonları ile birlikte terk edemezlerdi.Los gobernantes no podían alejarse de sus provincias con sus legiones.
Lügâtte; Râfızî kelimesi "terk eden, ayrılan, bırakan kimse" manalarına gelir.¿Quién, pues, irá a proclamar, quién dirá y quién contará las obras del Señor?
1940'larda 2200 Yahudi Bolivya'yı terketti.Sin embargo, unos 2,200 judíos dejaron Bolivia en la década de los 1940.
1948-49 yıllarında, 18.000 Yahudi ülkeyi terk ederek İsrail'e göç etmiştir.Entre 1948-1949, 18.000 judíos abandonaron el país con rumbo a Israel.
III. Aleksios, V. Aleksios'u kör ettirdi ve onu idam edecek olan haçlılara terk etti.Alejo III hizo cegar a Alejo V y lo abandonó a los cruzados que lo ejecutaron.
Mahkeme homofobik tavrını terk etmeli.El tribunal debe cambiar su actitud homófoba.
Onları terk etmedin.No lo abandonó.
1351 yılında, Anna Konstantinopolis'i terk edip, Selanik'e gitti.En 1351, Ana dejó Constantinopla para ir a Tesalónica.
Eroin bağımlılığına sahip MacLean kısa süre sonra grubu terketti.MacLean, quien sufría la adicción a la heroína, pronto abandonó la banda.
Courlandliler Tobago'yu 1666'da, muhtemelen o yıl gerçekleşen bir korsan saldırısı sonucunda terketmişlerdir.Los colonos de Curlandia abandonaron Tobago en 1666, posiblemente tras un ataque pirata.
Partiyi terk eder.Abandone la partida.
Eğer bu centilmenler evlerinize girmek isterse, siz evleriniz terk edin.Si ellos quieren ocupar sus casas, vayánse de ellas.
Ama şöyle cevap verdi: "Kaptan batan gemisini terketmemelidir.Pero él respondió: “Un capitán nunca abandona su barco que se hunde.
Universal Connector daha sonra daha yeni bir standart olan Palm Multi-Connector lehine terk edildi.El Universal Connector ha sido abandonado en favor de un nuevo estándar, el Palm Multi-Connector.
Top ceza alanını terketmezse atış tekrarlanır.Si el balón no sale del área penal, se repetirá el tiro.
Augustus çocuğu reddetmiş ve terk edilmesini ya da ölmesi için dağa bırakılmasını emretmişti.Augusto rechazó al niño e hizo que lo abandonaran, en una montaña para que muriera.
Ardından Nacoleia'da Procopius'un kendisiyle buluştu ve askerlerini onu terk etmeye ikna etti.Después venció al propio Procopio en Nacoleia y convenció a sus tropas de que le abandonaran.
İrini, Konstantinopolis'i 1303 yılında terk edip, Selanik'e yerleşti.Irene dejó Constantinopla en 1303 y se instaló en Tesalónica.
1840 yılında Shusaku Edo'yu terkederek bir yıldan daha uzun bir süre için yeniden evine döndü.En 1840, Shūsaku se marchó de Edo para visitar su casa por un periodo de un año.
Anlatıcı da vadiyi terk ederek ismi belli olmayan "tuhaf bir şehirde" yaşamaya başlar.El narrador decide partir a una «extraña ciudad».
Cezayir şehrindeki sinagog 1994 yılından sonra terk edilmiştir.La sinagoga de Argel fue abandonada después de 1994.
Oyunun tamamı terkedilmiş şehir çevrelerinde çok az ışığa sahip yerlerde geçmektedir.Todo el juego lleva a cabo en entornos urbanos abandonados, con iluminación mínima.
Hayal kırıklığı ile Aralık 1921'de Rusya'yı terk etti.Abandonó Rusia con su familia en agosto de 1921.
Ergin dişiler yuvayı nadiren terk ederler.Los ewoks rara vez abandonan su poblado.
Bu suretle ülke kendi kaderine terk edilmiş vaziyettedir.De esta manera, el país ha quedado abandonado a su suerte.
Bunun üzerine vatanlarını terk eden alimler ve Kuşeyri tekrar memleketlerine döndüler.Hizo que fuesen devueltos a sus dueños los esclavos, a quienes se había enrolado en el ejército.
Buffy, duygusal olarak yıkılmış hisseder ve Sunnydale'i terk eder.La dura experiencia deja a Buffy destrozada emocionalmente, y se va de Sunnydale.
İngiliz Ordusu, 8 ila 10 tümeni donatacak ekipmanı Almanlara terk edilmiştir.El Ejército británico abandonó suficientes equipos como para equipar a unas 8 o 10 divisiones.
Winamp3'ün hantal yapısı terk edildi.Se equivocó la paloma 3.
Böylece ileri çözümler genellikle elektromanyetik dalgaların içerisinden terkedilir.Normalmente las soluciones avanzadas se descartan en la interpretación de las ondas electromagnéticas.
Diplomasını aldığı sırada casusluk görevinin parçası olan bir emir altında Moskova'yı terk etti.Para cuando obtuvo su grado académico, había dejado Moscú como parte de un subterfugio.
Geriye dönüş sahnesinde havaalanında Sun'ın Jin'i terk etmek üzere olduğu görülür.Un recuerdo muestra a Sun en el aeropuerto pensando en abandonar a Jin para siempre.