Seni asla terk etmeyeceğim.I'll never leave you.
O sanat için hukuku terk etmeye karar verdi.He decided to abandon law for art.
Kasaba sakinleri tarafından terk edildi.The town was deserted by its inhabitants.
Şehir sakinleri tarafından terk edildi.The city was deserted by its inhabitants.
Odayı terk et.Leave the room.
Tom bir acil durum çağrısı aldı ve işi terk etmek zorunda kaldı.Tom got an emergency call and had to leave work.
Tom, onu terkettiği için babasını affetmek istiyor.Tom wants to forgive his father for abandoning him.
Tom yaklaşık akşam altıda binayı terk etti.Tom left the building at about 6 p.m.
Kız arkadaşı terk ettikten sonra aylarca morali bozuk gezdi.He was in low spirits for months after his girlfriend left him.
Geçen yıl o, Japonya'yı terk etti.Last year she left Japan.
O okumak için ülkeyi terk etti.He left the country to study.
Sadece katı kalpli biri şu zavallı yavru kediyi bu soğukta sokağa terkedebilir.Only the blackest of hearts could leave that poor kitty out on the street in the cold.
Arkadaşın şehri terk etti.Your friend left town.
Onlar Anderson ve adamlarının kaleyi terk etmesi gerektiğini söylediler.They said Anderson and his men must leave the fort.
Andrew Johnson hayatını kurtarmak için evini terk etmek zorunda kaldı.Andrew Johnson had to flee his home to save his life.
Askerler madencilerin terk etmelerini emretti.The soldiers ordered the miners to leave.
Seni terk etmiyorum.I am not leaving you.
Yılın bu zamanında ne Roma'ya girebilirsin ne de terk edebilirsin.During this time of the year you can neither enter nor leave Rome.
O yarın sabah memleketini terkediyor.She is leaving for her hometown tomorrow morning.
O, ülkeyi altı ay içinde terk ediyor.She's leaving the country in six months.
O, onu daha zengin bir adam için terk etti.She dumped him for a richer man.
O, daha genç bir adam için onu terk etti.She dumped him for a younger man.
O onu terk etti.She dumped him.
Paris'i terk etmek istiyorum.I want to leave Paris.
Bütün arkadaşları onu terk mi etti?Have all her friends left her?
Innsbruck, seni terk etmeliyim.Innsbruck, I must leave you.
Seni asla terketmeyeceğime sana söz veriyorum.I promise you I won't ever leave you.
Bir hapşırık saatte kırk mil hızla vücudunuzu terk eder.A sneeze leaves your body at forty miles an hour.
Ben terk etmek zorunda olduğum için özür dilerim.I apologize for having to leave.
O, karısını terk etti ve yarı yaşında bir kadınla aşk hayatı yaşıyor.He left his wife and shacked up with a woman half her age.
Hoşça kal bile demeden odayı terk etti.He left the room without even saying goodbye.
Onun terketmesini istiyorum.I want him to leave.
Eğer gerçeği bilseydi, Tom'un eşi muhtemelen onu terk ederdi.Tom's wife would probably leave him if she knew the truth.
Tom yağmur başlamadan önce hemen terk etmemizi önerdi.Tom suggested that we leave right away before it started to rain.
Tom karısını asla terk etmediğini söyledi.Tom said he'd never leave his wife.
Tom midesinin ağrıdığını söyledi ve odayı terk etti.Tom said he had a stomachache and left the room.
Tom o gece tutuklanmaktan kaçınmak için şehri geç saatlerde terk etti.Tom left the city late that night to avoid getting arrested.
Tom bir lise terk öğrencisidir.Tom is a high school dropout.
Tom ani bir odayı terk etme dürtüsü hissetti.Tom felt a sudden urge to leave the room.
Tom üçüncü sınıftayken üniversiteyi terk etti.Tom dropped out of college when he was a junior.
Tom projeyi terk etti. Çünkü o yeterli paraya sahip değildi.Tom abandoned the project because he didn't have enough money.
Tom eşini terk etti ve orduya katıldı.Tom abandoned his wife and joined the army.
Tom ailesini terk etti ve saklanmaya gitti.Tom abandoned his family and went into hiding.
Tom benzini biten arabasını terk etti ve yürümeye başladı.Tom abandoned his car that had run out of gasoline and started walking.
Tom'un şu ana kadar karısını terketmeyi düşündüğünden şüpheliyim.I doubt that Tom would ever consider leaving his wife.
Mary onu terk ettiğinde Tom üzgündü.Tom was upset when Mary walked out on him.
Tom Mary'nin onu terk edeceğini asla hayal bile etmedi.Tom never dreamed that Mary would ever leave him.
Tom Mary'yi terk etti ve başka bir kadınla yaşamak için gitti.Tom left Mary and went to live with another woman.
Tom Meryem'i terk edip başka bir kadına gitti.Tom left Mary and went to live with another woman.
Tom Mary için eşini terk etti.Tom left his wife for Mary.
Tom başka bir kadın için Mary'yi terk etti.Tom dumped Mary for another woman.
Tom parkta Mary'yi terk etti.Tom ditched Mary in the park.
Tom sigara içmeyi bırakmadı, bu yüzden Mary odayı terk etti.Tom didn't stop smoking, so Mary left the room.
Tom Mary'nin onu terk etmeye karar verdiğini bilmiyordu.Tom didn't know Mary had decided to leave him.
Tom Mary'nin onu terkettiği zaman duyduğu acıyı hâlâ hatırlayabiliyor.Tom can still remember the pain caused when Mary left him.
Tom, Mary'nin onu terk edeceğinden şüphelenmeye başladı.Tom began to suspect Mary would leave him.
Tom ve Mary gece yarısından önce partiyi terk etmeyi kararlaştırdılar.Tom and Mary agreed to leave the party before midnight.
Onlar hızla evlerini terk ettiler.They left their house quickly.
Mary'nin kasabayı terk ettiğini ona söylediğimde, Tom gerçekten şaşırmış görünüyordu.Tom seemed genuinely surprised when I told him that Mary had left town.
Adam, hesabını ödemeden restoranı terk etti.The man left the restaurant without paying his bill.