Birinci adam tereddüt eder.És az elsőtiszt tétovázik.
Birinci adam tereddüt eder.Et le second hésite.
Birinci adam tereddüt eder. "Hala rol mu yapıyor, yoksa onu çözmeli miyim?" ve şöyle düşünür,El primer oficial empieza a dudar. y se dice, "¿Estamos todavía ensayando o debería desatarlo?"
Birinci adam tereddüt eder.Iar secundul ezită.
Birinci adam tereddüt eder.Il primo ufficiale esita.
Birinci adam tereddüt eder."Liệu đây có còn là bài luyện tập hay không, hay là nên cới trói cho ông ta?"
Birinci adam tereddüt eder.Oficer się waha.
Birinci adam tereddüt eder.Og førstemanden tøver.
Birinci adam tereddüt eder.První důstojník váhá.
Birinci adam tereddüt eder.Und der Bootsmann zögert.
Birinci adam tereddüt eder.Ο έμπιστος σύντροφός του διστάζει.
Birinci adam tereddüt eder.А помощник-капитанът се поколебал.
Birinci adam tereddüt eder.Перший помічник завагався.
Birinci adam tereddüt eder.Помощник колеблется:
Birinci adam tereddüt eder.החובל הראשון מהסס.
Birinci adam tereddüt eder.ويقول في نفسه .. هل ما زال يمثل ؟
Birinci adam tereddüt eder.「まだ練習中なのか、いや、もう終わったのか」と。
Bozuk İngilizcem ve sözlük yardımıyla tereddüt etmeden durumu açıkladım, ve adam para çekme makinesine gitti.Avec mon pauvre Anglais, et avec un dictionnaire, je lui ai expliqué la situation, et sans hésitation,
Bozuk İngilizcem ve sözlük yardımıyla tereddüt etmeden durumu açıkladım, ve adam para çekme makinesine gitti.Con il mio inglese maccheronico, e con un dizionario, ho spiegato la situazione, e senza esitare,
Bozuk İngilizcem ve sözlük yardımıyla tereddüt etmeden durumu açıkladım, ve adam para çekme makinesine gitti.Con mi pobre inglés y con un diccionario,
Bozuk İngilizcem ve sözlük yardımıyla tereddüt etmeden durumu açıkladım, ve adam para çekme makinesine gitti.In mijn gebroken Engels en met de hulp van een woordenboek schetste ik de situatie.
Bozuk İngilizcem ve sözlük yardımıyla tereddüt etmeden durumu açıkladım, ve adam para çekme makinesine gitti.짧은 영어와 사전을 이용해서 저는 상황을 설명했고, 그 남자는 한치의 망설임도 없이 현금인출기로 향했습니다.
Bozuk İngilizcem ve sözlük yardımıyla tereddüt etmeden durumu açıkladım, ve adam para çekme makinesine gitti.С разваления си английски и с речник в ръка, му обясних ситуацията.
Bozuk İngilizcem ve sözlük yardımıyla tereddüt etmeden durumu açıkladım, ve adam para çekme makinesine gitti.ובאנגלית הרצוצה שלי, ובעזרת מילון, הסברתי את המצב, ומבלי להסס, האיש ניגש לכספומט
Bozuk İngilizcem ve sözlük yardımıyla tereddüt etmeden durumu açıkladım, ve adam para çekme makinesine gitti.وبإنجليزيتي المكسرة، وبمساعدة القاموس، شرحت له الموقف، ودون تردد إتجه الرجل إلى ماكينة الصراف الآلي
Bozuk İngilizcem ve sözlük yardımıyla tereddüt etmeden durumu açıkladım, ve adam para çekme makinesine gitti.状況を説明すると男性はすかさず ATMに行って 私の家族と他に2人の北朝鮮人分の
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."Astaga!" Kata Mr Bunting, ragu-ragu antara dua mengerikan alternatif.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."Bonté divine!", A déclaré M. Bunting, hésitant entre deux horribles alternatives.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."Boże!" Powiedział Pan Bunting, wahając się pomiędzy dwoma straszne alternatywy.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."Buon Dio!", Ha dichiarato Bunting, esitando tra due orribili alternative.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."Deus do céu!", Disse o Sr. Bunting, hesitando entre dois horrível alternativas.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."¡Dios mío!", Dijo Bunting, dudando entre dos horribles alternativas.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."Du lieber Himmel!", Sagte Bunting, schwankend zwischen zwei schrecklichen Alternativen.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."Dumnezeule!", A spus domnul Bunting, ezită între două oribil alternative.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."Goede hemel!" Aldus de heer Bunting, aarzelend tussen twee verschrikkelijke alternatieven.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."Herregud!", Sa Mr Bunting, tvekar mellan två fruktansvärda alternativ.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."Jó ég!" Mondta Mr. sármány, habozás két szörnyű alternatívák.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."이럴 수가!"씨 깃발천 두 끔찍 사이에 주저했다 대안.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."Preboha!" Povedal pán Bunting, váhanie medzi dvoma hrozné alternatívy.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."Proboha!" Řekl pan Bunting, váhání mezi dvěma hrozné alternativy.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."Sveta nebesa!" Je rekel gospod strnad, omahoval med dvema grozno alternative.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."Tốt trời!" Ông Bunting, do dự giữa hai khủng khiếp lựa chọn thay thế.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."Voi hyvänen aika!", Sanoi Mr. lippukankaat epäröi kahden kamala vaihtoehtoja.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."Καλή ουρανούς!", Είπε ο κ. Bunting, διστάζοντας ανάμεσα σε δύο φρικτό εναλλακτικές λύσεις.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."Боже мій!", Сказав пан Бантінг, коливаючись між двома жахливий альтернатив.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."Боже мой!", Сказал г-н Бантинг, колеблясь между двумя ужасный альтернатив.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."Добър небесата!", Каза г-н овесарка, се колебае между две ужасни алтернативи.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri."يا الهي!" ، قال السيد الرايات ، مترددة بين اثنين الرهيبة البدائل.
Bunting, iki korkunç arasında tereddüt dedi. alternatifleri.選択肢。 彼は、宿屋の通過で恐ろしい闘争を聞いて、彼の決断だった
Bunu sunumuma ekleyip eklememekte tereddüt ettim çünkü bu karikatür 9/11'den kısa bir süre sonra yayınlandı.제 강연에 이걸 넣어야 할지 말지 망설였습니다. 왜냐하면 이 만화는 9/11이 일어난 직후에 출판되었죠.
Bunu sunumuma ekleyip eklememekte tereddüt ettim çünkü bu karikatür 9/11'den kısa bir süre sonra yayınlandı.Am ezitat să includ asta în prezentarea mea pentru că această caricatură a fost publicată imediat după 9/11.
Bunu sunumuma ekleyip eklememekte tereddüt ettim çünkü bu karikatür 9/11'den kısa bir süre sonra yayınlandı.Dudaba de incluirla en mi presentación porque esta tira fue publicada poco después del 11-S.
Bunu sunumuma ekleyip eklememekte tereddüt ettim çünkü bu karikatür 9/11'den kısa bir süre sonra yayınlandı.Ho esitato a includerla nella mia presentazione perché questa vignetta fu pubblicata poco dopo l'11 settembre.
Bunu sunumuma ekleyip eklememekte tereddüt ettim çünkü bu karikatür 9/11'den kısa bir süre sonra yayınlandı.Tétováztam, hogy betegyem-e az előadásomba, mert ez a karikatúra nem sokkal szeptember 11. után jelent meg.
Bunu sunumuma ekleyip eklememekte tereddüt ettim çünkü bu karikatür 9/11'den kısa bir süre sonra yayınlandı.Δίσταζα να το συμπεριλάβω στην παρουσίασή μου γιατί αυτό το σκίτσο δημοσιεύτηκε λίγο μετά τις 9/11.
Bunu sunumuma ekleyip eklememekte tereddüt ettim çünkü bu karikatür 9/11'den kısa bir süre sonra yayınlandı.התלבטתי אם לכלול אותה במצגת שלי בגלל שהקריקטורה הזו פורסמה לא זמן רב אחרי אסון התאומים.
Bunu sunumuma ekleyip eklememekte tereddüt ettim çünkü bu karikatür 9/11'den kısa bir süre sonra yayınlandı.كنت مترددا في إدراجها في محادثتي لأن هذا الكارتون تم نشره مباشرة بعد الحادي عشر من سبتمبر.
Bunu sunumuma ekleyip eklememekte tereddüt ettim çünkü bu karikatür 9/11'den kısa bir süre sonra yayınlandı.これは9・11のすぐ後に 出されたものです 私にとっては 単なる純粋な表現でしたが
Çoğu insanın bunu tereddütsüz cevaplayabildiğini söylüyor.Aşa cum spune el, majoritatea oamenilor răspund fără ezitare.
Çoğu insanın bunu tereddütsüz cevaplayabildiğini söylüyor.Comme il le dit alors, la plupart des gens répondent sans hésiter.