Gelen tepkiler üzerine Manet'yi ilk savunan, genç roman yazarı ve eleştirmen Émile Zola oldu.W obronie artysty i jego dzieła wystąpił młody pisarz Émile Zola.
Bu yaşanan olay kilise yanlıların olumlu tepkisiyle sonuçlanmıştır.Dzisiejszy wygląd kościoła to efekt tej rekonstrukcji.
Ona albümden bir şarkıyı dinlettirmişler ancak o hiçbir tepki vermemiştir.Miał piosenkę, którą chciał zamieścić na albumie, lecz oni nie chcieli.
İstilaya tepki gösteren protestolar sadece yedi gün sürdü.Szokiem dla wszystkich było, że publiczna zbiórka pieniędzy na ten cel trwała jedynie siedem tygodni.
Off-Off-Broadway 1958'de Off-Broadway'e tepki olarak ve "ticari tiyatronun tamamen reddi" fikriyle başladı.W 1987 roku trafił na scenę off-Broadwayu w Minetta Lane Theatre jako Ralph w spektaklu Blagierzy (Bouncers).
Bu yapılarda ışığın kullanıldığı fotosentez tepkimeleri gerçekleşir.Wykorzystywane jest światło wytworzone przez fotografa.
Birçok kimse Isser Harel ve dönemin başbakanı David Ben-Gurion'a tepki gösterdi.Doprowadziło to do dyskusji publicznej i ustąpienia premiera Dawida Ben Guriona.
Hedef kitleden gelen tepkiler, ikna amaçlı kullanılmaktadır.Przypadek jest zastąpiony celowym działaniem.
Bu tepkimeler formülle şöyle gösterilebilir.Można to sformalizować następująco.
ABD ise ölçülü bir şekilde tepki gösterdi.Amerykanie zareagowali na apel bardzo żywiołowo.
Buna karşı çeyrek yüzyıl süren tepkiler bastırıldı.Wyrok ten spowodował trwające już ponad ćwierć wieku kontrowersje.
Tepki kütlesi roket ile birlikte taşınmalı ve kullanldığında geri dönemez şekilde tüketilmelidir.Inaczej mówiąc – ośrodek, od którego rakieta się odpycha, musi ona zabrać ze sobą.
1924 yılında yahudilere karşı artan tepkilerden ötürü istifasını verdi.W 1942 potępił jednak jego politykę za deportacje Żydów.
Tepkiler üzerine, yazara 15 gün sonra pasaport verildi.Ze względów bezpieczeństwa drukarnię przenoszono jakieś 15 razy.
Kadın vücudunun uzay uçuşuna tepkileriyle ilgili veri toplandı.Prasa spekulowała na temat lotu kosmicznego kobiety.
Buna tepki olarak Arap Birliği Mısır'ı örgütten uzaklaştırdı ve merkezini Kahire'den Tunus'a taşıdı.Brygada wraz ze strukturami OWP ewakuowała się z Libanu i przeniosła swoją siedzibę do Tunisu.
Avusturya Hükümeti'nin tepkisi çok sert oldu.Przerażone buntem władze austriackie zareagowały bardzo szybko.
Hükumetin tepkisi buna çok sert oldu.Odpowiedź władz była niezwykle brutalna.
Saharov'un bu etkinlikleri ve daha sonraki yazıları, Sovyet yönetiminin tepkisini çekti.Wnioski raportu i jego późniejsze konsekwencje wzmocniły arabskich ekstremistów.
Fakat halk tarafından olumsuz tepkiler almasına çok şaşırdık.Ten incydent spotkał się z przytłaczająco negatywnym odbiorem publiczności.
Örneğin, ATP'nin hidrolizi sıkça başka kimyasal tepkimeleri yürütmeye yarar.Till exempel används ofta hydrolys av ATP till att driva andra kemiska reaktioner.
Ne var ki Mevlâna ve Selahattin kendilerine karşı duyulan tepkiye aldırmadılar.Men de lyssnade inte på hans budskap om fred och rättvisa.
Bu doktorlar, Nijerya Hükümeti'ni ve Kızıl Haç'ı bu duruma açıkça tepkisiz kalması nedeniyle eleştirdiler.Läkarna kritiserade offentligt Nigerias regering och Röda Korset för deras synbart medskyldiga beteende.
Tedaviye verilen tepki, genotipe göre değişir.Behandlingssvaret varierar beroende på genotyp.
Çoğu enzim tepkimesi, ona karşılık gelen ve katalizlenmeyen tepkimeden milyonlarca kere daha hızlıdır.De flesta enzymreaktioner går miljontals gånger snabbare än jämförbara okatalyserade reaktioner.
Enzimlerin katalizlediği yaklaşık 4000 tepkime bilinmektedir. .Cirka 4 000 reaktioner vet man med säkerhet katalyseras genom enzymer.
Ungern von Sternberg, olağandışı tepkilerinden ötürü "Deli Baron" olarak da tanınıyordu.Ungern von Sternberg blev också känd som "Den galne baronen" på grund av sitt mycket excentriska beteende.
Enzimler olmayınca bu tepkime anlamsız denecek derecede yavaş meydana gelir.Saknas enzymer sker dock denna reaktion så långsamt att den blir obetydlig.
Enzimlerin 4000'den fazla biyokimyasal tepkimeyi katalizlediği bilinmektedir.Man känner till över 4 000 biokemiska reaktioner som katalyseras av enzymer.
Nesneler "olaylara" tepki verirler.Berättelserna benämns som "händelser".
Tepki ve Değişim.Ledarskap och förändringar.
Halk bu olaya büyük tepki gösterdi.Publiken reagerade starkt.
Bir canlı hücredeki tepkimelerin neredeyse tamamı yeterince hızlı olabilmek için enzimlere gerek duyar.Nästan alla processer inom den biologiska cellen behöver enzymer för att fortgå med tillräckliga hastigheter.
Tepki türbinleri için enerji dönüşümü, Newton'un üçüncü yasası (Etki-tepki ilkesi) ile açıklanır.Turbiner kan också drivas med reaktionskraft enligt Newtons tredje lag.
Anafilaksi vücudun neredeyse her türlü yabancı maddeye karşı tepkisinden kaynaklanabilir.Anafylaxi kan orsakas till följd av ett immunologiskt svar på så gott som alla främmande ämnen.
Asit-baz tepkimesi, bir asit ile bir baz arasında meydana gelen kimyasal tepkimedir.En syra-basreaktion är en kemisk reaktion som sker mellan en syra och en bas.
Grubun canlı performanslarını da tepki görmekteydi.Gruppen uppträdde också live.
Mast hücreler ve bazofiller histamin gibi inflamatuvar medyatörlerin salımı ile tepki verirler.Mastcellerna och basofilerna reagerar genom att frisläppa inflammatoriska mediatorer, till exempel histamin.
Çocuğun yabancıya tepkileri, anneye bağlanma düzeyine göre değişir.Främlingens beteende är fokuserat mot spädbarnet.
Sürekli tepki, genotip 4 ve 48 haftalık tedavi sürecinde olan hastaların 65%’i cıvarındadır.Cirka 65 % av de personer som har genotyp 4 uppnår kvarstående svar efter 48 veckors behandling.
Sheen Bu karara tepki göstermiştir.Laing besvarade detta arbete.
4 adet tepki motoru bulunur.För motortypen, se Fyrtaktsmotor.
"N": Tepki Kuvveti, Newton(N) biriminde.N är Newton (enhet).
Jackson'ın hayranları ve arkadaşları buna tepkisiz kalmadı.Det är inte bara Arthurs allierade och vänner som har återvänt från de döda.
Bu dalın konusu ışıma altında gelişen yeni kimyasal tepkimelerin incelenmesidir.Listan sväller hela tiden alltefter det nya farliga kemikalier ser dagens ljus.
Ancak gelen yoğun tepkiler sonucu, bu karardan vazgeçildi.Hur mycket han tog aktiv del i besluten har dock omdebatterats.
Oksijen ile tepkimeye girmediği için yanmaz.Det behöver inte handla om en reaktion med syre.
Buradaki tepkiler The New York Times tarafından "soğuk" olarak nitelendi.Den kallades The Big Freeze i medierna.
Şah’ın hareketine tepkiler polemikler de içermiştir.Mottagandet av Shahs rörelse markerades också av kontroverser.
Malcolm X suikastine pek çok tepki yağmıştır.Malcolm X gav mycket tid och kraft till arbetet.
Tabii ki Chomsky bu davranışları ile anarşist kesimden büyük bir tepki aldı.Chomsky har under hela sitt politiska liv uttryckt ett starkt ogillande inför marxismen.
Ajanlarının yerleri ve tepki verici davranışları, bilgisayar programlarında algoritma biçiminde kodlanmıştır.Розташування агентів і їх поведінка кодується в алгоритмічній формі в комп'ютерних програмах.
Anafilaksi vücudun neredeyse her türlü yabancı maddeye karşı tepkisinden kaynaklanabilir.Анафілаксія може бути реакцією у відповідь на майже будь-яку чужорідну речовину.
Ancak ertesi gün, gelen tepkiler üzerine özür dilemiştir.Наступного дня вона повернулася та вибачилась за свою реакцію.
Bunun üzerine tepki gösterdim.Він чекав моєї реакції.
Danimarka ve Fransız milliyetçiliğine tepkiler, dikkatleri Alman birleşmesiyle ilgili ifadelere çekti.Реакція на данський і французький націоналізми створила умови для прояву німецької єдності.
Asitlerle tepkimeye girerek ise tuz oluştururlar.При реакції з кислотами утворюють солі.
Dördüncü nesil iPad'in ses kayıttan gösterimi 20 Hz ila 20.000 Hz arasında bir frekans tepkisine sahiptir.Відтворення аудіо четвертого покоління iPad має частотну характеристику від 20Гц до 20000 Гц.
Bu olay uluslararası tepkilere neden oldu.Всі ті події спричинили міжнародний протест.
Family Guy, The Simpsons'lara olan benzerliği de dahil olmak üzere çeşitli olumsuz tepkiler de aldı.Мультсеріал також отримував негативну критику, у тому числі за свою схожість з мультсеріалом «Сімпсони».