Enzimler olmayınca bu tepkime anlamsız denecek derecede yavaş meydana gelir.Zonder dit co-enzym kan de enzymatische reactie niet plaatsvinden.
Atomlar kimyasal tepkimelerde oluşmazlar ve bölünmezler.In chemische reacties worden geen atomen gemaakt of vernietigd.
Seyircilerin izledikten sonra nasıl tepki vereceklerini çok merak ediyorum.Met een try-out wordt gepeild hoe publiek zal reageren op een voorstelling.
Yayımından sonra Who's That Girl, eleştirmenlerden çoğunlukla olumsuz tepkiler aldı.Whatever People Say I Am, That's What I'm Not kreeg na de uitgave overwegend positieve recensies.
Bazı sanatçılardan da önemli tepkiler geldi.Ook waren er optredens van artiesten.
Bu tepkimenin yan ürünü sülfoksittir.Het moet dan uit het reactieproduct afgescheiden worden.
Postmodernizm Modernizm’in prensiplerine tepki olarak ortaya çıkmıştır.De contouren van het postmodernisme komen tegenover het modernisme uit de verf.
Dizi karışık tepkiler almıştır.Deze ontving gemixte reacties.
Asit-baz tepkimesi, bir asit ile bir baz arasında meydana gelen kimyasal tepkimedir.Een zuur-basereactie is een chemische reactie tussen een zuur en een base.
Parça, genelde olumlu tepkiler almıştır.Reacties waren meestal positief.
Farklı yerlerinden yaralanan düşmanların tepkileri, vuruldukları yerlere göre değişiklik gösterir.Vijanden reageren verschillend afhankelijk van waar de kogel hun raakt.
Fakat olumlu tepkiler alamamıştır.Er kwamen echter niet uitsluitend positieve reacties.
Birincisi Badische Anilin- & Soda-Fabrik (BASF) tarafından geliştirilmiş ve Wittig tepkimesine dayalıdır.De afkorting BASF staat voor Badische Anilin- & Soda-Fabrik (Nederlands: Badense Aniline- & Soda-Fabriek).
Karakterin görünüşü, izleyiciler tarafından olumlu tepkiler aldı.De serie kreeg ook positieve reacties van kijkers.
Halk bu olaya büyük tepki gösterdi.Het publiek reageerde geschokt.
Pasteur, tepkilere rağmen çalışmalarını devam ettirdi.Shankar bleef, ondanks hartproblemen, optreden.
1932de antimadde ilk keşfedildiğinde, fizikçiler onun kütle çekime nasıl tepki vereceğini merak ettiler.In 1912, bij de eerste proefspuiingen, bleken de opgewekte stromingen schade aan te richten aan de kademuren.
Tepkime metal bir katalizör varlığında yapılır.Hiervoor is ook een metaal als katalysator nodig.
Oysa Hitler'in tepkisiyle girişim başarısız olmuştur.Maar na de eerste successen vertraagde Hitlers opmars.
Fakat halk tarafından olumsuz tepkiler almasına çok şaşırdık.Hun aanwezigheid lokte negatieve reacties uit bij het publiek.
Enzimlerin katalizlediği yaklaşık 4000 tepkime bilinmektedir. .Er zijn ruim 410 defecten van dit enzymcomplex bekend.
En dayanamadığı şey, insanların tepkisizliği, duyarsızlığıdır.Het maakt niet uit wie je vijand is, genadeloos zijn ze.
Türk hükümeti kararı tepkiyle karşıladı.De gemeente Rotterdam reageerde verheugd op het vonnis.
Saldırı sonrası ilk tepki Rusya'dan geldi.De goedkeuring kwam na aanvankelijke bezwaren van Rusland..
Yayımlandığı dönemde albüme Birleşik Krallık'taki eleştirmenlerin tepkisi oldukça olumlu oldu.Het was pas bij deze heruitgave dat het album goede kritieken kreeg in Groot-Brittannië.
Patlama Yanma tepkimeleri Patlayıcı madde Mantar bulutuDetonatie Explosie Explosief Flashover Ontbranding
Buna Kabuk Tepkimesi denir.Dit noemen we het stoorgedrag.
Ancak ertesi gün, gelen tepkiler üzerine özür dilemiştir.Voor deze zware woorden bood hij reeds de volgende dag zijn excuses aan.
Bunun nedeni metallerin sıcaklık farklılığına farklı tepkiler vermesidir.Dit komt doordat beide metalen anders reageren op het aangelegd temperatuurverschil.
Tepki veriyor.Hij reageert.
Tepkisi neydi?Wat was zijn reactie?
Tom'un tepkisi Mary'nin beklediği şeyin tersiydi.Toms reactie was het tegenovergestelde van wat Maria had verwacht.
Tom'un haber hakkındaki tepkisi neydi?Wat was Toms reactie op het nieuws?
Buna rağmen film bazı tepkilerle karşılaştı.Film spotkał się z różnymi reakcjami.
Anafilaksi vücudun neredeyse her türlü yabancı maddeye karşı tepkisinden kaynaklanabilir.Przyczyną anafilaksji może być reakcja organizmu na niemal każdą obcą substancję.
Bu olay uluslararası tepkilere neden oldu.Zdarzenia te wywołały międzynarodową reakcję.
Hans Bethe, Güneş'in enerjisini sağlayan iki ana nükleer tepkimeyi hesaplamıştır.Bethe opracował szczegóły dwóch głównych reakcji generujących energię we wnętrzu Słońca.
Savundukları akılcı görüş, imanı akıldan üstün sayan, İslâm âlimlerinin tepkisiyle karşılaşmıştır.Świątynia otrzymała wezwanie Najświętszej Maryi Panny Wspomożenia Wiernych.
Sonunda tepkiler yatıştırıldı.W końcu uspokajają się.
Filistinlilerin tepkisi karışık oldu.Filipińczycy czuli się zdradzeni.
Sözleri tepki toplayınca sözlerini geri almıştır.Po swoim ocaleniu, dotrzymał słowa.
Pocketful of Sunshine, pop müzik eleştirmenlerinden genellikle olumlu tepki aldı.W większości Pocketful of Sunshine uzyskał pozytywne recenzje profesjonalnych krytyków muzycznych.
Ancak Pers tepkisi şiddetli oldu.Bardzo ostro zareagowała aliancka prasa.
Aslında bu eylemimiz yeni aksiyonumuz bir yerde tepkiydi.Dawało to sposobność działalności na nowych terenach.
Bu sorunsallaştırmalar olumlu ve olumsuz çeşitli tepkilerle karşılanmıştır.Ta sława doprowadziła do niespodziewanych, negatywnych reakcji.
Tedaviye verilen tepki, genotipe göre değişir.Reakcja na leczenie różni się w zależności od genotypu wirusa.
Bu karara çok büyük tepkiler verildi.Werdykt spotkał się ze skrajnymi reakcjami.
Aslında şokta olan Ted, tepkisini dışa vuramaz.George, wyraźnie wstrząśnięty, nie odpowiada.
EUH014 Su ile şiddetli tepkime verir.R14 Reaguje gwałtownie z wodą.
Amerika ve İsrail'in küresel çıkarlarına karşı tepkili görüşleri ile tanınır.Znany z poglądów krytycznych wobec polityki zagranicznej USA i Izraela.
Hayranların tepkisinden dolayı kötü karaktere geçiş yaptı.Jego postawa wzbudziła podziw oprawców.
Sürekli tepki, genotip 4 ve 48 haftalık tedavi sürecinde olan hastaların 65%’i cıvarındadır.65% osób z genotypem 4 przez okres 48 tygodni po leczeniu.
Bunun üzerinde Rusya'dan olumsuz tepkiler aldı.Jednakże jego wysiłki spotkały się z nikłym odzewem ze strony rosyjskiej.
Yangı, bağışıklık sisteminde enfeksiyona karşı gösterilen ilk tepkilerden birisidir.Zapalenie jest jedną z pierwszych odpowiedzi układu odpornościowego na infekcję.
Halk ise bu maddelere hükümetten daha fazla tepki gösterdi.Dało to rządowi więcej czasu do namysłu.
Bölgenin elden çıkma olasılığı karşısında da, halk son derece sert tepki vermiştir.Wbrew oczekiwaniom jednak, reakcja ludności na tego rodzaju program była skrajnie negatywna.
Aspasia'nın Perikles ile olan ilişkisi ve buna bağlı siyasal nüfuzu tepki uyandırmıştır.Związek Aspazji z Peryklesem i wynikające z tego jej wpływy polityczne, wywoływały sprzeciw.
Film karışık tepkiler aldı fakat Jolie'nin performansı övüldü.Film uzyskał mieszane recenzje, lecz rola Harlow została doceniona.
Tepki ve Değişim.Kontynuacja i zmiana.
Henri'nin ana katkısı enzim tepkimelerini iki aşamalı olarak düşünmek olmuştur.Głównym założeniem jakie podał Henri, był dwuetapowy przebieg reakcji katalizowanej przez enzymy.