Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.Но я увидел, что на площадке был холм, 13-ая дырка, которая была на этом холме.
Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.אבל גיליתי שהיתה הגבעה הזאת במסלול הגולף שלנו החור ה-13 שהיתה לו את הגבעה הענקית הזאת
Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.ووجدت ان هنالك تلة واحدة عند الحفرة ال13 في الملعب وقد كانت تلة مرتفعة جدا
Ama golf sahamızda bir tepe olduğunu, 13. delikte devasa bir tepe bulunduğunu fark ettim.大きな丘があって みんなゴルフバッグを 担ぎ上げるのに苦労していました
Ama sadece bu piramitin en tepesinde bu virüsler tamamen insanlara özgü oluyor.Aber diese Dinge werden erst an der Spitze der Pyramide ausschließlich human.
Ama sadece bu piramitin en tepesinde bu virüsler tamamen insanlara özgü oluyor.Ale dopiero na samym szczycie tej piramidy stają się one całkowicie ludzkie.
Ama sadece bu piramitin en tepesinde bu virüsler tamamen insanlara özgü oluyor.Dar numai la cel mai înalt punct al piramidei aceste lucruri devin complet umane.
Ama sadece bu piramitin en tepesinde bu virüsler tamamen insanlara özgü oluyor.De csak a piramis legtetején válnak emberi vírussá.
Ama sadece bu piramitin en tepesinde bu virüsler tamamen insanlara özgü oluyor.Hanya di bagian atas piramida ini yang seluruhnya adalah manusia.
Ama sadece bu piramitin en tepesinde bu virüsler tamamen insanlara özgü oluyor.여기 피라미드 정점의 바이러스는 오직 인간에게만 전이됩니다.
Ama sadece bu piramitin en tepesinde bu virüsler tamamen insanlara özgü oluyor.là virus lây từ động vật sang người. Chỉ trên đỉnh tháp, chúng mới hoàn toàn trở thành virus ở người
Ama sadece bu piramitin en tepesinde bu virüsler tamamen insanlara özgü oluyor.Maar alleen in het bovenste deel passen ze zich volkomen aan mensen aan.
Ama sadece bu piramitin en tepesinde bu virüsler tamamen insanlara özgü oluyor.Mais c'est seulement tout au sommet de cette pyramide que les choses deviennent complètement humaines.
Ama sadece bu piramitin en tepesinde bu virüsler tamamen insanlara özgü oluyor.Mas só no topo desta pirâmide é que estas coisas se tornam totalmente humanas.
Ama sadece bu piramitin en tepesinde bu virüsler tamamen insanlara özgü oluyor.Men först vid toppen av pyramiden blir viruset helt humananpassat.
Ama sadece bu piramitin en tepesinde bu virüsler tamamen insanlara özgü oluyor.Men kun helt i toppen af denne pyramide, bliver tingene helt menneskelige.
Ama sadece bu piramitin en tepesinde bu virüsler tamamen insanlara özgü oluyor.Pero sólo en la cima de la pirámide se vuelven asuntos humanos.
Ama sadece bu piramitin en tepesinde bu virüsler tamamen insanlara özgü oluyor.Όμως μόνο στην κορυφή της πυραμίδας γίνονται εντελώς ανθρώπινοι.
Ama sadece bu piramitin en tepesinde bu virüsler tamamen insanlara özgü oluyor.Но они становятся полностью человеческими только на самой вершине этой пирамиды.
Ama sadece bu piramitin en tepesinde bu virüsler tamamen insanlara özgü oluyor.Но само на самия връх на пирамидата тези неща стават напълно човешки.
Ama sadece bu piramitin en tepesinde bu virüsler tamamen insanlara özgü oluyor.אבל רק בראש הפירמידה הדברים האלה נעשים ממש אנושיים.
Ama sadece bu piramitin en tepesinde bu virüsler tamamen insanlara özgü oluyor.ولكن فقط في أعلى هذا الهرم تصبح تلك الأشياء بشرية تماما.
Ama sadece bu piramitin en tepesinde bu virüsler tamamen insanlara özgü oluyor.ほとんどのエネルギーを費やすのは
Ama tepe noktasinin koordinatlari bu x ve bu y degerlerinden gelir.Ma il vertice sono le coordinate specificate da questo valore x e questo valore y.
Ama tepe noktasinin koordinatlari bu x ve bu y degerlerinden gelir.حيث ان القمة هي النظائر التي اعطيت من قيمة x وقيمة y
Ama tepe noktasinin koordinatlari bu x ve bu y degerlerinden gelir.座標です。 または、どのような値 x がこの全体を0と
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Američané mají tendenci věřit, že dosáhli jakéhosi vrcholu co do způsobu rozhodování.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Američania sú náchylní veriť, že dosiahli určitý vrchol v spôsobe, ako uplatňujú možnosť voľby.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Americanii cred că au atins un soi de culme în felul în care îşi exercită libertatea de a alege.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Amerikanen geloven meestal dat ze een soort toppunt hebben bereikt in de manier waarop zij de keuze beoefenen.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Amerykanie wierzą, że osiągnęli szczyt w sztuce wyboru.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Az Amerikaiak szentül hiszik, hogy az életöröm tetőfokára értek azzal, hogy szabadon választhatnak.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Gli statunitensi tendono a credere di aver raggiunto una sorta di apice nel modo in cui esercitano la scelta.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.I USA verkar man tro att man på något sätt är bäst på hur man gör bra val.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.미국인은 그들이 선택하는 방법으로 목표에 도달했다고 믿는 경향이 있습니다.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Los estadounidenses tienden a creer que han alcanzado cierto tipo de cumbre en la forma en la que eligen.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Người Mỹ thường tin rằng họ đã đạt đến một số thứ như đỉnh cao trong cách họ chọn lựa.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Orang Amerika cenderung meyakini bahwa mereka telah mencapai puncak tertinggi dalam mengamalkan pilihan.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Os americanos tendem a acreditar que chegaram a uma espécie de auge na forma como fazem escolhas.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Американците обичайно мислят, че са достигнали просветление по отношение на избора.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Американці вважають, що вони досягли вершини у процесі здійснення вибору.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.Американцы предпочитают верить в то, что они достигли своеобразного апогея в том, как они подходят к выбору.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.האמריקאים נוטים להאמין שהם הגיעו לפסגה כלשהי באופן בו הם בוחרים.
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.ان الامريكيون يعتقدون انهم وصلوا الى ذروة حرية الاختيار
Amerikalılar pratikteki seçimlerinde bir çeşit tepe noktaya ulaştıklarına inanma eğilimindeler.反して 米国人は 選択術の頂点を 極めていると考えがち
Ancak açığa satış yaparak para kazanabilmeleri için, buradaki tepe noktalarında satış yapmış olmaları gerekir.하지만 돈을 벌기 위해서는 사실 -- 그들은 주가가 피크에 달했을 때에 공매를 걸 필요가 있습니다. --
Ancak açığa satış yaparak para kazanabilmeleri için, buradaki tepe noktalarında satış yapmış olmaları gerekir.あります。 そして彼らは、一番低くなった時に、
Antlaşmalara saygı gösterin. Siyah Tepeler'i geri verin.Spoštujte sporazume. vrnite Črne Griče.
Araba engeli üstünde tepelenen bir çocuk izlediğimi hatırlıyorum.Dan saya ingat melihat seorang anak bermain dengan pengganjal roda mobil.
Araba engeli üstünde tepelenen bir çocuk izlediğimi hatırlıyorum.Et je me souviens d'un enfant jouant sur une butée de parking.
Araba engeli üstünde tepelenen bir çocuk izlediğimi hatırlıyorum.Ich erinnere mich daran ein Kind beim Spielen auf einer Bodenschwelle zu sehen.
Araba engeli üstünde tepelenen bir çocuk izlediğimi hatırlıyorum.Ik herinner me dat ik keek naar een kind dat speelde op een autodrempel.
Araba engeli üstünde tepelenen bir çocuk izlediğimi hatırlıyorum.Îmi aduc aminte că priveam un copil jucându-se cu o opritoare de maşini.
Araba engeli üstünde tepelenen bir çocuk izlediğimi hatırlıyorum.어떤 애가 주차지지대 위에서 노는 걸 본적이 있는데요
Araba engeli üstünde tepelenen bir çocuk izlediğimi hatırlıyorum.Megfigyeltem egy kisgyereket, aki egy ilyen autóütközővel játszott.
Araba engeli üstünde tepelenen bir çocuk izlediğimi hatırlıyorum.Mi ricordo di un bambino che giocava su un dosso stradale.
Araba engeli üstünde tepelenen bir çocuk izlediğimi hatırlıyorum.Pamatuji si, že jsem sledoval chlapce, jak si hraje na zarážce pod kola.
Araba engeli üstünde tepelenen bir çocuk izlediğimi hatırlıyorum.Pamiętam przyglądanie się dzieciom bawiących się na parkingu.
Araba engeli üstünde tepelenen bir çocuk izlediğimi hatırlıyorum.Recuerdo observar a un niño jugando en una barra de estacionamiento.
Araba engeli üstünde tepelenen bir çocuk izlediğimi hatırlıyorum.Spominjam se otroka pri igri s parkirno blokado.