Ana içeriğe geç
Sözlük

tepe ile cümle

tepe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.قصف راس خراعيبه وجاء به الى ارض كنعان وجعله في مدينة التجار.
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.就 是 折 去 香 柏 樹 儘 尖 的 嫩 枝 、 叼 到 貿 易 之 地 、 放 在 買 賣 城 中
Ağacın tepesindeki filizleri koparıp ticaret ülkesine götürdü, tüccarlar kentine yerleştirdi.就是 折去 香柏 樹儘 尖 的 嫩枝 、 叼到 貿易 之 地 、 放在 買賣 城中
Ağacın tepesine çıkmak için merdiven olarak kullanırdım.Aș crea o scară pentru a mă urca în vârful copacului.
Ağacın tepesine çıkmak için merdiven olarak kullanırdım.Crearía una escalera para subir a lo alto del árbol.
Ağacın tepesine çıkmak için merdiven olarak kullanırdım.Creerei una scala per salire in cima agli alberi.
Ağacın tepesine çıkmak için merdiven olarak kullanırdım.Frau: Ich würde eine Leiter bauen und damit hoch zur Baumspitze gelangen.
Ağacın tepesine çıkmak için merdiven olarak kullanırdım.Ik zou mijn eigen wandelstok maken. Vrouw: Een ladder om in de boom te klimmen.
Ağacın tepesine çıkmak için merdiven olarak kullanırdım.Je voudrais créer une échelle pour monter au sommet des arbres.
Ağacın tepesine çıkmak için merdiven olarak kullanırdım.사다리를 만들어서 나무 오르는 데 쓸 것입니다.
Ağacın tepesine çıkmak için merdiven olarak kullanırdım.Nữ: Tôi sẽ tạo ra cái thang để leo lên ngọn cây.
Ağacın tepesine çıkmak için merdiven olarak kullanırdım.Stworzyłbym drabinę, aby dostać się na szczyt drzewa.
Ağacın tepesine çıkmak için merdiven olarak kullanırdım.Бих направил стълба, с която да се качвам на върха на дървото.
Ağacın tepesine çıkmak için merdiven olarak kullanırdım.Женщина: Я бы сделала лестницу, чтобы залазить на верхушки деревьев.
Ağacın tepesine çıkmak için merdiven olarak kullanırdım.הייתי מיצרת סולם כדי להגיע לצמרת העץ.
Ağacın tepesine çıkmak için merdiven olarak kullanırdım.سأقوم بإنشاء سلم أستعمله للوصول إلى أعلى الشجرة.
Ağacın tepesine çıkmak için merdiven olarak kullanırdım.(女性)オリーブサーバーね
Ağzı çok tatlı, Tepeden tırnağa güzel. İşte böyledir sevgilim, böyledir yarim, ey Yeruşalim kızları!hans Gane er Sødme, han er idel Ynde. Sådan er min elskede, sådan min Ven, Jerusalems Døtre.
Ağzı çok tatlı, Tepeden tırnağa güzel. İşte böyledir sevgilim, böyledir yarim, ey Yeruşalim kızları!Hans gane er sødme, og alt ved ham er liflighet. Slik er min elskede, slik er min venn, I Jerusalems døtre!
Ağzı çok tatlı, Tepeden tırnağa güzel. İşte böyledir sevgilim, böyledir yarim, ey Yeruşalim kızları!jeho ústa presladké, a celý je prežiadúcny. To je môj milý a to môj priateľ, dcéry Jeruzalema!
Ağzı çok tatlı, Tepeden tırnağa güzel. İşte böyledir sevgilim, böyledir yarim, ey Yeruşalim kızları!입은 심히 다니 그 전체가 사랑스럽구나 예루살렘 여자들아 이는 나의 사랑하는 자요 나의 친구일다
Ağzı çok tatlı, Tepeden tırnağa güzel. İşte böyledir sevgilim, böyledir yarim, ey Yeruşalim kızları!Su paladar es dulcísimo; ¡todo él es deseable! Así es mi amado y así es mi amigo, oh hijas de Jerusalén
Ağzı çok tatlı, Tepeden tırnağa güzel. İşte böyledir sevgilim, böyledir yarim, ey Yeruşalim kızları!Usta njegova so sladka in ves je ljubezniv. Tak je ljubi moj, tak je prijatelj moj, o hčere jeruzalemske!
Ağzı çok tatlı, Tepeden tırnağa güzel. İşte böyledir sevgilim, böyledir yarim, ey Yeruşalim kızları!уста его – сладость, и весь он – любезность. Вот кто возлюбленный мой, и вот кто друг мой, дщериИерусалимские!
Ağzı çok tatlı, Tepeden tırnağa güzel. İşte böyledir sevgilim, böyledir yarim, ey Yeruşalim kızları!חכו ממתקים וכלו מחמדים זה דודי וזה רעי בנות ירושלם׃
Ağzı çok tatlı, Tepeden tırnağa güzel. İşte böyledir sevgilim, böyledir yarim, ey Yeruşalim kızları!حلقه حلاوة وكله مشتهيات. هذا حبيبي وهذا خليلي يا بنات اورشليم
Ağzı çok tatlı, Tepeden tırnağa güzel. İşte böyledir sevgilim, böyledir yarim, ey Yeruşalim kızları!他 的 口 極 其 甘 甜 . 他 全 然 可 愛 。 耶 路 撒 冷 的 眾 女 子 阿 、 這 是 我 的 良 人 、 這 是 我 的 朋 友
Ağzı çok tatlı, Tepeden tırnağa güzel. İşte böyledir sevgilim, böyledir yarim, ey Yeruşalim kızları!他 的 口極 其 甘甜 . 他 全然 可愛 。 耶路撒冷 的 眾女子 阿 、 這是 我 的 良人 、 這是 我 的 朋友
Ah, bir de tepeler daha düzleşmiş.Jeszcze jedno, tamtejsze pagórki także mają łagodniejsze podjazdy.
Ah, bir de tepeler daha düzleşmiş.No a ano, kopce naproti jsou také strmější.
Ah, bir de tepeler daha düzleşmiş.Oh, und die Hügel dort drüben sind ebenfalls flacher geworden.
Ah, bir de tepeler daha düzleşmiş.Quand aux collines que vous apercevez là-bas, elles sont également plus abruptes.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.Alkuillasta aika tohtori Kemp istui opiskella Belvedere on kukkulalle Takiainen.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.Dalam waktu sore Dr Kemp sedang duduk di ruang kerjanya di koridor pada bukit menghadap Burdock.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.I början av kvällen då Dr Kemp satt i sitt arbetsrum i Belvedere på kullen med utsikt över kardborre.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.In den frühen Abendstunden Dr. Kemp war in seinem Arbeitszimmer im Belvedere sitzt auf dem Hügel Klette.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.In de vroege avond tijd Dr Kemp zat in zijn studie in het Belvedere op de heuvel met uitzicht op Burdock.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.Na początku czasu wieczorem dr Kemp siedział w swoim gabinecie w Belwederze wzgórzu łopianu.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.V podvečer čas Dr Kemp sedel vo svojej pracovni v Belvederu na kopec s výhľadom na lopúcha.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.Στις αρχές του χρόνου το βράδυ ο Δρ Kemp καθόταν στο γραφείο του στο Belvedere στην στο λόφο με θέα Burdock.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.В началото на вечерно време д-р Кемп беше седнал в своето изследване в Белведере на хълм с изглед от репей.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.В раннее время вечером доктор Кемп сидел в своем кабинете в бельведер на холме лопуха.
Akşamın erken saatlerinde süresi Dr. Kemp köşkündeki yaptığı çalışmada oturuyordu Dulavratotu bakan tepenin.У ранній час ввечері доктор Кемп сидів у своєму кабінеті в бельведер на пагорбі лопуха.
Aksonun başladığı nokta oluyor, yani akson tepesi deniyor.Det börjar bildas axonet.
Aksonun başladığı nokta oluyor, yani akson tepesi deniyor.Det er starten på axonet. Så dette er axon hillock.
Aksonun başladığı nokta oluyor, yani akson tepesi deniyor.Empieza a formar el axón. Es el "axón hillock" (cono axónico)
Aksonun başladığı nokta oluyor, yani akson tepesi deniyor.Hier beginnt sozusagen das Axon. Der Axonhügel.
Aksonun başladığı nokta oluyor, yani akson tepesi deniyor.이것이 축색돌기를 형성하기 시작합니다.
Aksonun başladığı nokta oluyor, yani akson tepesi deniyor.Pornește de la axon.
Aksonun başladığı nokta oluyor, yani akson tepesi deniyor.Siitä aksoni alkaa.
Aksonun başladığı nokta oluyor, yani akson tepesi deniyor.Začína to z axónu, takže je to "axon hillock".
Aksonun başladığı nokta oluyor, yani akson tepesi deniyor.Ξεκινάει από αυτόν ο άξονας. Έτσι, έχουμε το λοφίσκο του άξονα.
Aksonun başladığı nokta oluyor, yani akson tepesi deniyor.Може би забелязваш, че прилича на малка бучка. От него започва аксонът.
Aksonun başladığı nokta oluyor, yani akson tepesi deniyor.Отсюда начинается аксон.
Aksonun başladığı nokta oluyor, yani akson tepesi deniyor.Це починає формуватися аксон. Ось аксонний горбик.
Aksonun başladığı nokta oluyor, yani akson tepesi deniyor.היא מתחילה באקסון. אז זוהי הבליטה באקסון.
Aksonun başladığı nokta oluyor, yani akson tepesi deniyor.تبدأ من المحور.
Ama biliyoruz ki parabolün tepe noktası x1, y1 noktası. . . .(x1、y1)です。 いいですか? 実際に何を行っているかわかりますか?
Ama biliyoruz ki parabolün tepe noktası x1, y1 noktası. . . .لكن تعلمنا ان قمة القطع المكافئ هي النقطة x-x1،y-y1 على اي حال، لا ارغب بإزعاجكم
Ama, bunu bir anlığına tepetaklak etmek ve bir şeyleri gözler önüne sererek şüpheleri gidermek istiyorum.Aber ich möchte kurz auf eine gegenteilige Sache zu sprechen kommen und sozusagen reinen Tisch machen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod