Nematikon Oskilon Peakon, türevlenebilir tepe sahip olmayan soliton.Fortunato Zuazua Garza, soltero sin descendencia.
Almanlar bu haritada tepedeler.En esta ría recibe al Mape.
Büyük Zimbabve, Zimbabve'nin güneydoğu tepelerinde yıkılmış bir şehirdir.El Gran Zimbabue es una de las ruinas de una antigua ciudad situada al sur de África.
French, höyükten Kilise Tepe olarak söz etmektedir.Por ejemplo, el habla culta frente a la coloquial.
Diğer taraftan 01:20'de Garson Tepe siperlerine girdi.A las 12.20 horas uno de los empleados avisó que salía humo desde el costado de la cocina.
Alesia, bir tepenin zirvesinde, nehir vadileriyle çevrelenmiş, savunmaya elverişli bir kaleydi.Alesia estaba situada en la cima de una colina rodeada por valles y ríos y contaba con importantes defensas.
En yüksek noktası göller bölgesinde yer alan Uludağ tepe'dir (2.543 m).Aquí se encuentra el pico más alto del país, el Moldoveanu (2.543 m.).
Bu nedenle kurulacak arazi yapısı, su kaynağına yakın dik yamaçlı tepeliklerdir.Permiten el asentamiento humano, gracias a las cercanas fuentes de alimento que proporciona el mar.
285 basamaklı dik merdiveni çıkarak sütunun tepesine, heykelin hemen altına çıkmak mümkündür.Se puede acceder a un mirador subiendo los 285 escalones en caracol de su interior.
Tramvaylar tepelerinden geçen tellerden aldıkları 600 voltluk elektrik ile calışırlar.El tranvía se alimentaba a 600 voltios de corriente continua.
Bunun için tarıma elverişli arazileri dağ ve tepelerin yamaçlarında bulunmaktadır.Esto es válido para las áreas altas ubicadas en las cabeceras de los valles y de las montañas.
Dağın tepesinin doğudan, ilkbaharın sonlarına doğru görünümü.Vista hacia el este del pico a finales de primavera.
Bu muharebe 4 gün sürmüş ve sonunda yamaklar tepelenmişti.Al amanecer levaron anclas y se reanudaron los combates.
Eskiden kentin dışında kalan Likavittos Tepesi, kentin bir parçası oldu.El anterior teatro de La Higuera ubicado en un local, no era lo que la ciudad demandaba.
Tepesi azür ve kulak örtüleri daha açık renklidir.En general la cabeza y las orejas son de un color más claro.
Köyler tepenin kenarında 11 km'lik bir yolla birbirlerine bağlanmaktadır.Están conectados por una carretera de 11 kilómetros, alrededor de la colina.
Âdem Tepesi, Sri Lanka'da bir dağ.Monte Sion, una colina en Jerusalén.
Tepesi daha koyu renklidir.Su cola es más oscura.
Tepeköy, Samsun ilinin Ondokuzmayıs ilçesine bağlı bir mahalledir.Dresde se encuentra justo en el centro de la conurbación homónima.
Gün sonunda taarruz ancak Bomba Tepe'nin eteklerine ulaşabilmiştir.Cão llegó sólo hasta la altura de la actual Matadi.
İlkel insan ayak izleri bölgede Divlit Tepe yakınlarında bulunur.Huellas de pasos humanos se han identificado en el suelo de la gruta.
Yüksek ağaç tepelerinde yuva kurarlar.Viven en las ramas altas de los árboles.
Tepebaşı Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi.Clínicas Médicas y Dental.
Tepebaşı Bahçesi de bu dönemde tanzim edildi.Su suntuosa mansión fue saqueada en ese momento.
Ayrıca Yom Kippur Savaşı sırasında Golan Tepelerindeki muharebelere Suriye ordusuna danışman olarak katılır.Durante la Guerra de Yom Kipur se incorporó a la sede de Ariel Sharón como un corresponsal militar.
Tepesinde bir yangın kulesi mevcuttur.Hay una torre turística en su cumbre.
Şehitliğe girince tam karşıdaki tepede yer alır, mermer merdivenlerle yanına çıkılır.Cuando llega al hangar, sube al Berg y este lo deja cerca de las instalaciones de CRUEL.
Yayla tepelerle çevrili olduğundan, gürültüden ve kirlilikten uzaktır.El muro que rodea el terreno les aparta de molestias y ruidos.
Muddy Tepesi, ABD'nin Nevada eyaletinde bulunan bir dağdır.Bossells Mill es una montaña del estado de Nevada en Estados Unidos.
Bu taarruz, Yükseksırt – Cesaret Tepe hattı üzerinden Kılıçbayır’ın işgal edilmesini hedeflemektedir.Su nombre significa: Intención de ser valiente con la espada cortadora de césped.
Ağaçlar, otlar, tepeler.Ensayos, la madera, rocas.
Yerel idaresi sınırları içinde bulunan arazi 30 km² kadar birbirine yakın küçük tepelerden oluşmaktadır.Las cabeceras de ambos municipios se encuentran separadas por poco más de 30 kilómetros en línea recta.
Vasiyeti üzerine sınırdaki bir tepeye gömülür.De acuerdo a sus deseos, es enterrado en una colina frente al mar.
Tapınak Tepesi, Yahudilikteki en kutsal alandır.Para los bahaíes éste es el lugar más sagrado de la Tierra.
Bunun üzerine tepede daha geniş çaplı araştırma yapılmasına karar verilmiştir.Esto permitió más investigación intensiva de la zona.
Tepeden tırnağa sırılsıklam olmuştu.Era bagnata fradicia dalla testa ai piedi.
Dağın tepesine ulaşmayı başardım.Sono riuscito a raggiungere la vetta della montagna.
Noelde Keely, Pickford kasabasındaki noel ağacının tepesine bir yıldız koydu.Durante un Natale, Keely ha messo la stella sull'albero di Natale della città di Pickford.
İzin verilince de dağları tepeleri aşıp Karadeniz kıyısında bulunan Düzmürd Kalesine gelir.Quando l'alluvione giunse, la terra scomparve e le cime delle montagne più alte furono ricoperte.
Bîc'in üst kısımlar Codri Tepeleri 'nde derin bir kanyon oluşturur.Il flusso superiore del Bîc scava un profondo canyon nelle Colline Codri.
Birçok insan, tepelerdeki Yaodong ismi verilen evlerde yaşamaktaydı.Molta della popolazione viveva in caverne chiamate Yaodong scavate in questi monti.
Kulenin tepe detayı ^ Acun, Hakkı (2011).Epistemologia dell'incertezza e «verità soggettiva» della colpa'', Torino, 2013 (
Yüksek Tepe'de Sam Tarly, Gilly ve Küçük Sam ile birlikte ailesini ziyaret eder.Samwell Tarly è in viaggio con Gilly ed il piccolo Sam.
Ertesi gün 16 Eylül'de 1. Kolordu Gross-Liebenthal'ın kuzeybatısındaki tepeleri aldılar.Il 16 settembre, il 1º Corpo prese le alture a nord ovest di Gross-Liebenthal.
Beşinci tepe'de, Yavuz Selim Camii bulunur.Sul quinto colle si trova la Moschea di Yavuz Selim.
Bu üç kılıç 10 metre boyundadır ve fiyordun yakınındaki tepede kayaya dikilidir.Le tre spade sono alte 10 metri e sono infisse nella roccia di una piccola isola vicina al fiordo.
Binaların tepesine yerleştirilerek bir mimari öğe olarak da kullanılır.Per mandare le pietanze al padrone si usa invece un montacarichi.
Tampere ve Rauma arasındaki yolun uzağında bir tepede yer almaktadır.Il sito si trova su di una collina, lontano dalla strada che porta da Tampere a Rauma.
Köy karşılıklı iki tepeye kurulmuştur.Nel montare dell'esaltazione i due ragazzi si riconoscono l'uno nell'altra.
Tepenin Gözleri, (Özgün ad: The Hills Have Eyes) 2006 yılında ABD'de çekilen bir korku filmidir.Le colline hanno gli occhi (The Hills Have Eyes) è un film horror del 2006, diretto da Alexandre Aja.
Tepesi her zaman karlı görülür.Le spalle sono sempre allineate.
Tepedeki mevzi izleri halen bulunmaktadır.Nelle rocce a mare ci sono le tracce di questa attività.
En son olarak, kubbenin tepesine koyulacak tuğla şekillendirilir.Infine si arriva alla testa del bastone.
İzmir Saat Kulesi'nin tepesi uçtu.È terminata la Torre dell'Orologio.
Vivari Kanalı'na bakan bir tepe üzerinde yer alır.Si trova su una collina vicina al Canale di Vivari.
311 dar ve dönemeçli merdiven çıkarak kulenin en tepesine ulaşmak mümkündür.Tramite una scala recentemente ripristinata è possibile raggiungere la cima della torre più alta.
Kilise olduğu sanılan yapı semtin üstünde kurulu olduğu tepenin en üstünde yer alıyordu.Essi donarono alla Chiesa imolese il possesso della collina sulla quale venne eretto l'abitato.
Bir süre sonra tepeden bir silah sesi duyulur.Poco dopo si sente uno sparo dietro le quinte.
3. Yuvarlak uçlu : dağlık ve tepelik arazide kullanılır.Livello 3: il livello è ambientato in buona parte tra boschi e montagne.
Tepesi ve alnı daha açık renklidir.Gola e ventre sono più chiari.