tepe ile cümle
tepe kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Tepesinde bir yangın kulesi mevcuttur.Hay una torre turística en su cumbre.
Şehitliğe girince tam karşıdaki tepede yer alır, mermer merdivenlerle yanına çıkılır.Cuando llega al hangar, sube al Berg y este lo deja cerca de las instalaciones de CRUEL.
Yayla tepelerle çevrili olduğundan, gürültüden ve kirlilikten uzaktır.El muro que rodea el terreno les aparta de molestias y ruidos.
Muddy Tepesi, ABD'nin Nevada eyaletinde bulunan bir dağdır.Bossells Mill es una montaña del estado de Nevada en Estados Unidos.
Bu taarruz, Yükseksırt – Cesaret Tepe hattı üzerinden Kılıçbayır’ın işgal edilmesini hedeflemektedir.Su nombre significa: Intención de ser valiente con la espada cortadora de césped.
Ağaçlar, otlar, tepeler.Ensayos, la madera, rocas.
Yerel idaresi sınırları içinde bulunan arazi 30 km² kadar birbirine yakın küçük tepelerden oluşmaktadır.Las cabeceras de ambos municipios se encuentran separadas por poco más de 30 kilómetros en línea recta.
Vasiyeti üzerine sınırdaki bir tepeye gömülür.De acuerdo a sus deseos, es enterrado en una colina frente al mar.
Tapınak Tepesi, Yahudilikteki en kutsal alandır.Para los bahaíes éste es el lugar más sagrado de la Tierra.
Bunun üzerine tepede daha geniş çaplı araştırma yapılmasına karar verilmiştir.Esto permitió más investigación intensiva de la zona.
Tepeden tırnağa sırılsıklam olmuştu.Era bagnata fradicia dalla testa ai piedi.
Dağın tepesine ulaşmayı başardım.Sono riuscito a raggiungere la vetta della montagna.
Noelde Keely, Pickford kasabasındaki noel ağacının tepesine bir yıldız koydu.Durante un Natale, Keely ha messo la stella sull'albero di Natale della città di Pickford.
İzin verilince de dağları tepeleri aşıp Karadeniz kıyısında bulunan Düzmürd Kalesine gelir.Quando l'alluvione giunse, la terra scomparve e le cime delle montagne più alte furono ricoperte.
Bîc'in üst kısımlar Codri Tepeleri 'nde derin bir kanyon oluşturur.Il flusso superiore del Bîc scava un profondo canyon nelle Colline Codri.
Birçok insan, tepelerdeki Yaodong ismi verilen evlerde yaşamaktaydı.Molta della popolazione viveva in caverne chiamate Yaodong scavate in questi monti.
Kulenin tepe detayı ^ Acun, Hakkı (2011).Epistemologia dell'incertezza e «verità soggettiva» della colpa'', Torino, 2013 (
Yüksek Tepe'de Sam Tarly, Gilly ve Küçük Sam ile birlikte ailesini ziyaret eder.Samwell Tarly è in viaggio con Gilly ed il piccolo Sam.
Ertesi gün 16 Eylül'de 1. Kolordu Gross-Liebenthal'ın kuzeybatısındaki tepeleri aldılar.Il 16 settembre, il 1º Corpo prese le alture a nord ovest di Gross-Liebenthal.
Beşinci tepe'de, Yavuz Selim Camii bulunur.Sul quinto colle si trova la Moschea di Yavuz Selim.
Bu üç kılıç 10 metre boyundadır ve fiyordun yakınındaki tepede kayaya dikilidir.Le tre spade sono alte 10 metri e sono infisse nella roccia di una piccola isola vicina al fiordo.
Binaların tepesine yerleştirilerek bir mimari öğe olarak da kullanılır.Per mandare le pietanze al padrone si usa invece un montacarichi.
Tampere ve Rauma arasındaki yolun uzağında bir tepede yer almaktadır.Il sito si trova su di una collina, lontano dalla strada che porta da Tampere a Rauma.
Köy karşılıklı iki tepeye kurulmuştur.Nel montare dell'esaltazione i due ragazzi si riconoscono l'uno nell'altra.
Tepenin Gözleri, (Özgün ad: The Hills Have Eyes) 2006 yılında ABD'de çekilen bir korku filmidir.Le colline hanno gli occhi (The Hills Have Eyes) è un film horror del 2006, diretto da Alexandre Aja.
Tepesi her zaman karlı görülür.Le spalle sono sempre allineate.
Tepedeki mevzi izleri halen bulunmaktadır.Nelle rocce a mare ci sono le tracce di questa attività.
En son olarak, kubbenin tepesine koyulacak tuğla şekillendirilir.Infine si arriva alla testa del bastone.
İzmir Saat Kulesi'nin tepesi uçtu.È terminata la Torre dell'Orologio.
Vivari Kanalı'na bakan bir tepe üzerinde yer alır.Si trova su una collina vicina al Canale di Vivari.
311 dar ve dönemeçli merdiven çıkarak kulenin en tepesine ulaşmak mümkündür.Tramite una scala recentemente ripristinata è possibile raggiungere la cima della torre più alta.
Kilise olduğu sanılan yapı semtin üstünde kurulu olduğu tepenin en üstünde yer alıyordu.Essi donarono alla Chiesa imolese il possesso della collina sulla quale venne eretto l'abitato.
Bir süre sonra tepeden bir silah sesi duyulur.Poco dopo si sente uno sparo dietro le quinte.
3. Yuvarlak uçlu : dağlık ve tepelik arazide kullanılır.Livello 3: il livello è ambientato in buona parte tra boschi e montagne.
Tepesi ve alnı daha açık renklidir.Gola e ventre sono più chiari.
Tapınak Tepesi, Yahudilikteki en kutsal alandır.Il Tempio era, ed è, il luogo più sacro all'Ebraismo.
Hemen yanında Safa ve Merve tepeleri bulunmaktadır.I pendii e le aree costiere sono coperti da zone sassose.
İlk bölüm Green Hill'dir (anlamı: Yeşil Tepe).Sul lato A appare: Buy Green River (ovvero: "Compra i Green River").
Şehir engebeli, tepelik bir yerleşkedir.La città è situata in un ambiente arido e deserto.
Gökyüzünün tam tepesinde bulunan yıldız.Cercalo sopra il cielo stellato!
Gırık(Tepe), Yasûg(Yassıhöyük) ve Kîlîsîg(Dilek) bağlı mezraalardır Atatürk Barajının 3 km Kuzeyindedir.Il sommo sacerdote fa introdurre poi Azaria, Ismaele e tre leviti, cui svela la verità.
Kuzeyde ise Jingshan tepesine Çan ve Davul Kuleleri'ne uzanır.A nord, si estende attraverso la collina di Jingshan verso le Torri Bell e Drum.
Takımadaların en yüksek noktası Smith adasında bulunan 2105 metre ile Mount Foster tepesidir.Il punto più elevato è il Monte Foster sull'Isola Smith a 2.105 metri s.l.m.
Ancak her zaman tabandan tepeye bir dikme bulunmaz.In ogni caso non è mai possibile scattare dall'alto verso il basso.
Güzelyurt Tepesi’nin (Şuayip Tepesi) önemli bir kısmı, bu mahalle sınırları içindedir.Nella città il buono e il cattivo si sono oramai del tutto mescolati".
Alaaddin Tepesini ağaçlandırdı ve Müze Caddesini açtırdı.Subito (Samael) estrasse la spada dal fodero e si innalzò innanzi a Mosè.
Kale düz toprak ve tepelik arazinin ikisini de içeriyordu, Doğu Asya’da ender görülen bir şey.La fortezza si estende sia su terreno piano che collinare, un fatto piuttosto raro in Asia orientale.
İnka yüksek rahipleri, kurbanları ayin için yüksek bir dağın tepesine götürürdü.A questo punto gli alti sacerdoti portavano le vittime sulle cime dei monti per il sacrificio.
Birçok insan güvenli yere ulaşmak için evlerini terk etti ve dağlara ve tepelere doğru kaçtı.Molti uomini dovettero lasciare le loro terre e rifugiarsi sulle montagne.
Göller, Hakosorbaşı Tepesi'nde yer almaktadır."Le fogne" Ci troviamo in un condotto fognario.
Tepenin neredeyse üçte ikisi tuğla ocakları tarafından tahrip edilmiştir.In quel momento circa due terzi delle foreste originarie erano state abbattute.
Tepedeğer olarak da adlandırılır.Viene anche chiamato ordine colossale.
Arazi az dalgalı olup, küçük çaplı tepeler vardır.Il terreno è vario, con dolci colline.
Bölgenin geri kalan kısımları alçak tepelerden oluşmaktadır.Il resto della superficie solare è formato dalle regioni quiete.
Niğde Kalesi, bir höyük olan Alaaddin Tepesi’nin kuzey kısmı üzerine inşa edilmiştir.La sacrestia è stata di recente costruita su un lato dalla parte settentrionale della cappella maggiore.
Veri kümesinde kaç tane tepe vardır?Quante mucche possiede alla fine?
Yükselmenin özelliğine göre tepe, dağ ya da başka bir yükselti oluşur.A seconda dell'altezza si ottiene una collina o, se più alta e ripida, una montagna.
Köyün doğusunda küçük bir tepe, hemen önünde ise küçük bir çay bulunur.In cima alla collina, nei pressi di un piccolo stagno si trova un Linga.
Gibralfaro veya Gibralfaro Tepesi İspanya'nın Málaga şehrinde yer alan bir tepedir.Il Castello di Gibralfaro o alcázar di Gibralfaro è una fortificazione araba della città spagnola di Malaga.
Volkanik bir doruk olan bu dağın tepesinde büyük bir krater gölü bulunur.Al centro di quest'isola si trova un enorme vulcano.