ten ile cümle

ten kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Her pazar tenis oynamak ister misin?Would you like to play tennis every Sunday?
Tom Mary'ye suni teneffüs vermeye başladı.Tom started giving Mary CPR.
Tom diğer insanların tenis oynamalarını izlemekten hoşlanır.Tom likes to watch other people play tennis.
Suni teneffüsü biliyor musun?Do you know CPR?
Arkadaşım tenis oynamaz.My friend doesn't play tennis.
Tom beni yenemezsin.Küçükten beri tenis oynarım.You can't beat me, Tom. I've been playing tennis since I was a kid.
Bir tenis oyununun eğlenceli olabileceğini düşündüm.I thought a game of tennis might be fun.
Paris'ten gelen tren az önce gelmişti.The train from Paris had just arrived.
Yağmur durdu ve tenis oyunumuzu bitirebildik.It stopped raining and we were able to finish our game of tennis.
Yağmur durur durmaz tenis maçı devam etti.As soon as the rain stopped, the tennis match continued.
O teniste oldukça kötü.He's pretty bad at tennis.
Tom pazar günü tenis oynamak istemiyor.Tom doesn't want to play tennis on Sunday.
İyi bir tenis oyuncusu olacağını duydum.I hear that you would be a good tennis player.
Git Tom'la tenis oyna.Go play tennis with Tom.
Tom'la hiç tenis oynamadım.I've never played tennis with Tom.
Bir ara birlikte duvar tenisi oynamalıyız.We should play squash together sometime.
Eskisi kadar tenis oynamıyorum.I don't play tennis as well as I used to.
Alice şu anda tenis oynuyor.Alice is playing tennis at the moment.
Okuldan sonra tenis oynamam.I don't play tennis after school.
Duvar tenisi oynarım.I play squash.
Ben tenis oynarım ama formum çok kötü.I play tennis, but my form is terrible.
Bu teneke domates kutusuna ulaşamıyorum.I can't reach that can of tomatoes.
Tenor bu gece çok iyi seslendirdi.The tenor sang very well tonight.
Parkta tenis kortları var.There are tennis courts in this park.
Birkaç tenis topu satın aldık.We bought some tennis balls.
Bütün yaz tenis oynadıktan sonra, önemli bir beceri kazandım.After playing tennis all summer, I've acquired considerable skill.
Tom'un seviyesine tenezzül etmeyin.Don't stoop to Tom's level.
Tenis nasıl oynanır bilmiyorum.I don't know how to play tennis.
2003'ten beri CIA'deyim.I've been with the CIA since 2003.
Tenis oynadığını gördüm.I've seen you play tennis.
Tom'un mükemmel bir tenis oyuncusu olduğunu duyuyorum.I hear Tom is an excellent tennis player.
Roger Federer'i severim. Sen hangi tenis oyuncusunu seviyorsun?I like Roger Federer. What tennis player do you like?
Ben tenis oynamaktan hoşlanırım. Sen hangi sporu yapmaktan hoşlanırsın?I like to play tennis. What sport do you like to play?
Ben sadece bir tencere taze kahve yaptım.I just made a fresh pot of coffee.
Tenis raketimi kulüpte bıraktım.I left my tennis racket at the club.
Tom tenha tren istasyonunda büyük bir saatin altında tek başına durdu.Tom stood alone under a big clock in the deserted train station.
Hangi tenis oyuncularını seviyorsun?What tennis players do you like?
Çıplak ellerle tencereye dokunma.Don't touch the pot with bare hands.
Her tencere için bir kapak var.There is a lid for every pot.
Tom bana tenha bir sahilde yaşamak istediğini söyledi.Tom told me he wanted to live on a secluded beach.
O, Paris'ten az önce geldi.He just got back from Paris.
Gerçekten Tom'la tenis oynamayı istemiyordum.I really didn't want to play tennis with Tom.
Emily bu sabah Paris'ten ayrılıyor.Emily is leaving Paris this morning.
Tom tenis raketini ne zaman aldığını merak ediyordu.Tom wondered when you bought your tennis racket.
Tom'la tenis oynamaktan hoşlanacağımı sanmıyorum.I don't think I'd enjoy playing tennis with Tom.
Köpek, Tom'un tenis ayakkabılarından birini çiğnemiş.The dog chewed on one of Tom's tennis shoes.
Tom senden daha iyi bir tenis oyuncusu.Tom is a better tennis player than you are.
Biz sık sık birlikte tenis oynarız.We often play tennis together.
Tom'un tenis oynayıp oynamadığını merak ediyorum.I wonder if Tom plays tennis.
Tom iyi bir tenis oyuncusu.Tom is a good tennis player.
Tom olağanüstü bir tenis oyuncusudur.Tom is an excellent tennis player.
Güneşin sıcaklığını teninde hissetti.She felt the warmth of the sun on her skin.
Ben onun tenise olan saplantısını anlayamıyorum.I can't understand his obsession with tennis.
Tom'la tenis oynamayı gerçekten sabırsızlıkla bekliyorum.I'm really looking forward to playing tennis with Tom.
Tom golfta iyidir fakat teniste çok iyi değildir.Tom is good at golf, but not very good at tennis.
Birlikte masa tenisi oynadılar.They played table tennis together.
Şu anda kendimi tenis oynamaya hazır hissetmiyorum.I don't feel up to playing tennis right now.
Tenis oynamayı yüzmekten daha çok severim.I love playing tennis more than swimming.
Bob'la tenis oynadım.I played tennis with Bob.
İnsanlar ten rengine göre yargılanıyor.People are judged by their skin colour.

İlgili Sayfalar